31 Ekim 2019 Perşembe

Hasta Çocuk

— Bugün biraz daha rahattı, çok şükür...
— Elbet,
Geçer, bu korkulacak bir şey değil.
— Fakat nevbet
Zavallı yavrucuğun hâlini harab ediyor:

Vücudu âteş içinde, dalıp dalıp gidiyor.
İlaçların da mı tesiri kalmamış acaba?
Sekiz gün oldu...
— Merak etmeyin hanım, hummâ...
— Hayır, Hudâ'ya emanet, neden merak edeyim?
Fakat kuzum, ne kadar olsa ben de vâlideyim!
Sekiz gün oldu, hararet devam edip duruyor.
Bakın, nabızları biçarenin nasıl vuruyor.
Sarardı, korkuyor insan bakınca ellerine.
— Üzülmeyin siz efendim, gelir çabuk yerine;
Çocuktur o...
— Gece pek çok sayıklıyor.
— Ne zarar!
— İlaç verir misiniz?
— İstemez...
Kadın ağlar.
Zavallı anne şu bir tek hediyye-i ömrün
Saadetiyle garik-i sürur iken daha dün,
Bugün başında nigehbân-ı pür-teessürdür.
Mezar gibi oda samt ü sükun ile pürdür.
Nedir iniltisi hâriçte bâd-ı sermânın?
Bükâsı hastaya âit midir şu bârânın?
Teesürât-ı beşerden gelir mi dehre melâl?
"Zehi tasavvur-ı bâtıl, zehî hayal-i muhâl"

— Ninem...
— Ne var güzelim?
— Kaldırın şu perdeleri;
Kefen midir nedir onlar?

Yine sudâ-ı seri
Yatakta hastayı çıldırtıyor, sayıklatıyor;
Kadın bu sözleri duydukça ağlayıp yatıyor.
Zavallı annecik ümmid ü bim içinde tebâh
Önünde gözlerinin bir yığın türâb-ı siyâh;
Görür o toprağa üftâde nûr-ı didesini,
Mezar iniltisidir zanneder boğuk sesini
Kılar yetimi için hâlikından istimdâd,
Yetimeler gibi eyler için için feryâd
Bu dul kadın bir o mahsul-i ömr için yaşıyor;
Onun kemâline ait ümitler taşıyor.

— Ninem!
— Nedir meleğim?
— Ağlıyor çocuklar, bak...
Bırak, bırak beni arsız çocuk!.. Ninem, toprak!

— Sayıklıyor yine Yarabbi sen esirge bizi;
Bağışla yavrumu, onsuz bırakma lânemizi!

Zavallı anne soluk bir likaa-yi şefkattir;
Bugün sekiz gün, o mehcûr-ı hâb ü rahattır
Yegane şevk- fuâdı yatakta bî-dermân,
Onun ümid-i halâsıyle ruhu pür-helecan
Tutup hayalini âgûş-ı iktirâbında
Gezer bütün gece etraf-ı câmehâbında
Bu kim bilir ne kadar böyle berdevâm olacak,
O yaşlı gözlerine uykular haram olacak;
Çocuk açılmayacak belki uykusundan hiç...

— Sakın hanım, bu fena hissi etmeyin terviç;
Bakın, hava ne güzel açtı, incilâ buldu;
Deminki velvele, şiddet sükûnpezir oldu
Bulur, çocuk da şifâlar, olursunuz mesrûr;
Hüda büyüktür, eder mâtemi mübeddel-i sûr...

Çocuk, o şimdi kavî bir civan fakat mâder,
Zavallı, üstüne hâlâ çocuk gibi titrer.

Tevfik Fikret

Sözcükler

âgûş-ı iktirâb: tasalı kucak
bâd-ı sermâ: kış rüzgarı
bârân: yağmur
berdevâm: sürüp giden
biçare: çaresiz
bî-dermân: dermansız
bükâ: ağlama
dehr: dünya
etraf-ı câmehâb: yatağın çevresi
garik-i sürur: sevince boğulmuş
hâlik: Yaratıcı, Tanrı
hariç: dışarı
hayal-i muhâl: olmayacak düş
hediyye-i ömrün: ömrün hediyesi
hudâ: Allah
humma: ateşli hastalık
incilâ: parlama
istimdâd: yardım isteme
kavî: güçlü, sağlam
kemâl: büyüme, olgunlaşma
lâne: yuva
likaa-yi şefkat: şefkat dolu yüz
mâder: anne
mahsul-i ömr: yaşamın ürünü
mehcûr-ı hâb: uzaklaşmış uyku
melâl: sıkıntı
mesrûr: meramına ermiş
mübeddel-i sûr: düğüne karşılık verilen
nevbet: nöbet
nigehbân-ı pür-teessür: üzüntü dolu gözcü
nûr-ı dide: pek sevgili kimse, evlat
pür: dolu
pür-helecan: kalp çarpıntısı dolu
samt ü sükun: susma ve sessizlik
sudâ-ı ser: baş ağrısı
sükûnpezir: sessizliği kabul eden
şevk- fuâd: gönül neşesi
tasavvur-ı bâtıl: boş canlandırma
tebâh: harap, bitkin
teesürât-ı beşer: insan üzüntüleri
terviç: değerini artırma, destekleme
türâb-ı siyâh: kara toprak
üftâde: düşmüş
ümmid ü bim: ümit ve korku, kararsızlık
ümid-i halâs: kurtulma umudu
valide: anne
velvele: gürültü patırtı
zehi: ne güzel

Açıklama

Tevfik Fikret'in "Hasta Çocuk" manzumesinin hikâyesi şöyledir: Yağmurlu ve rüzgârlı bir kış gününde kimsesiz bir dul kadın, evine gelen doktora hummaya tutulmuş çocuğunu gösterir. Çocuk ateşler içinde yatmaktadır. Zavallı anne de sekiz gündür rahatını ve uykusunu terk etmiş, hasta yatağının etrafında gezip durmaktadır. Annenin tek arzusu, yatakta dermansız yatan evladının tekrar ayağa kalkmasıdır. Kadının ruhu, kurtuluş ümidiyle çırpınır. Çocuk sekizinci gün bir parça iyileşirse de ara sıra gelen nöbetler çocuğun hâlini harap etmiştir. Ara ara çocuğu bir baş ağrısı tutar ve bu baş ağrısıyla çocuk sayıklamaya başlar. Çocuğun bu hâlini gören anne, bir taraftan ağlar diğer taraftan hayalinde felaket tabloları çizmeye başlar. Gözünün nuru çocuğunun ölüp toprak olduğunu, bu yükselen feryatların da aslında birer mezar iniltisi olduğunu tasavvur eder ve bu kötü felaket tablosundan sıyrılıp çıkmak için ellerini kaldırıp Allah’tan yardım ister. Çünkü kadının, çocuğundan başka kimsesi yoktur. Ömrünün tek semeresi, bu çocuk olduğu için onun ikbâlini arzular. Kadının ağıtlarla çizdiği felaket tablosu karşısında doktor kadını teskin ve teselli eder. Şiirin sonunda Fikret, çocuğun hastalıktan kurtulduğunu ve şimdi güçlü kuvvetli bir delikanlı olduğunu ama annesinin hâlâ onun üzerine titrediğini iki mısra ile anlatır.

İlgili Sayfalar

Tevfik Fikret
Hasta ve Hasta Çocuk İsimli Manzum Hikayelerin Mukayeseli Tahlili, Sinan Çitçi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.