- Doğma, doğuş anlamına gelen "tulû" sözcüğünün çoğul hâli olan "tuluat" sözcüğü "zihne doğan, akla gelen şeyler" demektir.
- Sözcüğün terim anlamı ise doğaçlamadır.
- Doğaçlama (tuluat), sahnedeki sanatçının bir metne bağlı kalmadan olay örgüsünün gidişatına göre o an aklına gelen sözleri söylemesi esasına dayanan oyundur.
Tuluat Tiyatrosu
- Geleneksel Türk tiyatrosunun özü olan doğaçlama ile modern tiyatronun sahne, dekor, metin gibi unsurlarının kaynaşmasından doğan bir ara türdür.
- Türün ortaya çıkışında 19. yüzyılda Osmanlıda Batılı tiyatro anlayışının yaygınlaşması etkili olmuştur.
- Tuluat tiyatrosu, modern tiyatro karşısında yeni arayışlara yönelen orta oyuncuların meydanlardan sahneye geçmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu türe "perdeli orta oyunu" denmesinin nedeni de budur.
- Orta oyununda olduğu gibi izleyiciyi güldürmek esastır.
- Müzik ve dans tıpkı geleneksel Türk tiyatrosunda olduğu gibi tuluat sahnesinin de vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu türle anılan şarkılar da kanto adıyla bilinmektedir. Kanto, tuluat tiyatrosunun başında ya da sonunda bir kadın sanatçının şarkı söyleyip dans ederek yaptığı gösteridir.
- Tuluat oyunlarında orta oyununda olduğu gibi çift anlamlı ifadeler sıkça kullanılmış ve oyunun komiği buradan oluşturulmuştur:
Efendi: Ya… Demek iş arıyorsunuz? Sizi içimize almadan evvel bazı şeyler soralım.Komik: Evet, beni içinize almadan önce sorun.Efendi: Zevceniz var mı?Komik: Bir tanecik vardı Efendim. Evde delindi (Kahkahalar).Efendi: O nasıl iş?Komik: Cezveniz var mı demediniz mi?Efendi: Hayır oğlum. Yani familyanız var mı?Komik: Ne gezer beyim. Ne gezer bizde fanila. Kalakala bir iç eteği kaldı.Efendi: Öylesi değil. Eşiniz yok mu?Komik: Yok beyim. Üç aydan beri eşsizim.
Oyun Metni / Kanava
- Tuluat tiyatrosunda konusu kabataslak çizilmiş oyunların yanı sıra modern oyun metinleri de kullanılmıştır.
- Sadece ana hatlarıyla işlenen bu metinler, oyuncuların doğaçlama yetenekleriyle aslına pek de benzemeyen bir hâle getirilerek oynanmıştır.
- Oyuncuların sadık kaldığı, olay örgüsünün ana hatlarını belirleyen bu yazılı özet ya da taslağa da "kanava" denmektedir.
Tipler
- Tuluat tiyatrosundaki tipler günlük hayattan alınan sıradan insanlardır.
- Özellikle Batı komedi geleneğindeki "efendi-uşak" ikilisi tuluat tiyatrosunun en tutulan iki tipi olmuştur. Yerli hâle getirilen uşak tipi de "İbiş" adını almıştır.
- Böylece Karagöz-Hacivat ile KavukIu-Pişekâr tiplerinde görülen "komik ikili" geleneği de "İbiş ve Efendisi" ile sürdürülmüştür.
- Bunun yanı sıra orta oyununda kadın rollerine "zenne" adı verilen erkekler çıkarken tuluat tiyatrosunda kadın rollerine gayrimüslim (Rum ve Ermeni) kadınlar çıkmıştır.
- Geleneğin öne çıkan tipleri ve özellikleri şöyledir:
Komik (İbiş): Tuluatın temel güldürü unsurudur. Kurnaz görünmeye çalışan ama özünde saf, aptal ve şaşkın bir tiptir. Orta oyunundaki Kavuklu’nun yerini tutar. Genellikle uşak rolündedir. Sokak ağzıyla konuşur. Hazırcevaptır, kelime oyunlarını da ustaca kullanır.
Genç Erkek (Jön): Olayların merkezindedir. Âşık ya da dürüst genç adamı temsil eder. Oyunun asıl romantik/dramatik tipidir.
Efendi (İhtiyar): Orta oyunundaki Pişekâr'ın karşılığıdır. Genellikle ailenin reisi, zengin baba, konaktaki yaşlı efendi ya da kuralcı otoriter tiptir.
Tiran (Gaddar/Kötü Adam): Oyunlardaki sert, acımasız, adaletsiz veya kötücül tiptir. Tuluat oyunlarında iyi ile kötü net bir çizgide ayrıldığı için bu tip genellikle oyunun sonunda cezasını bulur.
Önemli Temsilcileri
Kavuklu Hamdi, Naşit Özcan, Kel Hasan Efendi ve İsmail Dümbüllü geleneğin öne çıkan isimleridir.
Kavuklu Hamdi (1841-1910): Eyüplü Hamdi, Komik Hamdi ya da orta oyununda daha çok kavuklu rolüne çıktığı için "Kavuklu Hamdi" olarak anılmaktadır. Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamit dönemlerinde sarayda temsiller vermiştir. Saraydan çıktıktan sonra da Pişekâr Küçük İsmail ve orta oyuncu arkadaşları ile "Hayalhane-i Osmani" adıyla bir kumpanya kurmuştur. Tuluat geleneği de sarayda oynadıkları oyunlar üzerinde değişiklikler yapan Kavuklu Hamdi ve arkadaşlarının sahnede sergiledikleri oyunlarla başlamıştır.
