Anlatım Bozukluğu Konu Anlatımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anlatım Bozukluğu Konu Anlatımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Anlatım Bozukluğunda Anlama Dayalı Nedenler

  • Duygu ve düşüncelerimizi ifade ederken kurduğumuz cümlelerin hem dil bilgisi açısından doğru hem de açık ve anlaşılır olması gerekir.
  • Buna göre anlatım bozukluğunun nedenlerini iki başlık altında toplamak mümkündür:
  1. Anlama dayalı nedenler
  2. Dil bilgisine dayalı nedenler
Anlama Dayalı Nedenler
  1. Gereksiz sözcük kullanımı
  2. Sözcüğün yanlış anlamda kullanılması
  3. Sözcüğün ya da söz grubunun yanlış yerde kullanılması
  4. Birbiriyle çelişen ifadelerin birlikte kullanılması
  5. Deyim ve atasözlerinin yanlış kullanılması
  6. Anlam belirsizliği
  7. Mantık hatası
1. Gereksiz Sözcük Kullanımı
Bir cümlede, aynı anlamı içeren sözcüklerin bir arada kullanılmasıdır. Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamında bir daralma olmuyorsa o sözcük ya da sözcük grubu gereksizdir.
Örnekler
  • Okula gelince beklemediğim bir sürprizle karşılaştım.
"Sürpriz" zaten beklenen bir durum değildir. O nedenle cümledeki "beklemediğim" sözcüğü gereksizdir.
  • Ortaklar arasındaki mevcut ikiliği giderdik.
"Mevcut" sözcüğü gereksiz kullanılmış. İlgili sözcük cümleden çıkarıldığında anlamda bir daralma olmuyor.
  • Babası ölünce annesiyle birlikte yaşamaya başladı.
"Annesiyle" sözcüğündeki "ile" edatı, birliktelik anlamını karşıladığı için "birlikte" sözcüğü gereksizdir.
  • Çığ altında kalanlardan biri sağ olarak kurtarıldı.
Bu cümlede "kurtarıldı" sözcüğü kişinin sağ çıkarıldığını ifade etmek için yeterlidir. "Sağ olarak" sözü gereksiz kullanılmıştır.
  • Türkçede, Arapça ve Farsça dillerinden gelen pek çok sözcük var.
Arapça ve Farsça dil adları olduğu için "dillerinden" sözcüğü gereksizdir. Cümle, "Türkçede, Arapça ve Farsçadan gelen pek çok sözcük var." şeklinde düzeltilebilir.
  • Eğer bu imkanlar sağlandığı takdirde, ülkenin ulaşım sorunu çözülecektir.
  • Sınıfın boyu en uzun öğrencisi bendim.
  • Ön sıradaki öğrenci bütün ders boyunca konuştu.
  • Fotoğraflar için öğrenci başına beşer lira topladık.
  • Bugün ülkemizde var olan büyük ölçekli birçok kültür varlığı bulunmaktadır.
2. Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması
Ses bakımından birbirine benzeyen, aynı kökten türemiş ya da yakın anlamlı sözcüklerin birbirinin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlatım bozukluğudur.
Örnekler
  • Fiyatlar çok pahalı olduğu için satışlar çok durgun.
Fiyat, "pahalı" olmaz. Pahalı olan satılan maldır. Cümle, "Fiyatlar çok yüksek olduğu için satışlar çok durgun." şeklinde düzeltilebilir.
  • Saf şiir anlayışını sürdüren şairlerin etkilendikleri yazım akımları üzerine konuştuk.
Yazım, imla demektir. "Edebiyat" anlamında kullanılan sözcük ise "yazın"dır. Doğrusu "yazın akımları" olmalıydı.
  • Üretimin düşmesi enflasyonun yükselmesini sağladı.
"Sağlamak" olumlu durumlarda kullanılır. Enflasyonun yükselmesi olumsuz bir durumdur. Cümle, "Üretimin düşmesi enflasyonun yükselmesine neden oldu." şeklinde düzeltilebilir.
  • Bu iki cihaz arasındaki ayrıntıyı görmek biraz zor.
"Ayrıntı" bir bütün içindeki detaydır. "Ayrıntı", yerine "ayrımı" ya da "farkı" kullanılmalıydı.
  • Elemanlarımızın bu iş için yetersiz olduğunu savunuyor.
"Savunmak" olumlu durumlarda kullanılır. Onun yerine "iddia etmek" ya da "öne sürmek" kullanılabilir.
  • Onun sayesinde iki yıldır gurbette, ailemden uzakta çalışıyorum. 
Cümlede olumsuz bir durum var. "Sayesinde" yerine "yüzünden" sözcüğü kullanılmalı.
  • Bu kadar yardıma karşılık yine geçemedi sınavı.
"Karşılık" değil "karşın" olmalıydı.
  • Yüksek lisansımız yok diye bizi azımsamaya kalktı.
"Azımsamak" az görmek, az bulmak demektir yani nicelik bildiren bir sözcüktür. Burada kullanılması gereken doğru eylem "küçümsemek" olmalıydı.
3. Sözcüğün ya da Söz Grubunun Yanlış Yerde Kullanılması
Sözcüğün yanlış yerde kullanılması cümlenin anlamında belirsizliğe neden olur. Bu tür anlatım bozukluğu genelde sıfat ya da zarfların yanlış yerde kullanılmasından kaynaklanır.

