15 Ocak 2022 Cumartesi

Anlatım Yöntemleri Konu Testi 1

Pragmatizm genelde faydacılıkla eş anlamlı olarak kullanılır. Hatta pek çok kişi için faydacılık ve pragmatizm diye iki farklı akımdan bahsetmek oldukça olağandışı bir durumdur. İkisi arasındaki benzerlik ve ortaklık çoğu zaman farklılığın önüne geçmiş, iki akımın layıkıyla anlaşılmasının önünde bir engel teşkil etmiştir. Halbuki faydacılıkla pragmatizm aynı anlama gelen iki sözcük olmadığı gibi, farklı kaynaklardan beslenen ve farklı gerekçelerle oluşmuş, temsilcileri ve temel terimleri itibariyle de ayrışan iki akımdır.
1. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Açıklama
B) Tartışma
C) Betimleme
D) Öyküleme
E) Tanık gösterme

Hindistan’da halkın yüzde sekseni Hindu dininden. Hinduizm, milattan önce 1000 yıllarında doğmuş. "Veda" adlı kitaplarla dinin ilkeleri belirlenmiş. Budizm ise milattan önce 500 yıllarında Hindistan’da doğmuş. Ancak Hindular Budizm’i din olarak benimsememişler. Bu yüzden Budizm, Hindistan dışındaki ülkelerde yaygınlaşmış. Hindistan’da Sih dini de yaygın.
2. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Sayısal verilerden yararlanılmıştır.
B) Açıklama yapılmıştır.
C) Nesnel anlatımdan yararlanılmıştır.
D) Farklı cümle türlerine yer verilmiştir.
E) Tanımlamadan yararlanılmıştır.

(I) Okulda olduğu kadar, hayatta da başarının en önde gelen şartlarından biri okumaktır. (II) Yüzyılların deneme ve araştırma ürünlerinden faydalanmak; uygar ve kültürlü bir insan olmak için çok okumalı, okul kitapları ile yetinmemeliyiz. (III) Uygarlık, bizden önceki kuşakların biriktirdiği bilgi ve anıların bir toplamıdır. (IV) Biz, uygarlığa o kuşakların kitaplarını okumakla katılabiliriz. (V) Kültürlü bir insan olmanın tek yolu okumaktır.
3. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisi tanımsal bir nitelik taşımaktadır?
A) I   B) II   C) III   D) IV   E) V

Akşamüstleri, Tünel’den Taksim’e doğru sol kaldırımdan yürürseniz gözünüze, dalgın, siyah gözlüklü, yüzü kederli ama müthiş kederli, -yüzündeki keder besbellidir, elle tutulacak gibi, yüzde donup kalmıştır- pantolonu ütüsüz, ağarmış saçları kabarmış bir adam çarpar. Bu adamın bu Beyoğlu kalabalığı içinde bir hali vardır ki -daha doğrusu her hali- size bu kocaman şehirde yalnız, yapayalnız olduğunu söyler. Bu neden böyledir? Orasını kimse de bilemez. Bazı adamlar vardır; insan yüzlerinde sırf hınç, kin okur. Bazısında gurur, bazısında neşe, bazısında bayağılık, aşağılık. Bu adamın üstünden de başından da yalnızlık akar. Bir de bu adama, Kadıköy iskelesinin kanepelerinden birine oturmuş, heybeli köylüleri, çıplak ayaklı serseri çocukları, hanımefendileri seyrederken rastlarsınız. Bu adam, hikâyeci Sait Faik’tir.
4. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Konuşma havası içinde yazılmıştır.
B) Betimleyici ögelere yer verilmiştir.
C) Öznellik ağır basmaktadır.
D) Bir varlığa insana özgü bir nitelik aktarılmıştır.
E) Somutlaştırma yapılmıştır.

General Çernyayev, boz bir tepenin üzerinden tek gözlü dürbünle bakıyordu. Sadece önündeki dümdüz tarla değil, ta uzakta karartı halinde Taşkent’in tuhaf duvarları, akşam karanlığına bürünen ağaçlı köyler, ırmak boyundaki kamışlar, daha ileride de kanatlı çekirgeler gibi kaynaşan, yavaş hareket eden askerler rahatlıkla görünüyordu. Saf saf atlılar, akıbetlerini bilmeden yavaş adımlarla yürüyen yayalar… Kalkan toz, sararmış otların üzerine sağanak halinde dökülüyor, uzaklardan at kişnemeleri ve insan sesleri duyuluyordu. General, Hokandlıların bu kadar hazır geleceklerini beklemiyordu. İlerlemiş yaşına rağmen yüreğindeki ateş hala alev alevdi. Sarışın yüzünde korkudan eser yoktu. Kaderinde zafer olduğundan endişe etmiyor; aksine, gaflet içinde, siyaha çalan sarımtırak bıyığıyla, kibirle, büzülmüş bir halde dik dik bakıyordu. Bu eğri kılıçları ilk defa mı görüyordu ne?
5. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Benzetmeden yararlanma
B) Birden fazla duyuya seslenme
C) Betimleyici ögelere yer verme
D) Kişileştirmeye başvurma
E) Mecazlı söyleyişlere yer verme

