![]() |
| Seyyid Battal Gazi Külliyesi Eskişehir |
Anadolu'nun Türkleşme ve İslamlaşma sürecinde Battal Gazi olarak tanınan efsanevi kahramanın Hristiyanlara karşı verdiği mücadeleyi anlatan destandır.
Destan hem Anadolu’da hem de Türklerin yaşadığı diğer coğrafyalarda sevilip itibar görmüştür.
Battalname olarak da bilinen destan, Türklerin Anadolu'ya yerleşmek için verdikleri mücadeleler sırasında doğan üç destandan biridir. Bu üç destan oluş sıralarına göre şunlardır: Battalname, Danişmend Gazi Destanı, Saltuk Gazi Destanı.
Destan hem Anadolu’da hem de Türklerin yaşadığı diğer coğrafyalarda sevilip itibar görmüştür.
Battalname olarak da bilinen destan, Türklerin Anadolu'ya yerleşmek için verdikleri mücadeleler sırasında doğan üç destandan biridir. Bu üç destan oluş sıralarına göre şunlardır: Battalname, Danişmend Gazi Destanı, Saltuk Gazi Destanı.
Arapça bir sözcük olan battal, "kahraman" anlamındadır.
Eserde Bağdat, Şam, Hindistan, Çin, Irak, Rum, Mısır, Yemen, Türkistan, Bulgaristan, Gürcistan gibi birçok yer adı geçse de önemli olaylar Malatya ve civarında geçmektedir.
Destanın asıl konusu Müslüman-Hristiyan (Türk-Rum / Bizans) savaşlarıdır.
Bir tarafta Bizans kayseri, diğer tarafta İslâm dünyasının halifesi vardır. Kayser, sık sık ordu hazırlayıp Malatya üzerine sefer düzenler. Kayserin arkasında çok güçlü bir ordu olsa da Battal Gazi önderliğindeki İslam ordusuna her defasında yenilir.
Battal Gazi Destanı hakkında birçok çalışma yapılmış; kitap, makale ve romanlar yazılmış, bilgi şölenleri düzenlenmiştir. Bunların yanı sıra destanın birçok filmi de çekilmiştir.
Destanın Kaynağı
Gerçek Battal Gazi 8. yüzyılda Emevi-Bizans savaşlarında meşhur olan ve asıl adı Abdullah olan Arap komutandır. Arap kökenli bu kahramanın hikâyeleri Türkler tarafından çok sevilmiş ve zamanla İslam’ı yaymak için savaşan bir Türk kahramana (alp-erene / gazi-veliye) dönüştürülmüştür. Başka bir deyişle Battal Gazi'nin tarihî şahsiyetiyle menkıbevi/efsanevi şahsiyeti kaynaklarda ve hafızalarda birbirine karışmış durumdadır.
Bu dönüşümde Battal Gazi'nin Kalenderiler, sonra Bektaşiler ve Aleviler tarafından çok benimsenmesi de önemli bir etken olmuştur. Hikâyelerde Battal Gazi'nin soyunun Hz. Ali'ye dayandırılması ve "Seyyid Battal Gazi" olarak anılmasının nedeni de budur.
Battal Gazi
Destana göre asıl adı Cafer'dir.
Malatya Seraskeri Hüseyin Gazi'nin oğludur.
Üstün meziyetlere sahip olan Battal Gazi bir alp/erendir.
(Alperen: Cesur ve savaşçı anlamına gelen "alp" sözcüğü ile dinî ve tasavvufi olgunluğa ermiş kimse anlamına gelen "eren" sözcüklerinin birleşiminden oluşmaktadır. Hem savaşçı hem de derviş/veli özelliklerini kendinde birleştiren kişi demektir.)
Hz. Peygamber’in soyundan gelir (seyittir).
Savaşlarda elde edilen ganimetlere el sürmez. Beşte birini halifeye gönderip kalanını savaşan gaziler arasında paylaştırır.
İyi ata biner, kılıç kullanmada ustadır.
Heybetli, kuvvetli, cesur ve zekidir.
Kâfirlerin yanı sıra dev ya da cadı gibi doğaüstü varlıklarla da mücadele eder.
Başı sıkıştığında Hızır ile perilerin yardımını alır.
Kimi zor durumlardan Allah'a dua ederek kurtulduğu görülür.
Kendisi gibi atı Aşkar da olağanüstü özelliklere sahiptir.
Destanın Yazıya Geçirilişi
Battalname, genel kanıya göre 11-13. yüzyıllar arasında oluşmuştur. 13. asırda yazıya geçirilen destanın bilinen ilk hâli mensurdur. Eser, 18. asırda Darendeli Bekayi tarafından manzum olarak bir defa daha yazılmıştır. 7000 beyit tutarındaki bu eser, mesnevi nazım şekliyle yazılmıştır.
