15 Haziran 2018 Cuma

Küçük Şeyler

  • Sami Paşazâde Sezai'nin hikâye kitabıdır.
  • Kitapta yer alan altı hikaye Batı tekniğinde yazılmış ilk küçük hikayeler olarak kabul edilir. Başka bir deyişle modern Türk hikayesi, Küçük Şeyler ile başlamıştır. Küçük Şeyler; altı hikaye, sanatlı bir nesir ve Alphonse Daudent'e ait bir hikayenin tercümesinden ibarettir. 1892'de yayımlanan kitabın başında realizmi savunan bir de ön söz vardır. Hikayede yer alan hikayeler ve hikaye konuları şöyledir:
Bu Büyük Adam Kimdir?
Hikâye bir çocukluk hatırasının hikâyeleştirilmesiyle şekillenmiştir. Bir çocuk olan hikâye kahramanı, sokakta dikkatini çeken bir kişinin hal ve tavrındaki farklılığı Fransızca derslerinde okuduğu kitabın etkisiyle, büyük adamlara mahsus bir özellik olarak düşünür ve zihninde o kişiyi bir kahraman olarak yaşatmaya başlar. Rastladığı bir kavga sahnesi dahi zihnindeki kurguyu bozamaz. Bu dünya, yıllar sonra bir tütüncünün gerçeği ifadesine kadar sürer. Bu büyük adam, gerçekte okuma yazması olmayan, sıradan biridir.
Hiç
Hikâye, hayat mücadelesine zayıf bir bünye, hassas bir gönülle girmiş yirmi yaşlarındaki bir gencin hikâyesidir. Aldığı eğitime ve yeteneğine uygun ortamlar bulamayan genç, Tanzimat romanlarındaki kahramanlar gibi babasızdır. Annesinin hastalığı bir süre hayatını alt üst eder. İntibah'ın Ali Bey'i gibi hayat tecrübesinden yoksun bu genç, sabah akşam bindiği vapurda sürekli karşılaştığı güler yüzlü bir kıza ilgi duymaya başlar. Bu genç kızın gülen yüzü onu yeni hayallere sevk eder. Bitip tükenmeyen hayaller... Sonunda bir karşılaşma ve konuşma anında kıza dikkatle bakınca acı gerçeği fark eder. Üst dudağı biraz kısa olan bu kızın tebessümü sade ona değil bütün âleme, bütün eşyayadır.
Kediler
Hikâyede otuz üç senelik bir evliliğin sonunda kendisi yerine kedilerin tercih edilmesiyle hayatının en büyük kederini yaşayan bir kocanın içine düştüğü çıkmaz anlatılır. Evdeki bir dolu kedinin hükümranlığından rahatsız olan yaşlı adam, öykünün girişinde eşine sorar: “Hanım! En son cevabını isterim. Ya ben, ya kediler!” Eşinin cevabı nettir: “Kediler!”
Bu kısa diyalogdan bir süre sonra adamın, büyük bir üzüntü içinde evi terk edişine tanık oluruz. Bütün gün Büyükada'nın sokaklarında, deniz kenarında dolaşır, çaresizlikten ne yapacağını bilemez. Sonunda yenilgiyi kabul edip eve döner.
Hikâye kısa öyküye yakışan çarpıcı finalle biter:
“Mütefekkir bir çehre, müteessir bir hâlle evine giderek refikasına hiçbir söz söylemeden doğru odasına çıktı. Minderin üzerine kapanıp da hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlayınca haremi kemali itina vü nezaketle oda kapısını açarak: “O kadar haykırarak ağlama. Kedilerimi korkutacaksın! dedi.”
İki Yüz Elli Kuruşa Bir Asır
Hikâye, Namık Kemal’in İntibah’ta yaptığı gibi bir Çamlıca tasviri ile başlar. Boğazı, Marmara'yı Çamlıca ile bütünleştiren bu sanatkârane tasvir, İntibah’taki tasvirden daha gerçekçidir. Hikâye, anlatıcının birkaç sene sonra Çamlıca'nın yanı başındaki bu meşcerenin iki yüz elli kuruşa odunculara satıldığını öğrenmesi ile biter. Metne hikâyeden daha çok tasvir ve izlenim üzerine kurulu bir fantezi gözüyle bakmak mümkündür.
Düğün
Hikâye, Sergüzeşt romanında olduğu gibi esaret teması üzerine kuruludur. Konağın genç beyi tarafından güzel bulunarak odalık yapılan daha sonra bir kenara itilen Dilsitan’ın hikâyesidir bu. Evin genç beyi sosyal konumuna denk biri ile evlendirilmekle ve bu amaçla düğün hazırlıkları görülmektedir. Dilsitan bu hazırlıkların ortamında gelin adayının kendisi olmadığını öğrenir. Böylece ona kederinden hastalanmak (verem olmak) düşer. Herkes eğlenirken o son anlarını yaşamaktadır.
Pandomima
Küçük Şeyler’in son hikâyesidir. İnsanları güldürmek suretiyle eğlendirmeyi kendine iş edinmiş Paskal yalnız, kimsesiz, bir tiyatrocudur. Günün birinde seyircilerinden bir genç kıza âşık olur. Aşkını uzun süre gizler. Onu kimseye, evindeki ihtiyar hizmetçisine dahi söylemeye cesaret edemez. İçindeki aşkı büyüten Paskal, aşkını yeni hayallerle şekillendirir. Birkaç hafta tiyatrosuna gelmeyen Eftalya'nın evlendiği haberini alır. Bir akşam da kocasıyla tiyatroya gelir Eftalya. Bu Paskal’a indirilen son darbedir. O gece evine hüzünlü dönen Paskal'ı ertesi gün ölmüş bulurlar.
İlgili Sayfalar
Yararlanılan Kaynaklar
  • Hikayeciliğimize Düşen Cemre: Küçük Şeyler, Mehmet Törenek
  • Sami Paşazade Sezai Kedi Öykülerinin En Güzelini Yazdı, Ömer Ayhan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.