Mevlit / Vesiletü'n-Necat (Kurtuluş Vesilesi)
Şair: Süleyman Çelebi
15. yüzyıl eseri / Tamamlandığı yıl: 1409
Dil: Eski Anadolu Türkçesi
Nazım şekli: mesnevi / tahminî 768 beyit
Nazım türü: mevlit
Aruz kalıbı: fâilâtün / fâilâtün / fâilün
Şair: Süleyman Çelebi
15. yüzyıl eseri / Tamamlandığı yıl: 1409
Dil: Eski Anadolu Türkçesi
Nazım şekli: mesnevi / tahminî 768 beyit
Nazım türü: mevlit
Aruz kalıbı: fâilâtün / fâilâtün / fâilün
Vesiletü'n-Necat
Münacat
1.
Allah adın zikr idelim evvelâ
Vâcip oldur cümle işde her kula → Orijinal hâli
Allah adını analım evvela
Gereklidir cümle işte her kula → Günümüz Türkçesi
2.
Allah adın her kim ol evvel ana
Her işi âsân ide Allâh ana
Allah adını her kim önce anarsa
Her işini kolay eder Allah ona
3.
Allah adı olsa her işin öni
Hergiz ebter olmaya anın sonı
Allah adı olsa her işin önü
Asla kesik olmaz onun sonu
4.
Her nefesde Allah adın di müdâm
Allah adıyla olur her iş temâm
Her nefeste devamlı Allah de
Allah adıyla olur her iş tamam
5.
Bir kez Allah dise aşk ile lisân
Dökülür cümle günah misl-i hazân
Dil, bir kez dese aşk ile Allah
Allah adın zikr idelim evvelâ
Vâcip oldur cümle işde her kula → Orijinal hâli
Allah adını analım evvela
Gereklidir cümle işte her kula → Günümüz Türkçesi
2.
Allah adın her kim ol evvel ana
Her işi âsân ide Allâh ana
Allah adını her kim önce anarsa
Her işini kolay eder Allah ona
3.
Allah adı olsa her işin öni
Hergiz ebter olmaya anın sonı
Allah adı olsa her işin önü
Asla kesik olmaz onun sonu
4.
Her nefesde Allah adın di müdâm
Allah adıyla olur her iş temâm
Her nefeste devamlı Allah de
Allah adıyla olur her iş tamam
5.
Bir kez Allah dise aşk ile lisân
Dökülür cümle günah misl-i hazân
Dil, bir kez dese aşk ile Allah
Dökülür hazan yaprağı gibi cümle günah (hazan: güz, sonbahar)
6.
İsm-i pâkin pâk olur zikr eyleyen
Her murâda irişür Allah diyen
Temiz olur, mübarek adını söyleyen
Her dileğe erişir Allah diyen
7.
Aşk ile gel imdi Allah diyelüm
Derd ile göz yaş ile âh idelüm
Aşk ile gel şimdi Allah diyelim
Dert ile gözyaşı ile ah idelim
8.
Ola kim rahmet kıla ol padişah
Ol Kerîm ü ol Rahîm ü ol İlâh
Ola ki rahmet eder o padişah
O cömert ve merhametli İlah
9.
Birdür ol birliğine şek yok-durur
Gerçi yanlış söyleyenler çok-durur
Birdir o, birliğine şüphe yoktur
Gerçi yanlış söyleyenler çoktur
10.
Cümle âlem yoğiken ol var idi
Yaradılmışdan ganî cebbâr idi
Cümle âlem yokken o var idi (cümle: bütün, hep, tüm)
Kimseye muhtaç değil, kudretli idi
11.
Var iken ol yoğ idi ins ü melek
Arş ü ferş ü ay ü gün hem nüh-felek
Varken o, yoktu insan ve melek
Yer-gök, ay-güneş hem dokuz felek
12.
Sun’ile bunları ol var eyledi
Birliğine cümle ikrâr eyledi
Kudretiyle bunları o var etti
Birliğini herkes kabul etti
13.
Kudretin izhâr idüp hem ol celîl
Birliğine bunları kıldı delil
Kudretini gösterip hem o celil (celil: ulu Tanrı)
Birliğine bunları kıldı delil
14.
Ol didi bir kerre var oldu cihân
Olma dirse mahv olur ol dem hemân
O dedi, bir kere, var oldu cihan
Olma derse yok olur, hemen o an
15.
Bâri ne hâcet kılavuz sözi çok
Birdür Allah andan artuk Tanrı yok
Öyleyse sözü çok kılmaya ne gerek
6.
İsm-i pâkin pâk olur zikr eyleyen
Her murâda irişür Allah diyen
Temiz olur, mübarek adını söyleyen
Her dileğe erişir Allah diyen
7.
Aşk ile gel imdi Allah diyelüm
Derd ile göz yaş ile âh idelüm
Aşk ile gel şimdi Allah diyelim
Dert ile gözyaşı ile ah idelim
8.
Ola kim rahmet kıla ol padişah
Ol Kerîm ü ol Rahîm ü ol İlâh
Ola ki rahmet eder o padişah
O cömert ve merhametli İlah
9.
Birdür ol birliğine şek yok-durur
Gerçi yanlış söyleyenler çok-durur
Birdir o, birliğine şüphe yoktur
Gerçi yanlış söyleyenler çoktur
10.
Cümle âlem yoğiken ol var idi
Yaradılmışdan ganî cebbâr idi
Cümle âlem yokken o var idi (cümle: bütün, hep, tüm)
Kimseye muhtaç değil, kudretli idi
11.
Var iken ol yoğ idi ins ü melek
Arş ü ferş ü ay ü gün hem nüh-felek
Varken o, yoktu insan ve melek
Yer-gök, ay-güneş hem dokuz felek
12.
Sun’ile bunları ol var eyledi
Birliğine cümle ikrâr eyledi
Kudretiyle bunları o var etti
Birliğini herkes kabul etti
13.
Kudretin izhâr idüp hem ol celîl
Birliğine bunları kıldı delil
Kudretini gösterip hem o celil (celil: ulu Tanrı)
Birliğine bunları kıldı delil
14.
Ol didi bir kerre var oldu cihân
Olma dirse mahv olur ol dem hemân
O dedi, bir kere, var oldu cihan
Olma derse yok olur, hemen o an
15.
Bâri ne hâcet kılavuz sözi çok
Birdür Allah andan artuk Tanrı yok
Öyleyse sözü çok kılmaya ne gerek
Birdir Allah, ondan başka Tanrı yok
16.
Haşre dek ger dinilürse bu kelâm
Nice haşr ola bu olmaya temâm
Eğer kıyamete dek söylense bu kelam
Nice kıyamet olsa bu söz olmaz tamam
17.
Ger dilersiz bulasız oddan necât
Aşk ile derd ile idün es-salat
Kurtuluş dilerseniz eğer ateşten
Aşk ve şevkle salatüselam getirin (Hz. Peygamber'e saygı bildirmek için okunan dua)
Yazana Dua
18.
Ey azizler işte başlaruz söze
Bir vasiyyet kılaruz illâ size
Ey azizler işte başlarız söze
Bir vasiyet kılarız illa size
19.
Ol vasiyyet ki direm her kim tuta
Misk gibi kokusu canlarda tüte
O vasiyet ki derim her kim tuta
Mis gibi kokusu canlarda tüte
20.
Hak Teâlâ rahmet eyleye ana
Kim beni ol bir dua ile ana
Hak Teâlâ rahmet eyleye ona
Kim beni o bir dua ile ana
21.
Her ki diler bu duada bulına
Fatiha ihsan ide ben kulına
Her kim ki etmek isterse dua
Fatiha bağışlaya ben kuluna
Her Şeyden Evvel Peygamber'in Ruhunun Yaratılması
22.
Evvel andık anı kim evveldür ol
Evveline bulmadı hiç akl yol
Önce onu andık ki ondan öncesi yok
Akıl, ondan öncesine bulamadı hiç yol
23.
Evvelün ol evvelidür bî-gümân
Âhirün hem âhiridür câvidân
O evvelin evvelidir şüphesiz
Sonun sonudur hem ebedidir
24.
Çünkü Hak evvelliğin bildün ayân
Dinle imdi kılayım sun’ın beyân
Mademki açıkça bildin Hakk'ın evvelliğini
Dinle şimdi de anlatayım onun eserini
25.
Hak Teâlâ ne yaratdı evvelâ
Cümle mahlûkdan kim ol evvel ola
Hak Teâlâ kimi yarattı evvelâ
Cümle mahluktan ki evvel o ola
26.
Mustafâ nûrını evvel kıldı var
Sevdi anı ol Kerîm ü Kirdgâr
Mustafa nurunu ilk önce var kıldı
Sevdi onu, o ulu ve mutlak Tanrı
27.
Her ne dürlü kim saâdet vardurur
Yahşi huy u görklü âdet vardurur
Her ne türlü ki varsa saadet
Ne kadar güzel huy ve âdet
28.
Hak ana virdi mükemmel eyledi
Yaradılmışdan mufaddal eyledi
Hak ona verdi, mükemmel eyledi
Yaratılmıştan üstün eyledi
29.
Andan oldu her nihân ü âşikâr
Arş ü ferş ü yirde gökde ne ki var
Ondan oldu her gizli ve aşikâr
Gökle yer ve yerde gökte ne ki var
30.
Ger Muhammed olmaya idi ayân
Olmayıserdi zemîn ü âsumân
Eğer Muhammed olmasaydı
Açıktır ki yer ve gök olmazdı
31.
Hem vesîle olduğıyçün ol Resûl
Âdem’in Hak tevbesin kıldı kabûl
Hem o Resul vesile olduğu için
Hak, kabul etti tövbesini Âdem'in
32.
Ger Muhammed gelmeseydi âleme
Tâc-i izzet irmez idi âdeme
Eğer Muhammed gelmeseydi âleme
Şeref tacı ermezdi âdeme (âdem: insan / eşref-i mahlukat: insan)
33.
Nûh anınçün garkdan buldı necât
Dahi doğmadan göründi mu’cizât
Nuh onun için kurtuldu boğulmaktan
Mucizeleri göründü daha doğmadan
34.
Cümle anun dostluğına adına
Bunca izzet kıldı Hakk ecdâdına
Allah, onun dostluğu adına
Bunca şeref kıldı tüm atalarına
35.
