27 Haziran 2022 Pazartesi

AYT Edebiyat

Eser Özetleri Testi 4

"Dar Zamanlar" adlı üçlemenin ilk kitabıdır. Roman, Cumhuriyet devrimleriyle büyüyen bir neslin zaman içerisindeki değişimini konu edinmiştir. Romanda Atatürk devrimleri doğrultusunda yetiştirilen, İkinci Dünya Savaşı'nın siyasal ve ekonomik çalkantıları içinde büyüyen, kültürel ikilemde kalarak bocalayan ve giderek ideolojik kamplara ayrılan Aysel ve kuşağının 1968'e değin süren öyküsü anlatılır.
1. Parçada sözü edilen roman aşağıdakilerden hangisidir?
A) Garipler Sokağı
B) Safran Sarı
C) Arzu Sapağında İnecek Var
D) Ölmeye Yatmak
E) 47'liler

Füruzan'ın bu uzun hikayesinde burjuva aile kızı Mesaadet merkeze alınarak olay ve durumlar onun bilincinden yansıtılmıştır. Mesaadet’in ailesi bazı yönleriyle aristokrat ailelere benzese de onların bakış açıları daha çok burjuva sınıfını andırır. Zaten Mesaadet’in sevgilisi Rüştü Şahin’in ölümünden sonra ani kararla evlendiği Sermet Vasıf’ın hayata bakışı ve yaşama biçimi de tipik burjuva örneğidir. Hikâyede Mesaadet’in trajedisi kendi dilinden aktarılırken onun şahsında burjuva sınıfının ötekine/yoksul kesime bakışı olabildiğince ironik bir dille yansıtılır.
2. Parçada sözü edilen eser aşağıdakilerden hangisidir?
A) Benim Sinemalarım
B) Gül Mevsimidir
C) Yürekte Bukağı
D) Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu
E) Rozalya Ana

Romana adını veren mahalle, gelenekleri ve insancıl değerleri sürdüren halk sınıfını; Hilmi ve arkadaşları devrimci aydınları; konak ve çevresi ise yozlaşmış yönetici sınıfı temsil eder. Güzel sesli Rabia’nın hafız olarak bütün bu çevrelere girebilmesi sayesinde bu çevreler bir olay örgüsü etrafında toplanır ve yerlerini alırlar.
3. Parçada sözü edilen roman aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sözde Kızlar
B) Sahnenin Dışındakiler
C) Sarı Yazma
D) Bir Sürgün
E) Sinekli Bakkal

Romanda üç kuşağın yaşadığı çatışmalar; Naim Efendi, damadı Servet Bey, torunu Seniha ve yeğeni Hakkı Celis’in hayata bakış açılarıyla ortaya çıkar. Tanzimat senelerinin ortaya çıkardığı alafranga tiplerden biri olan Servet Bey, kızı Seniha ve oğlu Cemil’i kültürel özlerinden uzak bir biçimde yetiştirmiştir. Geleneğin son temsilcisi gibi duran Naim Efendi ise Servet Bey için kendisini geçmişten kurtulmasına engel olan kişidir.
4. Parçada sözü edilen roman aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sonsuz Panayır
B) Fatih-Harbiye
C) Yaban
D) Bugünün Saraylısı
E) Kiralık Konak

Namık Kemal’in — adlı eserinde fon olarak kullanılan Çamlıca Tepesi romantizmin etkisindedir. Babasını kaybeden ve baba sevgisinden mahrum büyüyen Ali Bey, içe kapanık bir yaşam sürer. Bu hâlinden rahatsız olan annesi onun sosyal hayata karışarak kendisine gelmesini ister. Ali Bey’in Çamlıca gezintisi bu anlamda romantizmdeki doğaya kaçışın bir örneğidir.
5. Parçada bırakılan boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Gülnihal
B) Kara Bela
C) İntibah
D) Akif Bey
E) Cezmi

