6 Mart 2017 Pazartesi

Kaygusuz Abdal (? - 1444)

  • Türk mutasavvıf, Alevî - Bektaşî halk ozanı.
  • Hacı Bektaş-ı Veli’den sonra Bektaşîlik tarikatının başına geçen Abdal Musa'ya bağlanarak tasavvuf yoluna girmiştir. Bektaşiler arasında büyük saygı ile anılır ve Bektaşi uluları arasında sayılır.
  • Abdal, eskiden diyâr diyâr gezerek tarikatını yaymaya çalışan dervişlere verilen addır.
  • Kaygusuz Abdal'ın asıl adı Gaybi'dir. Kaygusuz mahlasını ise şeyhi Abdal Musa’dan almıştır. Hayatı hakkındaki bilgilerin çoğu Bektaşi menkıbelerine dayanır. 
  • Hece ve aruzla şiirler söyleyen şairin nesirle yazılmış eserleri de var. Tasavvuf kurallarını halkın anlayacağı biçimde basit ve yalın bir biçimde veren ozanda Yunus Emre etkisi de açıktır.
Nefes
Bu âdem dedikleri
El ayakla baş değil
Âdem mânaya derler
Sûret ile kaş değil

Gerçi et ü deridir
Cümlenin serveridir
Hakk’ın kudret sırrıdır
Gayre bakmak hoş değil
Önemli Eserleri:
  • Divân: Kaygusuz Abdal'ın mürettep (düzenlenmiş) bir divanı yoktur. Farklı nüshalarda farklı sayılarda bulunan şiirlerin büyük bir bölümü gazeldir. 20-30 kadar heceyle yazılmış şiiri vardır ki bunlar daha çok şathiye karakterindedir. Bu şiirlerde Kaygusuz ya Tanrı’yla senli benli konuşmakta ya da dünyanın geçici zevklerine kapılan insanlarla alay etmektedir. Divanın dışında cönklerde ve şiir mecmualarında hece ile yazdığı başka şiirlere de rastlanmaktadır. Aşağıda Kaygusuz Abdal'a ait şathiyeden bir dörtlük verilmiştir:
Âdemi balçıktan yoğurdun yaptın,
Yapıp da neylersin, bundan sana ne
Halk ettin insanı saldın cihana
Salıp da neylersin bundan sana ne
  • Dolapnâme: Kaygusuz Abdal ve yanındakiler, Hacdan gelirken Asi suyu kenarında otururlar. Görürler ki bir dolap su çeker ve bunun iniltisi bir günlük yoldan duyulur. Bu dolabın iniltisi karşısında Kaygusuz Abdal coşa gelip aşağıda bir bölümü verilen biçimde soru cevaplı bir kaside söyler ve bu olaydan sonra bir çok şair su çıkarmaya yarayan dolabın çıkardığı seslerden ilham alarak şiirler yazmış ve bu tip şiirlere de dolapnâme denmiştir.
  • Asıl vatanı olan ormandan kesilen bir ağacın su çıkarmaya yarayan bir alet olan dolap haline gelmesi, insanoğlunun fani dünyadaki haline benzetilmiştir. İnsan da o dolap gibi aslını özlemektir ve asıl olan Allah'tır(vahdet-i vücut). Eserde dünya nimetlerinin geçiciliği ve aldatıcılığı, asıl olanın Allah sevgisi olduğunu anlatılmaktadır. 
Su’âl itdüm bugün ben bir dôlâba
Didüm niçün sürersin yüz bu âba

Neden bagrun delükdür gözlerin yaş
Sebeb nedür sataşdun bu ‘itâba

Kararun yok gece gündüz dönersün
Dökersin dertlü gözlerden hun âba...
(Dolabın Cevabı)
Tolab eydür eyâ çeşmüm çerâgı
İşidmege cevâbım aç kulagı

Benüm budur sorarsan ser-güzeştüm
Ki ben yaylarıdum bir yüce tagı

İrişmezdi boyuma altmış arşun
Belüme dahi on âdam kucağı
  • Mesnevî-i Baba Kaygusuz (I, II, III): Bu mesnevilerde Vahdet-i Vücud anlatılmış, sözün önemi üzerinde durulmuş, ilahi aşk, nefis, gönül, birlik ve beraberlik konuları işlenmiştir.
  • Minbernâme: Kaygusuz Abdal’ın bir cuma namazından sonra hatibin kendisine bakarak söylediği sözler karşısında verdiği cevaptan oluşan 58 beyitlik küçük mesnevisi çok ünlüdür.
  • Budalanâme (Mensur eser): Kendini bilmek, insan sûret midir, can mıdır, kul mudur, sultan mıdır temaları üzerinde durularak bir mürşid-i kâmil’e bağlanmanın gereğini anlatır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.