8 Temmuz 2017 Cumartesi

Sözlü Dönem

  • İslamiyet öncesi Türk edebiyatı tahmini olarak M.Ö 4000'li 3000'li yıllardan başlayarak Türklerin İslam medeniyetinin etkileri ile eser vermeye başladığı 11. yüzyıl ortalarına kadar sürer.
  • İslamiyet’in kabulünden önceki Türk edebiyatı sözlü ve yazılı olmak üzere iki bölümde incelenir:
A. Sözlü Dönem ( ? - 8.yy)
  • 8. yüzyıla gelinceye kadar henüz yazıyı kullanmadığımız dönemlere ait edebiyattır. Bu dönem edebiyatı, sözlü olarak üretilmiş ve nesilden nesle aktarılarak varlığını sürdürmüştür.
  • Sözlü edebiyatın doğuşu dinî temellere dayanır. Sözlü edebiyat ürünleri, daha yazının bulunmadığı dönemlerde, dinî törenlerde üretilmeye başlanmış, kuşaktan kuşağa aktarılarak yaşatılmıştır.
  • Bu dönemde edebiyatımızı Şamanizm, Budizm ve Maniheizm gibi dinler etkilemiştir.
  • Dini törenlerini yöneten bilge ozanlara şaman, kam ya da baksı denir.
  • Biçim, ölçü ve dil bakımından tamamen millî özellikler taşır.
  • Ölçü, milli ölçümüz olan “hece” ölçüsüdür.
  • Göçebe kültüre ait bir edebiyattır.
  • Aşk, doğa, kahramanlık, ölüm gibi temalar işlenmiştir.
  • Yabancı dillerin etkisi yok denecek kadar azdır.
  • Bu dönem edebiyatı müzik eşliğinde kopuz adı verilen sazla doğaçlama olarak dile getirilmiştir.
  • Nazım birimi dörtlüktür.
  • Dizelere genel olarak yarım uyak hâkimdir.
  • Bu dönem ürünlerinin bir kısmı Kaşgarlı Mahmut'un Divan-ı Lügat-it Türk'ü sayesinde günümüze kadar gelmiştir.
Bilinen İlk Türk Şairi
  • Türk şiirinin, şairi bilinen ilk örnekleri Aprın Çor Tigin adlı Uygur şaire aittir.
  • Şairin bilinen iki şiiri vardır. Şairin "Bir Aşk Şiiri" olarak bilinen şiirinin elde kalan kısmı şöyledir:

    Yaruk tengriler yarlıkazun
    Yavaşım birle
    Yakışıpan adrılmalım
    Küçlüg biriştiler küç birzün
    Közi karam birle
    Külüşügin oluralım
Günümüz Türkçesi
Nurlu tanrılar buyursun
Yumuşak huylum ile
Bir arada olup ayrılmayalım
Güçlü melekler güç versin
Gözü karam ile
Güle güle yaşayalım
Ürünler
  • Koşuk: "Sığır" denilen sürek avları ile "şölen" adı verilen dinî ziyafetler sırasında söylenen şiirlerdir. Konusu daha çok doğa, aşk, savaş ve yiğitliktir. Bu tür daha sonra Halk edebiyatında koşma adıyla anılmıştır.
Öpkem kelip ogradım (öfkelenip dışarı çıktım)
Arslanlayu kökredim (arslan gibi kükredim)
Alplar başın togradım (yiğitler başını doğradım)
Emdi meni kim tutar (şimdi beni kim tutabilir) 
Kanı akıp yoşuldu (kanı akıp boşandı)
Kabı kamug teşildi (bütün derisi deşildi)
Ölüg birle koşuldu (ölüler ile bir oldu)
Togmuş küni uş batar (doğan güneş işte batıyor)
  • Sav: Dönemin özlü sözleridir. Bugünkü atasözlerinin ilk biçimi niteliğindedir. Atasözleri divan edebiyatında "darb-ı mesel" olarak adlandırılmıştır.
"Uma kelse kut kelir" (konuk gelirse mutluluk gelir)
"Aç ne yimes tok ne times" (aç ne yemez tok ne demez)
"İt ısırmas at tepmes time" (it ısırmaz, at tepmez; deme)
"Ot tese ağız köymez" (ateş demekle ağız yanmaz
"Suw bermeske süt ber" (su vermeyene süt ver)
 
  • Sagu: Yuğ adı verilen ölüm törenlerinde, ölen kişilerin erdemlerini ve duyulan acıları dile getiren şiirlerdir. Saguya halk şiirinde ağıt, divan şiirinde ise mersiye denmektedir.
Alp Er Tunga öldi mü (alp Er Tunga öldü mü)
Issız ajun kaldı mu (fani dünya kaldı mı)
Ödlek öçin aldı mu (felek öcünü aldı mı)
Emdi yürek yırtılır (şimdi yürek yırtılır)
 
