Ormanda Büyüyen Adam Azgını

Taşlama

Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda insan beğenmez
Medrese kaçkını softa bozgunu
Selam vermek için kesan beğenmez

Âlemi tan eder yanına varsan
Seni yanıltır bir mesele sorsan
Bir cim çıkmaz eğer karnın yarsan
Camiye gelir de erkân beğenmez

Elin kapısında kul kardaş olan
Burnu sümüklü hem gözü yaş olan
Bayramdan bayrama bir tıraş olan
Berbere gelir de dükkân beğenmez

Dağlarda bayırda gezen bir yörük
Kimi tımar sipah kimi ser-bölük
Bir elife dili dönmeyen hödük
Şehristana gelir ezan beğenmez

Bir çubuğu vardır gayet küçücek
Zum-ı fâsidince keyif sürecek
Kırık çanağı yok ayran içecek
Kahveye gelir de fincan beğenmez

Yaz olunca yayla yayla göçenler
Topuz korkusundan şardan kaçanlar
Meşe yaprağını kıyıp içenler
Rumeli Yenicesi duhan beğenmez

Aslında neslinde giymemiş hâre
İş gelmez elinden gitmez bir kâre
Sandığı gömleksiz duran mekkâre
Bedestene gelir kaftan beğenmez

Kazak Abdal söyler bu türlü sözü
Yoğurt ayran ile hallolmuş özü
Köyden şehre gelen bir köylü kızı
İnci yakut ister mercan beğenmez

Kazak Abdal (?-?)

Romanya Türklerinden olan ozanın asıl adı Ahmet'tir. Hayatı hakkında pek bilgi yoktur. 17. yüzyılda yaşadığı düşünülmektedir. Şiirlerinde genellikle toplumdaki olumsuz, kötü tipleri taşlamada büyük ustalık göstermiştir.

Not: Bu ünlü taşlama -Kazak Abdal'dan yaklaşık iki yüzyıl sonra- 19.yüzyıl halk ozanı Seyrani tarafından tekrar ele alınarak yorumlanmıştır. Okumak için tıklayınız.

Sözcükler

softa: Medrese öğrencisi
kesan: İnsan (Farsça kişi anlamına gelen "kes" sözcüğünün çoğuludur.)
tan etmek: Bir kişiyi veya durumu kötülemek, kınamak, ayıplamak.
cim: Arap alfabesinin beşinci harfi.
erkân: yol yordam, bir topluluğun ileri gelenleri, büyükler, üstler.
tımarlı: Şiirde ölçüye uydurmak için tımar şeklinde kullanılmıştır. Tımar, Osmanlı Devleti’nde ve Anadolu Selçuklularında belirli bir hizmet karşılığında şahıslara tahsis edilen toprak parçası. Tımarlı ise tımar sahibi olan kimse anlamındadır.
sipah/sipahi: Osmanlılarda kapı kulu teşkilatındaki atlı asker.
ser-bölük: Osmanlı askerî ve idari teşkilatında bölükbaşı ile eş anlamlı olarak kullanılan bir terimdir. Farsça "baş, lider" anlamına gelen ser kelimesi ile Türkçe bölük kelimesinin birleşmesiyle oluşmuştur.
hödük: Görgüsüz, kaba, anlayışı kıt (kimse).
şehristan: Farsça kökenli bir kelime olup büyük şehir anlamındadır.
zu'm: Zan, bâtıl zan, boş inanç.
fasit/fasid: Bozuk, kötü
zu'm-ı fasit: Yanlış akıl yürütme
şar: şehir
duhan: tütün
Rumeli Yenicesi duhanı: Osmanlı İmparatorluğu zamanında dünyaca ün kazanmış bir tütün çeşidi. Şiirin farklı bir versiyonunda dize "
Rumeli bohçası duhan beğenmez" şeklindedir.
hâre. bir kumaş türü.
kâre/kâr: Bir iş sonucunda elde edilen fayda, çıkar.
mekkâre: Taşıma işlerinde kullanılan at, deve, katır vb. hayvanlar. Şiirde bu işi yapan kişi anlamında kullanılmış olup sözcük halk ağzında hilekâr, düzenbaz gibi anlamlara da gelmektedir.
bedesten: Kumaş, mücevher vb. değerli eşyaların alınıp satıldığı kapalı çarşı.

İlgili Sayfalar

👉 Halk Edebiyatı Ana Sayfa

👉 Halk Edebiyatı Çıkmış Sorular

Yararlanılan Kaynak

Türk Halk Şiiri, Mustafa Sever
Türk Şiirinde Tanrıya Kafa Tutanlar, İsmet Zeki Eyuboğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretebilmemiz için hem "Takip Et" butonuna tıklayarak hem de yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.