Ceddi olduğıyçün anın hem Halîl
Nârı cennet kıldı ana ol Celîl
Atası olduğu için onun hem Halil (Hz. İbrahim)
Ateşi cennet kıldı ona o Celil
36.
Hem dahi Mûsâ elindeki asâ
Oldu anın hürmetine ejdehâ
Hem Musa'nın elindeki asa da
Onun hürmetine oldu ejderha
37.
Ölmeyüp İsa göğe bulduğı yol
Ümmetinden olmak içün idi ol
Ölmeyip İsa'nın göğe bulduğu yol
Onun ümmetinden olmak içindi
38.
Çok temennî kıldılar Hak’dan bular
Kim Muhammed ümmetinden olalar
Çok temenni ettiler Hak'tan onlar
Ki Muhammet ümmetinden olsunlar
39.
Enbiyânun şeksüz ol sultânıdur
Cümlesinün câm içre cânıdur
Peygamberlerin şüphesiz o sultanıdır
Cümlesinin gönül kadehindeki canıdır
40.
Gerçi kim bunlar dahi mürseldurur
Lîk Ahmed ekmel ü efdaldurur
Aslında onlar dahi resuldür
Lakin Ahmet, mükemmel ve üstündür
41.
Zîra efdallığa ol elyak-durur
Anı öyle bilmeyen ahmak-durur
Zira üstünlüğe o daha layıktır
Bunu böyle bilmeyen ahmaktır
42.
Pes Muhammed’dür bu varlığa sebeb
Cehd idüp anun rızâsın kıl taleb
Şu hâlde Muhammet'tir bu yaratılışa sebep
Gayret edip onun rızasını et talep
43.
Şer‘ini dut ümmeti ol ümmeti
Tâ nasîb ola sana Hak rahmeti
Onun yolunu tut ümmeti ol ümmeti
Ta ki nasip ola sana Hak rahmeti
Peygamber Nurunun İntikali Teselsülü
44.
Hak Teâlâ çün yaratdı Âdem’i
Kıldı Âdem’le müzeyyen âlemi
Yaratınca yüce Allah Âdem'i
Süsleyip bezedi Âdem ile âlemi
45.
Âdem’e kıldı feriştehler sücûd
Hem ana çok kıldı ol lutf ıssı cûd
Melekler Âdem’e secde etti
Eli açık Hak da ona çok lütfetti (lütfetmek: iyilikte bulunmak, vermek)
46.
Mustafâ nûrunu alnında kodu
Bil habîbüm nûrıdur bu nûr didi
Mustafa’nın nurunu alnına koydu
Bil Habib'im nurudur bu nur dedi
47.
Kıldı ol nûr anın alnında karâr
Kaldı anun ile nice rûzigâr
O nur, karar kıldı alnında onun
Kaldı onunla nice zaman
48.
Sonra Havvâ alnına nakl itdi bil
Turdı anda dahi nice ay u yıl
Sonra Havva'nın alnına nakletti, bil
Durdu onda dahi nice ay ve yıl
49.
Şît doğdu ana nakl itdi buğur
Anın alnında tecellî kıldı nûr
Şît doğdu, ona devroldu bu defa
Onun alnında çıktı nur meydana (Şit: Hz. Âdem'in oğlu)
50.
İrdi İbrâhîm ü İsmâîl’e hem
Söz uzanur ger kalanın dir isem
İbrahim ve İsmail’e de erdi hem
Uzar söz eğer kalanı dersem
51.
İşbu resm ile müselsel muttasıl
Tâ olunca Mustafâ’ya müntekıl
Bu düzen kesilmeden etti devam
Mustafa'ya geçince oldu tamam
52.
Geldi çün ol Rahmeten li’l-âlemin
Vardı nûr anda karâr itdi hemîn
Geldi ne vakit ki o Rahmeten li’l-âlemîn (Âlemlere rahmet olarak gönderilen)
Vardı nur onda karar etti hemen
16.
Haşre dek ger dinilürse bu kelâm
Nice haşr ola bu olmaya temâm
Eğer kıyamete dek söylense bu kelam
Nice kıyamet olsa bu söz olmaz tamam
17.
Ger dilersiz bulasız oddan necât
Aşk ile derd ile idün es-salat
Kurtuluş dilerseniz eğer ateşten
Aşk ve şevkle salatüselam getirin (Hz. Peygamber'e saygı bildirmek için okunan dua)
Yazana Dua
18.
Ey azizler işte başlaruz söze
Bir vasiyyet kılaruz illâ size
Ey azizler işte başlarız söze
Bir vasiyet kılarız illa size
19.
Ol vasiyyet ki direm her kim tuta
Misk gibi kokusu canlarda tüte
O vasiyet ki derim her kim tuta
Mis gibi kokusu canlarda tüte
20.
Hak Teâlâ rahmet eyleye ana
Kim beni ol bir dua ile ana
Hak Teâlâ rahmet eyleye ona
Kim beni o bir dua ile ana
21.
Her ki diler bu duada bulına
Fatiha ihsan ide ben kulına
Her kim ki etmek isterse dua
Fatiha bağışlaya ben kuluna
Her Şeyden Evvel Peygamber'in Ruhunun Yaratılması
22.
Evvel andık anı kim evveldür ol
Evveline bulmadı hiç akl yol
Önce onu andık ki ondan öncesi yok
Akıl, ondan öncesine bulamadı hiç yol
23.
Evvelün ol evvelidür bî-gümân
Âhirün hem âhiridür câvidân
O evvelin evvelidir şüphesiz
Sonun sonudur hem ebedidir
24.
Çünkü Hak evvelliğin bildün ayân
Dinle imdi kılayım sun’ın beyân
Mademki açıkça bildin Hakk'ın evvelliğini
Dinle şimdi de anlatayım onun eserini
25.
Hak Teâlâ ne yaratdı evvelâ
Cümle mahlûkdan kim ol evvel ola
Hak Teâlâ kimi yarattı evvelâ
Cümle mahluktan ki evvel o ola
26.
Mustafâ nûrını evvel kıldı var
Sevdi anı ol Kerîm ü Kirdgâr
Mustafa nurunu ilk önce var kıldı
Sevdi onu, o ulu ve mutlak Tanrı
27.
Her ne dürlü kim saâdet vardurur
Yahşi huy u görklü âdet vardurur
Her ne türlü ki varsa saadet
Ne kadar güzel huy ve âdet
28.
Hak ana virdi mükemmel eyledi
Yaradılmışdan mufaddal eyledi
Hak ona verdi, mükemmel eyledi
Yaratılmıştan üstün eyledi
29.
Andan oldu her nihân ü âşikâr
Arş ü ferş ü yirde gökde ne ki var
Ondan oldu her gizli ve aşikâr
Gökle yer ve yerde gökte ne ki var
30.
Ger Muhammed olmaya idi ayân
Olmayıserdi zemîn ü âsumân
Eğer Muhammed olmasaydı
Açıktır ki yer ve gök olmazdı
31.
Hem vesîle olduğıyçün ol Resûl
Âdem’in Hak tevbesin kıldı kabûl
Hem o Resul vesile olduğu için
Hak, kabul etti tövbesini Âdem'in
32.
Ger Muhammed gelmeseydi âleme
Tâc-i izzet irmez idi âdeme
Eğer Muhammed gelmeseydi âleme
Şeref tacı ermezdi âdeme (âdem: insan / eşref-i mahlukat: insan)
33.
Nûh anınçün garkdan buldı necât
Dahi doğmadan göründi mu’cizât
Nuh onun için kurtuldu boğulmaktan
Mucizeleri göründü daha doğmadan
34.
Cümle anun dostluğına adına
Bunca izzet kıldı Hakk ecdâdına
Allah, onun dostluğu adına
Bunca şeref kıldı tüm atalarına
35.
Ceddi olduğıyçün anın hem Halîl
Nârı cennet kıldı ana ol Celîl
Atası olduğu için onun hem Halil (Hz. İbrahim)
Ateşi cennet kıldı ona o Celil
36.
Hem dahi Mûsâ elindeki asâ
Oldu anın hürmetine ejdehâ
Hem Musa'nın elindeki asa da
Onun hürmetine oldu ejderha
37.
Ölmeyüp İsa göğe bulduğı yol
Ümmetinden olmak içün idi ol
Ölmeyip İsa'nın göğe bulduğu yol
Onun ümmetinden olmak içindi
38.
Çok temennî kıldılar Hak’dan bular
Kim Muhammed ümmetinden olalar
Çok temenni ettiler Hak'tan onlar
Ki Muhammet ümmetinden olsunlar
39.
Enbiyânun şeksüz ol sultânıdur
Cümlesinün câm içre cânıdur
Peygamberlerin şüphesiz o sultanıdır
Cümlesinin gönül kadehindeki canıdır
40.
Gerçi kim bunlar dahi mürseldurur
Lîk Ahmed ekmel ü efdaldurur
Aslında onlar dahi resuldür
Lakin Ahmet, mükemmel ve üstündür
41.
Zîra efdallığa ol elyak-durur
Anı öyle bilmeyen ahmak-durur
Zira üstünlüğe o daha layıktır
Bunu böyle bilmeyen ahmaktır
42.
Pes Muhammed’dür bu varlığa sebeb
Cehd idüp anun rızâsın kıl taleb
Şu hâlde Muhammet'tir bu yaratılışa sebep
Gayret edip onun rızasını et talep
43.
Şer‘ini dut ümmeti ol ümmeti
Tâ nasîb ola sana Hak rahmeti
Onun yolunu tut ümmeti ol ümmeti
Ta ki nasip ola sana Hak rahmeti
Peygamber Nurunun İntikali Teselsülü
44.
Hak Teâlâ çün yaratdı Âdem’i
Kıldı Âdem’le müzeyyen âlemi
Yaratınca yüce Allah Âdem'i
Süsleyip bezedi Âdem ile âlemi
45.
Âdem’e kıldı feriştehler sücûd
Hem ana çok kıldı ol lutf ıssı cûd
Melekler Âdem’e secde etti
Eli açık Hak da ona çok lütfetti (lütfetmek: iyilikte bulunmak, vermek)
46.
Mustafâ nûrunu alnında kodu
Bil habîbüm nûrıdur bu nûr didi
Mustafa’nın nurunu alnına koydu
Bil Habib'im nurudur bu nur dedi
47.
