25 Ekim 2018 Perşembe

Necip Fazıl Kısakürek (1905 - 1983)

Necip Fazıl Kısakürek
  • Cumhuriyet dönemi şair, yazarı. 
  • Şiir, tiyatro, roman, hikâye gibi birçok türde eser verdi.
  • Eserlerinde din, tasavvuf, tarih, felsefe gibi konular geniş bir yer tutar.
  • Kaldırımlar Şairi, Mistik Şair, Şairler Sultanı ya da Büyük Doğucu olarak anılır.
Mistisizm: Nesnelerin ardındaki gerçeklik, sonsuzluk ve birliğe ulaşma yönündeki ruhsal tecrübe ve bu tecrübeyi ifade eden doktrin.
  • 1905’te İstanbul Çemberlitaş'ta bir konakta dünyaya geldi. Babası Mekteb-i Hukuk mezunu ve bazı memuriyetlerde bulunmuş Abdülbaki Fazıl Bey, annesi Mediha Hanım'dır. Büyükbabası Mehmet Hilmi Efendi emekli bir hakimdir. Necip Fazıl'ın çocukluğu bu büyükbabanın himayesinde, bu kalabalık konakta, dadılar, mürebbiyeler, lalalar arasında geçmiştir. 
  • Heybeliada'daki Bahriye Mektebine (askerî deniz lisesi) yazılan Necip Fazıl son sınıftan ayrılarak 1921’de Darülfünun (üniversite) Felsefe Bölümüne yazıldı ancak eğitimini yarıda bıraktı.
  • Hükümetin açtığı bir sınavı kazanarak felsefe öğrenimi için burslu olarak Paris’e gitti. Burada da düzenli bir öğrenci olamadı. Kısmen sanat çevrelerinde bulunsa da Paris’in eğlence hayatı onu daha çok çekti ve hatıralarındaki ifadesiyle bir bohem hayatı yaşadı. Bir süre sonra kesilen bursu nedeniyle İstanbul'a döndü.
Bohem: Yarınını düşünmeden tasasız, derbeder bir yaşam süren edebiyat ve sanat çevresinden kimse veya topluluk.
Ruhunun Büyük Zelzelesi: Abdulhâkim Arvasî
  • Paris dönüşü, İstanbul'da Nakşibendi Şeyhi Abdulhâkim Arvasî ile tanıştı.  Arvasi, 1916’da Rusların Van'a ilerlemesiyle ayaklanan Ermeniler yüzünden göç ederek 61 yaşında İstanbul'a gelmiş, 1925'te tekke ve zaviyeler kapatılıncaya kadar da Eyüp’teki Nakşi tarikatına ait Kaşgari Dergahı'nda hizmet vermiştir. Abdulhakim Arvasi, 1943 yılında Ankara'da vefat etmiştir.
  • Necip Fazıl, Arvasi ile tanışmasını "ruhunun büyük zelzelesi” olarak ifade eder.Necip Fazıl'ın ruh ve düşünce dünyasının gelişiminde en büyük tesir ona aittir. Arvasi ile tanıştıktan sonraki sanat anlayışını ortaya koyan aşağıdaki şiiri Necip Fazıl'ın yaşadığı değişimin ifadesidir:
“Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış
Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış"
  • Türkiye’ye dönüşünde, bir süre bankalarda çalışmış daha sonra çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. Bu arada felsefedeki öğrenciliğinden beri girmiş olduğu basın çevresi sayesinde gazete ve dergilerde makale ve fıkralar yazmaya başladı.
  • Bir süre sonra da memuriyeti bırakarak kendisini tamamen yazı hayatına verdi.
  • Sanatçı kimliği dışında siyasî ve fikrî yazılarıyla yaygın bir şöhret kazanmıştır. Kimi zaman eleştiri sınırlarını zorlayan yazılarıyla Cumhuriyet döneminin önde gelen polemikçi yazarlarından biri olmuştur.
  • Necip Fazıl Kısakürek, uzunca süren ancak yazı yazmasını engellemeyen bir hastalıktan sonra Erenköy'deki evinde 25 Mayıs 1983’te ölmüştür. Büyük ve olaylı bir cenaze töreninden sonra Eyüp'te defnedilmiştir. 
Şair olmaya karar vermesiyle ilgili anekdot şöyledir: 
Şairliğim on iki yaşımda başladı. Bahanesi tuhaftır: Annem hastanedeydi. Ziyaretine gitmiştim. Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter… Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde. Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp: - Senin dedi; şair olmanı ne kadar isterdim! Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetin ta kendisi… Gözlerim, hastane odasının penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgara karşı, içimden kararımı verdim: - Şair olacağım! Ve oldum. O gün, bugün şairliği küçük ve adi hasisliklerin üstünde gören, onu idrakin en ileri merhalesi sayan ben, bu küçük ve adi bahaneyi hiç unutmadım. 
Şiir Anlayışı
  • Cumhuriyet dönemi şiir anlayışlarından saf (öz) şiir anlayışına bağlıdır.
  • Necip Fazıl, Cumhuriyet'in ilk yıllarında estetik kaygıları ve metafizik- psikolojik derinliğiyle kendine bir yer edinmiştir.
  • Ona göre şiir, mutlak hakikati arama işidir. O mutlak hakikat de Allah'tır.
  • Necip Fazıl'a göre mutlak hakikati arayan şair bu yolda başlıca iki temel unsura dikkat edecektir: his ve fikir.
  • His ve fikri aynı potada eritmenin derdindedir. Ona göre şiirde ne his ne de fikir tek başına bir işe yarayacaktır.
  • Şiirlerini hece ölçüsü ile yazan şair serbest nazma taraftar değildir. Ona göre vezinsiz şiir olamaz.
  • Şiir Kitapları: Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervanı, Çile