Yaşar Kemal’in "Bir Ada Hikâyesi" adlı dörtlemesinde her cilt hem roman karakterleri hem de olay örgüsü bakımından birbirinin devamı niteliğindedir. Dörtleme, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra alınan mübadele kararları gereği, Anadolu Rumlarının terk etmek zorunda kaldığı bir adaya, Yunanistan’dan gönderilen Türklerin yanı sıra Anadolu’dan savaşlar başta olmak üzere çeşitli nedenlerden dolayı gelip yerleşen insanların yeni bir toplum inşa etmeye çalışmalarını konu alır.
6. Aşağıdakilerden hangisi parçada sözü edilen dörtlemeyi oluşturan romanlardan biri değildir?
A) Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
B) Karıncanın Su İçtiği
C) Tan Yeri Horozları
D) Çıplak Deniz Çıplak Ada
E) Kuşlar da Gitti

Sevinç Çokum'un bu romanında ülkenin parçalanması, çaresizliği, yoksulluğu, yeniden kurtuluşu ve dirilişi anlatılmaktadır. Olaylar Milli Mücadele yıllarında Söğüt ve civarında geçer. Söğüt, Osmanlı Devleti'nin beşiğidir. Yeni Türk devletinin de kuruluşu oradan başlamalıdır. Romanda sık sık bu tem işlenir. İki Türk devleti arasında, mekân vasıtasıyla bağlantı kurulur ve mekân, manevi ve sembolik bir boyut kazanmış olur. Bölge halkının zaman zaman aklı karışsa da vatanın kurtulması için düşmanla mücadele etmek herkesin birleştiği temel fikirdir.
7. Parçada sözü edilen roman aşağıdakilerden hangisidir?
A) Karanlığa Direnen Yıldız
B) Deli Zamanlar
C) Hilal Görününce
D) Ağustos Başağı
E) Kırmalı Etekler

Kurmaca bir salgınının anlatıldığı romanda olaylar 1901’de Akdeniz’deki Osmanlı’nın 29. vilayeti olarak tanıtılan kurmaca bir adada geçmektedir. Sultan II. Abdülhamit tarafından Minger Adası’na gönderilen karantina heyeti salgını modern yöntemlerle kontrol altına almaya çalışırken kendilerini iktidar oyunlarının arasında bir cinayeti çözmekle uğraşırken bulur.
8. Parçada sözü edilen eserin adı ve yazarı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
A) Esir Şehrin İnsanları - Kemal Tahir
B) Veba Geceleri - Orhan Pamuk
C) Karanlığın Günü - Leyla Erbil
D) Bir Cinayet Romanı - Pınar Kür
E) Bir Ada Hikayesi - Yaşar Kemal

Nezihe Meriç’in — romanı, iki kız arkadaşın yetişmeleri, eğitim hayatları, dünyaya bakış tarzları ve evlilikleri konusu üzerinde duran, Türk toplumunda modern kadın kimliğinin oluşmasını işleyen bir roman olarak önemli kadın edebiyatı metinleri arasında sayılmaktadır. Romanda, Meli ve Berni adlı iki arkadaşın başlangıçta ortak olan hikâyelerinin benzer yetişme koşulları ve farklı kişisel özellikler doğrultusundaki öyküleri ele alınmaktadır.
9. Parçada bırakılan boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Tuhaf Bir Kadın
B) Korsan Çıkmazı
C) Tehlikeli Oyunlar
D) Kırmalı Etekler
E) Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı

Eser, Almanya’ya çalışmaya giden işçi Bayram’ın tatil için köyüne dönüşü esnasında yaşadıklarını anlatan bir yol romanıdır. Bayram, sadece kendi çıkarlarını düşünen, sevgi temelli ilişkiler kurmayan ve her türlü dayanışmayı reddeden biridir. Bayram’ın fiziksel ve içsel yolculuğunu konu edinen roman, aynı zamanda 50'li yıllardan 70'li yıllara kadar Türkiye'nin geçirdiği sosyal, ekonomik ve politik koşulları da anlatmaktadır.
10. Parçadan sözü edilen roman aşağıdakilerden hangisidir?
A) Fikrimin İnce Gülü
B) Aylak Adam
C) Vatan Dediler
D) Azap Toprakları
E) Baba Evi

