Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?
İnsanlar anlaşıldı. Cihanın da sırrı yok,
Kalsaydı terkeşimde bugün tek bir altın ok
En tatlı bir hayal için atmazdım ufkuma.
Dalsın yakında gözlerim artık son uykuma!
"Yalnız duyan yaşar" sözü, derler ki doğrudur
"Yalnız duyan çeker" derim, en doğru söz budur
Gördüm ve anladım yaşamak macerasını
Bâkiyse ruh eğer dilemezdim bekasını
Hülyası kalmayınca hayatın ne zevki var?
Bitsin, hayırlısıyla bu beyhude sonbahar
Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi,
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi
Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958)
Sözcükler
ülfet: alışma, kaynaşma, dostluk, anlaşabileceği kişilerle güzel bir şekilde görüşüp konuşma.
uzlet: Bir köşeye çekilip toplumdan, insanlardan uzak, yalnız başına yaşama; görünüşte halkla olduğu hâlde gerçekte kalben onlardan ayrı olma.
terkeş: Sırtta taşınan ok çantası.
baki: geriye kalan, ölümsüz, kalıcı olan (Şiirde ruhun ölümsüzlüğü kastedilmiştir)
beka: ölümsüzlük, kalıcılık
Yapısal Özellikler
Aralarda tekli mısralar kullanılarak modern bir düzen oluşturulmuştur.
Şiirde "mesnevi tipi uyak düzeni" kullanılmıştır: aa / bb / cc...
Aruz ölçüsü: Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün
Kendi Gök Kubbemiz
"Düşünce" adlı bu şiir "Kendi Gök Kubbemiz" adlı eserde yer almaktadır. Eser, Yahya Kemal’in sağlığında planlanmasına karşın kendisinin ölümünden sonra basılabilmiştir. Yahya Kemal, bu kitabında ölüm temasının dışında aşk, tarih, sonsuzluk, deniz ve İstanbul üzerinde durmuştur.
Eser, üç bölümden oluşmaktadır:
1. Kendi Gök Kubbemiz
2. Yol Düşüncesi (Şiir, bu bölümde yer almaktadır.)
3. Vuslat.
Şiirin Açıklaması
Ülfet belalı şey, fakat uzlet sıkıntılı
Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?
İnsanlar anlaşıldı. Cihanın da sırrı yok
Dizeler ömrünün son dönemine gelmiş şairin yaşadığı çaresizliği ve ikilemi anlatmaktadır. İnsan içine çıkmak, dostluklar kurmak ve topluma karışmak (ülfet) şair için "belalı" bir uğraştır. Çünkü insan ilişkileri beraberinde hayal kırıklıklarını, yanlış anlaşılmayı, maskeleri ve samimiyetsizliği getirmektedir. Ancak şair için insanlardan kaçmak (uzlet) da bir çözüm olmaz hatta bu, sıkıntılı bir durumdur. Kişinin yalnızlıktan beklediği şey ruhu dinlendirmesidir. Hâlbuki yalnızlık -bir de yaşlılık dönemiyle birleştiğinde- insanın geçmişiyle, pişmanlıklarıyla ve ölüm gerçeğiyle yüzleşmesine neden olmaktadır.
Zaten hayat boyu edindiği tecrübeler ona insan doğasını tamamen öğretmiş, dünyada merak edilecek pek de bir şey kalmamıştır. Tüm bunlar; uzun yıllar diplomat olarak görev yapan, hiç evlenmeyen ve ömrünün son yıllarını da ünlü Park Otelde dostları ve hayranları arasında geçiren şair için önemli bir ikilemdir. İnsanların arasında yorulup incinecek, yalnız kalsa sıkılıp kendisiyle uğraşmaya başlayacaktır.
Kalsaydı terkeşimde bugün tek bir altın ok
En tatlı bir hayal için atmazdım ufkuma.
Dalsın yakında gözlerim artık son uykuma!
Geçen yılların getirdiği doymuşluk ve bıkkınlık o kadar büyüktür ki elinde geleceğe dair bir umudu, son bir ideali (altın ok) kalmış olsaydı bile, bunu yeni bir hayal peşinde harcamayacağını söyler. Bu ruh hâli de şairi, ölümü (son uyku) bir kurtuluş olarak görmesine neden olur.
"Yalnız duyan yaşar" sözü, derler ki doğrudur
"Yalnız duyan çeker" derim, en doğru söz budur
"Yalnız duyan yaşar" sözü "Hayatı sadece derinden hissedebilen, anlayıp kavrayabilen insanlar gerçekten yaşar." anlamındadır. Şair bu fikre katılsa da bunun sonuçlarını söylemeyi de ihmal etmez. Bu insanların ödemesi gereken bedeller vardır çünkü bilmek ve hissetmek, insana mutluluktan çok birçok hayal kırıklığı ve ızdırap yüklemektedir. Tüm bunlar da kalabalıklar içinde yalnız hissetmesine neden olmaktadır.
Gördüm ve anladım yaşamak macerasını
Bâkiyse ruh eğer dilemezdim bekasını
Hülyası kalmayınca hayatın ne zevki var?
Bitsin, hayırlısıyla bu beyhude sonbahar
Yahya Kemal'in şiirlerinde "ölüm" teması farklı şekillerde algılanmıştır. Bu bağlamda ölüme bakışı gerçekçi (realist), sonsuzluk/hayaller âlemi ve dinsel olmak üzere üçe ayrılabilir. "Kendi Gök Kubbemiz" adlı eserde yer alan bu şiirde ise şairin ölüme realist bir tarzda yaklaştığı görülmektedir. Şiire göre Yahya Kemal için hayatın sonu; insanların, hayatın çözülmesi ve hayallerin bitmesiyle yakından ilgilidir: "Gördüm ve anladım yaşamak macerasını"
Dünyadaki macerası onun için cazibesini yitirmiştir. Hatta ölümden sonra ruhun ölümsüzlüğü (bekası) fikri bile ona cazip gelmez çünkü var olmaktan yorulmuştur. Yahya Kemal’in şiir anlayışında "hülya" (hayaller, idealler, yaşama arzusu) hayatın can damarıdır. Geleceğe dair hiçbir ümidi ve hayali kalmayan insan için yaşam, anlamını yitirerek yük olmaya başlar. Şair, ömrünün bu son dönemini bir "sonbahar" olarak görür ve bu beyhude (boş/anlamsız) bekleyişin bir an önce hayırlısıyla nihayete ermesini ister.
Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi
Yaşam, belli bir zamanla sınırlandırılmış olsa da insana verilen değerli bir hazinedir. Bunun farkına varamayan insanlar için yaşamak sıradan bir görevi yerine getirmekten öteye geçmeyecektir. Başka bir deyişle farkındalığını, üretkenliğini, keşfetme arzusunu ve en önemlisi ruhunu kaybeden insan; biyolojik olarak yaşasa da aslında o değerli hazineyi çoktan tüketmiş demektir.
Yahya Kemal’e göre asıl trajedi, toprağa girmek değil; insanın henüz hayattayken ümidini, heyecanını ve yaşama sevincini yitirmesidir. Biyolojik olarak nefes alıp vermek yaşamaya yetmez; ruhunu, ideallerini ve anlam arayışını kaybeden insan, fiziksel ölümden çok önce asıl ölümü tatmış olur.
İlgili Sayfa
.png)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretebilmemiz için hem "Takip Et" butonuna tıklayarak hem de yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.