Kıldı ol nûr anın alnında karâr
Kaldı anun ile nice rûzigâr
O nur, karar kıldı alnında onun
Kaldı onunla nice zaman
48.
Sonra Havvâ alnına nakl itdi bil
Turdı anda dahi nice ay u yıl
Sonra Havva'nın alnına nakletti, bil
Durdu onda dahi nice ay ve yıl
49.
Şît doğdu ana nakl itdi buğur
Anın alnında tecellî kıldı nûr
Şît doğdu, ona devroldu bu defa
Onun alnında çıktı nur meydana (Şit: Hz. Âdem'in oğlu)
50.
İrdi İbrâhîm ü İsmâîl’e hem
Söz uzanur ger kalanın dir isem
İbrahim ve İsmail’e de erdi hem
Uzar söz eğer kalanı dersem
51.
İşbu resm ile müselsel muttasıl
Tâ olunca Mustafâ’ya müntekıl
Bu düzen kesilmeden etti devam
Mustafa'ya geçince oldu tamam
52.
Geldi çün ol Rahmeten li’l-âlemin
Vardı nûr anda karâr itdi hemîn
Geldi ne vakit ki o Rahmeten li’l-âlemîn (Âlemlere rahmet olarak gönderilen)
Vardı nur onda karar etti hemen
53.
Ger dilersiz bulasız oddan necât
Aşk ile derd ile idün es-salat
Kurtuluş dilerseniz eğer ateşten
Aşk ve şevkle salatüselam getirin
Peygamberin Doğumu
54.
Âmine Hatun Muhammed anesi
Ol sadefden toğdı ol dür dânesi
Amine Hatun, Muhammet annesi
O sedeften doğdu, o inci tanesi
55.
Çinki Abdullah’dan oldı hâmile
Vakt irişdü hefte vü eyyam ile
Çünkü Abdullah'tan kaldı hamile
Vakit erişti hafta ve günler ile
56.
Hem Muhammed gilmesi oldı yakın
Çok alâmetler belürdi gelmedin
Hem Muhammet'in gelmesi oldu yakın
Çok alametler belirdi gelmeden
57.
Ol Rebî-ül-evvel ay nicesi
On ikinci gice isneyn gicesi
O rebiülevvel ayın nicesi (rebiülevvel: hicri yılın üçüncü ayı)
Ger dilersiz bulasız oddan necât
Aşk ile derd ile idün es-salat
Kurtuluş dilerseniz eğer ateşten
Aşk ve şevkle salatüselam getirin
Peygamberin Doğumu
54.
Âmine Hatun Muhammed anesi
Ol sadefden toğdı ol dür dânesi
Amine Hatun, Muhammet annesi
O sedeften doğdu, o inci tanesi
55.
Çinki Abdullah’dan oldı hâmile
Vakt irişdü hefte vü eyyam ile
Çünkü Abdullah'tan kaldı hamile
Vakit erişti hafta ve günler ile
56.
Hem Muhammed gilmesi oldı yakın
Çok alâmetler belürdi gelmedin
Hem Muhammet'in gelmesi oldu yakın
Çok alametler belirdi gelmeden
57.
Ol Rebî-ül-evvel ay nicesi
On ikinci gice isneyn gicesi
O rebiülevvel ayın nicesi (rebiülevvel: hicri yılın üçüncü ayı)
On ikinci gece, pazartesi gecesi
58.
Ol gice kim toğdı ol Hayr-ül-beşer
Anası anda neler gördi neler
O gece ki doğdu o Hayr-ül-beşer (insanların en hayırlısı)
Annesi orada neler gördü neler
58.
Ol gice kim toğdı ol Hayr-ül-beşer
Anası anda neler gördi neler
O gece ki doğdu o Hayr-ül-beşer (insanların en hayırlısı)
Annesi orada neler gördü neler
59.
Didi gördüm ol Habîbün anesi
Bir aceb nur kim güneş pervânesi
Dedi gördüm o Habib'in annesi
Öyle bir nur ki güneş onun pervanesi
60.
Berk urup çıkdı evümden nâgehân
Göklere dek nûr ile toldı cihân
Ansızın parlayıp çıktı evimden
Göklere dek nur ile doldu cihan
61.
Gökler açıldı vü feth oldı zulem
Üç melek gördüm elinde üç alem
Karanlıklar fethedildi, açıldı gök
Gördüm üç melek, ellerinde üç bayrak
62.
Biri meşrık biri mağribde anun
Biri tamında dikildi Ka’be’nün
Biri doğuda, biri batıda onların
Biri üstünde yükseldi Kâbe’nin
63.
İndiler gökden melekler saff u saf
Kâ’be gibi kıldılar evüm tavaf
İndiler gökten melekler saf saf
Kâbe gibi kıldılar evimi tavaf
64.
Geldi hûrîler bölük bölük buğur
Yüzleri nûrından evüm toldı nûr
Bölük bölük geldi bu sırada huriler
Yüzlerinin nurundan evim doldu nur
65.
Hem hava üzre döşendi bir döşek
Adı Sündüs döşeyen anı melek
Hem havada döşendi bir döşek
Adı Sündüs onu döşeyen melek
66.
Çün göründi bana bu işler ayan
Hayret içre kalmış idüm ben hemân
Ne zaman ki göründü bana bu işler ayan (ayan: gözle görülür şekilde açık olan)
Hayret içinde kalmış idim ben hemen
67.
Yarılup dîvâr çıkdı nâgehân
Üç bile hûrî bana oldı ayân
Yarılıp duvar çıktı ansızın
Üç huri bana oldu ayan
68.
Bazılar dirler ki ol üç dilberün
Âsiye’ydi biri ol meh-peykerün
Bazıları der ki o üç dilberin
Asiye'ydi biri o ay yüzlünün
69.
Biri Meryem Hatun idi aşikâr
Birisi hem hurilerden bir nigâr
Biri açıkça Meryem Hatun idi
Birisi de hurilerden bir güzel idi
70.
Geldiler lûtf ile ol üç meh-cebîn
Virdiler bana selâm ol dem hemîn
Geldiler lütuf ile o üç ay yüzlü
Verdiler bana selam o an hemen
71.
Çevre yanuma gelüp oturdılar
Mustafâ’yı birbirine muştılar
Çevre yanıma gelip oturdular
Mustafa'yı birbirlerine müjdelediler
72.
Didiler oğlun gibi hiç bir oğul
Yaradılalı cihan gelmiş değül
Dediler oğlun gibi hiçbir oğul
Yaratılalı dünya, gelmiş değil
73.
Bu senün oğlun gibi kadri cemîl
Bir anaya virmemişdür ol Celîl
67.
Yarılup dîvâr çıkdı nâgehân
Üç bile hûrî bana oldı ayân
Yarılıp duvar çıktı ansızın
Üç huri bana oldu ayan
68.
Bazılar dirler ki ol üç dilberün
Âsiye’ydi biri ol meh-peykerün
Bazıları der ki o üç dilberin
Asiye'ydi biri o ay yüzlünün
69.
Biri Meryem Hatun idi aşikâr
Birisi hem hurilerden bir nigâr
Biri açıkça Meryem Hatun idi
Birisi de hurilerden bir güzel idi
70.
Geldiler lûtf ile ol üç meh-cebîn
Virdiler bana selâm ol dem hemîn
Geldiler lütuf ile o üç ay yüzlü
Verdiler bana selam o an hemen
71.
Çevre yanuma gelüp oturdılar
Mustafâ’yı birbirine muştılar
Çevre yanıma gelip oturdular
Mustafa'yı birbirlerine müjdelediler
72.
Didiler oğlun gibi hiç bir oğul
Yaradılalı cihan gelmiş değül
Dediler oğlun gibi hiçbir oğul
Yaratılalı dünya, gelmiş değil
73.
Bu senün oğlun gibi kadri cemîl
Bir anaya virmemişdür ol Celîl
Bu senin oğlun gibi güzel bir evladı
Hiçbir anneye vermemiştir o Celil
74.
Ulu devlet buldun ey dildâr sen
Toğısardur senden ol hulkı hasen
Ey sevgili, büyük bir saadete eriştin sen
Doğacaktır o güzel ahlaklı insan senden
Hiçbir anneye vermemiştir o Celil
74.
Ulu devlet buldun ey dildâr sen
Toğısardur senden ol hulkı hasen
Ey sevgili, büyük bir saadete eriştin sen
Doğacaktır o güzel ahlaklı insan senden
75.
Bu gelen ilm-i ledün sultânıdur
Bu gelen tevhîd ü irfan kânıdur
Bu gelen Hakk'ın bağışladığı ilmin sultanıdır
Bu gelen birliğin ve irfanın kaynağıdır
76.
Bu gelen aşkına devr eyler felek
Yüzine müştâkdur ins ü melek
Bu gelen aşkına döner felek (felek: dünya, âlem, gök)
76.
Bu gelen aşkına devr eyler felek
Yüzine müştâkdur ins ü melek
Bu gelen aşkına döner felek (felek: dünya, âlem, gök)
Yüzünü görmek ister insan ve melek
77.
Bu gice ol gicedür kim ol şerif
Nur ile âlemleri eyler lâtif
Bu gece o gecedir ki o şerefli
Güzel eyler nuru ile âlemleri
78.
Bu gice dünyâyı ol cennet kılur
Bu gice eşyâyâ Hak rahmet kılur
Bu gece dünyayı o cennet kılar
Bu gece varlığa Hak rahmet kılar
79.
Bu gice şâdân olur erbâb-ı dil
Bu giceye can virür ashâb-ı dil
Bu gece mutlu olur gönül ehli
Bu geceye can verir gönül sahipleri
80.
Rahmeten li’l-âlemîndür Mustafâ
Hem şefî’-ül-müznibîndür Mustafâ
Âlemlere rahmettir Mustafa
Günahkârların şefaatçisidir Mustafa
81.
Vasfını bu resme tertîb itdiler
Ol mübârek nura terğîb itdiler
Vasıflarını bu şekilde tertip ettiler
O mübarek nura rağbet ettiler
82.
Âmine eyder çü vakt oldı temam
Kim vücûde gele ol Hayr-ül-enâm
Amine der çünkü vakit oldu tamam
Ki vücuda gele o Hayrulenam (tüm yaratılmışların en hayırlısı)
83.