Oyun Yazarlığı
  • Necip Fazıl'ın şiirden sonra en çok emek verdiği tür tiyatrodur. Onu oyun yazmaya iten en önemli neden toplumsal kaygılarıdır. Şiirlerinde söyleyemediklerini oyunları ile söylemeye çalışır.
  • Necip Fazıl'ın oyunları da şiirleri gibi trajik bir karakter gösterir.
  • Oyunlarında günah duygusu, vicdan azabı, kader- irade, madde-ruh mücadelesi gibi metafizik ve psikolojik problemleri işlemiştir.
  • Yazdığı ilk eser Tohum'dur. Ünlü tiyatro adamı Muhsin Ertuğrul tarafından sahneye konulan eser, eleştirmenlerce beğenilse de seyirciden beklenen ilgiyi görmez.
  • Bir Adam Yaratmak; konusunun özgünlüğü, kurgusu ve anlatış tekniğiyle en başarılı oyunu olarak kabul edilir. Oyun içinde oyun, tekniğiyle kaleme alınan eserin temasını Necip Fazıl üç kelime ile belirtir: “Allah, Kader, Ölüm”. Bu eser de Muhsin Ertuğrul tarafından sahneye konulur ve Tohum'un aksine uzun süre kapalı gişe oynar.
  • Reis Bey, adlı eserde ise masumluğu infazından sonra anlaşılan bir gence idam kararı veren bir hâkimin hikayesi işlenir. O ana kadar katı bir kanun adamı olan Reis Bey, bu olaydan sonra olaylara ve insanlara farklı açılardan bakmayı öğrenmiştir. Emekliliğini isteyerek görevini bırakan Reis Bey, ayaktakımı arasına karışarak onları doğru yola sevk etmeyi görev edinir.