Kısa Özet
Cebrail tarafından Hz. Peygamber'e iki yüz yıl sonra Malatya’dan Cafer adıyla bir yiğidin çıkıp Bizans topraklarını fethedeceği haberi verilir. Abdülvahab adındaki sahabe de bunu görecektir. Hz. Peygamber, Cafer’e ulaştırması için Abdülvahab’a bir mektup verir. Hz. Ali’nin soyundan gelen Ali el Medeni, Yezidiler zamanında önce Bağdat’a oradan da Malatya’ya yerleşir. Torunlarından Hüseyin Gazi, Malatya seraskeri olur.
Hüseyin Gazi bir gün bir geyiği avlamaya çalışırken bir mağaraya rastlar. Mağaradan içeri girer. Burada bir sarı at görür. Atı tutmak ister ama at çifte atar. Hüseyin Gazi geri çekilir. Mağaranın içinden bir ses duyulur: "Sakin ol! Henüz vakit olmadı ki ben çıkayım. Seni Hak Teâlâ Cafer’e verdi. O gelecek. Yeryüzünde gazâlar kılacak. Âlemi kara kâfirlerin baskısından kurtaracak. O yiğide teslim ol ve bağlan!” At bu sesi işitince yerinde durur. Hüseyin Gazi, atı yularından tutar. Atın sırtındaki bohçayı açar. "Adem Peygamberin iki bölük saçı, Davut Peygamber'in zırhı, İshak Peygamber'in zırhı, Hz. Ömer'in ve Hamza’nın silahını görür.” Hüseyin Gazi, Cafer’in kim olduğunu merak eder. Evine dönerken yolda yorulur, uykuya dalar. Düşünde bir pir gelerek: "Ya Hüseyin! Müjdeler olsun sana ki o Cafer senin oğlundur. Doğumuna az kaldı. O gelecek ve tüm Rum’u Müslüman edecek. Öyle işler edecek ki hiçbir pehlivan yapmamış olacak." der.
Hüseyin Gazi, Mamuriye Beyi Mihriyayil’in adamları tarafından öldürülür. Hüseyin Gazi’nin yerine Abdüsselam serasker olur. Yetim kalan Cafer, yaşı çok küçük olmasına rağmen cenk etmeyi öğrenip İslami bilimleri tahsil etmeye başlar. On üç yaşına gelince de Malatya beyinden babasının mansıbını ister. Sonrasında da Mihriyayil’i öldürerek babasının intikamını alır. Abdülvahab, Hz. Peygamber'in mektubunu Cafer’e verir. Cafer babasının mansıbını alarak serasker olur. Ahmer adlı bir kâfir, Cafer'e yenilince Müslüman olur. Ahmer tarafından Cafer’e Battal ismi verilir. Battal önce amcasının kızı Zeynep Hatun’la daha sonra Rum Kayseri’nin kızı Mahpiruz ve Taryun’un kızı Gülendam ile evlenir. Battal’a çok kere hile ile kötülük yapmaya çalışan Abdüsselam, Kayser’e esir düşer. Battal, Abdüsselam’ı kurtarır. Malatya'nın etrafındaki tüm beyleri yener ve onları Malatya emirine bağlar.
Birçok defa Kayser tarafından zindana atılan Battal, her seferinde kurtulmayı başarır. Emir Ömer’in kızını isteyen Battal’dan çok mal istenir. Battal bu malları almak için Hindistan’a gider. Devlerle, cadılarla, perilerle çeşitli mücadelelere girişir. Kaf Dağı’na gider, padişahın kızını kurtarır. Her seferinde Hızır ile perilerin yardımını alır. Emir Ömer’in istediği malları alır. Kayser tarafından yağmalanan Malatya, Battal tarafından kurtarılır. Battal’ın getirdiği mallarla şehir yeniden imar edilir. Peygamberlik iddiasında bulunan Babek ile halifelik iddiasında bulunan Hakem, Battal tarafından öldürülür.
Battal’ı gören Kayser’in kızı ona âşık olur. Düşman saldırısından Battal’ı uyandırmak için kız tarafından atılan küçük bir taş, Allah’ın takdiriyle Battal’ın ölümüne neden olur. Battal’ın öldüğünü gören kız, onun yanına gelir, hançeriyle canına kıyar. Bu esnada bir bulut meydana gelir, rüzgâr eser, yıldırım çakar, yağmur yağar. O anda ikisi de görünmez olur. Kaleye gelen İslam orduları, Battal’dan bir haber alamazlar. Battal’ın oğulları Ali ile Nezir o gece düşlerinde babalarını görürler. Battal bir burağa binmiş; başında taç, alnında hilal, şehitler katındadır.
