İlk dönem şiirlerinde Nazım Hikmet etkisiyle "toplumcu şiir anlayışı"na yakındır.
Toplumsal kaygıların ön planda olduğu bu dönemde "nasıl" söylediğinden çok "ne" söylediğini önemsemiştir. Bu dönem şiirlerini Köroğlu, İstanbul Kitabı, Günaydın Yeryüzü ve Türkiye Şarkısı adlı kitaplarda topladı.
Galile Denizi adlı eseri ile yeni bir şiir anlayışına geçer. Kendi ifadesiyle "çok boyutlu, çok anlamlı, çağrışımlı, kapalı bir şiir anlayışına" geçti.
Şiirlerinde zengin çağrışımlara, anlamsız ifadelere, yoğun telmihlere yer verdi.
Soyut şiiri, uç noktalara taşımıştır.
"Şiir anlam için yazılmaz" görüşünü savunur. Bu konuda söyledikleri şöyledir: "Şiir anlama bağlı değildir. Anlam düzyazıya özgüdür.", "Şiir bir şey anlatmaz, güzellik bir şey anlatmaz çünkü."
Şiirlerinde aşk, kadın ve cinsellik değişmeyen temalar olarak dikkat çeker.
Düz yazıya yaklaşan şiirleri de vardır.
Hakkında Söylenenler
"Şiirimizin Evliya Çelebi’si. Kıtalar, kentler, insanlar görüyor, ölçüyor, biçiyor; denizcidir, topoğraftır, tarihçidir. Kısaca, görmüş geçirmiş bir seyyah-ı âlem”. (Behçet Necatigil)
"Sanki şiirin kırk türlü yazılacağını kanıtlamak için gelmiş." (M. Fuat)
Eserleri
Şiir Kitapları: Güneşi Yakanların Selamı, İstanbul Kitabı, Günaydın Yeryüzü, Türkiye Şarkısı, Köroğlu, Kül, Galile Denizi, Çivi Yazısı, Deniz Eskisi, Kitaplar Kitabı, Otağ, Pera, Âşıkâne, Taşbaskısı, Mısırkalyoniğne, Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum, Şeyler Kitabı-Ev, Avluya Düşen Gölge, Güzel Irmak, Delta ve Çocuk, Atlas, Şenliknâme, Çok Yaşasın Sayılar, Kuşların Doğum Gününde Olacağım, Lettera Amorosa, Adlandırılmayan Yoktur, Tümceler Geliyorum.
Deneme- Günlük- Otobiyografi:Uzun Bir Adam, Şifalı Otlar Kitabı, El Yazılarına Vuruyor Güneş, Şairin Toprağı, İnferno, Kanatlı At, Logos, Poetika, Şeyler Kitabı, Sel, Kült Kitap, Ben İlhan Berk'in Defteriyim.
Şiirlerinden Örnekler
Atımı İstedim Evin Göğü Gerindi Atımı istedim evin göğü gerindi Çin gülleri bir yerden ordan geliyordum Öyle sular dağların üstüydü isminiz Yeşil, o solukları gibi rüzgarların Bir bin yıl rüzgar değirmeninizde kaldım
Tep kralları gibiydim öyle yalnızdım Bir çağda seni bu beyazlığında tuttum Ak, sabah kalyonlarım hep gökyüzündeydi Ben rüzgar değirmeninizde kaldım
İşte ellerin o dünya kadar Akdeniz Hansı, gecenin pancurunda Berk kuşlarım Ey benim sığlığım eskim karanlığım siz Yitik gülüşünün açtığı sular şimdi Ben o gecelerde saçıydım çocukların Bir bin yıl rüzgar değirmeninizde kaldım
Otağ
Sevgilim, işte eylül Ve işte senin usul usul seğiren yüzün. Zaman ki sonsuzdur Bitmemiş şiirler gibidir. Bazı hüzünleri Bazı nehirleri tutup anlatmak gibidir. Biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık (İsteğin bulanık kıyısında) Bundan değil midir bizim aşkımızda Sürekli bir akşam hüznü vardır.
Sunu
Ben bütün çizgilerde oldum bütün o çizgilerde Her sefer böyle geldi vurdu yaşamama bir deniz Aldı bir yaşamadan bir yaşamaya kodu nasıl Al bir çocuk vardı o korkularda o gecelerde Büyük ulu sular yudu beni çokum artık nasıl Bir deniz size de gelir vurur elbet anlarsınız.
Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretebilmemiz için hem "Takip Et" butonuna tıklayarak hem de yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretebilmemiz için hem "Takip Et" butonuna tıklayarak hem de yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.