18 Haziran 2021 Cuma

Devlet Ana

Kemal Tahir'in 1967'de yayımlanan tarihsel romanı.
Eser, 1968 TDK Roman Ödülü’nü almıştır.
Romanda Osmanlının aşiretten devlet haline gelişi konu edilmiştir.
Roman kahramanlarından önemli bir kısmı Ertuğrul Bey, Osman Bey, Orhan Bey, Dündar Alp, Şeyh Edebali, Akçakoca, Nilüfer Hatun, Yunus Emre, Köse Mihal gibi tarihî şahsiyetlerdir.
Destan, masal ve halk hikayelerinden gelen bazı anlatım kalıplarını kullanan yazar tarihî gerçekleri kurguyla ustaca birleştirerek verir.
Eserde, Ertuğrul Gazi’nin yaşlılık günleri, Osman Gazi’nin bey oluşu ve Orhan Bey’in çocukluktan gençliğe geçiş dönemleri ele alınmıştır (1290-1299).
Yiğit bir kadın olan Devlet Hatun, Rum bacılarına başkan seçilmiş olan Bacıbey’dir. 
Bacıbey, bir yandan disiplinli sert mizacı, öte yandan saygı uyandıran koruyucu kişiliğiyle Osmanlıdaki devlet anlayışının simgesidir.
Roman; Kancık Vuruş, Uyandırılan Işık, Dost Çelmesi, Fal, Derin Geçit, Kerimcan’ın Yolu olmak üzere altı bölüme ayrılmıştır.
Eser, hakim (ilahi) anlatıcı kullanılmıştır.
Eserde, Türk / İslam kültür ve medeniyeti ile Batı medeniyeti karşılaştırılarak iki medeniyetin siyasi ve toplumsal yaşam tarzları ve farkları ortaya konur.