Susadum gayet harâretden katı
Sundılar bir cam tolusı şerbeti
Pek susadım gayet hararetten
Şerbeti sundular dolu bir kadehten
84.
Kardan ak idi vü hem soğuk idi
Lezzeti dahi şekerde yok idi
Kardan ak ve hem soğuk idi
Lezzeti dahi şekerde yok idi
85.
İçdüm anı oldı cismüm nura gark
İdemezdüm nurdan kendümi fark
İçtim onu vücudum oldu nura gark (gark olmak: gömülmek, batmak)
Edemezdim nurdan kendimi fark
86.
Geldi bir ak kuş kanadıyle revân
Arkamı sığadı kuvvetle hemân
Derhal geldi bir ak kuş, kanadı ile
Sıvazladı sırtımı tüm kuvvetiyle
87.
Toğdı ol sâatde ol sultân-ı dîn
Nura gark oldı semâvât ü zemîn
Dinin sultanı o saatte doğdu
Yer ve gökler nura gark oldu
88.
Yaradılmış cümle oldu şâdümân
Gam gidüp âlem yeniden buldı cân
Cümle yaratılmışlar mutlu oldu
Gam gidip âlem yeniden can buldu
89.
Cümle zerrât-ı cihân idüp nida
Çağrışuban didiler kim merhabâ
Kâinatın her zerresi edip nida
Bir ağızdan dediler ki merhaba
90.
Merhabâ ey âli sultân merhabâ
Merhabâ ey kân-i irfân merhabâ
Merhaba ey yüce sultan merhaba
Merhaba ey irfan kaynağı merhaba
91.
Merhabâ ey sırr-ı fürkân merhabâ
Merhabâ ey derde dermân merhaba
Merhaba ey iyiyi kötüden ayıran merhaba
Merhaba ey derde derman merhaba
92.
Merhaba ey bülbül-i bâğ-ı Cemâl
Merhaba ey âşinâ-yi Zü’l-celâl
Merhaba ey güzellik bahçesinin bülbülü
Merhaba ey Cenabıhakk'a aşina kişi
93.
Merhaba ey mâh ü hurşîd-i hüdâ
Merhaba ey Hakdan olmayan cüda
Merhaba ey Hüda'nın ay ve güneşi
Merhaba ey Hak'tan ayrılmayan kişi
94.
Merhaba ey âsi ümmet melcei
Merhaba ey çâresüzler mencei
Merhaba ey asi ümmetin sığınağı
Merhaba ey çaresizlerin umut durağı
95.
Merhaba ey cân-ı bakî merhaba
Merhaba uşşâka sâkî merhaba
Merhaba ey kalpte daim olan merhaba
Merhaba âşıklara ilahî aşkı sunan merhaba
96.
Merhaba ey kurret-ül-ayn-i Halîl
Merhaba ey hâs-ı mahbûb-i Celîl
Merhaba ey Hz. İbrahim'in gözünün nuru
Merhaba ey Cenabıhakk'ın sevgili kulu
97.
Merhaba ey rahmeten li’l-âlemîn
Merhaba sensin şefî-ül-müznibîn
Merhaba ey âlemlere rahmet olan
Merhaba sensin günahkârlara şefaat eden
98.
Merhaba ey pâdişâh-ı dü cihan
Senün için oldı kevn ile mekân
Merhaba ey padişahı iki cihan
Senin için oldu varlık ile mekân
99.
Ey cemali gün yüzi bedr-i münir
Ey kamu düşmişlere sen destgîr
Ey cemali güneş, yüzü nur saçan
Ey tüm düşkünlerin elinden tutan
100.
Ey gönüller derdinün dermanı sen
Ey yaradılmışlarun sultânı sen
Ey gönüller derdinin dermanı sen
Ey yaratılmışların sultanı sen
101.
Sensin ol sultân-ı cümle enbiyâ
Nûr-ı çeşm-i evliyâ vü asfiyâ
Sensin sultanı o cümle peygamberin
Gözlerindeki nursun ardından gelenlerin
102.
Ey risâlet tahtınun sen hâtemi
Ey nübüvvet mührinün sen hâtemi
Ey peygamberlik tahtının son sahibi
Ey peygamberlik mührünün son sahibi
103.
Çünki nûrun rûşen itdi âlemi
Gül cemâlün gülşen itdi âlemi
Çünkü nurun aydınlattı âlemi
Gül yüzün gül bahçesi etti âlemi
104.
Oldı zâil zulmet-i cehl ü dalâl
Buldı bâğ-ı ma’rifet ayn-i kemâl
Yok oldu, sapkınlığın ve cehaletin karanlığı
Seninle buldu olgunluk pınarını irfan bağı
105.
Yâ Habîballah bize imdâd kıl
Son nefes dîdârun ile şâd kıl
Ya Allah'ın sevgili kulu bize yardım et
Son nefeste güzel yüzün ile mutlu et
106.
Ger dilersiz bulasız oddan necât
Ak ile derd ile idün es-salât
Kurtuluş dilerseniz eğer ateşten
Aşk ve şevkle salatüselam getirin
77.
Bu gice ol gicedür kim ol şerif
Nur ile âlemleri eyler lâtif
Bu gece o gecedir ki o şerefli
Güzel eyler nuru ile âlemleri
78.
Bu gice dünyâyı ol cennet kılur
Bu gice eşyâyâ Hak rahmet kılur
Bu gece dünyayı o cennet kılar
Bu gece varlığa Hak rahmet kılar
79.
Bu gice şâdân olur erbâb-ı dil
Bu giceye can virür ashâb-ı dil
Bu gece mutlu olur gönül ehli
Bu geceye can verir gönül sahipleri
80.
Rahmeten li’l-âlemîndür Mustafâ
Hem şefî’-ül-müznibîndür Mustafâ
Âlemlere rahmettir Mustafa
Günahkârların şefaatçisidir Mustafa
81.
Vasfını bu resme tertîb itdiler
Ol mübârek nura terğîb itdiler
Vasıflarını bu şekilde tertip ettiler
O mübarek nura rağbet ettiler
82.
Âmine eyder çü vakt oldı temam
Kim vücûde gele ol Hayr-ül-enâm
Amine der çünkü vakit oldu tamam
Ki vücuda gele o Hayrulenam (tüm yaratılmışların en hayırlısı)
83.
Susadum gayet harâretden katı
Sundılar bir cam tolusı şerbeti
Pek susadım gayet hararetten
Şerbeti sundular dolu bir kadehten
84.
Kardan ak idi vü hem soğuk idi
Lezzeti dahi şekerde yok idi
Kardan ak ve hem soğuk idi
Lezzeti dahi şekerde yok idi
85.
İçdüm anı oldı cismüm nura gark
İdemezdüm nurdan kendümi fark
İçtim onu vücudum oldu nura gark (gark olmak: gömülmek, batmak)
Edemezdim nurdan kendimi fark
86.
Geldi bir ak kuş kanadıyle revân
Arkamı sığadı kuvvetle hemân
Derhal geldi bir ak kuş, kanadı ile
Sıvazladı sırtımı tüm kuvvetiyle
87.
Toğdı ol sâatde ol sultân-ı dîn
Nura gark oldı semâvât ü zemîn
Dinin sultanı o saatte doğdu
Yer ve gökler nura gark oldu
88.
Yaradılmış cümle oldu şâdümân
Gam gidüp âlem yeniden buldı cân
Cümle yaratılmışlar mutlu oldu
Gam gidip âlem yeniden can buldu
89.
Cümle zerrât-ı cihân idüp nida
Çağrışuban didiler kim merhabâ
Kâinatın her zerresi edip nida
Bir ağızdan dediler ki merhaba
90.
Merhabâ ey âli sultân merhabâ
Merhabâ ey kân-i irfân merhabâ
Merhaba ey yüce sultan merhaba
Merhaba ey irfan kaynağı merhaba
91.
Merhabâ ey sırr-ı fürkân merhabâ
Merhabâ ey derde dermân merhaba
Merhaba ey iyiyi kötüden ayıran merhaba
Merhaba ey derde derman merhaba
92.
Merhaba ey bülbül-i bâğ-ı Cemâl
Merhaba ey âşinâ-yi Zü’l-celâl
Merhaba ey güzellik bahçesinin bülbülü
Merhaba ey Cenabıhakk'a aşina kişi
93.
Merhaba ey mâh ü hurşîd-i hüdâ
Merhaba ey Hakdan olmayan cüda
Merhaba ey Hüda'nın ay ve güneşi
Merhaba ey Hak'tan ayrılmayan kişi
94.
Merhaba ey âsi ümmet melcei
Merhaba ey çâresüzler mencei
Merhaba ey asi ümmetin sığınağı
Merhaba ey çaresizlerin umut durağı
95.
Merhaba ey cân-ı bakî merhaba
Merhaba uşşâka sâkî merhaba
Merhaba ey kalpte daim olan merhaba
Merhaba âşıklara ilahî aşkı sunan merhaba
96.
Merhaba ey kurret-ül-ayn-i Halîl
Merhaba ey hâs-ı mahbûb-i Celîl
Merhaba ey Hz. İbrahim'in gözünün nuru
Merhaba ey Cenabıhakk'ın sevgili kulu
97.
Merhaba ey rahmeten li’l-âlemîn
Merhaba sensin şefî-ül-müznibîn
Merhaba ey âlemlere rahmet olan
Merhaba sensin günahkârlara şefaat eden
98.
Merhaba ey pâdişâh-ı dü cihan
Senün için oldı kevn ile mekân
Merhaba ey padişahı iki cihan
Senin için oldu varlık ile mekân
99.
Ey cemali gün yüzi bedr-i münir
Ey kamu düşmişlere sen destgîr
Ey cemali güneş, yüzü nur saçan
Ey tüm düşkünlerin elinden tutan
100.
Ey gönüller derdinün dermanı sen
Ey yaradılmışlarun sultânı sen
Ey gönüller derdinin dermanı sen
Ey yaratılmışların sultanı sen
101.
Sensin ol sultân-ı cümle enbiyâ
Nûr-ı çeşm-i evliyâ vü asfiyâ
Sensin sultanı o cümle peygamberin
Gözlerindeki nursun ardından gelenlerin
102.
