25 Temmuz 2017 Salı

Evliya Çelebi'nin Viyana'da İzlediği Ameliyat

Evliya Çelebi, Viyana’da izlemesine izin verildiğini belirttiği bir ameliyatı aşağıdaki biçimde anlatmaktadır:

Rabe suyu cenginde Kral'ın bir akrabasının başına kulağı yanından bir kurşun girip kafasının içinde kalmış. Bu yaralı kefere ne ölür ne iyileşir. Sonunda Kral der ki: "Benim ecdadımın şifa evlerinde bu kadar para yiyen görevli usta cerrahlar var. Bu benim akrabama bir deva bulsunlar yoksa hepsinin rızkını keserim." Stefan Kilisesinin cerrah başının buna ilaç yapacağını öğrendiğimde cerrahbaşıya varıp samimiyet kurdum. O an yaralıyı getirdiler. Bir sedir üzerine yatırdılar. Başı Adana kabağı, burnu Mora patlıcanı gibi her tarafı şişmişti. Hekimbaşı orada bulunanların hepsini dışarı kovdu. Yanında bir adamı ve ben kaldık. Sıcak, camlı bir oda idi. Heman yaralıya bir fincan zağferan gibi bir su içirdi. Yaralı kendinden geçip mest oldu. Odanın içinde bir mangal yakıp bir köşeye koydu. Hekimin adamı yaralıyı kucağına aldı. Hekim, yaralının başını kenarlı bir yere koyup kayış ile bağladı. Keskin bir usturayı eline aldı. Yaralının eline oturdu. Herifin alnının derisini iki kulağına varıncaya kadar çizdi. Sağ kulağı yanından derisini biraz yüzdü. Bembeyaz kafa kemiği göründü. Ama bir damla dahi kan akmadı.Kulağı yanından, şakak kısmında kafayı deldi. Demir mengene sokup mengenenin burgusunu burdukça herifin başının kemiği ayrılmaya başladı. Yaralı o an biraz hareket etti. Sonra yine mengeneyi burdukça kafatasının kapağı diş diş açılıp enseden tarafa beyni göründü. Başının içi, kulakları arasında sümük gibi sıvılarla dolu idi. Beyninin yanında tüfek kurşunu duruyordu. Beşer dirhem çakmaklı tüfek kurşunu imiş. Beynin zarı yanında kana bulanmış halde idi. Cerrah hemen çıkarıverdi. Bana: "Gel bak gör, bu insanoğlunun bir lokma ekmek için başına gelene" dedi. Ben biraz ileri vardım. Ağzıma ve burnuma örtü koydum. Yaralının kafasının içine baktım. Allah'ın büyüklüğü insanın beyni kafa içinde sanki tavuk yumurtasından yavrusu henüz çıkmış, gözleri, başı, burnu, kanatları bozulmuş gibi durur. Ama üzerinde kalın, beyaz bir zarı var. Cerrah beni ağzı örtülü olarak adamın başına baktığımı görünce bana: "Ağzını ve burnunu örtüp niçin bakarsın" diye sordu. Ben: "Bakarsın aksırırım ya öksürürüm, nefes alıp verirken adamın başı içine rüzgar girmesin diye ağzımı ve burnumu kapadım." dedim. Cerrah: "Aferin, Allah mübarek etsin, sen bu ilmi öğrenseydin iyi bir cerrah olurdun. Bakışından anladım ki bu dünyada çok şey görmüşsün dedi." Sonra hemen acele ile yaralının beyni yanındaki kurşunu aldı. Sarı sünger gibi bir şey ile kurşunun çıktığı yerde pıhtılaşmış kanları, sarı suları aldı. Süngeri şarap ile yıkayıp yine kafanın içini ve beynin etrafını temizce sildi. Sonra yine kafayı yerine koyup tepesinden ve çenesi altından yassı kayışlar ile sıkıca sarıp bir kutu alarak ortaya koydu... Kutunun içinden iri, atlı karınca dedikleri bir karıncayı alıp adamın kafasının derisinin kesilen yerlerine koydu. Aç karınca iki deriyi birden ısırınca cerrah hemen karıncanın belinden makas ile kesti. Karıncanın başı iki deri kenarından ısırmış olarak kaldı... Bir kulakta bir kulağa varıncaya kadar seksen adet karıncanın başına kesik deriler ısırtıldı. Sonra merhemler sürüp, sarıp, sarmalayıp adamı bir döşeğin köşesine dayadı. Yanlarına yastıklar kondu. Baştaki kurşun çıkarılan deliğe fitil sokup onun da üzerine merhem sürüp sardı. Sonra oda içinde pis kokulu bir şey yakıldı...Sekizinci gün adam biraz güç bulup hareket etmeye başladı. On beşinci günde Kral'ın yanına gitti...


İlgili Sayfalar

Evliya Çelebi
Evliya Çelebi'nin kaleminden 4.Murat Han
Divan Edebiyatı Nesir Yazarları Özet


Kaynak: Evliya Çelebi Seyahatnamesi 7.Cilt s.157,158

2 yorum:

  1. Çok iyi bir site! Bu yazı çok dikkatimi çekti hemen Seyahatname’yi alıp okumaya başlamalıyım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Marifet iltifata tâbidir, müşterisiz meta zâyidir. Teşekkür ederim.

      Sil

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.