5 Şubat 2019 Salı

Günlük Örnek Metin

1 Ocak Pazartesi 1968 / Yılın İlk Sabahında...

Bir yıl daha mı? Yaz çok uzak... 1968'de günler zor geçecek gibi. Dün gece odamda yalnızdım. Bir şişe şarap, ufacık bir radyo, bir yığın kitap. Benim tek kitapla dostluğum yok, hep birçok kitapla... Üç-dört kitabı birden okumayı severim. Hem de birbiriyle en ilgisiz olanları. Garip belki, ama böyle! Lise yıllarımda büyükbabamın kitaplığından üç-dört kitabı alır, çekilirdim odama. Bir bakmış büyükbabam, iki bakmış, dayanamadı bir gece, "Nasıl okuyorsun o kadar kitabı sen diye sordu. Hugolar, Lamartineler vardı, o kitaplıkta daha çok. O alırdı, bir kitabı bütün dikkatini vererek okurdu, satırların, sözcüklerin altını çizerek notlar koyarak. bazen düzeltmeler de yapardı. En çok Mallerme'yi düzeltirdi! Yanlış yazarmış, öyle derdi. "Fransız dilini bunlar altüst ettiler. Mallerme, Verlaine, Rimbaud dünkü çocuklardı onun gözünde. Baudelaire bile!.. Geçenlerde buldum, büyükbabamın sevgili şiir antolojilerini, eliyle yaptığı düzeltmeler duruyor orada. Yeni yılın ilk sabahında gene daldım anılara... Anısız bir gün geçiremeyecek miyim? Belki. Ne zaman? Ölünce mi? Ölmek anısız kalmaktır. İşte bir özdeyiş. Günü gelir alırlar bir kitaba belki!..


22 Ocak Pazartesi 1968 / Bir Romanı Okurken...

Devlet Ana'yı okumaya başladım. Yetmiş sayfadan sonra bıraktım kitabı bir yana. Dursun birkaç gün masanın üstünde. Ne çok övdüler! Hele dostum Alangu! Varlık Yıllığı'nda göklere çıkardı, çıkardı da indirmedi bir daha!.. Devlet Ana ya çok yükseklerde, ben yetişemiyorum ya da bir balon bu, uçup gidecek, yitip yok olacak...
Şövalye geliyor hana, hancı delikanlıyla konuşuyor. Hancı delikanlı eşi benzeri olmayan bir bilgin. Ünlü deyimiyle bir "allame". Tarih, coğrafya, toplumbilim, ruhbilim... Hepsi var! Nereden mi öğrenmiş o delikanlı bunları? Babasından... Hem de "rahmetli babasından". Hristiyanlara toprağı bol olsun demek gerekmez mi? Böyle öğretmişlerdi bize çocukluğumuzda. Ama hancı delikanlıya şaştım kaldım! Yazar, o çağa ait neler öğrenmemizi istemişse hepsini o delikanlının ağzından aktarmış. Öğretici bir roman bu. Tarih kitabı okurken sıkılanlara öğütlenebilir. Gerçi Devlet Ana'yı okumak da pek kolay değil ya, neyse!
Yetmiş sayfanın ilk izlenimi bu. Gerisini okuyabilirsem değişir mi bu izlenim? Okuyabilecek miyim? Okumam gerek mi?.. Türk romanında çığır açan bir yapıtmış bu, Alangu öyle yazdı. Boş şeyler yazmaz Alangu. Ama şu yetmiş sayfa!.. Devlet Ana'yı elimin altında bir yere koyayım. Geceleri uykum kaçınca okurum gene...

21 Temmuz Pazartesi 1969 / Aydede Nerdesin?

Ay'da ilk insanlar! Ne çok roman okuduk, film gördük şimdiye dek. Düşler, gerçekleşti bugün. Sabahtan beri Ay'da insanlar yürüyor. Armstrong, Aldrin Ay'da şu anda. Şezlonga uzandım, gökyüzünü seyrediyorum güller arasından. İlk karanlıklarla birlikte Ay da çıktı kocaman. Ufacık radyo avucumda, birazdan Örümcek havalanacak. Ne havası? Hava yok ki orada. Alışkanlık işte. Ne olacak peki. Kalkacak, gidecek kendi gücüyle. Taş toplamışlar yığınla. Aldrin zıplayıp durmuş. İnanıyoruz hepsine. Gözümüzle görüyoruz. Biz değil, başkaları. Anlatıyorlar, inanıyoruz onlara. Gözüm Ay'da, şimdi örümcek kalkacak, sanki görecekmişim gibi. "Mehtap iri güller ve senin en güzel aksin" demişti Yahya Kemal. Ne "iri güller" kaldı ne de "senin en güzel aksin" bir Ay vardı değişmez, erişilmez. O da yok artık. Gizsiz, düşsüz, şiirsiz kaldı insan. Yok yok, kişi gizleri, düşleri şiirleri yaratır gene. Uzayda her yere ulaşsa da bütün gizleri çözse de kişinin kendi içinde öyle yerler, derinlikler var ki gidilmemiş, görülmemiş. Kocaman Ay tepemde. Örümcek yola çıktı, gidecek uzayın belli bir yerinde ana gemiyle birleşecek, sonra dünyamıza doğru uçacak. Gelip düşecek okyanusa. Bütün bunlar oluyor işte. Baytekinler aramızda yaşıyor. Baytekinlere taş çıkartanlar da yaşayacak...




Kaynak: Geçmişin Kuşları (Günlükler 2 / 1968, 1969)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.