Can Yücel (1926-1999)
 |
| Can Yücel |
- Şair ve çevirmen.
- 21 Ağustos 1926'da İstanbul'da doğdu.
- Eski Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'in oğludur.
- Ankara Atatürk Lisesini bitirdi. Bir süre Dil Tarih Coğrafya Fakültesinde Alman filolojisi okudu. Sonrasında İngiltere'ye giderek Cambridge Üniversitesinde öğrenimine devam etti ancak mezun olamadı.
- İlk şiir kitabı "Yazma" 1950'de yayımlandı. İlk eserinde görülen coşkulu anlatım ve yaşama sevinci 1973'te yayımlanan ikinci eseri "Sevgi Duvarı" adlı eserden itibaren yerini perde perde yükselen muhalif bir sese bıraktı.
- Askerliğini Kore’de yaptı (1953). Uzun süre Paris ve İngiltere’de yaşayan Can Yücel, Londra’da BBC Türkçe Yayınlar Bölümünde spiker olarak çalıştı.
- Türkiye’ye dönünce Marmaris ve Bodrum’da turist rehberliği yaptı (1963- 65). İstanbul’a yerleştikten sonra da çeviri yapmaya başladı.
- 12 Mart Dönemi'nde (12 Mart 1971 Askerî Muhtırası) yaptığı iki çeviri nedeniyle on beş yıl hapis cezasına mahkûm edildi. İki buçuk yıl yattıktan sonra 1974'te çıkan afla tahliye edildi. "Bir Siyasinin Şiirleri" bu yıllarının ürünüdür.
- Şiirlerinde argo ve müstehcen sözlere yer verdiği gerekçesiyle birçok kovuşturmaya uğradı.
- 1989'dan sonra eşi Güler Yücel'le Datça'ya yerleşti.
- Kanser tedavisi gören Can Yücel hayata gözlerini 12 Ağustos 1999'da İzmir'de yummuş ve Datça'ya defnedilmiştir.
Sanat Anlayışı
- 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirin en özgün isimlerinden biridir.
- Edebî çevrelerde "Türk şiirinin yaramaz çocuğu" olarak tanınmaktadır.
- Türk şiirinde muhalif tavrı ve aykırı kişiliğiyle farklı bir yere sahiptir.
- İroni, mizah, hiciv, argo ve küfür şiir anlayışının anahtar sözcükleridir. Argoyu sokaktan alıp şiirsel bir estetiğe ve silaha dönüştürmüştür.
- Şiirlerinde "kurgusal ben" yoktur. Yaşayan, haksızlıklara öfkelenen, her şeyi olduğu gibi yansıtan şair; şiirlerinde okura kendi sesiyle seslenmiştir.
- Şiirlerinde bilinçli olarak yaptığı dil sapmaları ve alışılmamış bağdaştırmalar üslubunun en belirgin özellikleridir.
Şiir Kitapları: Yazma, Sevgi Duvarı, Bir Siyasinin Şiirleri, Ölüm ve Oğlum, Rengahenk, Gökyokuş, Canfeda, Çok Bi Çocuk, Kuzgunun Yavrusu, Kısa Devre, Gece Vardiyası, Güle Güle/Seslerin Sessizliği, Gezintiler, Maaile, Seke Seke, Alavara
Can Yücel'deki Dil Sapmalarına Örnekler
1. Örnek: "Rengâhenk"
→ Can Yücel, şiir kitaplarından birine isim olarak verdiği "Rengâhenk" iki sözcüğün (renk + ahenk) birleşmesiyle oluşan dil sapmalarından biridir. Şair, çeşitli renkleri olan ya da renk renk anlamına gelen "rengârenk" sözcüğünü "rengâhenk" şeklinde bükerek anlamı güçlendirmek istemiştir.
2. Örnek: "Hıyararşi"
Hıyararşi
Hıyar diyorum,
hayır ben turşuyum diyor.
→ Şairin Rengâhenk kitabında yer alan bu iki dizelik şiirde "hiyerarşi" ile "hıyar" sözcükleri arasındaki benzerlikten hareketle toplumsal otoriteyi ve hiyerarşik yapıyı hicvetmiştir.