Örnekler 

  • Bu çalışma, paydaşların daha çok okul yönetiminde söz sahibi olmasını amaçlıyor.
Cümlede "daha çok" sözü yanlış yerde kullanılmış. Cümle, "Bu çalışma, paydaşların okul yönetiminde daha çok söz sahibi olmasını amaçlıyor." şeklinde düzeltilebilir.
  • Sürekli çevrendeki insanlardan borç istiyorsun.
"Sürekli" bu cümlede "çevrendeki" sözcüğünün sıfatı olarak duruyor ancak söylenmek istenen şu: "Çevrendeki insanlardan sürekli borç istiyorsun."

  • Çalışmaya devamlı oturduğu yerden müdahale ediyor.
Cümlede zarf olarak kullanılan "devamlı" sözcüğü yanlış yerde kullanılmış. Cümle, "Çalışmaya oturduğu yerden devamlı müdahale ediyor." şeklinde düzeltilebilir.

4. Birbiriyle Çelişen İfadelerin Birlikte Kullanılması
Karşıt anlamlı sözcüklerin aynı cümlede kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğudur. Anlatım bozukluğunun giderilmesi için iki sözcükten birinin cümleden çıkarılması ya da yapısında bir değişikliğe gidilmesi gerekir.

Örnekler 

  • Çin'den sipariş ettiğimiz aşılar, mutlaka bu hafta sonuna kadar elimizde olabilir.
Cümlede "mutlaka" sözcüğü, kesinlik bildirirken "olabilir" olasılık bildirmektedir.
  • Bundan yaklaşık tam bir ay önce parayı ödeyemeyeceğini söyledi.
  • Teslimat konusunda kesin bir sıkıntı yaşayabilirsiniz, dedi.
5. Deyim ve Atasözlerinin Yanlış Kullanılması
Atasözleri ve deyimler, belirli durumlar için kullanılan kalıplaşmış ifadelerdir. Anlamları dışında kullanımları anlatım bozukluğuna neden olur. Atasözü ve deyimlerin sözcüklerinin yerlerini değiştirmek veya asli sözcüklerinin yerine farklı bir sözcük kullanmak da anlatım bozukluğuna neden olabilir.

Örnekler 

  • İki gündür dedikodusunu yaptığı kadını görünce etekleri zil çaldı. 

"Etekleri zil çalmak" çok sevinmek anlamındadır. Bu cümle için doğru deyim telaşlanmak anlamına gelen "etekleri tutuşmak"tır.
  • İyi bir eğitim alabilmemiz için elinden geleni ardına koymadı annem.
"Elinden geleni ardına koymamak", yapabileceği tüm kötülükleri yapmak anlamında kullanılır. Burada kullanılması gereken deyim, "elinden geleni yapmak"tır.
  • Bu işi de eline gözüne bulaştırdı.
Deyimin doğrusu "eli yüzüne bulaştırmak"tır.

  • O, bizim buraları beğenmez gözü yukarıdadır. 
Deyimin doğrusu "gözü yüksekte" olmalı.

  • Arkadaş, yaptığımız eleştirileri üstüne almış.
"Üstüne almak" bir işi yapmaya söz vermek, ödev alınmak anlamına gelir. Bu cümle için doğru deyim, "üstüne alınmak" olmalıdır. "Üstüne alınmak", bir davranışın kendisine karşı olduğunu sanarak tedirgin olmak, alınmak demektir.

