13 Şubat 2018 Salı

Türk'ün Ateşle İmtihanı

Mustafa Kemal Paşa ve Halide Edib
Halide Edib Adıvar'ın hatıra türündeki eseri.
Eser, 1918'den 1923 sonlarına kadar olan dönemi ele almaktadır. Kurtuluş Savaşı'nın Halide Onbaşısı içten anlatımı ve gözlem gücüyle o zor günlere ışık tutuyor.

Kitaptan Alıntılar

s.17
Benim o günlerde maddi ve manevi durumum, Mütareke imza edilip de İttifak Kuvvetleri'nin İstanbul'a girişiyle memlekette meydana gelen umumi hislerden başka değildi. Herkes gibi ben de 1914'ten itibaren geçen hadiselerin tesiriyle yorgun, şaşkın ve canımdan bıkkın bir vaziyetteydim. Osmanlı İmparatorluğu çökmüştü.

s.143
Yemeklerimiz Karargâh'ta yiyorduk. Öğle yemeği çok basit ve çabuk geçerdi. Hemen sonra da Mustafa Kemal Paşa, Dr. Adnan,Cami Bey ve Miralay İsmet Bey Ankara'ya inerler, yeni meclisin hazırlığı ile meşgul olurlardı... Konya'da Miralay Fahreddin Bey İstanbul'la Ankara arasında kararsızdı. Bolu, Adapazarı civarı ve İzmit savaş halindeydi. Her ne kadar Ankara tarafsız görünüyorsa da onun da ne zaman harekete geçeceği belli değildi. Tek emniyet noktası, Kazım Karabekir'in Doğu'daki ordusundan ibaretti. Fakat o da bizden 800 km uzaktaydı. Bulunduğu yer dağlarla çevriliydi ve oraya tren yoktu. Bundan başka Kazım Karabekir sınırda olduğu için yerinden kımıldanamazdı.

s.158,159
Ne garip bir durumdaydık. Bir taraftan Hilafet Kuvvetleri halka musallat olmuştu. Bir tarafta Kilikya'da Fransız kuvvetleri halkı öldürtüyor, diğer taraftan Yunanlılar etrafı yakıp yıkıyor, adam öldürüyordu. Nihayet İstanbul'daki İtilaf Kuvvetleri de halkı eziyordu. Âdeta Garb'ın hakikat halde, Şark'a "Sopa Siyaseti" tatbik ettiklerini ve "Kahrolsun Türkler!" diye bağırdıklarını duyuyor gibiydim. Türklerin kendileri de aralarında boğuştukları için milletin ateşle imtihanının en korkunç anlarını yaşıyorduk.

s. 249, 250
Polatlı'ya yerleşir yerleşmez, Yunanlıların Sakarya köylerindeki vahşi hareketleri hakkında çok çirkin haberler aldık. Tamamen hayvanlar gibi hareket etmişlerdi. Polatlı'ya yerleştiğimizin üçüncü günü, İsmet Paşa'ya raporumu götürdüğüm zaman, onu bir Tatar'ın evinin balkonunda buldum. Beni öğle yemeğine alıkoydu. Bana orada yeni bir vazife verdi. Mübalağa ve yalan katmadan Yunanlıların o bölgede yapmış oldukları zulümleri tetkike beni memur etti. Bu Tetkik-i Mezalim adı altında bir vazifeydi.
Burada işim hakkında bilgi vermeye başlamadan önce, dünyada "mücrim millet" (suçlu millet) olmadığını söylemek isterim. Aynı zamanda, barışa engel olan şeylerden birinin de siyasî emeller için isteriye kaçan mübalağalı yazılardır. Böyle bir hareket, gençliğe kötü duygular veriyor, babalarının yaptığından evlatları mesul gösteriyor. Bunun neticesi ya patolojik bir öç alma duygusuna ya da karşı tarafa geçmişten mesul olmayanlarda bir çeşit utanma duygusu uyandırıyor. Siyaset kumarcıları bu duygulardan faydalanarak daima bir milleti ötekinin boğazını sıkmaya zorlarlar. Bundan dolayı, bu faciayı çok tarafsız ve sakin tetkik etmek istiyorum. Ne var ki ben de bunun bazı sahnelerinden çok müteessir oluyordum. 

İlgili Sayfa

Halide Edip Adıvar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.