Ey risâlet tahtınun sen hâtemi
Ey nübüvvet mührinün sen hâtemi
Ey peygamberlik tahtının son sahibi
Ey peygamberlik mührünün son sahibi
103.
Çünki nûrun rûşen itdi âlemi
Gül cemâlün gülşen itdi âlemi
Çünkü nurun aydınlattı âlemi
Gül yüzün gül bahçesi etti âlemi
104.
Oldı zâil zulmet-i cehl ü dalâl
Buldı bâğ-ı ma’rifet ayn-i kemâl
Yok oldu, sapkınlığın ve cehaletin karanlığı
Seninle buldu olgunluk pınarını irfan bağı
105.
Yâ Habîballah bize imdâd kıl
Son nefes dîdârun ile şâd kıl
Ya Allah'ın sevgili kulu bize yardım et
Son nefeste güzel yüzün ile mutlu et
106.
Ger dilersiz bulasız oddan necât
Ak ile derd ile idün es-salât
Kurtuluş dilerseniz eğer ateşten
Aşk ve şevkle salatüselam getirin
Fasıl
107.
Çünki ol mahbûb-i Rahman ü Rahim
Kıldı dünyâyı cemâlinden naîm
Çünkü o Rahman ve Rahim'in sevgilisi
Cemali ile cennet kıldı dünyayı
108.
Birbirine muştulayı her melek
Raksa girdi şevk ü şâdîden felek
Birbirine müjdeleyince her melek
Raksa girdi şevk ve sevinçle felek
109.
İşbu heybetden Amîne hûb-rû
Bir zaman aklı gidüp geldi gerü
Bu heybetten güzel yüzlü Amine'nin
Bir zaman aklı gidip geldi geri
110.
Gördi gitmiş hûriler hiç kimse yok
Görmedi oğlın tazarru kıldı çok
Gördü gitmiş huriler hiç kimse yok
Göremeyince oğlunu dua etti çok
111.
Hûriler aldı tasavvur kıldı ol
Hayret içre çok tefekkür kıldı ol
Huriler aldı zannetti o
Hayret edip çok düşündü o
112.
Çevre yanın isteyü kıldı nazar
Gördi kim bir kuşede Hayr-ül-beşer
Etrafına bakıp ararken gördü ki
Bir köşede insanların en hayırlısı
113.
Şöyle Beytullâh’a karşı ol Resul
Yüz yire urmuş ve secde kılmış ol
O Resul, Beytullah'a karşı şöyle (Beytullah: Allah'ın evi, Kâbe)
107.
Çünki ol mahbûb-i Rahman ü Rahim
Kıldı dünyâyı cemâlinden naîm
Çünkü o Rahman ve Rahim'in sevgilisi
Cemali ile cennet kıldı dünyayı
108.
Birbirine muştulayı her melek
Raksa girdi şevk ü şâdîden felek
Birbirine müjdeleyince her melek
Raksa girdi şevk ve sevinçle felek
109.
İşbu heybetden Amîne hûb-rû
Bir zaman aklı gidüp geldi gerü
Bu heybetten güzel yüzlü Amine'nin
Bir zaman aklı gidip geldi geri
110.
Gördi gitmiş hûriler hiç kimse yok
Görmedi oğlın tazarru kıldı çok
Gördü gitmiş huriler hiç kimse yok
Göremeyince oğlunu dua etti çok
111.
Hûriler aldı tasavvur kıldı ol
Hayret içre çok tefekkür kıldı ol
Huriler aldı zannetti o
Hayret edip çok düşündü o
112.
Çevre yanın isteyü kıldı nazar
Gördi kim bir kuşede Hayr-ül-beşer
Etrafına bakıp ararken gördü ki
Bir köşede insanların en hayırlısı
113.
Şöyle Beytullâh’a karşı ol Resul
Yüz yire urmuş ve secde kılmış ol
O Resul, Beytullah'a karşı şöyle (Beytullah: Allah'ın evi, Kâbe)
Yüzünü yere koymuş ve kılmış secde
114.
Secdede başı dili tahmîd ider
Hem getürmüş parmağın tevhîd ider
Başı secdede, dili ile şükreder
Hem kaldırıp parmağını tevhit eder (tevhit. Allah'ın birliğine inanmak)
114.
Secdede başı dili tahmîd ider
Hem getürmüş parmağın tevhîd ider
Başı secdede, dili ile şükreder
Hem kaldırıp parmağını tevhit eder (tevhit. Allah'ın birliğine inanmak)
115.
Dir ki ey Mevlâ yüzüm tutdum sana
Ya İlâhî ümmetüm virgil bana
Der ki: Ey Mevla yüzümü döndüm sana
Ya İlahî ümmetimi ver bana
116.
Çünki ben bu işleri gördüm ayan
Kalmadı sabrum hemân düşdüm revân
Çünkü ben bu işleri apaçık gördüm
Kalmadı sabrım derhal düştüm
117.
Geldi aklum gördüm ol sâhib-vefâ
Gözlerüm nûrı vü oğlum Mustafâ
Geldi aklım, gördüm o vefalıyı
Gözlerimin nuru oğlum Mustafa’yı
118.
Sürmelenmiş gözleri gör hikmeti
Göbeği kesilmiş olmış sünneti
Sürmelenmiş gözleri gör hikmeti
Göbeği kesilmiş, olmuş sünneti
119.
Yüzi nûrı gün gibi hoş berk urur
Çünki gördüm gönlüme geldi sürûr
Güneş gibi hoş ışık saçar yüzünün nuru
Gönlüme neşe geldi görünce bunu
120.
Kaynadup nâr-ı mahabbet kanumı
Aluban bağruma basdum cânumı
Muhabbet ateşi kaynatınca kanımı
Alıp bağrıma bastım canımı
121.
Deprenür dudakları söyler kelâm
Anlayamadum ne dirdi ol hümâm
Kımıldanır dudakları bir söz eder
O himmet sahibi duyamam ne der (himmet: gayret, yardım, ihsan, manevi güç)
122.
Kulağumı ağzına virdüm dinledüm
Söyledüği sözi ol dem anladum
Kulağımı ağzına verdim dinledim
Söylediği sözü o an anladım
123.
Hakka bağlayup gönülden himmeti
Dir idi kim ümmeti vâ ümmeti
Gayreti gönülden Hakk'a bağlayıp
Derdi ki: Ümmetim vah ümmetim
124.
Tıfıl iken ol diler idi ümmetin
Sen kocaldın terk idersin sünnetin
O çocukken ümmetini diler idi
Sen kocadın terk edersin sünneti
125.
Ümmetüm didi sana çün Mustafâ
Ver salâvat sen de ana bul safâ
Çünkü sana ümmetim dedi, Mustafa
Sen de ona salavat getirip bul sefa
126.
Ger dilersiz bulasız oddan necât
Ak ile derd ile idün es-salât
Kurtuluş dilerseniz eğer ateşten
Aşk ve şevkle salatüselam getirin
Fasıl
127.
Mekke kavmi uluları bî-hilâf
Kâ’be’yi ol gice kılarken tavaf
Mekke'nin önde gelenleri bihilaf (abartmaksızın / hilafsız)
Kâbe'yi o gece ederken tavaf...
128.
Secde kıldı Kâ’be gördi hâs ü âm
Düşmedi bir taşı hoş kıldı kıyam
Gördü herkes ki Kâbe secde kıldı
Öyle ayağa kalktı ki düşmedi bir taşı
129.
Rükni rükne Kâ’be’nün virdi selâm
Didiler kim toğdı ol Hayr-ül-enâm
Kâbe'nin bir direği diğerine selam verdi
Dediler ki doğdu o mahlukatın efendisi
130.
Kâ’be bir savt itdi ol dem nâgehân
Didi toğdı bu gice şems-i cihân
O an Kâbe dile gelip ansızın
Dedi: Doğdu bu gece güneşi dünyanın
131.
Pâk idüp küfr ile bütlerden Resul
Kurtarısar beni müşriklerden ol
Resul, temizleyip beni küfür ve putlardan
Kurtaracak o Allah'a ortak koşanlardan
132.
Yalın ayak baş açuban saff u saf
Eyleyiser ümmeti beni tavâf
Baş açıp yalın ayak saf saf
Edecek ümmeti beni tavaf
133.
Ol gice tabl-ı nübüvvet urdılar
Ol gice şeytânı gökden sürdiler
O gece peygamberlik davulu çaldılar
O gece şeytanı gökten kovdular
134.
Nice büthâne nice deyr ü sanem
Yıkılup küfr ehline irdi elem
Nice puthane nice manastır ve sanem (sanem: put)
Yıkılıp küfür ehline erdi elem
Peygamberin Mucizeleri
135.
Fahr-i âlem irdi çün kırk yaşına
Kondı pes tâc-ı risâlet başına
Âlemin gururu erince kırk yaşına
Kondu peygamberlik tacı başına
136.
Dembedem âvâz gelürdi yâ Emin
Seni kıldum rahmeten li’l-âlemîn
Ara sıra bir ses gelirdi: "Ey Emin
Seni kıldım rahmeten li’l-âlemîn" (Seni âlemlere rahmet olarak gönderdim)
137.
İndi Kur’ân âyet âyet beyyinât
Zâhir oldı nice dürlü mu’cizât
İndi Kur'an, ayet ayet deliller
Belli oldu, nice türlü mucizeler
138.
Gerçi cümle nûr idi ol pâk zât
İlle her uzvında vardı mu’cizât
Gerçi o mübarek zât hep nur idi
İlla her uzvunda mucizeler var idi
139.
Evvelâ ol kim mübârek cisminün
Gölgesi düşmezdi yire resminün
Evvela, o mübarek cismi ki
Düşmezdi yere gölgesi
140.
Nûr idi başdan ayağa gövdesi
Bu ayândur nûrun olmaz gölgesi
Nur idi baştan ayağa gövdesi
Bu açıktır, nurun olmaz gölgesi
141.
Hem mübârek başı üzre her zaman
Bir bölük bulut olurdı sâyebân
Hem mübarek başı üzerinde her zaman
Bir bölük bulut olurdu gölge veren
142.
Her nire varsa bile varurdı ol
Baş üzre dâimâ tururdı ol
Her nereye gitse birlikte giderdi o
Başı üzerinde daima dururdu o
143.