  •  Benim başım açık, verilemeyecek hesabım yok.

Deyimin doğrusu "alnı açık"tır. "Alnı açık", dürüst, hesap verebilecek durumda olan anlamlarında kullanılır.

  • Babam, "Bir koyundan iki deri çıkmaz." derdi.
Tırnak içindeki atasözünün doğrusu, "Bir koyundan iki post çıkmaz."dır.
  • Kötü etin yahnisi yavan olur.
Atasözünün doğrusu şöyledir: "Ucuz etin yahnisi yavan (veya tatsız) olur."
6. Anlam Belirsizliği ya da İkili Anlam
Bir cümleden iki farklı anlam çıkıyorsa bu, cümlenin anlatım yönünden kusurlu olduğunu gösterir. Genelde isim tamlamasında tamlayanın yazılmamasından ya da eksik virgülden kaynaklanır.
  • Bugün buraya geleceğini bilmiyordum.
Tamlayan yazılmadığı için cümleden iki anlam çıkarmak mümkün. 1. Senin bugün buraya geleceğini bilmiyordum." 2. Onun bugün buraya geleceğini bilmiyordum.
  • Ben küçükken ablamdan çok azar işittim.
Bu cümleden iki anlam çıkarmak mümkün: 1. Benim işittiğim azar, ablamın işittiği azardan çoktur.  2. Ablam beni küçükken çok azarlamıştı.
  • Müdür odasına doğru yürürken sabah tartıştığı elemanıyla göz göze geldi.
"Müdür" sözcüğünden sonra konacak virgül anlatım bozukluğunu ortadan kaldıracaktır.
7. Mantık Hatası
Cümledeki mantıksal kusurlar da anlatım bozukluğu nedenidir. Bu tür anlatım bozukluğu daha çok cümledeki yanlış söz diziminden kaynaklanır. 

Örnekler 

  • Seni bir saat değil, bir gün bile görmesem özlerim.
Cümle, "Seni bir gün değil, bir saat bile görmesem özlerim." şeklinde düzeltilebilir.

  • Yanlış tedavi çoğu zaman ölüme hatta sakat kalmaya neden oluyor. 
Cümle, "Yanlış tedavi çoğu zaman sakat kalmaya hatta ölüme neden oluyor." şeklinde düzeltilebilir. 
  • Birden bastıran kar yüzünden sokakta yaşayan insanlar sığınacak yer arıyor.
İnsanlar sanki bastıran kar yüzünden sokakta yaşıyor gibi bir anlam çıkıyor cümleden. Cümle, "Sokakta yaşayan insanlar birden bastıran kar yüzünden sığınacak yer arıyor." şeklinde düzeltilebilir.
  • Beklenen İstanbul depreminde insanlar, 99 depremine göre daha çok ölecek.
Cümle, "Beklenen İstanbul depreminde, 99 depremine göre daha çok insan ölecek." şeklinde düzeltilebilir. 

