14 Ocak 2021 Perşembe

Atasözleri ve Özellikleri

  • Atasözü, bir toplumun çağlar boyunca edindiği bilgi, tecrübe ve gözlemlere dayanan, yol gösterip öğüt veren, kalıplaşmış anonim sözlerdir.
  • Atasözü; İslamiyet öncesinde "sav", İslamiyet sonrasında "mesel" ya da "darbımesel" sözcükleriyle karşılanmıştır.
Örnekler
  • Alet işler, el övünür. 
  • → Bir kişi usta da olsa gerekli aletler olmadan çalışamaz.
  • Araba devrilince yol gösteren çok olur. 
  • → İş işten geçtikten sonra verilen öğüdün değeri yoktur.
  • Demir tavında dövülür. 
  • → Her iş zamanında yapılır.
  • Dikensiz gül olmaz. 
  • → İyi ya da güzel olan şeylerin de bir kusuru vardır.
  • Eskiye rağbet olsaydı bitpazarına nur yağardı. 
  • → Her şeyin yenisi sevilir.
  • Eşeğe cilve yap demişler, çifte atmış. 
  • → Kaba ve ahmak kişinin hoşa gitsin diye söylediği sözler ve yaptığı işler, kaba ve incitici olur.
  • Geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler. 
  • → Geçmişte kalan olayların üzerinde durulmasında bir yarar yoktur.
  • Kork aprilin beşinden, öküzü ayırır eşinden. 
  • → Nisan ayının beşindeki hava, çift süren iki öküzü birbirinden ayıracak kadar soğuk olabilir.
  • Sona kalan dona kalır. 
  • → Bir işte geç kalan kişi, istediği şeyi elde edemez.
  • Tarlada izi olmayanın harmanda sözü olmaz. 
  • → Üretmeyen, bir işle uğraşmayan kişinin elde edebileceği bir şey yoktur.
Özellikleri

  • Atasözleri, anonimdir; bu yüzden toplumun ortak malıdır.