Kel Hasan Efendi (1865-1929): Komik Hasan Efendi ya da Komik-i Şehir Hasan Efendi olarak bilinir. Abdürrezzak Abdi Efendi’nin yanında yetişen Hasan Efendi, bir süre sonra oyuncu arkadaşlarıyla kendi kumpanyasını kurmuştur. Naşit Bey, İsmail Dümbüllü gibi dönemin ünlü tuluat sanatçılarını yetiştiren de odur. Onu öne çıkaran unsurlardan biri de bir elinde süpürgesi, diğer elinde tenekesi, bir paçası diğerinden daha uzun pantolonu, yamuk fesi ve uzun ceketiyle hayat verdiği "İbiş" tiplemesidir. Komik Hasan Efendi, aynı zamanda geleneksel Türk tiyatrosunun sembolü olarak usta-çırak ilişkisini gösteren kavuğun da ilk sahibidir. Hasan Efendi bu kavuğu, kendi yetiştirdiği İsmail Dümbüllü'ye devretmiştir. Sırasıyla Münir Özkul, Ferhan Şensoy ve Rasim Öztekin’e geçen kavuk, son olarak 2020'de Şevket Çoruh’a devredilmiştir.
Naşit Özcan (1886-1943): Komik-i Şehir Naşit Özcan olarak da bilinmektedir. Tiyatrocu Adile Naşit ile Selim Naşit Özcan'ın babasıdır. II. Meşrutiyet yıllarından 1940'lı yıllara kadar uzanan sahne hayatıyla tuluat tiyatrosunun son temsilcilerinden biridir. Tarık Buğra "İbiş'in Rüyası" adlı romanını Naşit Özcan'ın hayatından esinlenerek yazmıştır.
İsmail Dümbüllü (1897-1973): Geleneksel Türk tiyatrosunun son temsilcisi sayılmaktadır. Türk tiyatro geleneğinin simgesi hâline gelen kavuğun ikinci sahibidir. Modern Türk tiyatrosunun gelenekten gelen unsurlarla zenginleşebileceğini göstermiştir. Sanatını sahnenin yanı sıra radyo ve beyaz perdeye de taşıyan sanatçı, elliye yakın filmde rol almıştır.
Kısa Tarihçesi
- Tuluat tiyatrosunun ortaya çıkışında modern Türk tiyatrosunun kurucularından biri olan Güllü Agop’a on yıl süreyle verilen Türkçe tiyatro oynama imtiyazı etkili olmuştur (1870-1880).
- Güllü Agop’un yönetimindeki Gedikpaşa Tiyatrosu temsiller vermeye başlayınca halkın orta oyununa ilgisi azalmış, bir çıkış yolu arayan orta oyunu sanatçıları Güllü Agop’un tiyatrosunu taklit etmeye çalışmışlardır.
- Orta oyunu sahneye konularak perde ilave edilmiş, Kavuklu İbiş olmuş, böylece ilk tuluat tiyatrosu ortaya çıkmıştır.
- Kaynaklara göre tuluat tiyatrosu, ilk temsilini 1875'te Kavuklu Hamdi, Pişekâr Küçük İsmail ve arkadaşları tarafından kurulan Hayalhane-i Osmanî vermiştir.
- II. Abdülhamit’in Batılı tiyatro eserlerinin oynandığı Gedikpaşa Tiyatrosunu 1884’te yıktırmasıyla tuluat tiyatrosu İkinci Meşrutiyet'e kadar İstanbul’da ve taşrada popülerliğini sürdürmüştür.
- Cumhuriyet'in ilanı ve sonrasında yaşanan kültürel dönüşümle tuluat tiyatrosu yerini modern tiyatroya bırakarak sessizce silinmiştir.
İlgili Sayfalar
👉 Tiyatro Türü ve Özellikleri
👉 Geleneksel Türk Tiyatrosu
👉 Tiyatro Terimleri Sözlüğü
Yararlanılan Kaynaklar
- Batılılaşma Etkisindeki Halk Tiyatrosu Tuluat, Hilal Karavar
- Çağdaş Tuluat Tiyatrosu Örneği Olarak "Şirreti Evcilleştirmek", Muhammed Furkan Tekbıyık
- Türk Tiyatro Tarihi, Refik Ahmet Sevengil
- Komik Hasan Efendi'nin Tiyatro Piyesleri Nazarında Sansür Uygulamaları, Nurbanu Yılmaz / Sinem Akyol
- Gerçekle Kurgu Arasında İbiş'in Rüyası'nda Komik-i Şehir Naşit'in Ayak İzleri, İbrahim Özen
- Geleneksel Türk Tiyatrosunda “Kavuk”: Bir Simgenin İşlevi, Özellikleri, Temsilcileri ve Dünden Bugüne Yolculuğu, Uğur Durmaz
- Orta Oyunu Sanatçısı Kavuklu (Komik) Hamdi Efendinin Hayatı ve Faaliyetleri, Mehmet Karayaman

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretebilmemiz için hem "Takip Et" butonuna tıklayarak hem de yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.