Ankara’ya 100 km uzaktaki çorak topraklara sahip Tozak köyünün sakinleri, köyün öğretmeni eğitmen Rıza öncülüğünde aylarca çalışarak verimsiz toprakları bağ haline getirirler. Susuz ve kurak Tozak köyüne nihayet bir bereket gelmiştir. Her şey iyi giderken köye toprakları ölçmek için kadastro komisyonu gelir. Komisyon 120 dönümlük arazinin ve tüm bağların devlete ait olduğunu söyler. Devlet adına çalışan hiç kimse köylülere yardımcı olmaz. Sonunda el konulacağını düşündükleri bağlarını sığırlarına talan ettirirler. Köy eski bakımsız haline döner.
11. Parçada özeti verilen romanın adı ve yazarı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
A) Karartma Geceleri - Rıfat Ilgaz
B) Kurt Kanunu - Kemal Tahir
C) Kaplumbağalar - Fakir Baykurt
D) İçimizdeki Şeytan - Sabahattin Ali
E) Zübük - Aziz Nesin

Roman, Türkler tarafından esir düşürülen Venedikli bir kölenin çok benzediği efendisiyle yaşadıklarını anlatan farklı disiplinlerden faydalanarak oluşturulmuş bir anlatıdır. Doğu-Batı sentezi oluşturan efendi-köle ilişkisi zamanla şekillenir, değişir ve sadakate dönüşür.
12. Parçada sözü edilen roman aşağıdakilerden hangisidir?
A) Beyaz Kale
B) Yeni Hayat
C) Kara Kitap
D) Kar
E) Benim Adım Kırmızı

Eser, bireyin varoluş sorununu merkeze alarak kişilerin yaşadığı dünyayı anlamlandırma kaygısını anlatır. Modernist romana özgü teknikleri kullanarak kaleme alınan roman, temelde iki karakter üzerine kurulmuştur. İlki romanın başkişisi Turgut Özben, diğeri ise romanın başında çoktan ölmüş olan ancak Turgut'un benliğinde varoluşunu sürdüren Selim Işık'tır. Bu iki karakterde modern insanın bunalımlarını görmek mümkündür.
13. Parçada sözü edilen roman aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tutunamayanlar
B) Anayurt Oteli
C) Yüksek Gerilim
D) Bir Cinayet Romanı
E) Sevgili Arsız Ölüm

—, Kalpaklılar romanının devamıdır. Romanda Kurtuluş Savaşı’nın son evresi; Milli Mücadele hareketinin örgütlenme çabaları, düzenli ordunun I. ve II. İnönü Savaşları’nı kazanması, Büyük Taarruz'un kazanılması, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulması ve yurdun düşman işgalinden kurtuluşu Kalpaklılar’da olduğu gibi kronolojik sırayla anlatılmaktadır.
14. Parçada bırakılan boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Yaban
B) Küçük Ağa
C) Doludizgin
D) Yorgun Savaşçı
E) Ateşten Gömlek

👉 Bu testi pdf olarak indirebilirsiniz.

İlgili Sayfalar


Cevaplar

1.D  2.B  3.E  4.E  5.C  6.E  7.D  8.B  9.B  10.A  11.C  12.A  13.A  14.C

24 Haziran 2022 Cuma

Osmancık

Tarık Buğra
Tarık Buğra'nın Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarını konu alan tarihî romanı.
Roman, Osman Bey’in gençliğinden Bursa’nın fethine kadar geçen süreyi ele almaktadır.
Beş bölümden oluşan romanda Osman'ın gençlik halleri, Malhun Hatun'a âşık olması, Şeyh Ede Balı'nın telkinleriyle yaşadığı dönüşüm ve kazandığı zaferler destansı bir anlatımla okuyucuya sunulur.