Ol mübarek gözlerinde mu’cize
Nicedür ol dahi eydeyim size
O mübarek gözlerinde mucize
Nasıldır onu dahi söyleyeyim size
144.
Nice kim önündi görürdi ayan
Öyle ardında görürdi ol hemân
Önündekini nasıl ki apaçık görürdü
Ardındakini de öyle hemen görürdü
145.
İşidün hem ol mübarek burnunun
Mu’cize nicedür anda bir görün
Hem o mübarek burnuna bakın
Mucize nasıldır orada bir görün
146.
Vahy için indükde Cibrîl-i Emin
Gökden ayrılduğı sâatde hemîn
Vahiy için Cebrail indiğinde
Hemen gökten ayrıldığı saatte
147.
Cebrail’ün kokusun alurdı ol
Vahy için indüğini bilürdi ol
Cebrail'in kokusunu alırdı o
Vahiy için indiğini bilirdi o
148.
Debredicek dudağın ol mâh-veş
Debrenürdi gökde hem kurs-ı güneş
Kımıldatsa dudağını o ay yüzlü
Geçerdi harekete güneşin yüzü
149.
Tokınıcak saçına bâd-ı sabâ
Misk ü anberden dolar idi hava
Dokununca sabah rüzgârı saçına
Hoş bir koku dolar idi hava
150.
İnci dişleri şuâından gice
İğne düşse bulunurdı ey hoca
İnci dişlerinin parıltısından gece
İğne düşse bulunurdu ey hoca
151.
Sadrı nûrında karanu giceler
Yolda yürürdi yiğitler kocalar
Başındaki nurdan karanlık geceler
Yolda yürürdü yaşlılar, yiğitler
152.
Çün işaret kıldı ol mahbûb-ı Hak
Parmağıyle aya oldı iki şak
Ne vakit işaret kıldı, o Hakk'ın sevgilisi
İndi Kur’ân âyet âyet beyyinât
Zâhir oldı nice dürlü mu’cizât
İndi Kur'an, ayet ayet deliller
Belli oldu, nice türlü mucizeler
138.
Gerçi cümle nûr idi ol pâk zât
İlle her uzvında vardı mu’cizât
Gerçi o mübarek zât hep nur idi
İlla her uzvunda mucizeler var idi
139.
Evvelâ ol kim mübârek cisminün
Gölgesi düşmezdi yire resminün
Evvela, o mübarek cismi ki
Düşmezdi yere gölgesi
140.
Nûr idi başdan ayağa gövdesi
Bu ayândur nûrun olmaz gölgesi
Nur idi baştan ayağa gövdesi
Bu açıktır, nurun olmaz gölgesi
141.
Hem mübârek başı üzre her zaman
Bir bölük bulut olurdı sâyebân
Hem mübarek başı üzerinde her zaman
Bir bölük bulut olurdu gölge veren
142.
Her nire varsa bile varurdı ol
Baş üzre dâimâ tururdı ol
Her nereye gitse birlikte giderdi o
Başı üzerinde daima dururdu o
143.
Ol mübarek gözlerinde mu’cize
Nicedür ol dahi eydeyim size
O mübarek gözlerinde mucize
Nasıldır onu dahi söyleyeyim size
144.
Nice kim önündi görürdi ayan
Öyle ardında görürdi ol hemân
Önündekini nasıl ki apaçık görürdü
Ardındakini de öyle hemen görürdü
145.
İşidün hem ol mübarek burnunun
Mu’cize nicedür anda bir görün
Hem o mübarek burnuna bakın
Mucize nasıldır orada bir görün
146.
Vahy için indükde Cibrîl-i Emin
Gökden ayrılduğı sâatde hemîn
Vahiy için Cebrail indiğinde
Hemen gökten ayrıldığı saatte
147.
Cebrail’ün kokusun alurdı ol
Vahy için indüğini bilürdi ol
Cebrail'in kokusunu alırdı o
Vahiy için indiğini bilirdi o
148.
Debredicek dudağın ol mâh-veş
Debrenürdi gökde hem kurs-ı güneş
Kımıldatsa dudağını o ay yüzlü
Geçerdi harekete güneşin yüzü
149.
Tokınıcak saçına bâd-ı sabâ
Misk ü anberden dolar idi hava
Dokununca sabah rüzgârı saçına
Hoş bir koku dolar idi hava
150.
İnci dişleri şuâından gice
İğne düşse bulunurdı ey hoca
İnci dişlerinin parıltısından gece
İğne düşse bulunurdu ey hoca
151.
Sadrı nûrında karanu giceler
Yolda yürürdi yiğitler kocalar
Başındaki nurdan karanlık geceler
Yolda yürürdü yaşlılar, yiğitler
152.
Çün işaret kıldı ol mahbûb-ı Hak
Parmağıyle aya oldı iki şak
Ne vakit işaret kıldı, o Hakk'ın sevgilisi
Parmağıyla aya, ay oldu iki parça
153.
Terlese güller olurdı her teri
Hoş dererlerdi terinden gülleri
Gül olurdu, terlese her bir teri
Hoş dererlerdi terinden gülleri (dermek: toplamak)
153.
Terlese güller olurdı her teri
Hoş dererlerdi terinden gülleri
Gül olurdu, terlese her bir teri
Hoş dererlerdi terinden gülleri (dermek: toplamak)
154.
Dikdi hurmayı hem ol şâh-ı cihan
Dikdüği saat yemiş virdi hemân
Dikti hurmayı hem o şah-ı cihan
Diktiği saat meyve verdi hemen
155.
Mu’cizât haşre dek dinse müdâm
Nice haşr olsa buna gelmez hitâm
Mucizeler mahşere dek anlatılsa
Sonu gelmez nice mahşer olsa
156.
Ger dilersiz bulasız oddan necat
Aşk ile derd ile idün es-salât
Kurtuluş dilerseniz eğer ateşten
Aşk ve şevkle salatüselam getirin
Miraç
157.
Gel berü ey aşk odına yanıcı
Kendüyi ma’şûka âşık sanıcı
Beri gel ey aşk ateşine yanan
Kendini sevilene âşık sanan
158.
Dinle gel mi’râcın ol şâhun ayan
Âşık isen aşk odına turma yan
Dinle gel açıkça miracını o Şah'ın
Âşıksan aşk ateşine durma yan
159.
Bir düşenbih gicesi tahkik haber
Leyle-i Kadr idi ol gice meğer
Bir pazartesi gecesi, doğru haber
Kadir gecesiydi o gece meğer
160.
Ol hümâyûn-baht u ol kadri yüce
Ümmü Hâni hânesindeydi gice
O bahtı kutlu, o kıymeti yüce (peygamber)
Ümmü Hani’nin evindeydi gece
161.
Anda iken nâgehân ol yüzi ak
Cennete var didi Cebrail’e Hak
Orada iken ansızın o yüzü ak
Cennete var dedi Cebrail'e Hak
162.
Bir murassa’ tâc al hülle kemer
Hem dahi al bir burâk-ı mu’teber
Bir süslü taç, elbise ve kemer al
Hem de güvenilir bir binek al
163.
Ol habîbüme ilet binsün anı
Arşumı seyreylesün görsün beni
Burak'ı o Habib'ime ilet binsin
Arşımı seyreylesin beni görsün
164.
Cebrail çün cennete vardı revân
Gördi kim bîhad burâk otlar hemân
Cebrail derhal varınca cennete
Gördü ki sayısız burak otlar
165.
İçlerinde bir burak ağlar katı
Yimez içmez kalmamış hiç takati
İçlerinde bir Burak çok ağlar
Yemez, içmez; kalmamış hiç gücü
166.
Gözlerinden yaşı Ceyhûn eylemiş
Ciğerini derd ile hûn eylemiş
Gözlerinden yaşı Ceyhun eylemiş
Ciğerini de dertle kan eylemiş
167.
Didi Cebrail nedür ağladuğun
Hüzn ile can ü ciğer dağladuğun
Dedi Cebrail: Nedir ağladığın
Can ve ciğerini hüzünle dağladığın
168.
Baki yoldaşın yiyüp içüp gezer
Sen inilersin di cânun ne sezer
Kalan yoldaşların yiyip içip gezer
Sen inlersin, söyle canın ne sezer
169.
Didi kırk bin yıldurur kim yâ Emin
Aşkdır bana yimek içmek hemîn
Dedi: Kırk bin yıldır ki ey Emin
Aşktır bana işte bu yemek, içmek
170.
Nâgehân bir ün işitdi kulağum
Gitdi aklum bilmezem solum sağum
Ansızın bir ses işitti kulağım
Gitti aklım, bilemem solum sağım
171.
Yâ Muhammed diyüben çağırdılar
Bir sadâ birle ki yürekler deler
Ya Muhammed diye çağırdılar
Öyle bir ses ki yürekler deler
172.
Ol zamandan bilmezem kim n’olmışam
Ol adun ıssına âşık olmışam
O zamandan bilmem ki ne olmuşum
O adın sahibine âşık olmuşum
173.
Yüreğüm içinde eridi yağum
Âşık oldı görmedin bu kulağum
Yüreğimin içinde eridi yağım
Âşık oldu duymadan bu kulağım
174.
Cenneti başıma aşkı dar ider
Gice gündüz işimi âh ü zâr eder
Onun aşkı, cenneti başıma dar eder
Gece gündüz işimi perişan eder
175.
Gerçi zâhir cennet içre tururam
Ma’nada hasret azâbın görürem
Gerçi görünürde cennette dururum
Hakikatte hasret azabı görürüm
176.
Ger iremezsem visaline anun
İdiserim terkini can ü tenün
Eğer kavuşamazsam ona
Terk ederim can ve teni
177.
Cebrail didi burâka ey burâk
Virdi Hak maksûdunı kılma firâk
Cebrail dedi Burak'a ey Burak
Verdi Hak istediğini çekme ayrılık
178.
Kimde kim aşkun nişanı vardurur
Akıbet ma’şûka anı irgürür
Kimde ki aşkın izi vardır
Sonunda onu sevdiğine erdirir
179.
Gel berü ma’şûkuna irgüreyim
Yüreğün zahmına merhem urayım
Gel beri sevdiğine erdireyim
Gönül yarana merhem süreyim
180.