Özet

İlk bölümde şahıslar tanıtılarak tarihsel durum hakkında bilgi verilir. Sen-Jan şövalyelerinden Notüs Gladyüs, Napoli kralının gayrimeşru oğludur. Oldukça hırslı, zevk ve eğlenceye düşkün biridir. Kral soyundan geldiğini söyleyerek kendi prensliğini kurmak ve Bizans tahtına oturmak hevesindedir. İş birliği içinde olduğu kişilerden biri de Keşiş Benito’dur. İtalya’dan Anadolu’ya geçen Cenevizli Keşiş Benito, kilise kurallarının dışına çıkarak Söğüt çevresinde bir mağaraya yerleşmiştir. Kendini dine adamış gibi gösteren Keşiş, halkın inançlarını sömürmektedir.
Ertuğrul Bey’in hasta olduğu haberini alan Notüs Gladyüs, Issızhan’da Mavro’nun hanına yerleşir. Notüs Gladyüs, han işletmecisi genç Mavro’yu şövalye yapma vaadiyle onun kız kardeşi Liya’ya sahip olmak ister. Hristiyan Mavro’nun Liya’dan başka kimsesi yoktur. Babasından kalan hanı işleterek geçimlerini sağlamaktadırlar. Liya, Bacıbey’in (Devlet Ana) oğlu Demircan’ın sözlüsüdür. Demircan, aynı zamanda Ertuğrul Bey'in atlarından sorumludur. Şövalye, Mavro’dan Ertuğrul Bey’in asker sayısı hakkında bilgi almaya çalışır. Mavro, Hristiyanlardan birçok kişinin Müslümanlığı tercih ettiğini ve Ertuğrul Bey’in Müslüman olan herkese kapısının açık olduğunu ve onları koruduğunu söyler.
Notüs Gladyüs, Keşiş Benito ve paralı Türk askeri olarak tanıtılan Türkopol Uranha, Osmanlı Beyliği ile bölgedeki Bizans tekfurlarının arasını bozmak istemektedir. Bu sayede de çıkacak bir karışıklıktan yararlanmak isterler. Gladyüs, Ertuğrul Gazi’nin atlarını çaldıktan sonra bu olaya Karacahisar tekfurunun karıştığı izlenimini verecektir.
Demircan, Liya ile buluştuğu sırada arkadan vurulur. Cinayette Karacahisar tekfurunun okları kullanılmıştır. Ertuğrul Bey’in değerli atlarına sahip olan Gladyüs, Türkmenlerle Bizans arasındaki barışı da bozmuş olur. Gladyüs'ün adamları Liya’ya sahip olduktan sonra onu da öldürüp cesedini bir kilime sararak Karacahisar tekfurluğu yakınlarına bırakır.
Demircan’ın kardeşi Kerim Çelebi, kendini dine veren cenkten uzak duran bir adamdır. Kerim Çelebi’nin kalemi kılıca tercih eden tavrı annesi Bacıbey'i kızdırmaktadır.
Ertuğrul Bey’in yatağa düşmesiyle beyliğe oğlu Osman Bey vekâlet etmektedir. Beylik, kıtlık ve Moğolların ağır vergileri yüzünden zor günler geçirmektedir. Demircan’ın ölümü beylikte büyük üzüntü yaratır. Orhan Bey, Demircan'ı vuran okların Karacahisar’da yapıldığını fark eder. Molla kıyafetini çıkaran Kerim Çelebi, savaşçı kıyafetini giyer. O, artık Kerimcan'dır. Kerim ile Mavro, kardeşlerinin intikamını almak için silah eğitimi alırlar. Kerim, Bacıbey’in istediği savaşçı bir er olmuştur. Osman Bey’in amcası Dündar Bey ve taraftarları intikam alınmasını isterler. Bu sırada Ertuğrul Bey ölür. Osman Bey, Dündar Bey'e rağmen herkesin rızasıyla bey ilan edilir.
Osman Bey ilk önce akıl danışmak için Şeyh Edebali'ye gider. Ona Beyliği Bizans’ın verimli topraklarına doğru genişleteceğini söyler. Bu sırada Yunus Emre, yakın dostu Kaplan Çavuş’a beyliğin geleceğiyle ilgili rüyasını anlatır. Rüyasında kucağından doğan ayla giderek büyüyen ve tüm dünyayı kaplayan bir ağaç görmüştür. Aynı rüyayı Şeyh Edebali'nin de gördüğünü, Osman Bey’in Şeyh Edebali'nin kızı Balhatun'u istemesini söyler. Osman Bey, Balhatun’u istemeye Alişar’ı gönderir. Ancak Alişar, Balhatun’u Osman’a değil kendisine ister. İsteği kabul görmeyince Hristiyanlarla iş birliği yapar. Osman, Alişan’ı kılıç darbesiyle saf dışı bırakarak Balhatun ile evlenir.
Dündar Bey, Osman Bey’i beylikten indirmek için düşmanlarla iş birliği içerisindedir. Bu arada Orhan Bey, Yarhisar Tekfuru’nun kızı Lotüs ile karşılaşır. Orhan Bey âşık olur ve ondan kendisiyle evlenmesi için söz alır. Germiyanoğlu Beyliği’nde yüzbaşı olan Esir Dayı, yol boyunda kendilerine tuzak kurulduğunu haber verir. Mavro ve Kerim’in bataklıktaki takipleri neticesinde tuzağı kuran Şövalye Gladyüs ve Uranha öldürülür. Böylece Demircan’ın intikamı alınmış olur.
Bu arada Lotüs, Orhan Bey’e haberci göndererek kendisini kaçırmasını ister. Bilecik tekfuru Rumanos ile evlendirilmek istenen Lotüs kaçırılır. Bacıbey’in kale muhafazalarına altın saçıp onların gafletinden yararlanması, Bilecik kalesinin alınmasını sağlar. Bacıbey, Kerimcan’ı Aslıhan adındaki kızla evlendirir. Orhan Bey Müslüman olup Nilüfer adını alan Lotüs ile evlenir. Kerimcan tekrar kitaplarına döner. Osman Bey’den, Şeyh Edebali’nin Bilecik’teki medresesine molla olarak girmek için izin alır. Roman, Osman Bey’in sınırlarını batıya doğru genişleterek devlet kurma düşüncesinin gerçekleşmesi ile sona erer.

İlgili Sayfalar


Yararlanılan Kaynak

Devlet Ana Romanı Üzerine Bir İnceleme, Mustafa Karabulut

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretmemiz için yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.