İlgili Sayfalar

Anlatım Bozukluğunda Dil Bilgisine Dayalı Nedenler

  • Duygu ve düşüncelerimizi ifade ederken kurduğumuz cümlelerin hem dil bilgisi açısından doğru hem de açık ve anlaşılır olması gerekir.
  • Buna göre anlatım bozukluğunun nedenlerini iki başlık altında toplamak mümkündür: 
  1. Anlama dayalı nedenler 
  2. Dil bilgisine dayalı nedenler
Dil Bilgisine Dayalı Nedenler
  1. Tamlama ile İlgili
  2. Ekler ile İlgili (eksik, yanlış ya da gereksiz kullanılması)
  3. Öge Eksikliği
  4. Özne – Yüklem Uyumsuzluğu
  5. Ek Eylem Eksikliği
  6. Çatı Uyumsuzluğu
  7. Eylemsi Eksikliği
1. Tamlama ile İlgili
a) Sıfat ve isim tamlamalarında tamlananın ortak kullanılması
Örnekler
  • Kaza yerine birçok askerî ve polis aracı geldi.
"Askerî araç", sıfat tamlaması; "polis aracı" ise isim tamlamasıdır. Bu iki tamlamanın tek bir tamlanana bağlanması anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Cümle, "Kaza yerine birçok askerî araç ve polis aracı geldi." şeklinde düzeltilebilir.
  • Bu olaylar hem toplumsal hem de kişi açısından değerlendirilmelidir.
  • Bu konuda ne devlet ne de özel okullardan destek görüyoruz.
  • Şehrimizde çeşitli sanat ve kültürel etkinlikleri geliştirildi.  
b) İsim tamlamalarında aynı tamlanana bağlanan tamlayanlardan birinin tamlanana uymaması
  • Amasya ve Tokat'ın Zile ilçesinde iki yıl görev yaptı. 
"Zile ilçesi" iki şehir için ortak kullanılmış. Cümle, "Tokat'ın Zile ilçesi ile Amasya'da iki yıl görev yaptı." şeklinde düzeltilebilir.
c) Farklı kişi zamirlerinden oluşan tamlayanların aynı tamlanana bağlanması 
  • Artık ne bizim ne de onların elinden bir şey gelir.  
Cümle, "Artık ne bizim elimizden ne de onların elinden bir şey gelir." şeklinde düzeltilebilir.
d) Çokluk bildiren belgisiz sıfatların belirtmiş olduğu adın çoğul olması 
  • Birçok seneler geçti, dönen yok seferinden.
"Birçok seneler" değil, "birçok sene" olmalıydı.
  • İhaleye birçok yerli ve yabancı firmalar katıldı.  
e) Sıfat tamlamalarında birden fazla isim için kullanılan sıfatın tamlamadaki her isme uygun olmaması 
  • Tam karşımızda gittikçe yükselen dağlar, tepeler, ovalar ve göller vardı.
Sıfat görevinde kullanılan sıfat-fiil (yükselen) ovalar ve göller için uygun değil. Cümle, "Tam karşımızda ovalar, göller ve gittikçe yükselen dağlar ve tepeler vardı." şeklinde düzeltilebilir.
  • Karşılıklı anlayış ve birlik içinde bu sorunları kısa sürede çözebiliriz.
Karşılıklı anlayış olur ama karşılıklı birlik olmaz. 
f) Tamlayan durumundaki sözcüğün unutulması
  • Öğrenciyi, düşünmeye ve yaratıcı olmaya yönelten ve herhangi bir konu üzerinde eleştiri yapmasını sağlayan bir anlayış, eğitim sistemimize henüz yerleşmedi.
Cümlede "eleştiri yapması" söz grubu var ancak kimin eleştiri yapacağı belli değil. Cümleye "öğrencinin" sözcüğünün eklenmesi gerekiyor: Öğrenciyi, düşünmeye ve yaratıcı olmaya yönelten ve herhangi bir konu üzerinde öğrencinin eleştiri yapmasını sağlayan bir anlayış, eğitim sistemimize henüz yerleşmedi.
  • Tavsiye ettiğin kitabı okudum ancak konusunu pek beğenmedim.
Cümlenin doğrusu: "Tavsiye ettiğin kitabı okudum ancak kitabın konusunu pek beğenmedim.
2. Ekler ile İlgili (eksik, yanlış ya da gereksiz kullanılması )
Eklerin cümle içinde gerektiği yerde kullanılmaması, sözcüğe yanlış ekin getirilmesi ya da gereksiz ek kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur.
a) Belirtili isim tamlamalarında tamlayan ile tamlanan arasına başka sözcükler girebilir. Bu durumda tamlamayı kuran eklerden birinin unutulması 
  • İyi bir konuşmacı dinleyicisini çok iyi tanıması gerekir. (konuşmacının)
  • Okuma yazma bilen herkes, günün bir kısmını kitap okumakla geçirmesi gerekir. (herkesin)
  • Yeni sözcükler yaratmak için her ulus, dilinin sunduğu olanaklardan yararlanma yoluna gitmesi gerekir. (ulusun)  
b) Yanlış ek kullanılması
  • Sınavların yeni sisteme göre yapılacağını sağlayacaklar. (yapılmasını)
  • Sorun arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatmamış olduğundan kaynaklanıyor. (olmasından)  
c) Gereksiz ek kullanılması
  • Bu bestesi onun en tanınmış eseridir.
Cümlede "bestesi" sözcüğündeki iyelik eki gereksiz kullanılmış. Cümle, "Bu beste onun en tanınmış eseridir." şeklinde olmalıydı.
  • Muğla yöresindeki çıkan yangınlardan geriye, çırılçıplak ve simsiyah dağlar, tepeler kaldı. 
Cümlede sıfat yapan -ki gereksiz kullanılmış. Sıfat yapan -ki cümlede kalacaksa "çıkan" sözcüğü gereksizdir.
3. Öge Eksikliği

Öge eksikliğine dayalı anlatım bozuklukları genel olarak girişik, sıralı ya da bağlı cümlelerde görülür.

