19 Kasım 2018 Pazartesi

Attila İlhan (1925 - 2005)

  • Türk şair, romancı, düşünür, eleştirmen, senarist, gazeteci.
    Attila İlhan
  • 15 Haziran 1925 Menemen doğumludur. Babası Muharrem Bedri Bey’in Menemen ve İzmir’de avukatlık yapması nedeniyle çocukluğunun ilk yılları bu bölgede geçmiştir. 
  • İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiiri nedeniyle okuldan uzaklaştırılır. 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazanır ve İstanbul Işık Lisesine yazılır.
  • Attila İlhan, lise son sınıftayken (1946) amcası, İlhan'ın Cebbaroğlu Mehemmed adlı şiirini ondan habersiz CHP'nin düzenlediği şiir yarışmasına gönderir. İlhan'ın şiiri, Cahit Sıtkı'nın Otuz Beş Yaş şiirinin ardından ikinci olur.  
  • Aynı yıl babasının isteği ile İstanbul Hukuk Fakültesine kaydolur. Üniversite yıllarında şiirleri Yığın ve Gün gibi dergilerde yayımlanmaya başlar. 
  • 1948’de ilk şiir kitabı Duvar’ı kendi imkanlarıyla yayımlar.
  • Son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla öğrenimi yarıda kalır.
  • Paris'e ilk kez 1949'da Nazım Hikmet'i hapisten kurtarmak için yapılan çalışmalara katılmak için gider. Paris'te hem Dada Hareketi'nin hem de Nâzım Hikmet'i kurtarma çalışmalarının etkin ismi Tristan Tzara başta olmak üzere birçok sanatçıyla tanışma fırsatı yakalar.
  • 1950'li yılları ise İzmir - İstanbul - Paris üçgeninde geçecektir.
  • Paris'te geçen zamanlar düşünce dünyasını ve sanat anlayışını derinden etkiler. 
  • Sinemayla olan ilişkisi 1953'te Vatan gazetesinde yazdığı sinema eleştirileri ile başlar.
  • 1954’te yayımladığı Sisler Bulvarı kitabıyla toplumcu anlayıştan çok bireyseli öne çıkaran şiirlere ağırlık verir.
  • Askerlik dönüşü sinema çalışmalarına ağırlık verir. Senaryolarında Ali Kaptanoğlu adını kulanmıştır.
  • Babasının ölümüyle İzmir'e yerleşir. Sekiz yıl Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürütür. 
  • Aynı yıllarda şiir kitabı Yasak Sevişmek ile Bıçağın Ucu adlı romanı yayımlanır.
  • 1968’de Biket İlhan ile evlenen sanatçı on beş yıl evli kalır.
  • Türkiye’de televizyon yayınlarının başlamasıyla 1970'lerde senaryo yazarlığına döner. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür gibi çok beğenilen ve izlenen televizyon dizilerine imza atar.
  • 1973'ten 1981'e kadar kaldığı Ankara'da Sırtlan Payı,Yaraya Tuz Basmak ve Fena Halde Leman adlı romanlarını tamamlar.
  • 1981'de İstanbul'da yaşamaya başlayan sanatçı sırasıyla Milliyet, Güneş, Meydan gazetelerinde sonrasında 1996'dan ölene kadar da Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yapar.
  • Attilâ İlhan,10 Ekim 2005'te Kanlıca'daki evinde vefat etmiştir.
Sanat Anlayışı
  • Şiir, roman, senaryo, gezi, deneme, fıkra, eleştiri gibi birçok dalda eser vermiştir.
  • Şiir anlayışında sentezden yanadır. Türk şiirinin, halk ve divan edebiyatından beslenerek modernize olmasını savunmuştur. 
  • Adını 1950'li yıllarda duyurmaya başlayan sanatçı hem Garip Hareketi'ne hem de kimi açılardan İkinci Yenicilere karşı çıkmıştır.
  • İmgeye ve söz sanatlarına kapılarını kapatan Garipçilerin aksine imgeyi öne çıkarır.