İlgili Sayfalar
Eserde Bağdat, Şam, Hindistan, Çin, Irak, Rum, Mısır, Yemen, Türkistan, Bulgaristan, Gürcistan gibi birçok yer adı geçse de önemli olaylar Malatya ve civarında geçmektedir.
Destanın asıl konusu Müslüman-Hristiyan (Türk-Rum / Bizans) savaşlarıdır.
Bir tarafta Bizans kayseri, diğer tarafta İslâm dünyasının halifesi vardır. Kayser, sık sık ordu hazırlayıp Malatya üzerine sefer düzenler. Kayserin arkasında çok güçlü bir ordu olsa da Battal Gazi önderliğindeki İslam ordusuna her defasında yenilir.
Battal Gazi Destanı hakkında birçok çalışma yapılmış; kitap, makale ve romanlar yazılmış, bilgi şölenleri düzenlenmiştir. Bunların yanı sıra destanın birçok filmi de çekilmiştir.
Destanın Kaynağı
Gerçek Battal Gazi 8. yüzyılda Emevi-Bizans savaşlarında meşhur olan ve asıl adı Abdullah olan Arap komutandır. Arap kökenli bu kahramanın hikâyeleri Türkler tarafından çok sevilmiş ve zamanla İslam’ı yaymak için savaşan bir Türk kahramana (alp-erene / gazi-veliye) dönüştürülmüştür. Başka bir deyişle Battal Gazi'nin tarihî şahsiyetiyle menkıbevi/efsanevi şahsiyeti kaynaklarda ve hafızalarda birbirine karışmış durumdadır.
Bu dönüşümde Battal Gazi'nin Kalenderiler, sonra Bektaşiler ve Aleviler tarafından çok benimsenmesi de önemli bir etken olmuştur. Hikâyelerde Battal Gazi'nin soyunun Hz. Ali'ye dayandırılması ve "Seyyid Battal Gazi" olarak anılmasının nedeni de budur.
Battal Gazi
Destana göre asıl adı Cafer'dir.
Malatya Seraskeri Hüseyin Gazi'nin oğludur.
Üstün meziyetlere sahip olan Battal Gazi bir alp/erendir.
(Alperen: Cesur ve savaşçı anlamına gelen "alp" sözcüğü ile dinî ve tasavvufi olgunluğa ermiş kimse anlamına gelen "eren" sözcüklerinin birleşiminden oluşmaktadır. Hem savaşçı hem de derviş/veli özelliklerini kendinde birleştiren kişi demektir.)
Hz. Peygamber’in soyundan gelir (seyittir).
Savaşlarda elde edilen ganimetlere el sürmez. Beşte birini halifeye gönderip kalanını savaşan gaziler arasında paylaştırır.
İyi ata biner, kılıç kullanmada ustadır.
Heybetli, kuvvetli, cesur ve zekidir.
Kâfirlerin yanı sıra dev ya da cadı gibi doğaüstü varlıklarla da mücadele eder.
Başı sıkıştığında Hızır ile perilerin yardımını alır.
Kimi zor durumlardan Allah'a dua ederek kurtulduğu görülür.
Kendisi gibi atı Aşkar da olağanüstü özelliklere sahiptir.
Destanın Yazıya Geçirilişi
Battalname, genel kanıya göre 11-13. yüzyıllar arasında oluşmuştur. 13. asırda yazıya geçirilen destanın bilinen ilk hâli mensurdur. Eser, 18. asırda Darendeli Bekayi tarafından manzum olarak bir defa daha yazılmıştır. 7000 beyit tutarındaki bu eser, mesnevi nazım şekliyle yazılmıştır.
Kısa Özet
Cebrail tarafından Hz. Peygamber'e iki yüz yıl sonra Malatya’dan Cafer adıyla bir yiğidin çıkıp Bizans topraklarını fethedeceği haberi verilir. Abdülvahab adındaki sahabe de bunu görecektir. Hz. Peygamber, Cafer’e ulaştırması için Abdülvahab’a bir mektup verir. Hz. Ali’nin soyundan gelen Ali el Medeni, Yezidiler zamanında önce Bağdat’a oradan da Malatya’ya yerleşir. Torunlarından Hüseyin Gazi, Malatya seraskeri olur.
