4 Mart 2017 Cumartesi

Günlüklerin Işığında Tanpınar'la Baş Başa

Ahmet Hamdi Tanpınar
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 1953 - 1961 yılları arasında tuttuğu günlükler. Yazarın ölümünden 13 gün öncesine kadar yazmaya devam ettiği günlüklerden dikkat çeken satırlar:

"Bu defteri seviyorum. Benden sonra okunacağını düşünüyorum. Hoşuma gidiyor. Geçen zamanım görülecek sanıyorum." (s.131)

"28 Mayıs 1960. Sabahleyin iner inmez otelci Türkiye'deki askerî hareketten bahsetti. Vatana ak yüzle döneceğiz. Kurtulduk." (s. 184)

"Hem şarklı hem garplı olabilir miyiz? Elbette ki hayır. Fakat garplı bir şarklı olabiliriz. Şark bizim şimdilik çekirdeğimizdir. Ve galiba da uzun zaman öyle kalacaktır. Hüviyetimizden milletçe çıkmak imkanımız olmadığına göre aksi kabil değil. Bugün Türkiye'nin geçirdiği çeşitli buhranlar arasında bir tanesi var ki hiç kimse ona layıkıyla ad koyamıyor, hatta farkında değil; ışığın altında bir bir türlü görmüyoruz. O da halkla sözde münevverin ve hakiki münevverin arasındaki açıklıktır. Halkı görünce ya sırıtıp soytarılık yapıyoruz, yahut da ona, düpedüz sırt çeviriyoruz." (s.256)

"Gece yarısı öksürükle uyandım ve ilk defa seneye çıkamam korkusu aklıma geldi. Ciddiyetle geldi. Hiçbir şeyi bitiremeden ölmek istemiyorum. O kadar eser ve kullanmadığım o kadar kelime varken..." (s. 278)

"Yeditepe'de bir katırın hakkımda yazdığı makaleyi okudum. Yarabbim ne katır...Okumayan, okuduğunu anlamayan, okuyucuların ve düşünmenin yanından geçmemiş münekkitlerin memleketinde insan ne diye şiir yazar, edebiyatla uğraşır?" (s. 295)

"Sağcılar yalnız Türkiye, gözü kapalı, ezberde kalmış övünmenin ötesine geçmeyen bir Türk tarihi, yalnız iç politika ve propaganda diyor. Sol, Türkiye yoktur ve olmasına da lüzum yoktur diyor; yahut benzerini söylüyor; her gün kıvırdığı, biraz daha kırılan, kendisini entite'ler içinde bir entite olarak alanların ortadan kalkacağı Türkiye istiyor, razı oluyor. Ben ise dünya içinde, ileriye açık, mazi ile hesabını gören bir Türkiye'nin peşindeyim. İşte memleket içindeki vaziyetim." (s.291)

"20 Eylül 1961. Adnan Bey'in ve bir iki gün evvel iki arkadaşının gazetelerdeki resimleri. Ölüm bu fotoğraflarda insana başka türlü görülüyor. Zavallı budala. Kaç defa İsmet Paşa kendisine fırsat vermişti. Başında o kadar sevilen adamdı ki bu sevgi yüzünden bir aziz olabilirdi. Meğer bu adamlar, bu iş, aç tahtakuruları, yer solucanları, kurtlar, yılanlar gibi bekliyorlarmış. Politika... Halk Partisinin en menfur adamı bunların yanında ister istemez evliya kalır. Bu demektir ki her şey rejimde, sistem ve şirazededir. İsmet Paşa şiraze adamdır." (s.313)


İlgili Sayfalar


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.