3. Örnek: "Kırlangıçlarleyin"
Kırlangıçlarleyin ellerinde fileleri, çantaları
Dağıldılar kırlangıçlarleyin bir meçhule
...
→ Zaman bildiren sözcüklere getirilen "-leyin" ekinin, çokluk eki almış olan "kırlangıçlar" sözcüğüne getirilmesiyle sözcüğe hem “kırlangıçlarla birlikte” hem de “kırlangıçların uçuştuğu vakit” anlamını katmıştır.
4. Örnek: "Sanat-sevicileri"
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat-sevicileri
...
→ "Sevgi Duvarı" şiirinde geçen "sanat-sevicileri" sözcüğü sanatı sadece burjuva zevki ve piyasa unsuru olarak görenleri eleştirmek için "sanatsever" sözcüğü yerine kullanılmıştır.
5. Örnek: "Götümser"
→ Şairin Rengâhenk kitabında yer alan şiirlerden birinin başlığıdır. "Kötümser" sözcüğünün ilk harfi değiştirilerek sözcük, sokak argosuna yaklaştırılmış; bu sayede hiciv dozu yüksek bir sözcük elde edilmiştir.
6. Örnek: "NEŞEYE SONe"
→ "Neşeye Sone" adlı şiirde başlığın "NEŞEYE SONe" şeklinde yazılması da görsel bir dil sapmasıdır. Şair burada tek bir kelimede hem "neşe için yazılan sone (şiir türü)" hem de "neşenin sona ermesi" anlamlarını aynı anda çağrıştırmıştır.
Çeviri Anlayışı / Önemli Çevirileri
- Can Yücel, şair kimliğinin yanı sıra Türk edebiyatının önemli çevirmenlerinden biridir.
- Çeviriye "başka bir dilde yeniden yaratma" gözüyle baktığı için, çevirdiği kitapların altına "çevirmen" yerine "Türkçe söyleyen" kaydını düşmüştür.
- Shakespeare'in "To be or not to be" (Olmak ya da olmamak) sözünü "Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin" diye çevirmesi bu anlayışın en çarpıcı örneğidir.
- Dünya edebiyatından çevirdiği şiirleri "Her Boydan" adlı kitabında toplamıştır.
- Şair, bunun yanı sıra B. Brecht (Şvayk Hitler ’e Karşı), W. Shakespeare (Bahar Noktası, Hamlet, Fırtına), Federico Garcia Lorca (Don Cristobita ile Dona Rosita), Peter Weiss (Saloz'un Mavalı) gibi önemli yazarların oyunlarını Türkçeye kazandırmıştır.
Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin,
O çapkın babamı ben öyle sevdim.
Bilmezdi ki oturduğumuz semti,
Geldi mi de gidici -hep, hepp acele işi!
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.
Atlastan bakardım nereye gitti,
Öyle öyle ezber ettim gurbeti.
Sevinçten uçardım hasta oldum mu
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a,
Bir helalleşmek ister elbet, değil mi oğluyla!
Tifo iken başardım bu aşk oyununu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.
En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, can evim.
Hayatta ben en çok babamı sevdim
Sevgi Duvarı
Sen miydin o, yalnızlığın mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat-sevicileri
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi
Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilâkisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
Çöpçülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
İlgili Sayfa
Yararlanılan Kaynaklar
- Can Yücel'in Şiirlerinde Toplumcu Gerçekçilik ve Eğitim, Mehmet Arslan
- Duvarı Aşmak: Karnavalesk Kuramı ve Can Yücel’in “Sevgi Duvarı” Başlıklı Şiiri, Gökhan Tunç
- Can Yücel’in Hayatı, Edebî Çevresi ve Şiirlerinin İncelenmesi, Jale Gülgen Börklü
- YKY Edebiyatçılar Ansiklopedisi, Can Yücel Maddesi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretebilmemiz için hem "Takip Et" butonuna tıklayarak hem de yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.