Hüseyin Gazi bir gün bir geyiği avlamaya çalışırken bir mağaraya rastlar. Mağaradan içeri girer. Burada bir sarı at görür. Atı tutmak ister ama at çifte atar. Hüseyin Gazi geri çekilir. Mağaranın içinden bir ses duyulur: "Sakin ol! Henüz vakit olmadı ki ben çıkayım. Seni Hak Teâlâ Cafer’e verdi. O gelecek. Yeryüzünde gazâlar kılacak. Âlemi kara kâfirlerin baskısından kurtaracak. O yiğide teslim ol ve bağlan!” At bu sesi işitince yerinde durur. Hüseyin Gazi, atı yularından tutar. Atın sırtındaki bohçayı açar. "Adem Peygamberin iki bölük saçı, Davut Peygamber'in zırhı, İshak Peygamber'in zırhı, Hz. Ömer'in ve Hamza’nın silahını görür.” Hüseyin Gazi, Cafer’in kim olduğunu merak eder. Evine dönerken yolda yorulur, uykuya dalar. Düşünde bir pir gelerek: "Ya Hüseyin! Müjdeler olsun sana ki o Cafer senin oğlundur. Doğumuna az kaldı. O gelecek ve tüm Rum’u Müslüman edecek. Öyle işler edecek ki hiçbir pehlivan yapmamış olacak." der.
Hüseyin Gazi, Mamuriye Beyi Mihriyayil’in adamları tarafından öldürülür. Hüseyin Gazi’nin yerine Abdüsselam serasker olur. Yetim kalan Cafer, yaşı çok küçük olmasına rağmen cenk etmeyi öğrenip İslami bilimleri tahsil etmeye başlar. On üç yaşına gelince de Malatya beyinden babasının mansıbını ister. Sonrasında da Mihriyayil’i öldürerek babasının intikamını alır. Abdülvahab, Hz. Peygamber'in mektubunu Cafer’e verir. Cafer babasının mansıbını alarak serasker olur. Ahmer adlı bir kâfir, Cafer'e yenilince Müslüman olur. Ahmer tarafından Cafer’e Battal ismi verilir. Battal önce amcasının kızı Zeynep Hatun’la daha sonra Rum Kayseri’nin kızı Mahpiruz ve Taryun’un kızı Gülendam ile evlenir. Battal’a çok kere hile ile kötülük yapmaya çalışan Abdüsselam, Kayser’e esir düşer. Battal, Abdüsselam’ı kurtarır. Malatya'nın etrafındaki tüm beyleri yener ve onları Malatya emirine bağlar.
Birçok defa Kayser tarafından zindana atılan Battal, her seferinde kurtulmayı başarır. Emir Ömer’in kızını isteyen Battal’dan çok mal istenir. Battal bu malları almak için Hindistan’a gider. Devlerle, cadılarla, perilerle çeşitli mücadelelere girişir. Kaf Dağı’na gider, padişahın kızını kurtarır. Her seferinde Hızır ile perilerin yardımını alır. Emir Ömer’in istediği malları alır. Kayser tarafından yağmalanan Malatya, Battal tarafından kurtarılır. Battal’ın getirdiği mallarla şehir yeniden imar edilir. Peygamberlik iddiasında bulunan Babek ile halifelik iddiasında bulunan Hakem, Battal tarafından öldürülür.
Battal’ı gören Kayser’in kızı ona âşık olur. Düşman saldırısından Battal’ı uyandırmak için kız tarafından atılan küçük bir taş, Allah’ın takdiriyle Battal’ın ölümüne neden olur. Battal’ın öldüğünü gören kız, onun yanına gelir, hançeriyle canına kıyar. Bu esnada bir bulut meydana gelir, rüzgâr eser, yıldırım çakar, yağmur yağar. O anda ikisi de görünmez olur. Kaleye gelen İslam orduları, Battal’dan bir haber alamazlar. Battal’ın oğulları Ali ile Nezir o gece düşlerinde babalarını görürler. Battal bir burağa binmiş; başında taç, alnında hilal, şehitler katındadır.
İlgili Sayfalar
👉 Saltuk Gazi Destanı
Yararlanılan Kaynaklar
Battal Gazi Destanı'nda Düşman Kahraman Tipi, Mehmet Emin Bars
Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Nihat Sami Banarlı
Battal Gazi, TDV İslam Ansiklopedisi, Ahmet Yaşar Ocak
Battalname, Saim Sakaoğlu
Darendeli Bekâyî’nin Battal-Nâmesi’nin Yeni Bir Nüshası, Nadir İlhan
Yararlanılan Kaynaklar
Battal Gazi Destanı'nda Düşman Kahraman Tipi, Mehmet Emin Bars
Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Nihat Sami Banarlı
Battal Gazi, TDV İslam Ansiklopedisi, Ahmet Yaşar Ocak
Battalname, Saim Sakaoğlu
Darendeli Bekâyî’nin Battal-Nâmesi’nin Yeni Bir Nüshası, Nadir İlhan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretebilmemiz için hem "Takip Et" butonuna tıklayarak hem de yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.