Rauf Bey, ilk bakışta paşanın zayıflamış olduğunu anladı. Çünkü sadrazamlık zamanında giydiği sivil elbiseleri üzerinden sarkıyor gibi geldi ona. Bu yüz yirmi kiloluk iri yarı adam aşağı yukarı yirmi otuz kilo vermişe benziyordu. Geniş, ablak ve zeki yüzünün ortasındaki kara gözleri üzgün bir ateşle için için yanıyordu. Hatta kocaman etli ve yumuşak elini sıktığı zaman bu elin garip bir ateşle yandığını duydu.
6. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Betimleme
B) Öyküleme
C) Örnek verme
D) Açıklama
E) Tartışma

Çocuklara yönelik yazılan şiirlerin yetişkinlere yönelik olanlardan yazınsallık açısından pek bir farkı yoktur. Aradaki farkın kullanılan dilde olduğu söylenebilir. Çocuk şiirleri, şiire ait bütün özellikleri taşımakla birlikte; dil duyarlığı, söyleyiş, imge vb. açısından yetişkin şiirinden ayrılmaktadır.
7. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?
A) Somutlaştırma
B) Tanımlama
C) Karşılaştırma
D) Tanık gösterme
E) Öyküleme

İyi bir eser ortaya koymak, anlık bir çabanın ürünü olamaz. İyi bir ürün ancak bir bitki gibi yavaş yavaş sulanarak, ilaçlanarak, özen gösterilerek alınabilir. Ünlü yazar, Andre Gide: "Tomurcukların büyümesine, sapların kalınlaşmasına, meyvelerin yavaş yavaş şekerlenmesine dokunulmamalıdır. Onların olgunlaşacağı zamanı öne atmakla meyvenin tadını bozabiliriz." der. Bu gerçeği bilen sanatçıların eserlerinde olağanüstü bir sabır, emek ve özveriyi görmek mümkündür.
8. Yazar, parçada öne sürdüğü düşünceyi inandırıcı kılmak için aşağıdaki yollardan hangilerine başvurmuştur?
A) Açıklama - Öyküleme
B) Benzetme - Tanık gösterme
C) Tanımlama - Karşılaştırma
D) Örnekleme - Tartışma
E) Betimleme - Kanıtlama

Narin, mor çiçekleri demir kapının üzerinden sarkan, gümrah iki erguvan ağacının arasından geçerek girdik küçük bahçeye. Koca gövdesi eğilmiş, ta Bizans’tan kalmış izlenimi veren bir incir ağacı karşıladı bizi. İyice yükselen güneşin sıcaklığıyla, baygın, insanın genzini yakan bir koku yayıyordu ortalığa. Kavgacı martıların cırtlak sesleri geliyordu bir yerlerden, arka sokaktan çocuk gülüşleri yükseliyordu.
9. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Kişileştirmeye yer verilmiştir.
B) 
Birden fazla duyuya seslenilmiştir.
C) Öykülemeye başvurulmuştur.
D) Betimlemeye yer verilmiştir.
E) Örneklemeye başvurulmuştur.

İmge, yazınsal metin türlerinin tümünde yer alabilir ancak onu en belirgin yansıtan şiirdir. Her imge duyuşsal, düşünsel bir resimdir. İmgenin, sanatçının duyularıyla deneyimlediklerinin üst düzey bir belleksel etkinlikle dile yansıması olduğu söylenebilir. İmge; şairin düşünce ve duygu dünyasından doğan, şiirin içeriğini oluşturan tasarımların dile getiriliş biçimidir.
10. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Karşılaştırma
B) Betimleme
C) Tanımlama
D) Tartışma
E) Benzetme

Venezüella’nın iklimi hep ilkbahar. İnsanlar, yaza ve kışa özlem duyuyor. Çokluk sıcaklık 16‐25 derece. Bu iklim yüzünden her yer çiçeklerle bezenmiş. Bizde, saksılarda özenle büyütmeye çabaladığımız tropikal çiçekler, burada ağaç olmuş. Atatürk çiçekleri, kaktüsler hele orkideler! Yılın on iki ayı süren bu bahar iklimi nedeniyle evlerde otellerde soba, kalorifer vb. ısıtma düzeneği yok. Sıcak ve nemli hava insanı bunaltıyor. Bu yüzden konutlara soğutma düzeneği konulmuş. Bizim ısınmak için yakıta ödediğimiz parayı, onlar serinlemek için harcıyorlar.
11. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Tahminde bulunulmuştur.
B) Örneklemeden yararlanılmıştır.
C) Çıkarımda bulunulmuştur.
D) Öznel değerlendirmeler vardır.
E) Karşılaştırma yapılmıştır.

