12 Şubat 2017 Pazar

Tiyatro Terimleri

Adaptasyon: Yabancı bir eseri yer adları, deyimleri, gelenek ve görenekleriyle yerli hayata uyarlama.
Aksesuar: Tiyatro sahnesinde kullanılan eşya
Aksiyon: Genel anlamıyla hareket. Roman, hikaye, tiyatro vb. türlerde konuyu genişleten asıl olaylar.
Aktör: Erkek tiyatro sanatçısı
Aktrist: Kadın tiyatro sanatçısı
Akustik: Tiyatro, konser salonu ve benzeri yerlerin sesleri bozmadan yansıtabilme özelliği.
Anahtar vermek: Geleneksel Türk tiyatrosunda oyundaki tiplerden birinin diğerine nükte yapabileceği bir söz söylemesi. Orta oyununda Pişekâr'ın, gölge oyununda ise Hacivat'ın yaptığı eylem.
Antik Tiyatro: Eski Yunan tiyatrosu
Antrakt: Tiyatro oyunun oynanışı esnasında sahnenin düzenlenmesi, oyuncuların diğer perde için hazırlanması ve seyircilerin dinlenebilmesi amacıyla verilen kısa ara.
Arya: Operada ya da oratoryoda solistin orkestra eşliğinde söylediği ve genellikle kendi içinde bütünlüğü olan şarkı.
Benzetmeci Tiyatro: Yanılsamacı tiyatro. Sahneden yaşananları bir oyun değil hayattan bir kesitmiş gibi veren tiyatro anlayışı. (bk. yanılsama)
Çadır tiyatrosu: Oyunlarını büyük bir çadır içinde yapan gezici tiyatro topluluğu.
Dekor: Tiyatro eserine göre sahneyi düzenlemek için kullanılan nesnelerin genel adı.
Diksiyon: Seslerin, sözcüklerin, vurguların, anlam ve coşku duraklarının hakkını vererek söyleme biçimi.
Dram: Hayatın hem acıklı hem gülünç yanlarının bir arada verildiği oyun. Modern tiyatro
Dramaturg: Tiyatroda, repertuvar politikasını saptamaya yardımcı olan kişidir. Oyun metinlerini okur gerekirse çevirisini yapar, analizler yapıp raporlar hazırlar.
Entrika: Roman, hikaye ve tiyatro türlerinde olayların merak uyandıracak şekilde birbirine dolanması.
Epik tiyatro: Benzetmeci tiyatroya karşıt olarak Bertolt Brecht tarafından ortaya konulan tiyatro türü.Epik tiyatronun amacı, sahne ile seyirci arasındaki duvarı yıkarak seyircinin düşünce üretmesini, bilinçlenmesini sağlamaktır. Benzetmeci tiyatroda seyircinin sahnedeki oyunu, oyun değil de gerçekmiş gibi seyretmesi bir yanılsama oluşturmaktadır ki epik tiyatro bu yanılsamayı kırmak ister.
Epilog (sondeyiş): Oyun bittikten sonra, oyunculardan birinin oyunu bağlamak amacıyla seyirciye dönüp yaptığı konuşma.
Epizot: Yunan trajedisinin ögelerini oluşturan diyaloglu bölümlerin her biri, iki şarkı arasındaki kısım, modern tiyatroda perde.
Fars: Komedinin, sanat yönü az, kaba türü.
Fasıl: Karagöz oyununda asıl vakanın geçtiği bölüm.
Feeri: Halk efsaneleri ile peri masallarından sahneye uyarlanan, abartılı, cinli, perili oyun.
Fuaye: Oyun başlamadan önce ya da antrakt sırasında seyirci için ayrılmış bekleme salonu.
Göstermeci tiyatro: Tiyatronun iki temel türünden biri. Benzetmeci tiyatronun karşıtı olan bu tiyatro anlayışında sahnede gösterilenlere aldanmamak gerektiği, bunun bir oyundan ibaret olduğu vurgulanır. Göstermeci tiyatro, epik tiyatronun da temelini oluşturur. Geleneksel Türk tiyatrosundaki orta oyunu göstermeci tiyatronun tipik bir örneğidir.
Göstermelik: Karagöz oyununda oyun başlamadan önce perdeye yansıtılan “çiçek dolu saksı”, “hayat ağacı”, “fıskiyeli havuz”, “ağaç”, “kalyon” ya da “zümrüdüanka” şeklinde yapılmış ve sabit olarak duran bir tasvirdir. Göstermelik, kamıştan yapılan bir düdük olan narekenin öttürülmesiyle perdeden kaldırılır ki bu hareket oyunun başlamak üzere olduğunu işaret eder.

Hacivat: Gölge oyununun iki eksen tipinden biri. Hacivat; az buçuk okumuş, yarı aydın bir tiptir. Hacivat, tasvirinde yeşil renk hakimdir. Oyunda perdeye ilk çıkan ilk tip Hacivat'tır. Perdeye gelerek perde gazelini okur ve Karagöz'ü perdeye çağırır. Hacivat'ın yer yer kullandığı Osmanlıca sözcükleri Karagöz anlamakta zorluk çeker.
Işkırlak: Karagöz'ün başlığı.
İç Monolog: Bir oyuncunun ruh durumunu ya da düşündüklerini sahnede seyirciye iletmesi.
Jest: Sanatçının el, kol, ayak ve benzeri beden hareketleri.
Kabare: Daha çok güncel konuları taşlayıcı biçimde ele alan, skeçlerden oluşan şarkılı tiyatro.
Kanto: Tanzimat döneminde sahnede gayrimüslim aktristlerce söylenen neşeli şarkılar.

