11 Nisan 2019 Perşembe

Biz İnsanlar

Peyami Safa
Peyami Safa'nın basılan son romanı. Roman 1937'de Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilse de ancak 1959'da basılabilmiştir.
Eserde, faziletli bir genç olan Orhan Şakir'in yaşadığı fikrî bunalım, yüksek tabakadan genç bir kıza duyduğu aşkla birlikte işlenmektedir. Olaylar Mütareke Dönemi ile Milli Mücadele yıllarında İstanbul'da geçmektedir. Romanda, vatan hainliğine varan bir Batı hayranlığı yaşayan bir kesim ile bu kesimin benimsediği materyalist düşünce tarzı eleştirilir. Yazar, Batıyı temsil eden materyalist düşüncenin karşısına maneviyatçı Türk milliyetçiliğini koyar.

Özet

Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’nın yaşandığı yıllarda İstanbul’un zengin kesimlerinden bazıları kendi çıkarları doğrultusunda işgalci devletler ile yakınlaşma içerisine girmiştir. O dönemde Orhan, Boğaziçi'nde bulunan yatılı bir okulda öğretmenlik yapmaktadır. 
Roman iki çocuk arasında geçen bir kavga ile başlar. Tahsin, yoksul bir ailenin çocuğudur ve komşularının yardımı ile okumaktadır. Diğeri çocuk ise, varlıklı bir ailenin şımarık çocuğu Cemil'dir. Kavga esnasında Cemil, Tahsin'e "eşek Türk" demiş, Tahsin de ona bir taş atarak karşılık vermiştir. Okul idaresi, Cemil'den yana tavır koyarak Tahsin'i cezalandırmak ister. Orhan, Cemil’in tedavisini yaptırıp annesinin yanına götürür. Bu arada köşkte Cemil’in akrabası olan Vedia’yı görür. Vedia’yı beğenen Orhan, ona karşı ilgi duymaya başlar. Orhan, olaydan sonra okul idaresine tepki olarak istifa etmiştir. Orhan'a göre Cemil, bilmeyerek de olsa bütün Türk halkına hakaret etmiştir. Görevinden ayrılan Orhan'ı zor günler beklemektedir. Kar fırtınasının olduğu bir akşam soğuktan uyuyamaz ve öğretmenken iyi anlaştığı arkadaşı Necati'nin evine gider. Necati Orhan'a bir arkadaşının çevirmen aradığını söyler. Artık Orhan'ın da bir işi ve parası vardır. Orhan, Necati ile pastacıda buluştukları bir gün Vedia ile karşılaşır. Vedia’nın daveti üzerine köşke gider. Vedia’ya karşı sevgi besleyen Orhan'ın köşkte birçok rakibi bulunmaktadır. Tahsin’in babası bu arada hapishaneden çıkmıştır. Hapishaneye girmesinin nedeni Vedia'nın yengesi Samiye Hanım'dır. Samiye Hanım işgal günlerinde evine Fransız bayrağı asacak kadar Batı hayranı bir tiptir. 
Orhan, Samiye Hanım ve onlara dalkavukluk eden okul idarecilerini tanıdıkça inandığı değerlerden şüphe etmeye başlayarak boşluğa düşer. Orhan, dindar bir adam olan babasının baskıları sebebiyle ailesinden koparak kurtuluşu materyalizme bağlanmakta bulmuştur. Yazara göre, Orhan'ın babası gibi, ilmi yalnız dinî bilgilerden ibaret sanan, hiç şüphe etmeyen, aklını kullanmayan mutaassıpların, hem dine hem de topluma zararı dokunmaktadır. Romanda yazarın sözcüsü durumundaki Necati, Orhan'ı düştüğü bunalımdan kurtaracaktır. Necati gerek şahsiyeti gerekse kişiliği ile aydın bir tiptir. 
Vedia ile Orhan'ın arasındaki ilişki gelişmiş ve her akşam buluşmaya başlamışlardır. Bir gün Vedia hastalanır ve hastaneye kaldırılır. Hastalığı ağırdır. Doktorlar, Vedia'nın iyileşmesi konusunda pek fazla ümit vermezler. Orhan her gün onun yanında kalır. Bir gece Orhan, aniden fenalaşır. Ayağa kalkar ve bağırmaya çalışır ancak bağıramaz. Birden gözleri kararır ve merdivenlerden yuvarlanır. Sabahleyin onun cansız vücudunu görenler onun ölmüş olduğunu anlar ve cesedini morga kaldırırlar. Doktorların iyileşemez dediği Vedia ise iyileşmiştir. Doktorlar ona kendini nasıl hissettiğini sorarlar ve umulmadık bir biçimde hastalığı atlattığını söylerler.Vedia gülümser ve Orhan'ı sorar ancak hiç kimse bu soruya cevap veremez.

İlgili Sayfalar

Peyami Safa
Sözde Kızlar
Fatih-Harbiye
Mahşer
Yalnızız
Cingöz Recai
Eser Özetleri


Yararlanılan kaynaklar için Kaynakça sayfamıza bakınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.