Varoluşçuluk (Egzistansiyalizm)
 |
| Jean Paul Sartre |
-
Egzistansiyalizm bir felsefe sistemidir.
- İnsanın varoluşunu irdeleyen, insanın dünya ve evren içindeki yerini sorgulayan bir felsefedir.
- Alman filozof Martin Heidegger tarafından ortaya atılmıştır.
- Varoluşçuluğa göre insan kendi değerini kendi yaratır.
- İnsan önce var olur, sonra özünü meydana getirir. Çünkü nasıl olmak istemişse öyle olmuştur. Öz, bu eylemlerin sonucunda oluşan şeydir. Bundan dolayı yaptığı her işten kendisi sorumludur. Başka bir ifadeyle insan kendi özgür eylemleri ile özünü inşa eder.
- Bu ağır sorumluluk ümitsizlik ve bunalım duygularını beraberinde getirmektedir.
Varoluşçu Edebiyat
- Varoluşçuluk, başlangıçta felsefi bir hareket olmasına rağmen,
zamanla anlam ve kapsam genişlemesi yoluyla edebiyatta önemli bir yer
edinmiştir.
- Fransız romancı Jean Paul Sartre'ın bu felsefeyi benimseyerek edebiyata uygulamasıyla varoluşçuluk bütün dünyaya yayılmıştır.
Sartre, varoluşçu felsefeyi şöyle açıklar: "Varoluş özden önce gelir. İyi ama ne demektir bu? Şu demektir: İlkin insan vardır; yani insan önce dünyaya gelir, var olur, ondan sonra tanımlanıp belirlenir, özünü ortaya çıkarır."
İlke ve Özellikleri
- İkinci Dünya Savaşının bunalımlı yıllarında ortaya çıkan bir akımdır.
- Sanatçılar, genel olarak sanayileşme, modernizm ve II. Dünya Savaşı gibi büyük toplumsal etkilere neden olan olgu ve olaylar karşısında bunalan insanı konu almışlardır.
- Varoluşçu edebiyatta bunalım, yabancılaşma, yalnızlık, ölüm, kaygı, umutsuzluk.. gibi temalar sıklıkla işlenmiştir.
- Egzistansiyalist eserlerde standart karakterler yoktur, durumlarla karşı karşıya kalmış insanlar vardır. Karar verme özgürlüğüne sahip olan bu insanlar, karşılaştıkları durumlarda yaptıkları işlerle kendi özlerini yaratırlar.
- Egzistansiyalist eserlerdeki insanların belirli davranış biçimleri olmadığı için yapacakları işler önceden kestirilemez. Bu bakımdan roman örgüsü, okurların merakını sürekli uyanık tutacak şekilde düzenlenir.
- Türkiye'de varoluşçuluğun yansımaları 1940’lı yılların sonundan başlayarak günümüze kadar devam etmiştir. Türk toplumu, Sanayi Devrimi ve II. Dünya Savaşı gibi toplumsal olayların etkisini doğrudan hissetmediği için edebiyatımızda bunların yerini daha çok kültür karmaşasının yarattığı bunalım almıştır.
Temsilcileri
- Dünya Edebiyatı: Jean Paul Sartre, Albert Camus, Simone de Beauvoir, Adre Gide (Fransız); Nietzsche (Alman) ve Franz Kafka (Avusturya)
- Türk Edebiyatı: Yusuf Atılgan, Demir Özlü, Vüs'at O.Bener, Bilge Karasu, Tezer Özlü...
İlgili Sayfalar
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretebilmemiz için hem "Takip Et" butonuna tıklayarak hem de yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.