Ziya Gökalp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ziya Gökalp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ziya Gökalp (1876-1924)

Ziya Gökalp
  • Düşünce insanı, sosyolog, yazar, öğretmen.
  • Asıl adı Mehmet Ziya'dır. 
  • 1876'da Diyarbakır'da doğdu.
  • Babası Diyarbakır Evrak Müdürü Mehmet Tevfik Efendi'dir.
  • Babasını küçük yaşta kaybetti. Onu himayesi altına alan amcası Müderris Hüseyin Hasib Efendi'den Arapça, Farsça ve İslam felsefesi dersleri aldı.
  • Diyarbakır Askerî Rüştiyesinden 1890'da mezun oldu.
  • Diyarbakır Mülki İdadisinin dördüncü sınıfındayken öğrenimine İstanbul’da devam etmek istedi (1894).
  • Amcası Diyarbakır'da kalarak kızıyla evlenmesi için ısrar etti. Ailesinin baskısı altında bunalan Mehmet Ziya, kafasına bir kurşun sıkarak intihara teşebbüs etti. Kafasına saplanıp kalan kurşunun beynine zarar vermemesiyle ölümden döndü.

Lisan

Güzel dil Türkçe bize,
Başka dil gece bize
İstanbul konuşması
En saf, en ince bize.

Lisanda sayılır öz
Herkesin bildiği söz;
Manası anlaşılan
Lügate atmadan göz.

Uydurma söz yapmayız,
Yapma yola sapmayız,
Türkçeleşmiş, Türkçedir;
Eski köke tapmayız.

Açık sözle kalmalı,
Fikre ışık salmalı;
Müterâdif sözlerden
Türkçesini almalı.

Yeni sözler gerekse,
Bunda da uy herkese, 

Halkın söz yaratmada
Yollarını benimse.

Yap yaşayan Türkçeden,
Kimseyi incitmeden.
İstanbul’un Türkçesi
Zevkini olsun yeden.

Arapçaya meyletme,
İran’a da hiç gitme;
Tecvidi halktan öğren,
Fasihlerden işitme.

Gayn’lı sözler emmeyiz,
Çocuk değil, memeyiz!
Birkaç dil yok Turan'da,
Tek dilli bir kümeyiz.

Turan'ın bir ili var
Ve yalnız bir dili var.
Başka dil var diyenin,
Başka bir emeli var.

Türklüğün vicdanı bir,
Dini bir, vatanı bir;
Fakat hepsi ayrılır
Olmazsa lisanı bir.

(1916, Yeni Hayat)


Bilinmeyen Sözcükler

lügât: sözlük
müteradif: eş anlamlı
yed(mek): yanında gezdirmek
tecvid: Kur'an Kerim'i harflerinin söyleyişine dikkat ederek okumak
fasih: düzgün konuşma yeteneğine sahip kişi
gayn: Arapçada bir harf (غ)
Turan: Dünyadaki bütün Türkleri bir bayrak altında toplama ideali

Çobanla Bülbül

Çoban kaval çaldı, sordu bülbüle:
Sürülerim hani, ovam nerede?
Bülbül sordu boynu bükük bir güle:
Şarkılarım hani, yuvam nerede?

Ağla çoban, ağla ovan kalmadı,
Gözyaşı dök, bülbül, yuvan kalmadı.

Çoban dedi: "Ülkeler hep gitse de
Kopmaz benden Anadolu ülkesi.
Bülbül dedi: "Düşman haset etse de
İstanbul’da şakıyacak Türk sesi!"

Çalış çoban, çalış kurtar öz yurdu!
Şairlerden topla, bülbül, bir ordu!

Çoban dedi: "Edirne'den ta Van'a,
Erzurum'a kadar benim mülklerim!"
Bülbül dedi: İzmir, Maraş, Adana,
İskenderun, Kerkük en saf Türklerim!"

Sarıl çoban, sarıl mülkü bırakma!
Yâd elinde, bülbül, Türkü bırakma!

Çoban dedi: "Sürülerim hep kaçsa,
Bir sürüm var, kaçmaz, adı: Türk ili!"
Bülbül dedi: "Şarkı ölsün yok tasa;
Türkülerim yaşar, söyler halk dili!"