Özet


Roman, ölüm döşeğindeki Osman Gazi'nin Bursa’nın fetih haberini beklediği sahneyle başlar. Ardından geriye dönüşle Osmancık’ın gençlik dönemleri anlatılır.
Ertuğrul Gazi'nin küçük oğlu olan Osman; uçarı, hareketli, yiğit bir gençtir. Osmancık’ın delişmen yönleri onu ağabeyleri Savcı ve Gündüz'den farklı kılar. O, eğlence dolu bir hayat içinde amaçsız yaşamaktadır. 

"Çocukluğunda ele avuca sığmazdı. Delikanlılığa yöneldiği yıllarda da kabına sığmıyordu. Derken 'Nerde çalgı, orda kalgı' dönemi başladı: Gücünün, kuvvetinin sahibi değildi; gücü, kuvveti onun sahibiydi. Uzun ve boğum boğum kollarında kılıç, kocaman ellerinde yay, üstünleştikçe üstünleşiyor; asıl önemlisi, bu üstünleşme kendini gösterme tutkusuna kayıyordu: Değil bir meydan okumaya, bir yan bakışa, bir dudak büküşe bile katlanamazdı." (s.7)

Onun bu hayat tarzı, Şeyh Ede Balı tarafından tenkit edilir. Bu arada Osman, Şeyh Ede Balı'nın kızı Malhun Hatun'a aşık olmuştur.
İlerleyen günlerde Osman, av arkadaşlarıyla beraber, İnönü Bey’i Mahmut Bey’e konuk olur. Konukevinde daha önce hayatını kurtardığı Mihail Kosses ile karşılaşır. Osman'ın Malhun Hatun'a âşık olduğunu duyan Al Zahid, İnönü Beyi Mahmut'un evini basarak Osmancık’ı ister. Onun da gönlü Malhun Hatun'dadır. Osman ve arkadaşları Al Zahid ile adamlarını püskürtür.
Malhun Hatun’a olan özlemi günden güne artan Osman Bey, dergâha giderek 
Ede Balı’ya kızıyla evlenmek istediğini söyler. Ancak Ede Balı, Osman’ın fevri davranışlarından kurtulamayacağı görüşündedir. Bu nedenle kızını ona vermeyi reddeder. 

"Osmancık, soyuna soylu, boyuna boylu amma ki kötü huylu. Öfkesine yenik, tek güttüğü benlik. Kavga düşkünüdür, kavgası benliği yolunadır. Güçlüdür, kuvvetlidir, akıllıdır; gücün, kuvvetin, aklın neye yaradığını merak etmez. Vurur, vurur, bir gün gelir vurulur. Bir gün gele, körün oku denk gele; bir gün gele, gaflet ala, çolak hançer böğür dele. O zaman Malhun Hatun ne ola ?.. Can Malhun'a şehit dulu diyemezsin; aklanıp vahlanmana saygı bulamazsın. Malhun'uma kıyamam ben." (s. 94)

Osman bunun üzerine her gün dergâha gitmeye başlar. Malhun Hatun, onun Zümrüdüanka’sıdır. Ede Balı tarafından bir dizi sınavdan geçirilerek benini, öfkesini ve gururunu yenmesini başarır ve ruhsal arınma sürecini yaşar. Osman'ın dergâhta kaldığı bir gece gördüğü düş, onun için şifrenin çözümü olur. Ede Balı'dan yükselen ayın (Malhun Hatun) Osman'ın göğsüne girmesi ve dünya ağacı konumundaki çınarın dal budak salarak evreni kaplaması, Osmancık'tan Osman Gazi Hana uzanacak bir geleceğin müjdesidir. Osmancık; arayışını tamamlamış; nefsini, benliğini aşabilmiştir. O, bundan sonra kendisi için değil; soyu, soyunun ülküsü için yaşayacak; her türlü engeli aşmada Zümrüdüanka'sından güç alacaktır.
Ede Balı sonunda evliliğe onay verir, kısa sürede düğün yapılır. Bu süreçte Osman'ın yaşadığı ruh inkılâbı Ede Balı tarafından cihan ülküsüne dönüştürülmüş, Osman da bey seçilmiştir.
Osman Bey, Aya Nikola’nın düzenlediği ve Mihail Kosses’i öldürme amaçlı Harman Kaya baskınını haber alınca yirmi beş kadar adamını Mihail’in evine göndererek baskını bertaraf eder. Yayla inişi Oğuz beylerini toplayarak onları kardeşlik ve kader birliğine çağırır. 