Örnekler
  •  Adam bize iyilik biz ona kötülük ettik.

Bu cümle ortak yüklem kullanmak için uygun bir cümle değil. İlk cümlenin yüklemi eksik. Cümle, "Adam bize iyilik etti, biz ona kötülük ettik." şeklinde düzeltilebilir.
  • Ay bir yandan, sen bir yandan sar beni.
Burada da yüklem eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu var. Cümle, "Ay bir yandan sarsın, sen bir yandan sar beni." şeklinde düzeltilebilir.
  • Bülbül gülden, ben yârimden ayrılmam.
Yine yüklemi ortak kullanılmış bir sıralı cümle ancak "ayrılmam" yüklemi ilk cümleye uygun değil. İlk cümlenin yüklemi "ayrılmaz" olmalı.
  • Bu tür dergilerin sayısı azalıyor, okunmaz oluyor.
Cümlede özne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu var. Sıralı cümlede ilk cümlenin öznesi (Bu tür dergilerin sayısı) ikinci cümle içinde ortak kullanılmış ancak bu cümleye uymuyor.

  • Biz onlara hiç gitmedik ama bize geldiler.

Bu bağlı cümlede ikinci cümlenin öznesi söylenmemiş. Cümle, "Biz onlara hiç gitmedik ama onlar bize geldiler." şeklinde düzeltilebilir. 

