8 Şubat 2021 Pazartesi

İsmail Habib Sevük (1892-1954)

İsmail Habib Sevük
  • Edebiyat tarihçisi, eğitimci, yazar.
  • 1892'de Edremit’te doğan yazarın asıl adı İsmail Hakkı'dır.
  • 1913'te İÜ Hukuk Fakültesini bitirdi.
  • Kastamonu, Ankara ve Galatasaray liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı.
  • Yazıları; Köroğlu, Yeşil Ilgaz, İzmir'e Doğru, Açıksöz, Yeni Gün, Hakimiyet-i Milliye gibi gazetelerde yayımlandı.
  • Atatürk’ün Anadolu seyahatlerini Anadolu Ajansı muhabiri olarak takip etti.
  • Öğretmenlik dışında Bakanlık bünyesinde idari görevlerde bulundu.
  • 1943'te Sinop milletvekilli seçildi.
  • 17 Ocak 1954'te İstanbul'da öldü.
Sanat Anlayışı
  • Milli Mücadele'yi destekleyen yazılarıyla tanındı.
  • Kastamonu'da çıkan ve Kuvayımilliye'nin en önemli yayın organlarından biri olan Açıksöz gazetesinin başyazarlığını yaptı (1921-1922).
  • "Türk Teceddüt Edebiyatı" isimli eseri Cumhuriyet döneminin ilk edebiyat tarihi kitabı olması açısından önemlidir. Eser, bazı eklemeler ile 1940'ta "Yeni Edebi Geleneğimiz" adıyla basılmıştır.
  • Sanatlı bir üslupla anı ve gezi yazıları da yazmıştır.
  • 1934’te çıktığı Avrupa seyahatinde Bükreş, Tuna, Belgrad, Budapeşte, Viyana, Berlin, Paris, Napoli ve Atina’yı gezen yazar, gezi notlarını "Tuna’dan Batı’ya" ismiyle yayımlamıştır.
Önemli Eserleri
  • Edebiyat Tarihi: Türk Teceddüt Edebiyatı
  • Gezi: Tuna’dan Batıya, Yurttan Yazılar
  • Anı: O zamanlar
  • İnceleme-Araştırma: Avrupa Edebiyatı ve Biz, Edebiyat Bilgileri
Tuna'dan Batı'ya adlı eserden...
"Meğer iki defa giremediğimiz Viyana’nın en içine kadar hatıralarımız girmiş. Hiç umulmayacak yerlerde onlar, şanlı veya tasalı, asırların tozunu silerek karşımıza dikiliyorlar, işte tepeden tırnağa kendilerinin olan İstefani Kilisesi: Dışından bak, kaburgasının bir köşesinde biz varız, açtığımız gediği levhayla yamalamışlar. İçine gir, kabartma mermerden büyük bir abideleri var; elimizden kurtuldular diye bize kabarıyor. Kuleye çık, bir taş gülle gösterecekler, gökten iner gibi, kilisenin beynine düşmüşüz. Dışında, içinde, üstünde; nafile, Türk’ü anmadan burada gezemezsin!"
"Biz her Garplıyı Frenk bildiğimiz gibi Avrupa da her Şarklıyı Türk biliyor. Berlin’in Vatan Evi'ndeki baştan başa Arap dekorlu kahvenin adı Türk’tür; Paris’in Panteonunu (tapınaklarını) görmeye gelen, başları agelli ve sırtları ihramlı müstemleke Müslümanlarına oradaki Fransızların 'Türk Türk' diye söyleşip bakıştıklarına şaşakalmıştım. Kızarak gülüyor ve gülerek kızıyorum: Kızışım bizi bilmeyişlerinden ve gülüşüm yalnız bizi bilişlerindendi! Niye başkasını değil de yalnız bizi bilirler? Ne yapsınlar, Şark’ın yamanlığını Garp yalnız Türk’ten öğrendi. Çok uzakları bırak, daha beri çağlarda bile bizi denizde Barbaros ve Turgut’la, karada Yeniçeri ve akıncılarla tanımıştılar. En çok unutmadıkları hâlâ o kelimelerdir."
İlgili Sayfalar
Yararlanılan Kaynaklar
  • TDV İslam Ansiklopedisi İsmail Habib Sevük Maddesi, Nuri Sağlam
  • Türk Dili Dergisi "Tuna'dan Batı'ya", Selçuk Karakılıç

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.