Karagöz: Gölge oyununun iki eksen tipinden biri. Karagöz; hiç okumamış ama zeki bir halk adamıdır. O, oyunun asıl güldürücü unsurudur. Bu nedenle oyun Karagöz oyunu diye de anılır. Karagöz tasvirinde kırmızı renk hakimdir. Karagöz tasviri diğer tiplerden farklı olarak iki sopayla oynatılır. Tek tarafından tutturulan ve Işkırlak denilen şapkası Karagöz düştüğünde arkaya doğru açılır.
Kavuklu: Orta oyunda iki eksen tipten biri. Gölge oyunundaki Karagöz'ün vücut bulmuş halidir. Dışa dönük, özü sözü bir, dobra, sağ duyusu olan okumamış halk tipidir. Karagöz gibi Kavuklu da oyunun asıl güldürücü unsurudur.
Koro: Eski Yunan tiyatrosunda bir grup erkek ve kadından kurulu şarkıcılar topluluğu. Oynanan eserin konusuna da katılırlar ve eserdeki olaya karşı, toplumun duygu ve düşüncelerini temsil ederlerdi.
Kostüm: Sanatçıların rollerine uygun olarak giydikleri kıyafet.
Kulis: Tiyatro sahnesinin arkasında bulunan kısım, sahne arkası.

Libretto: Opera, operet, Oratoryo gibi türlerin metinlerine verilen isim.
Mimik: Bir duygu veya düşüncenin kaş. göz, ağız, yüz hareketleriyle anlatılması.
Mizansen: Bir tiyatro yapıtını sahnede oynanabilecek duruma getirme, sahne düzeni.

Monodram: Tek kişilik oyun
Monolog: Oyunda tek kişinin kendi kendine konuşması, dışa verilen iç ses.
Orta oyunu: Yazılı metni olmayan, gülmeceye dayalı halk tiyatrosu.
Palanga: Orta oyunda oyunun oynandığı yuvarlak ya da oval alan.
Pandomim: Jest ve mimikler ile oynanan sözsüz oyun.
Perde: Oyunun bölümlerinden her biri
Pişekâr: Orta oyunda iki eksen tipten biri. Pişekâr oyun alanına ilk gelen kişidir. Oyunun anlatıcısı ve düzenleyicisidir. Kavuklu 'ya öğüt verip ne yapması gerektiğini söyleyen, bilgiçlik taslayan Pişekâr, gölge oyunundaki Hacivat'ın uzantısıdır.
Piyes: Tiyatro oyunu.
Reji: Sahneye koyma ve yönetme işi.
Rejisör: Yönetmen
Revü:1. Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş, zengin görünümlü, eğlendirici sahne gösterisi. 2. Bu tür gösteriler yapan topluluk.
Repertuvar: 1.Bir sezon boyunca sahnelenecek eserlerin listesi. 2. Bir oyuncunun ezberlediği ve oynadığı rollerin listesi.
Replik: Oyuncuların sahnede birbirlerine söyledikleri sözlerden her biri.
Rol: Oyuncunun tiyatro metnindeki kişiyi canlandırma işi.
Sahne: 1.Oyunun oynandığı yer 2.Kişilerin girip çıkmasıyla oluşan perde bölümleri 3.Tiyatro eserinde bir perdelik bölümün dekor bakımından değişik olan küçük kısımları
Suflör: Kuliste durarak gerektiğinde oyunculara sözlerini fısıldayarak hatırlatan kişi. Sufle veren kişi.
Şakşak: Pişekâr'ın elinde bulunan hafif vurulduğunda şak diye ses çıkaran tahta maşa.
Tablo: Bazı oyun metinlerinde perdelerin küçük bölümlerine verilen isim.
Tirat: Oyuncunun uzun ve kesintisiz konuşması, kendi içine kapalı uzun replik.
Tragedya: Duyguları yaşatmak ve hissettirmek için acıma ve korku duyguları üzerine yazılmış klasik tiyatro türü.
Tuluat: Yazılı metne dayanmayan, doğaçlama. Tuluat tiyatrosu, geleneksel Türk tiyatrosunun türlerinden biri olan orta oyununun modern tiyatroya uyarlanmış halidir.
Tiyatro: 1. Hareket ve sözle bir öyküyü sahnede canlandırma sanatı. 2.Oyunların sahnelendiği yer, yapı, bina. 3. Yapıt, piyes, oyun.
Vodvil: Hareketli ve eğlenceli konulara dayanan hafif güldürü.
Yabancılaştırma: Epik tiyatronun temelini oluşturan yöntem. Oyundaki yanılsamayı kırmak ve seyircinin oyuncuyla ve oyunla, oyuncunun da rolüyle özdeşleşmesini önlemek için geliştirilen yöntemler bütünü. Oyuncuların aynı oyunda birden fazla rolde oynaması, seyircinin arasından konuşarak sahneye çıkması ya da seyirci ile konuşması vb.
Yanılsama: Benzetmeci tiyatro anlayışının temel aldığı yöntem. Seyircinin sahnedeki oyuna kendini kaptırarak gerçekmiş gibi seyretmesi, bir an için seyirci olduğunu unutup sahnedeki olayı yaşamasıdır.

Yenidünya: Orta oyununda evi simgeleyen iki ya da üç kanatlı paravan.

İlgili Sayfalar

Divan Edebiyatı Sözlüğü 
Tasavvuf Edebiyatı Sözlüğü

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.