1 Ekim 2019 Salı

Cahit Külebi (1917-1997)

Cahit Külebi
  • Şair, yazar, öğretmen.
  • 10 Ocak 1917'de Tokat'ın Zile ilçesine bağlı Çeltek köyünde doğdu.
  • 1936'da Sivas Erkek Lisesinden, 1940'da İstanbul Üniversitesi Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu.
  • 1943’ten başlayarak sırasıyla Antalya Lisesi, Ankara Devlet Konservatuvarı ve Gazi Lisesinde öğretmen olarak çalıştı.
  • 1956’da müfettişliğe geçti ve uzun süre bu görevi sürdürdü. 
  • Bir ara Millî Eğitim Bakanlığı kültür müsteşar yardımcılığı yaptı. 
  • 1973’te emekliye ayrıldı. 1976-1983 arasında Türk Dil Kurumu Genel Sekreterliği görevini yürüttü. 
  • 20 Haziran 1997’de Ankara’da öldü.
Sanatçı Kişiliği
  • Cumhuriyet sonrası Türk şiirinde görülen herhangi bir edebî grup veya anlayışa dahil edilemeyen şair daha çok Garip Dışında Yeniliğini Sürdüren Şairler arasında gösterilir.
  • Memleketçi şiire yeni bir ses getirmiştir.
  • İçinden çıktığı toprakları ve o toprağın insanlarını - ideolojik söyleme sapmadan - genelde iyimser ve insancıl duygularla anlattı.
  • Ona göre şiir insanın ana dili çalgısında söylediği bir türküdür.
  • Anadolu'yu ve Anadolu insanını yer yer romantik, yer yer de gerçekçi bakış açısıyla ele aldı.
  • Sivas Yollarında, Tokat’a Doğru, Hikaye, Yurdum gibi şiirlerinde çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği yerlerdeki izlenimlerini anlattı.
  • Şiirlerinde türkülere benzeyen, yalın, doğal ve samimi bir dil kullandı.
  • Şiire geleneksel yapı içinde başladığı halde zamanla serbest şiiri benimsedi.
Eserleri
Şiir Kitapları: Adamın Biri, Rüzgar, Atatürk Kurtuluş Savaşı'nda,Yeşeren Otlar, Süt, Şiirler, Türk Mavisi, Sıkıntı ve Umut, Yangın, Bütün Şiirleri, Güz Türküleri
Düz Yazı: Şiir Her Zaman, İçi Sevda Dolu Yolculuk
Tercüme: Renate, Papatya Falı, Avrupa Konseyi Ülkelerinde Anadili Öğretimi
Şiirlerinden...
Doğu
Yüzlerce, binlerce bit vardı
Çarşaflar, giysiler üzerinde
Kimi yayılırdı, koyun sürüsü
Kimiyse yanaşık düzende
İşte Doğu bu. Bit, deprem ve acı
Mutluluk dediğin, bir lavaş ekmek
Bir avuç ateştir, umut dediğin
Gerisi kar, çamur ve tezek
Kara kan akar gecelerden
Ölüm akar, çaresizlik akar
Yalazlanan ışık, köpek sesleri
Horoz sesleridir, toz gibi kalkar
İşte Doğu bu. Kalmışlık, suskunluk ve acı
Gül dediğin orda kır çiçeğidir
Işkındır, çaşırdır yemiş dediğin
Ecel şerbetidir yârin elinden
İçtiğin içeceğin
İşte Doğu bu. Kesilmiş koyun başı
Gibi bakar orda insan gözleri
Sevdalar, sıcaklık, yumuşaklık
Türkülerde kalmış, bin yıldan beri
Hikaye
Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz
Al tut ellerini bebek
Tut biraz!
Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
Okşa biraz!
Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz!
Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkıyalar basardı
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
Konuş biraz!
Benim doğduğum köylerde
İnsanlar gülmesini bilmezdi
Ben bu yüzden böyle naçar kalmışım
Gül biraz!
Benim doğduğum köylerde
Kuzey rüzgarları eserdi
Hep bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Öp biraz!
Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi
Sen de anlat doğduğun yerleri
Anlat biraz!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.