Aldı Cebrail burâkı ol zaman
Tâ cenâb-ı Ahmed’e geldi hemân
Aldı Cebrail Burak'ı o zaman
Hz. Muhammed'e geldi hemen
181.
Hak selâm itdi sana yâ Mustafâ
Kim mübârek hâtırun bulsun safâ
Hak selam etti sana ey Mustafa
Ki mübarek gönlün bulsun sefa
182.
Didi kim gelsün konuklaram anı
Arşumı seyreylesün görsün beni
Dedi ki gelsin ağırlarım onu
Arşımı seyreylesin görsün beni
183.
Dâim ister hazretümden her melek
Arş ü Kürsî Sidre çarh-i nüh felek
Daim ister hazretimden her melek
Arş ve Kürsi, Sidre ve dokuz felek (Kürsi: Arşın altındaki sema tabakası)
184.
Cümlesi anun yüzin görmek diler
Ayağına yüzlerin sürmek diler
Hepsi onun yüzünü görmek diler
Ayağına yüzlerini sürmek diler
185.
İşbu gice bir gicedür ey Emîn
Olısar ayn-el-yakîn hakk-el-yakîn
Ey Emin, işte o gecedir bu gece
Ki kalmayacaktır hiçbir şüphe
186.
Bu gice zahir olur esrâr-ı Hak
Gösteriserdür sana dîdâr Hak
Bu gece görünür esrâr-ı Hak (Allah'ın sırları)
Gösterecektir sana yüzünü Hak
187.
Zemzemeyle toldı kevn ile mekân
Arşa vardı didiler Fahr-ı cihan
Nağmelerle doldu varlıkla mekân
Arşa vardı dediler Fahr-ı cihan (cihanın gururu, Hz. Muhammet)
188.
Hem sekiz cennet kapusın açdılar
Yolun üstine cevahir saçdılar
Hem sekiz cennet kapısını açtılar
Yolun üstüne mücevher saçtılar
189.
Gel gidelüm hazrete yâ Mustafâ
Muntazırdur anda ashâb-ı safâ
Gel gidelim huzura ey Mustafa
Hazırdır orada ashab-ı safa (gönlü saf, temiz olanlar)
190.
Sana cennetden getürdüm bir burâk
Davet-i Rahmândur ey nûr-ı Hak
Sana cennetten getirdim bir burak
Bu Allah'ın çağrısıdır ey nur-u Hak (Allah'ın nuru)
191.
İşidüp anı Resul oldı ferah
Şâdlık geldi kamu gitdi terah
İştip onu Resul buldu huzur
Mutluluk gelip gitti tüm keder
192.
Turdı yerinden hemân-dem Mustafâ
Koydı tâcı başına ol pür-safâ
Kalktı hemen yerinden Mustafa
O neşe ile koydu o tacı başına
193.
Çekdi ol demde burakı Cebrail
Önine düşdi ana oldı delîl
Cebrail çekti Burak'ı o anda
Önüne düştü rehber oldu ona
194.
Hoş süvâr oldı ana şâh-ı cihan
Açdı perrini burâk uçdı hemân
Hoş binici oldu ona şâh-ı cihan
Açtı kanadını Burak uçtu hemen
195.
Tarfet-ül-ayn içre sultân-ı ümem
Geldi Kuds’e irdi vü basdı kadem
Göz açıp kapatana kadar ümmetin sultanı
Kudüs'e gelip ayak bastı
196.
Enbiyâ ervahı karşu geldiler
Mustafâ’ya cümle ikrâm kıldılar
Peygamberlerin ruhları karşıladılar
Mustafa'ya hepsi ikram kıldılar (saygı göstermek)
197.
İrdi ol dem Hak’dan ervâha nidâ
Kim kılalar Mustafâ’ya iktidâ
O an bir ses ulaştı Hak'tan ruhlara
Ki uyup namaz kılsınlar Mustafa'ya
198.
Pes geçüp mihrâba ol Hayr-ül-enâm
Enbiyâ ervahına oldı imâm
Geçip mihraba o Hayrulenam (tüm yaratılmışların en hayırlısı)
187.
Zemzemeyle toldı kevn ile mekân
Arşa vardı didiler Fahr-ı cihan
Nağmelerle doldu varlıkla mekân
Arşa vardı dediler Fahr-ı cihan (cihanın gururu, Hz. Muhammet)
188.
Hem sekiz cennet kapusın açdılar
Yolun üstine cevahir saçdılar
Hem sekiz cennet kapısını açtılar
Yolun üstüne mücevher saçtılar
189.
Gel gidelüm hazrete yâ Mustafâ
Muntazırdur anda ashâb-ı safâ
Gel gidelim huzura ey Mustafa
Hazırdır orada ashab-ı safa (gönlü saf, temiz olanlar)
190.
Sana cennetden getürdüm bir burâk
Davet-i Rahmândur ey nûr-ı Hak
Sana cennetten getirdim bir burak
Bu Allah'ın çağrısıdır ey nur-u Hak (Allah'ın nuru)
191.
İşidüp anı Resul oldı ferah
Şâdlık geldi kamu gitdi terah
İştip onu Resul buldu huzur
Mutluluk gelip gitti tüm keder
192.
Turdı yerinden hemân-dem Mustafâ
Koydı tâcı başına ol pür-safâ
Kalktı hemen yerinden Mustafa
O neşe ile koydu o tacı başına
193.
Çekdi ol demde burakı Cebrail
Önine düşdi ana oldı delîl
Cebrail çekti Burak'ı o anda
Önüne düştü rehber oldu ona
194.
Hoş süvâr oldı ana şâh-ı cihan
Açdı perrini burâk uçdı hemân
Hoş binici oldu ona şâh-ı cihan
Açtı kanadını Burak uçtu hemen
195.
Tarfet-ül-ayn içre sultân-ı ümem
Geldi Kuds’e irdi vü basdı kadem
Göz açıp kapatana kadar ümmetin sultanı
Kudüs'e gelip ayak bastı
196.
Enbiyâ ervahı karşu geldiler
Mustafâ’ya cümle ikrâm kıldılar
Peygamberlerin ruhları karşıladılar
Mustafa'ya hepsi ikram kıldılar (saygı göstermek)
197.
İrdi ol dem Hak’dan ervâha nidâ
Kim kılalar Mustafâ’ya iktidâ
O an bir ses ulaştı Hak'tan ruhlara
Ki uyup namaz kılsınlar Mustafa'ya
198.
Pes geçüp mihrâba ol Hayr-ül-enâm
Enbiyâ ervahına oldı imâm
Geçip mihraba o Hayrulenam (tüm yaratılmışların en hayırlısı)
Peygamber ruhlarına oldu imam
199.
İki rek’at kıldı Aksâ’da namâz
Öyle emr itmiş idi ol bî-niyâz
İki rekat kıldı Aksa'da namaz
Öyle emretmiş idi o bi-niyaz (Duaya ihtiyacı olmayan / Allah)
200.
Gördiler nurdan kurulmış nerdübân
Nerdübândan oldılar göğe revân
Gördüler nurdan kurulmuş merdiven
Merdivenden oldular göğe revan (revan: yola koyulmak, gitmek)
201.
İrdiler evvel göğe bi’l-ihtirâm
Kapu açıldı vü girdi ol hümâm
Erdiler birinci göğe saygıyla
Kapı açıldı ve girdi o Hümam (Himmet sahibi, gayretli kişi / Hz. Peygamber)
202.
Gördi gök ehli ibâdetde kamu
Her biri bir dürlü tâatde kamu
Gördü bütün gök ehli ibadette
Her biri başka türlü itaat etmekte
203.
Kimi tesbih ü kimi tahmîd okur
Kimi tehlîl ü kimi temcîd okur
Kimi tespih çeker kimi şükreder
Kimi birliğini kimi yüceliğini ifade eder
204.
Kim kıyam içre kimi kılmış rükû
Kimi Hakka secde itmiş bâ-huşû
Kimi kıyam içinde kimi rüku kılmış (kıyam: namazda ayakta durma)
Kimi Hakk'a huşu ile secde etmiş (rüku: elleri dizlere dayayıp öne doğru eğilme)
205.
Kimisini aşk-ı Hak almış-durur
Vâlih ü hayran ü mest kalmış-durur
Kimisini Allah aşkı almıştır
Hayret ve şaşkınlığa düşüp mest olmuştur
206.
Hep gök ehli cümle karşu geldiler
Mustafâ’ya izzet ikram kıldılar
Bütün gök ehli karşısına geldiler
Mustafa'ya izzetüikram kıldılar (izzetüikram: ağırlama)
207.
Merhaben bik yâ Muhammed didiler
Ey şefaat kânı Ahmed didiler
Ey Muhammet sana selam olsun dediler
Ey şefaat kaynağı Ahmet dediler
208.
Her biri kutluladı mi’râcını
Didiler geydün saâdet tâcını
Her biri kutladı miracını
Dediler giydin saadet tacını
209.
Bu kerâmetler ki Hak virdi sana
Virmedi hiç kimseye önden sona
Bu kerametler ki Hak verdi sana
Vermedi hiç kimseye baştan sona
210.
Yürü kim meydân senündür bu gice
Top hem çevgân senündür bu gice
Yürü ki meydan senindir bu gece
Top da değnek de senindir bu gece
211.
İrmedi evvel gelen bu devlete
Kimse lâyık olmadı bu rif'ate
Ermedi senden önce gelenler bu talihe
Kimse layık olmadı bu yüceliğe
212.
Her ne hâcet dilesen makbûldür
Cümle maksûdun senün mahsûldür
Her ne hacet dilersen uygundur (hacet dilemek: Allah'tan istekte bulunmak)
Senin her dileğin gerçek olur
213.
Ol gice turmadı cevlân eyledi
Öyle kim eflâki seyrân eyledi
O gece durmadı seyahat etti
Öyle ki gökleri seyran eyledi
214.
Her birinde türlü hikmet gördi ol
Tâ ki vardı Sidre’ye irişdi yol
Her birinde türlü hikmet gördü o
Ta ki vardı Sidre'ye erişti yol (Sidre: Yedinci kat semada bir makam)
215.
Cebrail'ün turağıdur ol makam
Nüh felek tâ kim tutalıdan nizâm
Cebrail'in son durağıdır o makam
Dokuz felek ta ki kurulduğundan beri
216.
