1 Nisan 2017 Cumartesi

Nedim (1681 - 1730)

  • 18.yüzyıl divan şairi.
  • Asıl adı Ahmet olan Nedim, İstanbul doğumludur.
  • Medrese eğitimi alan şair, Arapça ve Farsçayı bu dillerde şiir yazacak kadar iyi öğrendi. 
  • Ömrü boyunca müderrislik yaptı.
  • Şiiriyle olduğu kadar, hoş sohbeti ve neşeli tabiatı ile de aranıp sevilen bir şairdir.
  • Şair, gerek yaşamı gerekse sanat anlayışı nedeniyle Lale Devri'nin sembol isimlerinden biridir (III. Ahmet Dönemi).
Sonradan Lale Devri olarak anılmaya başlanan bu dönem, 1718 yılında Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başlayıp, 1730 yılında Patrona Halil İsyanı ile son bulur.
  • Eski edebiyatımızda, yaşadığı dönemle bu kadar bütünleşen başka bir şair yoktur.
  • Nedim'i Topkapı Sarayı'na yakınlaştıran Lale Devri'nin sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'ya yazdığı kasideler olmuştur.
  • Nedim, şiirlerinde kusursuz bir İstanbul Türkçesi kullanır.
  • Şair şöhretini gazel ve şarkılarıyla sağlamıştır.
  • Nedim, yerli nazım şekli olan şarkının en büyük ustası olarak kabul edilir. 
  • Tek eseri Divanı'dır.
  • Divanda dikkat çeken nazım şekilleri ve sayıları şöyledir:
  • 166 gazel, 33 şarkı, 43 kaside, 2 koşma...
  • Şiirlerinin tasavvufla ilişkisi yoktur.
  • Hikmetli sözler de söylemez (Didaktik değildir).
  • Kasidelerinde, fahriyeye yer vermemiştir.
  • Şiirlerini ve üslubunu, dönemin renkli yaşantısının da etkilediği açıktır. (bayramlar, helva sohbetleri, şehzadelerin doğuşu, düğünler, eğlenceler)
  • Şiirlerinde İstanbul'un eşsiz güzelliklerini anlatan şair, bu şehre duyduğu hayranlığı şöyle ifade eder:
Bu şehr-i Sıtanbûl ki bî-misl-ü behâdır
Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedadır
(Bu İstanbul şehri ki misli benzeri yoktur, bir taşına bütün İran toprağı fedadır.)
  • Patrona Halil İsyanı sırasında öldüğü kesin olan Nedim'in nasıl öldüğü konusunda değişik iddialar ileri sürülmüştür. Kimi kaynaklar, Nedim'in ihtilal esnasında korkudan evinin damına çıktığını ve oradan düşerek öldüğünü söylemektedir.
Mahallîleşme Akımı ve Nedim
Nedim, 15. yüzyıldan beri kimi şairlerde görülen divan şiirindeki mahallileşme akımının bu yüzyıldaki en kuvvetli temsilcisidir. Şairdeki mahallileşme unsurları şunlardır:
  1. İstanbul'un günlük hayatından sahneler sunması 
  2. Şiirlerini dönemin İstanbul Türkçesi ile yazması 
  3. Günlük konuşma kalıplarına ve deyimlere yer vermesi 
  4. Hece ölçüsü ile şiirler yazması 
  5. Divan şiiri geleneği içinde soyut bir anlatımla idealize edilen güzellerin onun şiirinde ete kemiğe bürünmesi (gerçek aşklar)
  • Nedim'den seçme beyitler 
Eyvah o üç-çifte kayık aldı kararım
Şarkı okuyup geçti bir âfet var içinde
(İçlerinden birisinde şarkı söyleyen bir güzelin olduğu üç çifte kayık şairin aklını başından almıştır.) 
Ayağın sakınarak basma aman sultânım
Dökülen mey, kırılan şîşe-i rindan olsun
(Sultanım dökülen şarap kırılan rindlerin kadehi olsun yeter ki ayağını sakınarak basma.) 
Güllü dîbâ giydin ammâ korkarım âzâr eder
Nâzenînim sâye-i hâr-ı gül-i dîbâ seni
(Narin sevgilim! Gül desenli ipek kumaştan elbise giydin ama, korkarım ipekli kumaşın gülündeki dikenin gölgesi seni incitir.) 
Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana
Mey süzülmüş şişeden ruhsâr-ı âl olmuş sana
(Nezâket, haddeden geçmiş sana boy pos olmuş; şarap, şişeden süzülmüş sana kırmızı yanak olmuş.) (Hadde, altına şekil vermekte kullanılan bir alet)
İlgili Sayfalar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.