3 Mart 2017 Cuma

Has - bağçede 'ayş u tarab

Ön sözden
    Osmanlı medeniyeti ve yaşam tarzı söz konusu olduğunda iki ayrı kültürden, halk kültürü yanında bir saray kültüründen söz etmek yerindedir. Saray'ın temsil ettiği ayrıcalıklı seçkinler sınıfının, o zamanki deyimiyle zariflerin - yani zurefânın - yaşam tarzı ve kültürleriyle sıradan halkın, re'âyanın kültürü veya kültür çeşitleri arasındaki derin farkı tarihçi göz önünde tutmak zorundadır. ... Bu kitapta, yüksek saray kültürünü temsil edenlerin, sultan ve nedimlerinin, zurefânın etik ve yaşam kurallarını tespite çalıştık. Menşei itibariyle kadîm İran'a çıkan bu kuralları sistematik biçimde yazıp aktaran, Kabusnâme tarzı eserleri, zurefanın felsefesini yansıtan belli başlı şairleri inceledik, tarihi geleneği izlemeye çalıştık.  (Halil İnalcık)
Mustafa Âlî (1541 - 1600)
    Hâs-bağçe'de 'ayş u 'işret meclisine katılanlarca gözetilecek kuralları özetleyen eseriyle Âlî, bu alanda en önemli kaynaklarımızdan biridir. (s.250)
Ziyafet, Şarap
    Ziyafette sunulan, "istakoç," teke ve midye çeşitleri, nefis yiyeceklerdir. Şarap meclisinde fazla içerek kendinden geçip kötü laflar etmek, kusmak, yahut susup oturmak çoğu kez "âyîn-i Meclis ne idüğüni bilmezler"in kötü halleridir. Bu görgüsüzlükler, zurefâ sınıfına yakışmaz. "Bâde sohbetlerinde börekler ve galiz yağlı yemekler câyiz değüldür." Şarapla beraber giden yiyecekler, yarı-pişmiş kebaplar, ekşilü çorba, kavurma ve köfteler, özellikle balık çeşidi, kavrulmuş badem, balık yumurtası, havyar ve pastırma dolu olmalı, sofra çeşitli mevsim meyveleriyle, çiçek, vazolar ve gül yaprakları ile bezenmelidir. Zevk sahibi ev sahiplerinin şân u şöhreti, bu gibi nefis şeylerin tedarikini gerektirir. (s.257)
Kaçınılacak Davranışlar
    Büyüklerin huzurundayken tükürmek, "ötdürerek sümkürmek," yellenmek, geğirmek, burnunu karıştırmak, kaşınmak, "kalbe keder veren nesneleri anmak, başkalarını küçümseyecek sıfatlar kullanmak, yemek, bıçak ve mendili ile oynamak, izinsiz murabba oturmak" edebe aykırı hareketlerdir; bu gibi işler, şehir oğlanlarına özgüdür. Mahrem yakınları bile olsa, devlet büyüklerinin haremine, iç oğlanlarının oturduğu yere izinsiz girmek doğru değildir. Bir müellif veya şair eserini okurken, "şurası hoşça olmuş," aferin demek nezaketsizliktir; kalanını beğenmedim, övme yerine zemmetme anlamına gelir, edep dışıdır. Büyüklerin meclisinde gılman'a, meclisin "sade-rû hizmetkârlarına nazar-i şehvânî ile göz dikmek" meclisin sahibine karşı ayıptır ve haramdır. Şâyed, sarhoşluk halinde bazen hizmet edenlerden biri gülüp cevap verirse, her ikisinin katline sebep olabilir. Bu gibi küstahlıklar, "şehir oğlanı" cinsinde, yahut sâzende ve gûyendelerde görülür. Mecliste bazı aşağılık şahısların, "hadi esrar, kahve getir, içelim" diye laf etmeleri edepsizliktir. Bu gibileri hemen meclisten kovmak yerindedir. (s.259)
Keyif Veren Maddeler
    Âlî, sâkînâmelerdeki sırayı gözeterek, ilkin keyif veren maddeler üzerinde durur. Keyf için içilen otlar, beng, esrar, berş, meres ve afyondur. Tiryakilik, bağımlılık yapar. Şarabı ve otları içmekte bağımlılık yapmaması için az almalı ... kendinden geçecek kadar fazla içmek "renc-i humâri"ye neden olur. Aklı olan, bu murdar şeyleri yemez. Terkib ve dilber- lebi denilen ma'cunlardan da kaçınmalı. Halk arasında macun ve toz kullanan sayısız esrarkeş, kaybedilmiş haşerat sayılır. (s.260) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.