Not almak, masa başında plan yapmak adetim değildir. Çok eskiden beri zaman zaman zihnimde adeta kendiliğinden çok iptidai bazı hikaye adları çizilmiştir. İleride tekrar ele alınmak düşüncesiyle bir köşeye atarım. Evlerin hırdavat depolarındaki kırık çocuk oyuncakları gibi karmakarışık birikirler. Ara sıra bunlardan biriyle bir parça oynayıp tekrar yerine atarım. Masa başı çalışmaları başladıktan ve bir parça ilerledikten sonra onlar yine tekrar kendiliğinden değişmeye, şahıslar ve vakalar başlarını alıp evvelden hiç düşünmediğim büsbütün ayrı yollara gitmeye başlarlar. Hatta bazıları büsbütün kaybolarak yerine yenileri gelir. Bundan sonra bütün mesele yazıyı dara getirmekte, bana zahmet vermeden gelen değişikliklere ve gelişmelere muhtaç oldukları zamanı vermektedir.
12. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Karşılaştırma yapılmıştır.
B) Mecazlı söyleyişlere yer verilmiştir.
C) Benzetmeden yararlanılmıştır.
D) Öznellik ağır basmaktadır.
E) Konuşma havası içinde yazılmıştır.

Irmağa giden yol, kasabadan kurtulunca göz alabildiğine uzanan sayısız şeftali bahçeleri arasından geçerdi. Haziran içinde bile taşkın dere ayaklarının çamurlu, ıslak tuttuğu bu gölgeli yerlerde otlar bütün bir yaz mevsimi yeniden yeniye sürer, kızgın güneş, ağaçların tepelerinde meyveler pişirirken rutubetli toprakta birbiri arkasına yoncalar fışkırır, çayırlar kabarırdı. Suların serinliği, taze ot kokusu, gölgelik ve bereket içinde bahar, bu bahçelerde ta kışa kadar uzanıp giderdi.
13. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?
A) Tartışma
B) Öyküleme
C) Açıklama
D) Betimleme
E) Tanımlama

Kent dışına çıkıp Himalaya dağlarıyla Everest tepesini ve öteki tepeleri görmeye gidiyoruz. Derken, dağları saran bulutlar da katar katar akıp gidiyorlar. Ötelerdeki tepeler arasında, güneşin ilk ışıkları beliriyor. Hepimizde bir sevinç bir sevinç. Sanki, güneşi anasının karnından çıkarıp, doğumunu yaparak dünyaya biz armağan ediyoruz. Aydınlık ayıldıkça, Himalaya dağları olanca görkemiyle ortaya çıkıyor. Kimi tepeler buzullarla kaplı. Kimileri sarp kayalık ya da karlarla örtülmüş. Bu görünüm insana ürperti veriyor. Ötelerde, dünyanın en yüksek tepesi, Everest’in silueti beliriyor. Bu görkemli görünüm karşısında, iliklerime kadar titriyorum. Bu büyülü güzellik, sadece beni, değil, dorukta bulunan herkesi kuşatmış durumda. Kimliklerimiz, milliyetimiz, cinsiyetimiz yok olmuş.
14. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Kişileştirmeye başvurulmuştur.
B) Betimlemeye yer verilmiştir.
C) Tekdüzelikten kaçınılmıştır.
D) Öznel değerlendirmeler vardır.
E) Öneri nitelikli cümleler kullanılmıştır.

Hem Don Kişot hem de Züğürt Ağa, kendilerine aşina dünyayı kökten değiştirip istikrarsız hale getiren sosyo-ekonomik ve tarihsel süreçler karşısında derin bir yabancılaşma, şaşkınlık ve yönünü şaşırma duygusu yaşayan karakterlerdir. Her ikisi de ahlaki kesinliklerin ve geçmişin ezeli ve hazır anlamlarının büyük ölçüde ortadan kalktığı yeni bir sistemde şaşkına dönmüş bulurlar kendilerini.
15. Bu parçanın anlatımında özellikle aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
A) Tanık gösterme
B) Karşılaştırma
C) Örneklere yer verme
D) Betimleme
E) Tanımlama

👉 Bu testi pdf olarak indirebilirsiniz.

İlgili Sayfalar



Cevaplar

1.B  2.E  3.C  4.D  5.D  6.A  7.C  8.B  9.E  10.C  11.A  12.A  13.D  14.E  15.B

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretmemiz için yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.