Eser, Türkçeye ilk olarak "Gün Uzar Yüzyıl Olur" adıyla tercüme edilmiştir. Yazar bu eseriyle 1983 yılında Sovyet Büyük Edebiyat Ödülü'nü kazanmıştır.
Roman, Türk-İslam kültürünün yok sayıldığı bir dönemde köklerine sahip çıkmaya çalışan birkaç kahramanın tutsaklığa, baskılara, asimilasyona karşı verdiği bir meydan okuyuştur.
"Ulusal kimlikten uzaklaşan, içinde bulunduğu topluma yabancılaşan kişi" anlamındaki "mankurt" terimi dünya edebiyatına ilk kez bu romanla girmiştir.
Romanın ana mekânı Sarı-Özek adındaki Kazak bozkırında, demiryolu işçilerinin yaşadığı küçük bir tren istasyonu olan ve yaklaşık on aileye ev sahipliği yapan Boranlı'dır. Sarı-Özek bozkırı, romanda zorlu iklimi ve ıssızlığı ile yalnızca çaresiz kalan insanların sığınağı olarak resmedilmiştir. Sarı-Özek aynı zamanda, romanda kültürel hafızayı temsil eden kutsal Ana Beyit Mezarlığı ile modern gücü temsil eden Sovyet Uzay Üssünün (Kozmodrom) karşı karşıya geldiği sembolik bir çatışma alanıdır.
Romanda olaylar Sovyet devlet adamı ve Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Josef Stalin döneminde ve hemen sonrasında geçmektedir.
Romanın ana mekânı Sarı-Özek adındaki Kazak bozkırında, demiryolu işçilerinin yaşadığı küçük bir tren istasyonu olan ve yaklaşık on aileye ev sahipliği yapan Boranlı'dır. Sarı-Özek bozkırı, romanda zorlu iklimi ve ıssızlığı ile yalnızca çaresiz kalan insanların sığınağı olarak resmedilmiştir. Sarı-Özek aynı zamanda, romanda kültürel hafızayı temsil eden kutsal Ana Beyit Mezarlığı ile modern gücü temsil eden Sovyet Uzay Üssünün (Kozmodrom) karşı karşıya geldiği sembolik bir çatışma alanıdır.
Romanda olaylar Sovyet devlet adamı ve Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Josef Stalin döneminde ve hemen sonrasında geçmektedir.