"Ben, Ertuğrul oğlu Osman, ant içerim ki, yolum hepimizin yoludur. Ben, Ertuğrul oğlu Osman, Tanrı bir, inanırım ki, bu yol ayrılı gayrılı aşılmaz ve ayrıya gayrıya düşende ne kimseye beylik kala ne ad ne san kala. Ve ben Ertuğrul Gazi oğlu Osman, derim ki yücelik, ululuk cihat ganimetidir, ancak paylaşıla; tek kişinin olmaya." (s. 199)

Beylerin desteğini aldıktan sonra, Kulacahisar’ı düşürmeye karar verir ve Bilecik tekfuru ile anlaşır. Osman Bey, Kulacahisar’ı düşürür. Gazadan döndüğünde annesi Cankız’ı, ardından da babası Ertuğrul Bey’i kaybeder. Bu arada oğlu Orhan dünyaya gelir. 
İnegöl gazasına giderken Ermeni Beli’nde yeğeni Bay Koca, Kalonoz tarafından şehit edilir. Kalanoz, ağabeyi Savcı'yı da şehit etmiştir. Osman Bey Kalanoz’u gaza yerinde yakalayarak öldürür.
İlerleyen günlerde Aydos Kalesi’ni ele geçirmek isteyen Osman Bey, kale kumandanı Nikeforos’a Abdullah adında bir elçi gönderir. Nikeforos, elçiyi dinlemeyerek onu surlardan aşağı attırır. Bu olaya Mihail de şahit olur. Kuşatma için hazırlıklar yapılırken Nikeforos’un yeğeni Evdoksiya, Osman Bey’in silah arkadaşlarından Gazi Rahman’a bir mektup göndererek onlara yardım edeceği sözünü verir. İkili arasında daha önceden bir yakınlaşma olmuştur. Evdoksiya’nın da yardımıyla kale ele geçirilir. Nikeforos öldürülür. Evdoksiya da Saniye adını alarak Gazi Rahman’ın eşi olur. Mihail bu olaylar sonrası Müslüman olur ve şehit düşen Abdullah’ın adını alır. Bu arada Malhun Hatun’un ikinci oğlu Alaaddin dünyaya gelmiştir.
Orhan da büyümüş, babasının gençliği gibi güçlü ve yetenekli bir delikanlı olmuştur. Orhan, pazar yerinde karşılaştığı Yarhisar tekfurunun kızı Holofira’ya gönlünü kaptırır. Holofira’ya dünür gönderilir, ancak ret cevabı alınır.
Bu sırada Osman Bey, aldıkları yerler arasına Mudurnu ve Göynük’ü de ekler. Konya sultanına ganimetler gönderir ve sultan da karşılığında ona Hz. Osman’ın kılıcını gönderir. Karacahisar tekfurunun Konya’ya saldırması üzerine oraya da baskın yapılır. Savaş sırasında halkı sürekli Osman Bey’e karşı kışkırtan amcası Dündar Bey, Osman Bey tarafından öldürülür.
Osman Bey’e Selçuklu Sultanı tarafından hanlık verilir. Tekfurlar bir araya gelerek Holofira’nın düğüne Osman Bey’i de davet edip onu öldürmeyi planlarlar. Osman’ın ölümünden sonra Türk birliğinin dağılacağını düşünürler. Plandan haberdar olan Osman Bey, düğüne hazırlıklı gider ve Bilecik de düşer. Holofira, Nilüfer ismiyle Müslüman olur ve Orhan ile evlenir.
Ede Balı vefat etmiş, İznik düşmüş, Osman Gazi de ağır hastadır. Orhan Bey’e Bursa’yı almasını, kendisini oraya gömmesini vasiyet eder. Malhun Hatun da tandırın başında ansızın yığılıp hayata veda etmiştir.
Malhun Hatun’un ölümünden sonra Osman Bey, Azrail’in ayak seslerini daha yakından işitir. Hayata gönül rahatlığıyla veda edebilmek için oğlu Orhan’dan müjde bekler. Ona hasta yatağında iken Bursa’nın düştüğünü gelen atlıların nal sesleri müjdeleyecektir.