Roman ve Hikaye Yazarlığı
  • Necip Fazıl, şiir ve tiyatrodaki başarısını yakalayamasa da birçok hikâye yazmıştır. Buna rağmen hikâyeleri romanlarından daha başarılıdır. Daha önce değişik isimler altında parça parça yayınlanan hikâyeleri son haliyle ve hepsini kapsayacak şekilde "Hikâyelerim" ismiyle kitaplaştırılmıştır.
  • İlk dönem öykülerinde korku ve fantastik öyküler yoğundur ve en güçlü öyküler bunlardır. Necip Fazıl özellikle “Hasta Kumarbaztiplemesi üzerinden psikolojik derinlikli öyküler yazmıştır. 
  • Ancak özellikle son dönem öyküleri mesaj ağırlıklıdır. Karşılıklı fikir tartışmalarıyla geçen öykülerde asıl amaç doğrunun izahıdır.
  • Son yıllarında yazdığı ve roman adı altında yayımlanan iki kitabından Aynadaki Yalan, tamamen ideolojik ve teknik bakımdan zayıf bir eserdir. Ölümünden sonra basılan Kafa Kağıdı ise hatıra kitaplarının dağınık notlarını içeren bir eserdir. 
Çıkardığı Dergiler
  • Necip Fazıl, Ağaç, Büyük Doğu ve Borazan olmak üzere üç dergi çıkarır. 
  • Sanatta estetiğe önem veren sanatçıları bir araya getirmek fikri ile doğan Ağaç, yayın hayatına 1936'da başlar. Derginin çekirdek kadrosunda Necip Fazıl’la beraber Ahmet Hamdi Tanpınar ve Ahmet Kutsi Tecer bulunmaktadır.  Dergi, 17.sayıda ekonomik sıkıntılardan ve okuyucu ilgisizliğinden dolayı kapanır.
  • Basınımızın en uzun ömürlü dergilerinden biri olan Büyük Doğu’nun ilk sayısı 1943'te çıkmıştır. Edebî, dinî, fikrî ve siyasî karakterli bir dergidir. Bir ara günlük gazete olarak da çıkan Büyük Doğu aralıklarla 1978’e kadar yayın hayatına devam etmiştir.
  • Borazan adlı dergi ise yayın hayatı oldukça kısa süren mizahî bir dergidir. 
Tüm Eserleri
Şiir Kitapları:
Örümcek Ağı
Kaldırımlar
Ben ve Ötesi
Sonsuzluk Kervanı
Çile
Oyunları:
Tohum
Bir Adam Yaratmak
Reis Bey
Nam-ı Diğer Parmaksız Salih
Künye
Sabır Taşı
Para
Siyah Pelerinli Adam
Yunus Emre
Kanlı Sarık
Mukaddes Emanet
Ahşap Konak
Hikaye ve Romanları:
Birkaç Hikaye Birkaç Tahlil
Ruh Burkuntularından Hikayeler
Hikayelerim
Aynadaki Yalan
(roman)
Kafa Kağıdı (roman)
Hatıraları
O ve Ben
Babıâli
Şiirlerinden Örnekler
Beklenen 
Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar 
Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar 
Bendedir 
Ne azap, ne sitem bu yalnızlıktan
Kime ne, aşılmaz duvar bendedir
Süslenmiş gemiler geçse açıktan
Sanırım gittiği diyar bendedir
 
Yaram var, havanlar dövemez merhem
Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem
Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem
Yollar ki Allah'a çıkar bendedir
Kaldırımlar
I
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. 
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar. 
İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler. 
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır. 
Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum! 
Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler. 
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları. 
Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...
İlgili Sayfalar 
Yararlanılan Kaynaklar
  • Necip Fazıl Kısakürek’in “ Eski Elbiselerin Hafızası” Adlı Hikâyesi Üzerine Bir İnceleme, Adem İşcan
  • Necip Fazıl Kısakürek’in Hikâyeleri, Necip Tosun
  • Necip Fazıl’ın Poetikası, Şiir Dili ve Üslûbu, Adem Arslan
  • Necip Fazıl Kısakürek’in Hayatında ve Eserlerinde Tasavvuf Olgusu, Turan Güler
  • Necip Fazıl Kısakürek, TDV İslam Ansiklopedisi, M.Orhan Okay

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.