27 Haziran 2017 Salı

Masal

Masal; asıl söyleyeni belli olmayan, olayları bilinmeyen bir zamanda ve ülkede geçen, doğaüstü olaylara da yer veren, olağanüstü kişilerin bulunduğu kurmaca metindir. 
Özellikleri
  • Düz yazı (nesir) şeklinde söylenir. Kimi masallarda kısa da olsa manzum parçalar görülür.
  • Masallar tamamen hayal ürünüdür.
  • Anonim bir türdür ancak masal formunda yazılmış yazanı bilinen masallar da vardır.
  • Masalın başında (döşeme) tekerleme denilen kalıplaşmış sözlere yer verilir.  Olamayacak şeylerin sıralandığı başlangıç tekerlemesi, hem dinleyenlerin ilgisini çekme hem de birazdan anlatılacak olağanüstü olaylara dinleyiciyi hazırlama işlevi görür: 
"Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynarken eski hamam içinde. Vay neler varmış vay neler varmış. Develer tellallık yapar, pireler davul çalarmış. Cinler cirit oynar, periler şarkı söylermiş."
  • Masalın son (dilek) bölümünde ise masalda gelişen olaylar sonuca bağlanarak masal bir tekerleme bitirilir: 
“Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine” “Gökten üç elma düşmüş, biri kahramana, biri anlatana, biri de dinleyenlere”
  • Masallarda dinî inançlar ve millî duygular pek işlenmez (evrenseldir). 
  • Masal kişileri bir padişah, bir tüccar, bir kocakarı, Altın Toplu Sultan ya da Keloğlan gibi yersiz adsız kişilerdir. İnsanların yerini kimi masallarda hayvanlar alır ya da maceralarına devler, periler, ejderhalar... gibi gerçekte var olmayan tabiatüstü varlıklar karışır. 
  • Masallarda dinleyenlerin alacağı dersler vardır. Bu dersler genellikle iyi-kötü, güzel-çirkin, güçlü-güçsüz, zengin-yoksul gibi zıtlıklar ile verilir.
  • Masallar mutlu sonla biter. Masalların sonunda iyi, güzel ve doğru olanlar mutluluğa kavuşurken kötüler, haksızlar cezalandırılır.  
  • Olayların geçtiği zaman belirsizdir. Evvel zaman içinde" veya "Develer tellal, pireler berber iken" gibi ifadelerle zaman belirsizleştirilir.
  • Masalların anlatımında çoklukla duyulan geçmiş zaman (-miş) ya da geniş zamanın rivayeti kullanılır.
  • Masallarda mekanlar da belirsiz ya da gerçekte var olmayan yerlerdir. 
  • Masalların dili sade, üslubu da akıcıdır.  
  • Masallar yoğun bir anlatıma sahip kısa anlatılardır.
  • Pertev Naili Boratav ile Eflatun Cem Güney'in Türk masalları üzerine yaptıkları birçok derleme ve çalışma mevcuttur.
Masal Planı
Masallar; döşeme, serim, düğüm, çözüm ve dilek bölümlerinden oluşur:
Döşeme: Dinleyicinin ilgisini çekme amacı taşıyan tekerleme bölümüdür.
Serim: "Memleketin birinde..." gibi kalıplaşmış sözlerle olaya giriş yapılarak kişilerin tanıtıldığı bölümdür.
Düğüm: Olayların gelişip çatışmanın ortaya konduğu bölümdür. İyiler ve kötüler bu bölümde belirginleşir. Merak unsuru ön plana çıkar.
Çözüm: Düğüm bölümünde ortaya çıkan çatışma bu bölümde iyilerin kazanması kötülerin cezalandırılmasıyla çözüme kavuşturulur.
Dilek: Masallar "Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine." ya da "Darısı yurdumuzun güzelleri başına" gibi iyi dileklerin belirtildiği bölümdür.
Masal - Halk Hikayesi Ayrımı
  1. Halk hikayeleri genelde aşk ve kahramanlık üzerine kurulur. Masallarda ise, aşk temel unsur değildir.
  2. Halk hikayeleri nazım - nesir karışıktır. Masallar ise nesirdir (düz yazı).
  3. Halk hikayeleri masallara göre daha uzundur.
  4. Halk hikayelerinde olağanüstü olaylar görülse de gerçeğe yakındır. Masal ise tamamen hayal ürünüdür. 
  5. Masallar daha çok evlerin yaşlı kadınları tarafından bilhassa çocuklara anlatıldığı halde, halk hikayeleri usta anlatıcı kabul edilen âşıklar tarafından her sınıftan ve yaştan insana anlatılır.
Masal Örneği:
Bıyık Balta ve Şehzade
Derleyen: Hüsnü YILDIZ 
 
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, cinler cirit oynarken eski hamam içinde bir Padişah varmış. Büyük başın büyük derdi olur derler. Bu padişahın da bir derdi varmış. Şu geçici hayat zehir olmuş kendine, şu darı dünya zindan mı zindan olmuş padişaha. Ne dersiniz ne idi bu padişahın derdi acaba? Kendinizi hiç yormayın ben söyleyivereyim. Padişahın iki gözü de görmez imiş. Göz görmez olur da hayat, hayat olur mu hiç. Onun hayatı, hayat değilmiş işte.Baş vurmadık hekim, kullanmadık ilaç kalmamış. Kalmaya kalmamış ya bi türlü de iyi olmamış. Küsmüş hayata, küsmüş dünyaya. O hayata küsmekte olsun günlerden bir gün o kente bir dervişin yolu düşmüş. Söz sözü açmış, söz dönmüş dolaşmış Padişahın durumuna gelmiş. Derviş “Kolay o kolay o” demiş. Meğerse derviş Padişahın gözünün nasıl göreceğini, hangi merhemin iyi geleceğini bilirmiş. “Beni padişaha götürün” demiş derviş. Padişaha haber vermişler. “Dervişi huzura alın” demiş, padişah. Derviş huzura alınmış padişah “Söyle bakalım derviş baba, gözüm nasıl görecek; gözüme hangi ilâç merhem olacak” demiş. Derviş “Denizde bir balık vardır padişahım, bu balık diğer balıklara benzemez. Altın gibi sarı, gümüş gibi parlak! Sözün kısası güzel bir balıktır. Bu balık tutulacak, havanda dövülerek bir merhem yapılacaktır. Yapılan merhemden bir parça alıp gözlerinize sürerseniz, gözleriniz derhal görecektir” demiş ve sonra sırra kadem basmış. Padişah “Ne dilersen dile benden Derviş Baba!” demiş ama vezirler, Derviş sırra kadem oldu haşmetlim, diyerek padişahın sözünü kesmişler. Padişah dervişin Hızır olduğunu anlamış, vezirlerine: “Çağırın oğlumu!” diye emir vermiş. Şehzade huzura çağrılmış. Padişah. “Oğlum demiş şehzadeye. Denizde hiçbir balığa benzemeyen bir balık varmış. Bu balığı tutar havanda döver bundan yapılan merhemden gözlerime sürersem derhal görecekmişim. Tez elden emir ver, bu balığı tutsunlar, tutanlara hediyeler vereceğimi halka ilan et.” Bunu duyan şehzade “baş üstüne babacığım, derhal!” demiş ve huzurdan ayrılmış. ... masalın tamamını pdf olarak indirmek için tıklayınız!
İlgili Sayfa
Anonim Halk Edebiyatı
Yararlanılan Kaynaklar
Kaynakça

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.