29 Aralık 2018 Cumartesi

Fatih - Harbiye

Peyami Safa'nın Doğu-Batı meselesi üzerinde en fazla durduğu romanlarından biridir. Romanda geleneklerine bağlı Fatih semti ile Batılı hayatın simgesi olan Beyoğlu arasında bocalayan Neriman'ın ikilemleri işlenir. 
Eserde Doğu ile Batı; inanç, müzik, toplumsal değerler, yaşam tarzı gibi birçok bakımından karşılaştırılır. Gençlerin Batı hayranlığı ve geleneklerden kopma nedenleri irdelenir. 
Neriman, Avrupai yaşamı temsil eden Macit ile Doğuyu temsil eden sözlüsü Şinasi arasında kalmıştır. Fatih’te babası Faiz Bey’le yaşadığı evden sıkılmaya başlamış, Beyoğlu’ndaki alafranga yaşama özenmektedir. Neriman Beyoğlu'nu sıradan bir semtin ötesinde farklı bir dünya olarak görür:
"Fatih-Harbiye’de Neriman, Beyoğlu'nda girdiği bir mağazada şişesine doldurttuğu esansın kokusunun güzelliği ile çocukken babasının Ramazan’da götürdüğü Beyazıt sergisinde esanslar satan Arap kılıklı bir adamın çadırından yayılan sert bir nane, bahar, hacıyağı kokusunun nasıl midesini bulandırdığını hatırlar."
Romanda; estetik, sosyal ve kültürel değer çatışmaları ön plana çıkar. Neriman, Şinasi ile Macit'in görünüşlerini karşılaştırır ve Doğu’yu temsil eden sözlüsünü kaba olarak niteler. Bu nedenle Doğulu insanın karakteristik özelliklerini taşıyan Şinasi ile estetik değerler konusunda çatışma yaşar. Estetik değer yargılarından birini, iki erkeğin ellerini kıyaslayarak ortaya koyar:
“O Macit'in ellerine baktım, kadın eli gibi, tertemiz incecik, tırnakların üzerinde bile çalışmış. Şinasi'nin elleri gözümün önüne geldi. Tırnağının biri kırık, öbürü batık… Ne imiş? Kemençe çalarmış”
Alafranga müzik tutkunu Neriman, Darülelhanda (Konservatuvar'da) alaturka musikisinin kaldırılması taraftarıdır. Kemençe ve ut gibi yerli müzik aletleri yerine kemanın kullanılması gerektiğini düşünür. 
Neriman, sözlüsünden habersiz yabancı bir erkekle baloya gitmeyi planlayarak ahlaki değerler açısından da mensubu olduğu toplum ile çatışır.
Macit, romanda ayrıntılı çizilmiş bir karakter olmaktan çok, eğlence düşkünü, kadın avcısı
bir tip olarak kurgulanmıştır. Macit, baloya daha önce birlikte gittiği Neriman'ı tekrar davet eder. 
Neriman kendini Batılı hayat tarzının etkisine kaptırmışken olaylar bambaşka bir şekilde gelişir. Neriman, baloda giyeceği kıyafet konusunda fikir almak için, Şişli’de oturan dayısının kızlarını görmeye gider. Orada son derece üzgün, ihtiyar bir Rus kadınıyla karşılaşır. Neriman'ın dayısının kızları, bu kadının hikâyesini anlatırlar: 
Kadının son derece güzel bir kızı varmış. Bu genç kadın, gitar çalan yoksul bir Rus gençle yaşamaktadır. Nedense bir türlü evlenemezler. Yıllarca bu yoksulluğa katlanmışken bir gün karşısına çıkan zengin bir Rum, genç kadının aklını çeler. Sevgilisinden ayrılan kadın, zengin Rum'un yanında refah ve eğlence içinde yaşamaya başlar; balodan baloya gider. Her gün yeni giysiler içinde lüks bir hayat sürer. Fakat yine de mahzundur. Çünkü ilk sevgilisindeki samimiyeti, zengin Rum'da bulamaz. Yeni hayatı ona sahte gelir. Nihayet, büyük bir hata yaptığını anlar. Yaptıklarına pişman olur ve eski sevgilisini arar. Onu bir Rus lokantasında gitar çalarken bulur. Eski sevgilisine koşup ondan kendisini affetmesini ister. Fakat genç adam hiç cevap vermez. Genç kadın, üzgün bir şekilde oradan çıkar; evine gelerek odasına kapanır. Yaşadıklarına dayanamayan genç kadın bütün olanları bir kağıda yazarak intihar eder. 
Bu olay evvelki gece olmuştur. Neriman, bu hikâyeyi kendi geleceğine ait bir şeymiş gibi dinlemiştir. Genç kadının şahsında kendisini, Rus gencin şahsında Şinasi'yi ve zengin Rum'un şahsında Macit’i görür ve derinden etkilenir.
Neriman sonunda Beyoğlu'nun ışıltısına kapıldığı için gerçekleri göremediğini fark eder. Bu ışıltıya kapılıp sönen yaşamlar hakkında öğrendikleri sonrasında daha önce katılmayı çok istediği Beyoğlu'ndaki balodan vazgeçerek Fatih’teki eski yaşantısına, babasına ve Şinasi’ye dönecektir.

İlgili Sayfalar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.