  • İmgeyi öne çıkarması onu İkinci Yenicilere yaklaştırmış olsa da Attila İlhan, şiirde anlamı gerekli görmeyen ve imgeyi amaç haline getiren İkinci Yenicileri de eleştirir. Ona göre İkinci Yeni, şiiri yozlaştırmaktadır.
  • Onun eserlerinde toplumsal gerçekçilik ile aşırı romantizm ve modern sanata ait birçok unsur birbirine karışır. 
  • Genel olarak yalnızlık, umutsuzluk, karamsarlık, bunalım, aşk, yolculuk, tedirginlik, yabancılaşma, barış, özgürlük, ölüm, insan sevgisi şiirlerinin başlıca temalarıdır. 
  • Şiirlerinde, günlük dilden kalkan ya da Fransızca, Almancadan seçtiği sözcüklere de yer veren şair, dil konusunda keyfi davranmıştır. 
  • Yazım kurallarına da pek uymaz. Şiirlerinde büyük harf kullanmayan şair sadece özel isimlere gelen ekleri göstermek için kesme işareti kullanmıştır. 
Mavi Dergisi ve Maviciler
  • Attila İlhan'ın düşünceleri Ankara’da bir grup gencin çıkardığı “Mavi” dergisi tarafından benimsenir ve destek görür. İlhan, sonradan katıldığı bu dergide başrolü oynamıştır. 
  • 1950'li yıllarda adını daha çok Attila İlhan'ın “sosyal realizm” tartışmalarıyla duyuran Mavi dergisi, Türk şiirine Garip şiiri ve İkinci Yeni şiiri arasında yeni fikirler getirmiştir.
  • Bu derginin etrafında toplanan sanatçılar Maviciler olarak bilinmektedir. 
  • Dergideki yazılardan hareketle bir Mavi Akımı oluşturulmak istenmişse de bu hareket başarıya ulaşamamıştır (bkz. Mavi Dergisi ve Maviciler).
Eserleri
Şiir Kitapları:
Duvar (1948)
Sisler Bulvarı (1954)
Yağmur Kaçağı (1955)
Ben Sana Mecburum (1960)
Bela Çiçeği (1962)
Yasak Sevişmek (1968)
Tutuklunun Günlüğü (1973)
Böyle Bir Sevmek (1977)
Elde Var Hüzün (1982)
Korkunun Krallığı (1987)
Ayrılık Sevdaya Dahil (1993)
Kimi Sevsem Sensin (2002)
  • Romanları: 
Sokaktaki Adam (1953)
Zenciler Birbirine Benzemez (1957)
Kurtlar Sofrası (1963/64)
Bıçağın Ucu (1973)
Sırtlan Payı (1974)
Yaraya Tuz Basmak (1978)
Dersaadet’te Sabah Ezanları
Fena Halde Leman (1980)
O Karanlıkta Biz (1988)
Haco Hanım Vay (1984)
Allahın Süngüleri-Reis Paşa (2002)
Gâzi Paşa (2005)
O Sarışın Kurt (2007)
  • Senaryo (dizi): 
Sekiz Sütuna Manşet (1982)
Kartallar Yüksek Uçar (1984)
Yarın Artık Bugündür (1986)
  • Senaryo (film):
Yalnızlar Rıhtımı (1959)
Ateşten Damla (1960)
Şoför Nebahat (1960)
Devlerin Öfkesi (1960)
Rıfat Diye Biri (1962)
Ver Elini İstanbul (1962)
  • Gezi Notları: Abbas Yolcu
Şiirlerinden...
Ben Sana Mecburum
ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum 
ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski İstanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun 
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşamüstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
birkaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu 
fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun 
belki haziranda mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
kötü rüzgâr saçlarını götürüyor 
ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin...
Pia
ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldız basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutabilsem pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm
İlgili Sayfalar 
  • Attila İlhan ve Batı, Serhat Işık 
  • Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirinde Mavi Hareketi, Salim Çonoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.