İlgili Sayfa

👉 Eser Özetleri

Yararlanılan Kaynaklar

Tarık Buğra'nın Romancılığı, Yıldıray Bulut
Karakter Sentezleyici Bir Roman Olarak Osmancık'ta Yapı Unsurları, Tuba Dalar
Kuruluş Devrini Konu Alan Romanlar Üzerine, Bilge Ercilasun
Osmancık Romanının Arketipsel Sembolizm Bakımından Çözümlenmesi, Tank Özcan

21 Haziran 2022 Salı

Sinekli Bakkal

Halide Edip Adıvar'ın olgunluk dönemi eseridir.
Roman ilk olarak 1935 yılında İngilizce olarak The Clown and His Daugter (Soytarı ve Kızı) adıyla yayımlanmıştır.
1936'da Türkçe olarak basılan roman, 1942'de CHP roman ödülünü kazanır.
Eserde gözlem ve araştırma ön plandadır. Bu nedenle realist
 bir eserdir.
Bir "töre romanı" olan eserde II. Abdülhamit dönemindeki İstanbul'un kenar mahalleleri, sosyal sınıfları, gelenek-görenekleri, konak ve eğlence hayatına dair görünümler yer almaktadır.
Sinekli Bakkal, Halide Edip'in toplumsal konulara yöneldiği tezli eserlerinden biridir.
Romanda olaylar Sinekli Bakkal semti ile Selim Paşa Konağı'nda geçer. Birbirinden her anlamda uzak olan bu iki mekâna ait sosyal tabakayı Rabia birbirine bağlar.
Romanın ana karakteri olan Rabia, kimliğindeki geleneksel tarafı koruyan ancak Batı'ya yüz çevirmeyen ideal bir tiptir.

Doğu-Batı Sentezi

Batılılaşma sürecinin ele alındığı eserde yazar, Doğu-Batı sentezine ulaşmak ister. Başka bir deyişle roman, Doğu ile Batı'nın birbirini tamamen reddeden kavram ve değerler topluluğu olmadığı ve bunların belirli noktalarda birleşebileceği esası üzerine kurulmuştur. Romanda Doğu-Batı sentezi, Rabia ile Peregrini aşkı çevresinde ele alır. Batı’yı temsil eden Peregrini ile mistik Doğu’yu temsil eden Rabia'nın evlendirilmesi de bu birleşimi bir bakıma sağlamaktadır.

Din ve Müzik

Eserde Batılılaşma sürecine din, müzik, kıyafet gibi toplumsal değerler üzerinden bakılarak birtakım uzlaşı yolları gösterilmeye çalışılmaktadır.
Romanda din olgusu birbirine taban tabana zıt olan iki karakter üzerinden verilir: İlhami Efendi ve Vehbi Dede. Rabia'nın dedesi mahalle imamı İlhami Efendi din anlayışı korku ve ceza üzerine kurulmuşken Mevlevi olan Vehbi Dede’ninki sevgi ve hoşgörü üzerine kuruludur.
Bunun yanı sıra romanda Vehbi Dede klasik Doğu müziğini temsil ederken Peregrini (Osman) ise Batı müziğini temsil eder. Peregrini ve Vehbi Dede aralarında müziğin Doğu’da ve Batı’da temsil ettiği değeri tartışırlar. Rabia bu iki müzik hocasından da eğitim alır ve öğrendiklerini harmanlayarak yeni bir okuyuş şekli ortaya koyar.

