7 Temmuz 2017 Cuma

Yazılı Dönem

İslamiyet öncesi Türk edebiyatının yazılı dönem ürünleri:
  • Orhun Abideleri
  • Uygur Metinleri
Orhun Abideleri (8.yy)
  • Orhun Kitabeleri, Orhun Yazıtları ya da Göktürk Kitabeleri olarak da bilinir. 
  • Kitabeler II.Göktürk Dönemi'ne aittir. (8.yy)
  • Göktürk İmparatorluğu'nun ünlü hükümdarı Bilge Kağan devrinden kalma dikili mezar taşlarıdır.
  • Eski Türklerde bu tür mezar taşlarına "balbal" ya da "bengü taş" denmektedir.
  • Türk adının geçtiği ilk Türkçe metinlerdir.
  • İşlek bir Türkçe ile yazılan taşlar, Türk edebiyatının ilk yazılı örneği kabul edilmektedir.
  • Abideler, 38 harften oluşan Göktürk alfabesi ile yazılmıştır. 
  • 4 tane sesli, 25 tane sessiz, 9 tane de birleşik sesli harf vardır. 
  • Harfler birleştirilmez. 
  • Kelimeler birbirinden “ : ” işareti ile ayrılır.


Bu yazıtların içinde, üç büyük taş öne çıkar.
1.Tonyukuk Abidesi (720-725)
  • Dört hakana vezirlik etmiş, bazı savaşlara da başkomutan sıfatıyla katılmış olan Bilge Tonyukuk tarafından yazılmıştır. 
  • Tonyukuk, taşın üzerine, yaşadığı devrin tarihini sade ve sanatsız bir dille hatırat şeklinde yazmıştır. 
  • Daha çok Çinlilerle yapılan savaşların anlatıldığı eser ilk hatırat örneğidir.
  • Bilge Tonyukuk da bilinen ilk tarihçi ve hatırat yazarı kabul edilmektedir.
2.Kül Tigin Abidesi (732)
  • Bilge Kağan, kardeşi Kül Tiğin'in ölümü üzerine diktirmiştir. 
  • Yüksekliği 3.75 metre olan abide dört cephelidir. 
  • Abidede konuşan Bilge Kağan'dır.
  • Abidede, Bilge Kağan yaptıklarıyla ilgili milletine hesap verir; geçmişte yaşananları hatırlatarak nasihatlerde bulunur ayrıca devlet ve milletin karşılıklı vazifelerini anlatır:
Kül Tigin Abidesi'nden satırlar ...
Ben, Tanrı gibi gökte doğmuş Türk Bilge Kağan, bu çağda, tahtıma oturdum. Sözlerimi sonuna kadar dinle, iyi işit! Bütün küçük kardeşlerim, yeğenlerim, oğullarım! Bütün soyum, milletim! ...Doğuda gün doğusuna, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar olan yerler içinde yaşayan milletler hep bana bağlıdır. Bunca milleti, bunca ülkeyi düzene soktum. Oralarda artık kötülük yoktur, kargaşalık yoktur. Türk kağanı Ötüken ormanında oturursa, ilde sıkıntı, bunalım olmayacaktır... Altın, gümüş, pirinç, ipek, bunca şeyleri ölçüsüz veren Çin milletinin sözü tatlı, kumaşı yumuşak, yani armağanı çekicidir. Çinliler bu tatlı dil ve çekici armağanlarla uzaktaki milletleri kandırarak kendilerine çekerler. Yakına çekip kondurduktan sonra da fitne bilgisini yayarlar. Uzaktaki kavimler Çinlilerin ne fesatçı olduklarını ancak o zaman anlar.
Ey Türk Milleti! Tatlı sözlere, yumuşak armağanlara kandınız ve birçoklarınız öldü. Yine yanılırsan ve güneydeki Çogay Ormanına, Tögültün Ovasına gidip yerleşirsen, ey Türk milleti, öleceksin!
...Tanrı yarlıkladığı için, kendi kut'um (meziyetlerim, talihim) var olduğu için, ben, kağan olarak taht'a oturdum. Tahtıma oturunca, aç, yoksul, dağınık milleti topladım. Yoksul milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım.
Ey Türk Milleti! Tatlı sözlere, yumuşak armağanlara kandınız ve birçoklarınız öldü. 
Kül Tigin'in ölümü üzerine kitabede söyledikleri...
“Kardeşim Kültigin vefat etti. Derin düşüncelere daldım. Görür gözüm görmez, bilir aklım bilmez oldu. Düşüncelere daldım. Zamanı Tanrı yaşar. İnsanoğlu hep ölümlü yaratılmış. Düşüncelere daldım. Gözden yaş gelse mani olarak, gönülden ağlamak gelse geri çevirerek düşüncelere daldım.”
3.Bilge Kağan Abidesi (735)
  • Bilge Kağan'ın 734 yılında ölmesinden bir yıl sonra oğlu tarafından diktirilmiştir. 