Yalvar çoban, yalvar ilin kurtulsun!
Dile Hak'tan, bülbül, dilin kurtulsun!

Ziya Gökalp

Vatan

Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,
Köylü anlar manasını namazdaki duanın...
Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur'an okunur,
Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Huda'nın...
Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın! 


Bir ülke ki toprağında başka ilin gözü yok,
Her ferdinde mefkure bir, lisan, âdet, din birdir
Mebusanı temiz, orda Boşo'ların sözü yok,
Hududunda evlâtları seve seve can verir;
Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!

Bir ülke ki çarşısında dönen bütün sermaye,
Sanatına yol gösteren ilimle fen Türk'ündür,
Hirfetleri birbirini dâim eder himaye;
Tersaneler, fabrikalar, vapur, tren Türk'ündür;
Ey Türkoğlu işte senin orasıdır vatanın!

Ziya Gökalp

Bilinmeyen Sözcükler

mefkure: ülkü
mebusan: milletvekilleri
Boşo: Rum milletvekili Yorgi Boşo Efendi. Görevi süresince yalnız Patrikhane ile Rum okullarını gözettiği için eleştirilen Boşo Efendi'nin kendisine yapılan eleştirilere şöyle cevap verdiği iddia edilir: "Osmanlı Bankasının sermayesi, yöneticileri ve bütün çalışanları yabancı olup yalnız adı Osmanlı’dır! Benim Osmanlılığım da Osmanlı Bankasınınki kadardır.”
hirfet: küçük el sanatlarına verilen genel isim
himaye etmek: korumak, kollamak

Turan Günümüz Türkçesi

Nabızlarımda vuran duygular ki, tarihin
Birer derin sesidir, ben sahifelerde değil,
Güzide, şanlı necip ırkımın uzak yakın
Bütün zaferlerini kalbimin tanininde,
Nabızlarımda okur, anlar, eylerim tebcil.
Sahifelerde değil, çünkü Attilâ, Cengiz,
Zaferle ırkımı tetvic eden bu nâsiyeler,
O tozlu çerçevelerde, o iftira-âmiz
Mubit içinde görünmekte kirli, şermende;
Fakat şerefle nümayân Sezar ve İskender!
Nabızlarımda evet, çünki ilm için müphem
Kalan Oğuz Han'ı kalbim tanır tamamiyle,
Damarlarımda yaşar şan ve ihtişamıyla
Oğuz Han, işte budur gönlümü eden mülhem:

Vatan ne Türkiye'dir Türklere ne Türkistan;
Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan...


Ziya Gökalp

Bilinmeyen Sözcükler

sahife: sayfa
güzide: seçkin
necip: soylu
tanin: tınlamak
tebcil: yüceltme
tetvic: taç giydirme, taçlandırma
nâsiye: yüz
iftira-âmiz: iftira ile karışık
mubit: çevre
şermende: utanmış, mahcup
nümayan: görünen
müphem: belirsiz
mülhem: ilham edilmiş ve güzel
müebbet: sonsuz, ebedi
Turan: Dünya üzerinde yaşayan bütün Türkleri bir bayrak altında toplama ideali.

Günümüz Türkçesi

Nabızlarımda vuran duygular ki, tarihin
Birer derin sesidir, ben sayfalarda değil,
Seçkin, şanlı, soylu ırkımın uzak yakın
Bütün zaferlerini kalbimin sesinde
Nabızlarımda okur, anlar, yüceltirim
Sayfalarda değil, çünkü Attilâ, Cengiz,
Irkımı zaferle taçlandıran bu yüzler
O tozlu çerçevelerde, o iftira dolu
Çevre içinde kirli gösterilerek mahcup durur
Fakat şerefle görünür Sezar ve İskender (!)
Nabızlarımda evet, çünkü bilim için belirsiz
Kalan Oğuz Han'ı kalbim tanır tamamıyla
Damarlarımda yaşar şan ve ihtişamıyla
Oğuz Han, işte budur gönlüme güzel ilham(lar) veren

Vatan ne Türkiye'dir Türklere ne Türkistan;
Vatan büyük ve ebedî bir ülkedir: Turan...


Ziya Gökalp