Romanın Özeti

Sinekli Bakkal mahallesi imamı İlhami Efendi'nin kızı Emine, babası istemediği halde, aynı mahallede bakkallık eden karagözcü ve orta oyuncu Tevfik ile evlenir. Tevfik, ortaoyununda "zenne" rolüne çıktığı için "Kız Tevfik" diye anılmaktadır. Bağnaz bir adam olan babasının eğitimi ile yetişen Emine, kocasıyla geçinemeyerek babasının evine döner. Tevfik ise bir oyunda karısının taklidini yaptığı için İstanbul’dan sürülür.
Emine’nin Tevfik’ten bir kızı olur, adını Rabia koyarlar. İmam, kızı gibi Rabia’yı da sıkı bir dinî eğitim ile yetiştirir ve hafız yapar.
Abdülhamit’in Zaptiye Nazırı Selim Paşa ile karısı Sabiha Hanım, konaktaki bir okuma sırasında sesinden etkilendikleri Rabia’nın eğitimi ve tüm ihtiyaçlarıyla ilgilenmeye başlarlar. Olağanüstü güzel bir sesi olan kıza, aynı konağa gidip gelen Mevlevi şeyhi Vehbi Dede alaturka musiki dersi verir. Onun yanı sıra, paşanın oğlu Hilmi’ye piyano dersi vermek için konağa gelen İtalyan piyanist Peregrini kızın sesine hayran olur ve o da Rabia’ya ders vermeye başlar.
Ünü bütün İstanbul’a yayılan Rabia, Kur’an ve Mevlit okumak için cami cami dolaşmakta ve bütün kazancını dedesi İlhami Efendi’ye vermektedir.
Günün birinde Tevfik sürgünden döner, Sinekli Bakkal’daki eski bakkal dükkânını yeniden açar. Rabia da dedesinden ayrılır, babasıyla oturmaya başlar. Kızın sanatına hayran olan Vehbi Dede ve Peregrini, Tevfik’in evine gidip gelmeye başlar.
Aynı yıllarda "Jön Türkler", Abdülhamit’in istibdadını kaldırmak için gizli gizli çalışmaktadır. Selim Paşa’nın oğlu Hilmi de bunlardan biridir. Tevfik, Hilmi’nin isteği üzerine kadın kılığına girip Jön Türklerin Avrupa’dan gelen ihtilâlci gazetelerini Fransız postanesinden alırken yakalanır. İş açığa çıkınca Tevfik ile Hilmi Şam’a, ötekiler de Yemen ve Fizan’a sürülür.
Babasının orta oyunundaki arkadaşı cüce ile yalnız kalan Rabia, bakkallık ve hafızlıkla geçinmektedir. Rabia’ya âşık olan Peregrini, annesinden kalan serveti alarak İstanbul’a yerleşir, Rabia’nın isteği üzerine Müslüman olur, Osman adını alarak Rabia ile evlenir.
Bu arada İmam İlhami Efendi ölür; Rabia kendi çevresinden ayrılmak istemez. İmam’dan kalan eve yerleşirler. Abdülhamit’e tam bir görev duygusuyla bağlı bulunan ve padişah aleyhinde çalışanlara türlü işkenceler ettirmekten çekinmeyen Selim Paşa, kendi oğlunu da sürdükten sonra yavaş yavaş değişmeye başlar. Babalık ve insanlık duyguları uyanır, görevinden ayrılır. 1908’de Meşrutiyet ilân edilince Tevfik sürgünden döner. Rabia’nın da bir çocuğu olmuştur.


İlgili Sayfa

👉 Eser Özetleri

Yararlanılan Kaynaklar

Halide Edip Adıvar'ın Eserlerinde Doğu ve Batı Meselesi, İnci Enginün
Halide Edip Adıvar’ın Vurun Kahpeye, Sinekli Bakkal, Tatarcık; Peyami Safa’nın Sözde Kızlar, Cumbadan Rumbaya, Yalnızız Romanlarında Doğu-Batı İkileminde Eğitim Problemlerinin Karşılaştırılması - Tuğba Tezcan
Halide Edip, Yakup Kadri ve Reşat Nuri'nin Romanlarında Nesil Çatışmaları, Abdülkadir Hayber