25 Mayıs 2017 Perşembe

Teşhis ve İntak

Teşhis
  • Kişileştirme (şahıslaştırma). İnsan dışındaki canlı ya da cansız varlıklara insana ait özellikler yükleme sanatıdır.
  • Arapça bir sözcük olan teşhisin ne olduğu sözcüğün içindeki şhs (şahıs) ünsüzlerinden hatırlanabilir. 
  • Her teşhis aynı zamanda bir kapalı istiaredir.
  • Teşhis ve intak çoğu zaman beraber kullanılsa da her teşhis de intak bulunmaz.
Örnekler
Gül hazin, sümbül perişan, bağzarın şevki yok 
Sardı katil gece dünyayı siyah bir kefene
Bir emel yıldızı göz kırpıyor ancak aradan (2010 LYS)
Kuşlar küsmüş yuvaya, ağaçlar yaprak vermez
Bu kavgalar bitecek, zulüm ebedî değil
(2013 LYS)
İntak 
  • Konuşturma sanatıdır. 
  • Konuşma yeteneği olmayan varlıkları söyletme sanatıdır.
  • İntak da Arapça kökenli bir sözcük olup sözcüğün içindeki ntk (nutuk) ünsüzlerinden yola çıkılarak hatırlanabilir.
  • Teşhis ve intak çoğu zaman birlikte kullanılır.
  • Her intak aynı zamanda teşhistir.
Örnekler
Sordum sarı çiçeğe, annen baban var mıdır?
Çiçek eydür, derviş baba annem babam topraktır.
(eydür: der ki)
Dolap niçin inilersin
Derdim vardır inilerim
Ben Mevla'ya aşık oldum
Onun için inilerim
Benim adım dertli dolap
Suyum akar yalap yalap
Böyle emreylemiş çalap
Derdim vardır inilerim
ek bilgi: Hile (dolap çevirmek) anlamına da gelen dolap, edebiyatta kuyudan su çıkarmaya yarayan ve ağaçtan yapılan çark anlamıyla kullanılır. Asıl vatanı olan ormandan kesilen bir ağacın su çıkarmaya yarayan bir alet olan dolap haline gelmesi, insanoğlunun fani dünyadaki haline benzetilmiştir. İnsan da o dolap gibi aslını özlemektir ve asıl olan Allah'tır (vahdet-i vücut).
  • Teşhis ve intak fabl ve masallarda sıkça görülür:
Karga ile Tilki

Bir dala konmuştu karga cenapları;
Ağzında bir parça peynir vardı.
Sayın tilki kokuyu almış olmalı,
Ona nağme yapmaya başladı:
“Ooooo! Karga cenapları, merhaba!
Ne kadar güzelsiniz; ne kadar şirinsiniz!
Gözüm kör olsun yalanım varsa.
Tüyleriniz gibiyse sesiniz,
Sultânı sayılırsınız bütün bu ormanın."
Keyfinden aklı başından gitti Bay Karga’nın;
Göstermek için güzel sesini
Açınca ağzını, düşürdü nevâlesini.
Tilki kapıp ona dedi ki: “Efendiciğim,
Size güzel bir ders vereceğim;
Alıklar olmasa iş kalmaz açıkgözlere;
Böyle bir ders de değer sanırım bir peynire."
Karga şaşkın, mahcup, biraz da geç ammâ,
Yemin etti gayri faka basmayacağına.

La Fontaine
Çeviren: Orhan Veli Kanık
İlgili Sayfa

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.