6 Ekim 2019 Pazar

Han Duvarları

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı
Bir dakika araba yerinde durakladı
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar
Gidiyordum, gurbeti gönlümde duya duya
Ulukışla yolundan Orta Anadolu’ya
İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık
Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,
Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı
Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları,
Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler,
Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler


Ellerim takılırken rüzgarların saçına
Asıldı arabamız bir dağın yamacına
Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık,
Yalnız arabacının dudağında bir ıslık,
Bu ıslıkla uzayan, dönen, kıvrılan yollar,
Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar,
Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu.
Gökler bulutlanıyor, rüzgar serinliyordu.
Serpilmeye başladı bir yağmur ince ince
Son yokuş noktasında düzlüğe çevrilince
Nihayetsiz bir ova ağarttı benzimizi,
Yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi.
Gurbet beni muttasıl çekiyordu kendine.
Yol, hep yol daima yol... Bitmiyor düzlük yine
Ne civarda bir köy var ne de bir evin hayali,
Sonum ademdir diyor insana yolun hali.
Ara sıra geçiyor bir atlı, iki yayan,
Bozuk düzen taşların üstünde tıkırdayan
Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor,
Uzun yollar bu sesten silkinerek yatıyor.
Kendimi kaptırarak tekerleğin sesine,
Uzanmışım, kalmışım, yaylının şiltesine.


Bir sarsıntı...Uyandım uzun süren uykudan,
Geçiyordu araba yola benzer bir sudan
Karşımda hisar gibi Niğde yükseliyordu,
Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu
Ağır ağır önümden geçti deve kervanı,
Bir kenarda göründü beldenin virân hanı
Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri
Atlarımız çözüldü, girdik handan içeri
Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya
Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya
Bu noktada birleşmiş vatanın dört bucağı,
Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı.
Bir parıltı gördü mü gözler hemen dalıyor,
Göğüsler çekilerek nefesler daralıyor,
Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı
Her yüze çiziyordu bir hüzün kırışığı.

Gitgide bir ayet gibi derinleştiler
Yüzlerdeki çizgiler, gözlerdeki çizgiler
Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı,
Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı.
Fani bir iz bırakmış burda yatmışsa kimler,
Aygın baygın maniler, açık saçık resimler... 

Uykuya varmak için bu hazin günde, erken
Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerken
Birdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı,
Bu dört mısra değildi, sanki dört damla kandı.
Ben garip çizgilerle uğraşırken baş başa
Rastlamıştım duvarda bir şair arkadaşa:

On yıl var ayrıyım Kınadağı'ndan
Baba ocağından yâr kucağından
Bir çiçek dermeden sevgi bağından
Huduttan hududa atılmışım ben


Altında da bir tarih: sekiz mart otuz yedi...
Gözüm imza yerinde başka bir ad görmedi.
Artık bahtın açıktır, uzun etme arkadaş!
Ne hudut kaldı bugün, ne askerlik ne savaş
Araya gitti diye içlenme baharına
Huduttan götürdüğün şan yetişir yarına!..
Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk,
Soğuk bir mart sabahı... Buz tutuyor her soluk.
Ufku tutuşturmadan fecrin ilk alevleri
Arkamızda kalıyor şehrin kenar evleri.
Bulutların ardında gün yanmadan sönüyor,
Höyükler bir dağ gibi uzaktan görünüyor
Yanımızdan geçiyor ağır ağır kervanlar,
Bir derebeyi gibi kurulmuş eski hanlar.
Biz bu sonsuz yollarda varıyoruz gitgide
İki dağ ortasında boğulan bir geçide.
Sıkı bir poyraz beni titretirken içimden,
Geçidi atlayınca şaşırdım sevincimden
Ardımda kalan yerler anlaşırken baharla
Önümdeki arazi örtülü şimdi karla
Bu geçit sanki yazdan kışı ayırıyordu
Burada son fırtına son dalı kırıyordu
Yaylımız tüketirken yolları aynı hızla
Savrulmaya başladı karlar etrafımızda
Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü,
Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü.
Gönlümde can verirken köye varmak emeli
Arabacı haykırdı: “İşte Arablıbeli!”
Tanrı yardımcı olsun gayrı yolda kalana
Bir menzile vararak atları çektik hana
Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş
Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş.
Çatırdayan çalılar dört cana can katıyor
Kimi haydut, kimi kurt masalı anlatıyor
Gözlerime çökerken ağır uyku sisleri
Çiçekliyor duvarı ocağın akisleri
Bu akisle duvarda çizgiler beliriyor
Kalbime ateş gibi şu satırlar giriyor:


Gönlümü çekse de yârin hayali
Aşmaya kudretim yetmez cibâli
Yolcuyum bir kuru yaprak misali
Rüzgarın önüne katılmışım ben


Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı
Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı
Ben gurbetten gurbete giden yolun üstünde
Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde
Uzun bir yolculuktan sonra İncesu’daydık
Bir handa, yorgun argın, tatlı bir uykudaydık
Gün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım
Baş ucumda gördüğüm şu satırlarla yandım!

Garibim namıma Kerem diyorlar
Aslı’mı el almış harem diyorlar
Hastayım derdime verem diyorlar
Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ım ben


Bir kitabe kokusu duyuluyor yazında
Korkarım, yaya kaldın bu gurbet çıkmazında
Ey Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı!
Bahtına lanet olsun aşmadınsa bu dağı
Az değildir, varmadan senin gibi yurduna
Post verenler yabanın hayduduna kurduna!
Arabamız tutarken Erciyes’in yolunu:
“Hancı, dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu’nu
Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende
Dedi:
— Hana sağ indi, ölü çıktı geçende! 

Yaşaran gözlerimde her şey artık değişti,
Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti
Gönlümü Maraşlının yaktı kara haberi
Aradan yıllar geçti, işte o günden beri
Ne zaman yolda bir han rastlasam irkilirim
Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim
Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar,
Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!
Ey garip çizgilerle dolu han duvarları,
Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları.


Faruk Nafiz Çamlıbel

Sözcükler

yağız: karaya çalan buğday rengi, esmer
meşin: koyun derisi
muttasıl: sürekli
adem: yokluk, hiçlik
yaylı: atla çekilen binek arabası
şilte: döşek
der(mek): seçip bir araya getirmek
hazin: acıklı, dokunaklı, üzücü
fecr: güneşin doğmasından önce görülen aydınlık
höyük: toprak yığını, küçük tepe
menzil: dinlenmek için durulan yer
cibâl: dağlar
harem: (metinde) eş, karı
yaban: ıssız yer

İlgili Sayfalar

Faruk Nafiz Çamlıbel
Çoban Çeşmesi
Sanat Şiiri
Beş Hececiler
Milli Edebiyat ve Zevk ve Anlayışını Sürdüren Şiir

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.