  • Türkçenin doğru kullanılması bir yana değer bile verilmiyor.
Cümlede "dolaylı tümleç eksikliği" var. Cümle, "Türkçenin doğru kullanılması bir yana Türkçeye değer bile verilmiyor." şeklinde düzeltilebilir.
  • Kadına her fırsatta bağırıyor, sürekli aşağılıyordu.
Cümlede "nesne eksikliği" var. İkinci cümleye "kadını" ya da "onu" sözcüğü eklenmeli.
  • Hiçbir zaman kendini düşünmedi, ailesinin mutluluğu için çalıştı.
"Hiçbir zaman" zarfı ikinci cümle için uygun değil. Sıralı cümleyi oluşturan ikinci cümleye zarf olarak "her zaman" eklenmeli.
4. Özne – Yüklem Uyumsuzluğu
Bir cümlede özne ile yüklem arasında sayı, şahıs, olumluluk-olumsuzluk gibi unsurların uyuşmazlığı anlatım bozukluğuna sebep olur.
a) Tekillik – Çoğulluk
Kural: İnsan dışındaki canlı, cansız varlıklar ve soyut kavramlar çokluk eki alıp özne olduğunda yüklem tekil olur.
  • Suskunluk ve hareketsizlik içinde geçen saatler, gün ağarana dek ona ne yorgunluk ne de acı vermeksizin su gibi akıp gidiyordular.
Cümlenin öznesi "Suskunluk ve hareketsizlik içinde geçen saatler", yüklemin tekil yani "gidiyordu" olması gerekir.  
  • Kanun maddeleri Mecliste ele alındılar. (alındı)
  • Sarı, turuncu yapraklar tüm bahçeyi kaplamışlardı. (kaplamıştı)
  • Kediler bütün ciğeri yemişler. (yemiş)
  • Düşünceler engellenemezler. (engellenemez)
Kural: İnsan çoğullanıp özne olduğunda yüklem tekil de olabilir, çoğul da.
  • Futbolcular hakemin kararına itiraz ediyor / ediyorlar. ✓
Özel Durum: Söze saygı, alay ya da küçümseme anlamı katılmak istenirse özne tekil, yüklem çoğul olabilir.
  • Kaymakam Bey henüz gelmediler. ✓
  • Beyefendi hâlâ kalkmadılar mı? ✓
Dikkat: İnsanların özne olduğu cümlelerde özne, çokluk eki almadıysa yüklem her zaman tekil olur. Aşağıda verilen örneklerde birden fazla insan kastedilmiş olsa da özne çokluk eki almamıştır, bu nedenle yüklemlerin tekil olması doğrudur.
  • Bu konuda kimse bizim gibi düşünmüyor. ✓
  • Halk, meydana toplanmış yetkililerden bir açıklama bekliyordu. ✓
  • O duraktan servise her gün üç kişi biniyor. ✓
  • Birçok öğrenci soruyu yanlış anlamış. ✓
b) Olumluluk-Olumsuzluk
Türkçede "hiçbiri, kimse" gibi belgisiz zamirler sadece olumsuz cümlelerde, "herkes, hepsi" gibi sözcükler ise sadece olumlu cümlelerde kullanılır. Aşağıda verilen sıralı cümlelerde cümlelerin biri olumlu diğeri olumsuz olmasına rağmen aynı belgisiz zamirin özne olarak kullanılması anlatım bozukluğuna neden olmuştur.
  • Hiçbiri onun öldüğüne inanmıyor, hayret ediyordu.
"Hiçbiri" ikinci cümle için uygun değil. İkinci cümleye özne olarak "herkes" gelmeli.
  • Herkes sevinç içindeydi, üzülmüyordu. (kimse)  
"Herkes" ikinci cümle için uygun değil. İkinci cümleye özne olarak "kimse" gelmeli.
c) Kişi Uyumu 
Aşağıda verilen örneklerde olduğu gibi birden fazla öznenin beraber kullanımında özne - yüklem uyumuna dikkat etmek gerekir. Cümle dikkatli okunursa yükleme gelecek şahıs eki kendini belli etmektedir.
Kural: Öznelerden biri "ben" ya da "biz" ise diğerleri ne olursa olsun yüklem 1.çoğul (biz) olur.
  • Dışarıda sadece ben ve o küçük çocuk kalmış. (kalmıştık)
  • Ben, sen ve o burada nöbet tutacaksınız. (tutacağız)
  • Yarışmaya iki kişi ve ben gittim. (gittik)
  • Biz, siz ve onlar destek olmalı. (olmalıyız)
Kural: Cümlede "ben" ya da "biz"in özne olarak kullanılmaması şartıyla öznelerden biri "sen" ya da "siz" ise diğerleri ne olursa olsun yüklem 2.çoğul (siz) olur.
  • Sen ve Kemal teneffüste kütüphaneye gelsin. (gelin)
  • Sadece onlar ve siz kaldı. (kaldınız)  
5. Ek Eylem Eksikliği 
Yapısı bakımından sıralı ya da bağlı olan isim cümlelerinde cümlelerden biri olumlu diğeri olumsuz ise ek eylemin ortak kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur.
  • Boyu kısa, bedeni de pek biçimli değildi. (Boyu kısaydı...)
  • Çorba çok lezzetli ama sıcak değildi. (Çorba çok lezzetliydi...)  
6. Çatı Uyumsuzluğu
Birleşik, sıralı ya da bağlı cümlelerdeki eylem ve eylemsiler çatı bakımından uyumlu olmalıdır. 
  • Bu yoldan hiç sapmadan gidilirse aradığınız binanın önüne çıkarsınız.
Bu, şartlı birleşik bir cümledir. Ancak yan cümlenin yüklemi ile temel cümlenin yüklemi çatı bakımından uyumlu değil. Cümle, "Bu yoldan hiç sapmadan giderseniz aradığınız binanın önüne çıkarsınız." şeklinde düzeltilmeli.
  • Bu raporu kim sunmuş, hangi kurulca incelenmiş, onaylanmış.
Bu sıralı cümlede "sunmuş" etken ancak diğer yüklemler edilgen. Cümle, "Bu rapor kim tarafından sunulmuş, hangi kurulca incelenmiş, onaylanmış." şeklinde düzeltilebilir.
  • Akşam evde biraz sohbet edip erkenden yatıldı.
Cümlenin doğrusu: "Akşam evde biraz sohbet edip erkenden yattık."
7. Eylemsi Eksikliği 
Cümlede eylemsiler ortak kullanılabilir ancak ifade edilen iki duruma da uygun olmalıdır.
  • Gülmecenin çok etkin ve çok çabuk yayıldığını gördüm.
Cümlenin doğrusu: "Gülmecenin çok etkin olduğunu ve çok çabuk yayıldığını gördüm."
  • Bu suçlamaların gereksiz ve doğru olmadığını söyleyebilirim.
Cümlenin doğrusu: "Bu suçlamaların gereksiz olduğunu ve doğru olmadığını söyleyebilirim."