Begler atın argurup (beyler atlarını sürüyor)
Kadgu anı turgurup (kaygı onları durduruyor)
Mengzi yüzi sargarup (benizleri yüzleri sararıp)
Kürküm angar türtülür (sanki onlara safran sürülüyor)
  • Destan: Destanlar, doğal ve yapma destan olmak iki grupta işlenir.
a) Doğal Destanlar
  • Bir milletin yaşamını derinden etkileyen olaylar sonunda halk arasında kendiliğinden oluşan uzun manzum eserlerdir. 
  • Destanlar halk gözüyle görülen, halk ruhuyla duyulan ve halk hayalinde masallaştırılan tarihlerdir. 
  • Doğal destanlar için genel olarak üç safhadan bahsetmek mümkündür: doğuş, yayılma, derlenip yazıya geçirilmesi.
Dikkat: Türk destanlarında üçüncü aşama (derleme) gerçekleşmemiş yani yazıya geçirilememiştir. O nedenle Türk destanları hakkında bildiklerimiz Arap, İran ve Çin kaynaklarında geçen bilgilerden ibarettir.
Her milletin destanı yoktur. Bir milletin destan sahibi olabilmesi için:
  • O milletin hayal gücünün efsaneler, destanlar yaratmaya elverişli olması, 
  • O milletin tarihinde unutulmaz doğa olayları, büyük savaşlar, baskınlar, büyük göçler gibi nesiller boyu yaşayacak önemli olayların yaşanmış olması gerekir.
Destanlardaki Mitolojik Ögeler (Motifler)
  • Türk destanlarında yer alan motifler şunlardır: ağaç, aslan, at, demir, geyik, ışık, kurt, mağara, ok-yay, rüya, yada taşı, ihtiyar bilge... Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Dünya Edebiyatındaki Doğal Destanlar:
  • Yunan — İlyada ve Odysseia (derleyen: Homeros )
  • Fin — Kalevala (derleyen: Elias Lönnrot )
  • Alman — Nibelungen
  • Hint — Ramayana - Mahabharata
  • İspanyol — La Cid
  • Sümer — Gılgamış
  • Rus — İgor
  • İran — Şehname (derleyen: Firdevsi)
  • Japon — Şinto
  • İngiliz — Beowulf
  • Fransız — Chanson de Roland
İslamiyet Öncesi Türk Destanları (Doğal):
İslamiyet Sonrası Türk Destanları (Doğal):
  • Manas Destanı: Kırgızlara ait dünyanın en uzun destanıdır. Müslüman Kırgızlarla putperest Kalmuklar arasında yaşanan mücadeleler işlenmiştir. 
  • Satuk Buğra Han Destanı: Satuk Buğra Han'ın İslamiyet'i kabul ettikten sonra insanları İslam'a daveti, gösterdiği kerametler ve yaşamı anlatılır. 
  • Battalgazi Destanı: Gerçek Battalgazi, Emeviler zamanında (8.yy) yaşamış, asıl adı Abdullah olan Arap komutandır. Bu komutana ait kahramanlık hikayeleri 11.yy.dan itibaren Türkler arasında büyük rağbet görmeye başlamıştır. Destanda Battalgazi, Anadolu'daki Hristiyanlara karşı mücadele eder. 
  • Danişmend Gazi Destanı: 11.yüzyılda yaşamış Melik Danişmend Gazi'nin hayatı, kahramanlıkları, Anadolu'dan bazı şehirleri fethetmek için yaptığı savaşlar ve bu esnada gösterdiği kerametler işlenir. 
  • Köroğlu Destanı: Orta Asya'dan Balkanlara kadar Türk coğrafyasında kabul gören ortak destan kahramanıdır. Asıl adı Ruşen Ali'dir ve babası Bolu Beyi'nin seyisidir. Bolu Beyi babasının getirdiği tayları beğenmez. Babasının gözlerine mil çekilir. Bu olaydan sonra Ruşen Ali, Köroğlu olarak anılmaya başlar ve babasının intikamını alır.
b) Yapma Destanlar
  • Bir milleti derinden etkileyen bir olayın ya da savaşın doğal destana benzetilerek bir şairce destanlaştırılmasıdır. 
Yapma destanların doğal destanlardan ayrılan yönleri şunlardır:
  • Olay yakın zamanlara aittir. 
  • Olağanüstülük azdır, gerçekçidir. 
  • Söyleyeni (yazarı) bellidir.
Dünya edebiyatındaki yapma destanlar:
  • Kurtarılmış Kudüs: Tasso (İtalya)
  • Çılgın Orlando: Ariosto (İtalya)
  • İlahi Komedya: Dante (İtalya)
  • Kaybolmuş Cennet: Milton (İngiltere)
Türk edebiyatındaki yapma destanlar:
  • Çanakkale Destanı: Fazıl Hüsnü Dağlarca
  • Kuvayımilliye: Nazım Hikmet
  • Üç Şehitler Destanı: Fazıl Hüsnü Dağlarca
  • Genç Osman Destanı: Kayıkçı Kul Mustafa
Soru Çöz
İlgili Sayfalar
Yaradılış Destanı 
Şu Destanı 
Alp Er Tunga Destanı
Ergenekon Destanı 
Bozkurt Destanı 
Attila Destanı 
Oğuz Kağan Destanı 
Türeyiş Destanı 
Göç Destanı 
Yazılı Dönem 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.