  • Atasözlerinin eğitici rolü de vardır. Bir ulusun çağlar boyunca edindiği bilgi, gözlem ve tecrübeyi nesilden nesle aktaran atasözleri, yeni yetişen nesillere sosyal hayatta nasıl davranmaları, neye daha çok önem vermeleri ya da bir işte zorlandıkları zaman ne yapmaları gerektiği gibi konularda yol gösterir: "İki dinle bir söyle.", "Ne ekersen onu biçersin.", "İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır.", "Her işin başı sağlık.", "Her koyun kendi bacağından asılır.", "Rüzgar eken fırtına biçer.", "Sağ elinin verdiğini sol elin görmesin.", "İşleyen demir pas tutmaz.", "Çıkmadık candan umut kesilmez.", "Bir elin nesi var, iki elin sesi var.", "Zahmetsiz rahmet olmaz."...
  • Atasözleri; ait olduğu toplumun yaşam biçimleri, üretim biçimleri, erdemleri, gelenek ve görenekleri, inançları, doğayla ilişkileri gibi birçok konuda ipuçları verir.
  • Atasözleri yargı bildirir. Deyimlerin sadece küçük bir kısmı cümle halindeyken atasözlerinin tamamı cümledir. Az sözcükle çok şey anlatan bu sözler, en fazla bir ya da iki cümleden oluşur.
  • Atasözleri karşımıza farklı cümle yapılarıyla çıkar:
Basit cümle: "Et tırnaktan ayrılmaz.", "Büyük başın derdi büyük olur.", "Ak akçe kara gün içindir.", "Mahkeme kadıya mülk değil." vb.
Girişik birleşik cümle: "Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.", "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.", "Hamama giren terler.", "Doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek." vb.
Şartlı birleşik cümle: "Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar.", "Çobanın gönlü olursa tekeden yağ çıkarır." vb.
Sıralı cümle: "Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste", "Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış.", "Büyük lokma ye, büyük söz söyleme.", "İnsan konuşa konuşa, hayvan koklaşa koklaşa." (eksiltili cümle), "Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az." (eksiltili cümle) vb.
  • Atasözlerinde yüklemler genellikle geniş zaman ya da emir kipiyle çekimlenir:
Geniş zaman: "Ağaç yaşken eğilir.", "Balık baştan kokar.", "Vakit nakittir." (ek eylemin geniş zamanı), "Görünen köy kılavuz istemez.", "Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.", "İki çıplak bir hamama yakışır.", "Sakınılan göze çöp batar."...
Emir kipi: "Ayağını yorganına göre uzat.", "Dost ile ye, iç alışveriş etme.", "Bugünkü işi yarına bırakma."
  • Deyimler gibi atasözleri de kalıplaşmış sözlerdir. Yapılarındaki sözcüklerin yerini değiştirmek ya da yeni sözcükler katmak mümkün değildir. Ancak bazılarının yerleşmiş, kabul görmüş farklı şekilleri vardır: "Ağaca dayanma kurur, adama (veya insana) dayanma ölür", "Cahile söz (veya laf) anlatmak, deveye hendek atlatmaktan güçtür (veya zordur)", "Çok bilen (veya söyleyen) çok yanılır." "Çobanın gönlü olursa (veya olunca) tekeden yağ (veya süt) çıkarır" gibi.
  • Atasözleri genel olarak mecaz anlamlıdır ancak birçok atasözünü gerçek anlamıyla da düşünmek mümkündür: Örneğin, "Mum dibine ışık vermez." sözünü gerçek anlamıyla almaya bir engel yoktur ancak asıl kastedilen mecaz anlamıdır. Bu tür örnekleri artırmak mümkündür: "Beş parmağın beşi bir olmaz.", "Meyve veren ağaç taşlanır.", "Büyük balık küçük balığı yutar.", "Çobansız koyunu kurt kapar.", "Doğmadık çocuğa don biçilmez.", "Görünen köy kılavuz istemez."...
  • Her ne kadar "mecaz anlam" atasözleri için belirleyici bir özellik olarak görülse de mecaz anlam içermeyen atasözlerimiz de vardır: "Bugünkü işini yarına bırakma.", "Dost ile ye iç, alışveriş etme.", "Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna.", "İyilik eden iyilik bulur." vb.
Atasözlerinin Deyimlerden Farkı
  • Atasözleri yargı bildirir yani atasözlerinin tamamı cümle halindedir. Deyimlerin önemli bir kısmı ise sözcük grubudur. Ancak cümle halinde olan deyimler de vardır. "Atı alan Üsküdar'ı geçti", "Kambersiz düğün olmaz." ya da "Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı." gibi. 
  • Bu durumda sözün içerdiği anlama bakılmalıdır. Deyimler, nasihat etmez ya da yol göstermez. Bu işi atasözleri yapar.
  • Deyimler, durumlar için kullanılır. Örneğin, "Ayıkla pirincin taşını." bir işin, içinden çıkılmaz hale geldiğini belirtmek için kullanılır. Sonuç olarak bu söz, sadece bir durum tespitidir. Bu sözden çıkarılacak bir ders yoktur, o nedenle atasözü değil, deyimdir.
Uyarı: Kimi örneklerde iki tür arasındaki ayrım bu kadar net olmaz. Yani atasözü de kabul edilse, deyim de kabul edilse yanlış sayılamayacak örnekler vardır: "Üzümünü ye de bağını sorma." ya da "Sen ağa ben ağa, inekleri kim sağa?" gibi.
İlgili Sayfalar
Yararlanılan Kaynaklar
  • Türkiye Türkçesinde Kalıplaşma, Hürriyet Gökdayı
  • Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü 2, Ömer Asım Aksoy
  • TDK Deyimler Sözlüğü

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.