16 Mayıs 2018 Çarşamba

Enderunlu Fâzıl (1756? - 1810)

  • Akkâ (Filistin) doğumlu olan şairin asıl adı Hüseyin'dir. 
  • Enderun'da yetiştiği için Enderuni veya Enderunlu diye anılır. 
  • Dedesi Akkâ muhafızı Zâhir Ömer ve babası Ali Tâhir Osmanlı Devleti’ne karşı isyan ettikleri için öldürülmüşlerdir.
  • Fazıl ve kardeşi Hasan Kaptanıderya Gazi Hasan Paşa tarafından İstanbul'a getirilerek 1775 yılında Enderuna verilmiştir.
  • Oldukça zeki ve yetenekli olmasına rağmen aşk maceraları ile eğlenceye olan düşkünlüğü nedeniyle Enderundan atıldı (1783 - 84). 
  • Yaklaşık 12 yıl İstanbul'da düşkün bir şekilde yaşayan Fazıl, yazdığı kasidelerle çektiği sıkıntıları duyurmaya çalıştı.
  • III. Selim döneminde affedilerek Rodos Vakıflarına bakmakla görevlendirildi. Daha sonra Halep defterdarlığında memuriyet, Erzurum ve yöresini teftiş gibi görevlerde bulundu.
  • Bir şikayet üzerine 1800’de Rodos'a sürüldü. 
  • Rivayete göre kendisiyle birlikte Rodos'ta sürgün hayatı süren Ebubekir Râtib Efendi'nin idam edilmesinden duyduğu dehşet sebebiyle gözlerini kaybetti. Bu durum üzerine, kendisine İstanbul'a dönmesi için izin verildi. 
  • Şairin yaklaşık 10 sene yatalak kaldıktan sonra ölümünden bir iki yıl önce gözlerinin açıldığı belirtilmektedir. 
  • 1810 yılında vefat eden şair, geçimini sağlayabilmek için kör ve yatalakken bile padişaha ve dönemin devlet büyüklerine kasideler sunmuştur.
Sanat Anlayışı
  • Mahallileşme akımının önemli temsilcilerinden biridir. Yaşadığı hayatı ve çevreyi realist çizgilerle ortaya koyması Fazıl'a divan edebiyatında önemli bir yer sağlamıştır.
  • Özellikle mesnevilerinde ele aldığı konular nedeniyle kimi araştırmacılarca bayağılığa düşmekle eleştirilmiştir.
  • Şair, hayatının büyük bölümünü sürgün ve affedilme arasında geçirdiği için divanında dönemin ileri gelenlerine yazılmış 90'a yakın kaside vardır.
  • Gazellerinde Nabî ve Nedîm'in etkileri açıktır.
  • Kasidelerinde acizlik ve yoksulluğun pençesinde kıvranan bir üslubun izleri varken gazellerinde dünyaya tozpembe bakan şuh bir edanın varlığı sezilmektedir. 
  • Fazıl’ın Dîvân’ından başka Defter-i Aşk, Zenânnâme, Hûbânnâme, Çenginâme (Rakkâsnâme) ve Sûrnâme-i Şehriyâr adlı eserleri vardır. 
Eserleri
Divan: Divan 1842'de Bulak'ta ve İstanbul'da basılmıştır. Divandaki kasideler öz ve anlatım bakımından klasik kaside örneklerine kıyasla daha canlı olup günlük hayata ve çevreye daha çok yönelmesi açısından da dikkat çekicidir.
Defter-i Âşk: Şairin kendi yaşamından kesitler içeren yapıtı. Eser şairin hemcinsleriyle yaşadığı aşk maceralarını, kendi dilinden anlattığı 438 beyitlik bir mesnevidir. Mesnevinin içinde yer alan Çingene düğünü tasviri orijinaldir.
Hûbânnâme (Güzeller Kitabı): 796 beyitten oluşan mesnevide “Hangi millette güzel çoktur?” sorusundan hareketle farklı milletlerden erkeklerin belirleyici özellikleri anlatılır. 
Zenannâme (Kadınlar Kitabı): Eser Hûbânnâme'yi bütünleyici niteliktedir. 1112 beyitten oluşan eserde İstanbullu kadınlar ile farklı milletlere mensup kadınların özellikleri anlatılmıştır. Fâzıl'ın kadınlar hamamını anlattığı bölüm dikkat çekicidir. (Zenanname hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.)
Çenginâme: Fâzıl'ın farklı din ve milletlerin erkek çengilerinden bahsettiği, murabba nazım şekliyle kaleme alınmış eseridir. 118 bentten oluşan eser, Rakkasnâme olarak da bilinmektedir. Fâzıl, erkek dansçılar için kullanılan "köçek" terimi yerine daha çok kadın dansçılar için kullanılan "çengi"yi tercih etmiştir. Çenginâme, bir şehrin güzellikleri veya kadın/erkek güzelleri anlatıldığı  şehrengiz türünün farklı bir örneği olarak kabul edilebilir. 
Büyük Âfet o güzel Yoràaki
Sìme benzer o vücûd-ı pâki
O edâ ol reviş-i çâlâki
Sanma dünyâda anın benzeri var
Sûrnâme-i Şehriyâr: Eser I. Abdülhamit’in şehzadeleri Mustafa ve Süleyman'ın Bed-i Besmele törenlerini ve kutlamalarını anlatır. “Besmeleye başlamak” anlamına gelen Bed-i Besmele, Osmanlı Devleti'nde çocukların ilk mektebe  başlarken düzenlenen törene verilen isimdir. Tören, günümüzdeki okuma bayramlarına benzer bir fonksiyona sahiptir. Törene mektepteki diğer çocuklar da katılırdı. Törende edilen dualara âmîn dendiği için çocukların oluşturduğu topluluğa âmîn alayı adı verilirdi.
Yararlanılan Kaynaklar 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.