  • Kül Tigin Abidesinden 1 km kadar uzaktadır. 
  • Abidenin yapısı, şekli ve tertibi Kül Tigin Abidesi gibidir. 
  • Burada da Bilge Kağan konuşmaktadır. 
  • Metin olarak da Kül Tigin anıtıyla benzerlik gösterse de abideye Kül Tigin'in ölümünden sonra gelişen olaylar da eklenmiştir.
Yollug Tigin
  • Kül Tigin ve Bilge Kağan Abidelerinde Bilge Kağan'ın söylediği nutukları onun ağzından kaleme alan yeğeni Yollug Tigin'dir. 
  • Yollug Tigin, Bilge Kağan'ın konuşmalarının dışındaki metinlerin de yazarıdır. 
  • Bu iki abidede Bilge Tonyukuk Abidesi'ne göre daha sanatlı bir dil görünür. 
  • Bu nedenle bazı kaynaklar Yollug Tigin'i bilinen ilk Türk edebiyatçısı olarak göstermektedir.
Abidelerin Bulunuşu ve Okunması
  • 12. ve 13.yüzyıllarda abidelerin varlığından birkaç kitapta bahsedilse de Orhun Abideleri gizemini uzun süre korumuştur. 
  • 18.yüzyılda varlığı tekrar keşfedilen taşlar ilim dünyasına tanıtılsa da üzerindeki yazıların okunması mümkün olmamış. 
  • Nihayet 1893'te Danimarkalı Thomsen, taşların bir cephesindeki Çin yazılarının yardımıyla Tengri, Kül Tigin ve Türk sözcüklerini okumayı başarmış ve çalışmalar hız kazanmıştır. 
  • Alman Türkolog W.Radloff da bu konu üzerinde çalışarak tercümeler yapmış ancak yine abidelerdeki yazıların tam tercümesini Thomsen tamamlayabilmiş ve 1922 yılında yayımlamıştır.
Orhun Kitabeleri'nin Önemine Dair 
Prof. Dr. Muharrem Ergin'in "Orhun Abideleri" kitabının ön sözünden...
"Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri. Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası. Türk askeri dehasının, Türk askerlik sanatının esasları. Türk gururunun ilahi yüksekliği. Türk feragat ve faziletinin büyük örneği. Türk sosyal hayatının ulvi tablosu. Türk edebiyatının ilk şaheseri. Türk hitabet sanatının erişilmez şaheseri. Hükümdarâne eda ve ihtişamlı hitap tarzı. Yalın ve keskin üslubun şaşırtıcı numunesi. Türk milliyetçiliğinin temel kitabı. Bir kavmi bir millet yapabilecek eser. Asırlar içinden millî istikameti aydınlatan ışık. Türk dilinin mübarek kaynağı. Türk yazı dilinin ilk, harikulade işlek örneği. Türk yazı dilinin başlangıcını miladın ilk asırlarına çıkartan delil. Türk ordusunun kuruluşunu en az 1250 sene öteye götüren vesika. Türklüğün en büyük iftihar vesilesi olan eser. İnsanlık âleminin sosyal muhteva bakımından en manalı mezar taşları..."
Uygur Metinleri
  • Köktürk devletinin yıkılmasından sonra kurulan Uygur hanlıklarından kalma eserlerdir.
  • Daha çok Maniheizm, Budizm ve Hristiyanlık ile ilgili dinî metinlerdir. 
  • Bunlar Turfan yöresinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. 
  • Uygurların kâğıda baskı tekniğini bildikleri kazılarda çıkan ürünlerden anlaşılmaktadır.
  • Uygurlar, Göktürk alfabesini terk ederek Soğd alfabesinden uyarladıkları Uygur alfabesini kullanmışlardır. 
  • 18 harften oluşan alfabenin 4'ü sesli 14'ü sessiz harftir. Arap alfabesinde olduğu gibi harfler başta, ortada ve sonda farklı biçimde yazılmaktadır.
Uygur Yazısı

Altun Yaruk: Çinceden Uygurcaya tercüme edilmiştir. Türk Budizm'i konusunda kaynak olan eser içerdiği Türkçe dil malzemesiyle de paha biçilmez bir hazine niteliğindedir.
Sekiz Yükmek: Çinceden çevrilmiş olan Sekiz Yükmek, Budizm ait dinî-ahlaki  ilkelerin açıklandığı 405 satırlık sutradır. (sutra: Buda'nın öğretilerinden oluşan ve doğrudan onun sözlerini aktaran metinlere verilen addır.)
İlgili Sayfa 
Sözlü Dönem
Türklerin Kullandığı Alfabeler 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.