Kaldı Cebrâil makamında hemîn
Didi ana Rahmeten li'l-âlemîn
Kaldı Cebrail makamında hemen
Dedi ona Rahmeten li’l-âlemîn
217.
Bilmezem bu yolları ben n’ideyim
Kim garibem bunda kanda gideyim
Bilemem bu yolları ben, ne edeyim
Ki yabancıyım burada nereye gideyim
218.
Cebrail didi Resûl’e ey habîb
Sanmagil bu yirde sen seni garîb
Cebrail dedi Resul'e: Ey Habib (Allah'ın sevgili kulu)
Sanma bu yerde sen kendini garip
219.
Senün için yaradıldı nüh felek
İns ü cinn ü hûr ü cennet hem melek
Senin için yaratıldı dokuz felek
İnsan, cin, huri, cennet hem melek
220.
Bunda hatm oldı benüm cevlân-gehim
Mâverâsından dahi yok âgehim
Burada son buldu benim gezinti yerim
Bundan ötesinden de yoktur haberim
221.
Bana böyle emr idüpdür Zü’l-celâl
Açmayam ben bundan öte perr ü bâl
Bana böyle emretti Yüce Allah
Açamam bundan öte ben kanat
222.
Ger geçem bir zerre denlü ilerü
Yanaram başdan ayağa ey ulu
Eğer geçersem bir zerre bile ileri
Yanarım baştan ayağa ey şerefli
223.
Didi Cebrâîle ol Fahr-ı cihân
Pes makamında tur imdi sen hemân
O âlemin gururu Cebrail'e dedi:
Öyle ise sen makamında dur şimdi
224.
Çün ezelden bana aşk oldı delil
Yanar isem yanaym ben ey Halil
Çünkü ezelden bana rehber oldu aşk
Yanarsam ben yanayım, ey dost
225.
Li ma'a'llah vakti benimdür hemân
Tâ ki kurbân eyleyem baş ile cân
Allah ile olma vakti benimdir şu an
Ta ki kurban eyleyeyim baş ile can
226.
Râh-ı aşkda kim sakınur cânını
Ol kaçan görse gerek cânânını
Aşk yolunda kim sakınır canını
Nasıl görebilir ki o, cananını
227.
Râh-ı aşk sanma gafil serseri
Belki kemter nesnedür virmek seri
Ey gafil, aşk yolunu sanma boş
Belki en küçük şeydir vermek baş
Refref'in Belirmesi
(Refref: Hz. Peygamber'i Miraç'ta en yüksek makama götüren binek)
228.
Söylenürken Cebrail ile kelâm
Geldi Refref önüne virdi selâm
Cebrail ile ederken kelam (kelam etmek: konuşmak)
Geldi Refref yanına, verdi selam
229.
Aldı ol şâh-ı cihanı ol zamân
Sidre’den götürdi vü gitdi hemân
Aldı o cihan sultanını o zaman
Sidre'den götürdü ve gitti hemen
230.
Bir fezâ oldı o demde rû-nümâ
Ne mekân var anda ne arz ü semâ
O an görünür oldu bir feza
Ne mekân var orada ne yer ve sema
231.
Kim ne hâlîdür ne mâlî ol mahal
Akl ü fikr etmez o hâli fehm ü hal
Ki ne boştur o yer ne de dolu
Akıl ve fikir idrak edemez bu durumu
232.
Ref' olup ol şâha yetmiş bin hicâb
Nûr-ı tevhîd açdı vechinden nikâb
Kalkıp o Şah'a yetmiş bin perde
Tevhit nuru açtı yüzündeki örtüyü
233.
Her birisinden geçerken ilerü
Emr olurdı Yâ Muhammed gel berü
Her birinden geçip giderken ileri
Emir geldi, ey Muhammet gel beri
234.
Çün kamusını görüp geçdi öte
Vardı irişdi ol ulu Hazrete
O vakit hepsini görüp geçti öte
Vardı, erişti o Ulu Hazret’e
235.
Şeş cihetden ol münezzeh Zü’l-celâl
Bî-kem ü keyf ana gösterdi cemâl
Altı yönden arınmış o azamet sahibi (Allah)
Gösterdi ona benzersiz cemalini
236.
Zâten ol sultân-ı mâ zağa'l-basar
Eylemişdi Hakka tahsîs-i nazar
Zaten o gördüğünden şaşmayan sultan
Gözlerini ayıramamıştı Hak'tan
237.
Aşikâre gördi Rabb-ül-izzeti
Âhiretde öyle görür ümmeti
Açıkça gördü Yüce Allah'ı
Ahirette öyle görür ümmeti
238.
Bî-hurûf ü lafz ü savt ol pâdişâh
Mustafâ’ya söyledi bî-iştibâh
O padişah; harfsiz, sözsüz ve sessiz
Konuştu Mustafa ile benzersiz
239.
Didi kim matlûb ü maksûdun benem
Sevdüğin cân ile ma’bûdun benem
Dedi ki aradığın ve istediğin benim
Can ile sevdiğin ilahın benim
240.
Gice gündüz turmayup istedüğün
N’ola kim görsem cemâlin didüğün
Gece gündüz durmayıp istediğin
Ne ola ki görsem cemalini dediğin
241.
Gel habîbüm sana âşık olmışam
Cümle halkı sana bende kılmışam
Gel Habib'im sana âşık olmuşum
Cümle halkı sana hizmetkâr kılmışım
242.
Ne murâdun var ise idem revâ
Eyleyem bir derde bin dürlü devâ
Gerçekleştireyim, ne dileğin varsa
Eyleyeyim bir derde bin türlü deva
243.
Mustafâ didi eyâ Rabb-i rahim
Ey hatâ-pûş ü atâsı çok kerîm
Mustafa dedi ey merhameti bol Rabb'im
Ey hataları örten ve affı çok Kerim
244.
Ol zâif ümmetlerüm hâli n’ola
Hazretüne nice anlar yol bula
O zayıf ümmetlerim hâli ne ola
Huzuruna onlar nasıl yol bula
245.
Gice gündüz işleri isyân kamu
Korkaram ki yirleri ola tamu
Hepsinin gece gündüz isyan işleri
Korkarım ki cehennem olsun yerleri
246.
Yâ İlâhî hazretünden hâcetüm
Budurur kim ola makbûl ümmetüm
Ya İlahi hazretinden dileğim
Şudur ki makbul olsun ümmetim
247.
Hak Teâlâdan irişdi bir nida
Yâ Muhammed ben sana kıldum atâ
Hak Teâlâ'dan erişti bir nida
Ey Muhammet bağışladım ben sana...
248.
Ümmetüni sana virdüm ey habîb
Cennetümi anlara kıldum nasîb
Ümmetini sana verdim ey Habib
Cennetimi onlara kıldım nasip
249.
Yâ habîbüm nedür ol kim diledün
Bir avuç toprağa minnet eyledün
Ey Habib'im nedir ki o dilediğin
Bir avuç toprağa boyun eğdin
250.
Ben sana âşık olınca ey şerîf
Senün olmaz mı dü âlem ey latîf
Ben sana âşık olunca ey şerif
Senin olmaz mı iki âlem ey latif
251.
Zâtuma mir’at idindüm zâtını
Bile yazdum adum ile adını
Zatıma ayna edindim zatını
Birlikte yazdım adım ile adını
252.
Hem didi kim Yâ Muhammed ben seni
Bilürem görmeğe toymazsn beni
Hem dedi ki ey Muhammet ben seni
Bilirim, görmeye doymazsın beni
253.
Lîk dîn emri tamâm olmak içün
Ümmetün de bana yol bulmak içün
Lakin din emrinin tamam olması için
Ümmetinin de bana yol bulması için
254.
Avdet idüp da’vet it kullarumı
Tâ gelüben göreler dîdârumı
Dönüp imana davet et kullarımı
Ta ki gelerek görsünler yüzümü
255.
Sen ki mi’râc eyleyüp itdün niyâz
Ümmetün mi’râcını kıldum namâz
Sen ki göğe yükselip ettin niyaz (niyaz etmek: yakarmak, dua etmek)
Ümmetin miracını kıldım namaz
256.
Her kaçan kim bu namâzı kılalar
Cümle gök ehli sevâbın bulalar
Her ne zaman ki bu namazı kılarlar
Cümle gök ehlinin sevabını bulurlar
257.
Çünki her türlü ibâdet bundadur
Hakka kurbiyetle vuslat bundadur
Çünkü her türlü ibadet bundadır
Hakk'a yakınlaşıp kavuşma bundadır
258.
Sıdk ile beş vakt olundukça edâ
Elli vaktin ecrin eyler Hak atâ
Beş vakit samimiyetle edilirse eda
Bağışlar elli vaktin sevabını Hak Teâlâ
259.
Mâhasal ol anda doksan bin kelâm
Sebk idüp buldukda encâm ü hitâm
Sözün kısası doksan bin söz
O anda söylenip son buldu
260.
Tarfet-ül-ayn içre ol Fahr-i cihân
Ümmü Hânî evine geldi hemân
Âlemin gururu anlık bir süre içinde
Döndü hemen Ümmühani'nin evine
261.
Her ne vâki oldı ise serteser
Cümlesin ashabına virdi haber
Her ne yaşadıysa baştan sona
Verdi haber tüm ashabına (ashap: Peygamber'i gören kişiler, sahabe)
262.
Didiler ey kıble-i İslâm ü dîn
Kutlu olsun sana mi’râc-ı güzîn
Dediler ey İslam dininin kıblesi
Güzide miraç kutlu olsun sana
263.
Biz kamumuz kullaruz sen şâhsın
Gönlümüz içinde rûşen mâhsın
Biz hepimiz kuluz, sen Şâh'sın
Gönlümüzü aydınlatan dolunaysın
264.
Ümmetün olduğumuz devlet yeter
Hizmetün kılduğumuz izzet yeter
Ümmetin olmanın talihi yeter
Hizmetini kılmanın şerefi yeter
Dua
265.
Yâ İlâhî ol Muhammed hakkıçün
Ol şefâat kânı Ahmed hakkıçün
Ey Allah'ım o Muhammet hakkı için
O şefaat sahibi Ahmet hakkı için
266.
Sidre vü Arş-ı muallâ hakkıçün
Ol sülük ü seyr-i â’lâ hakkıçün
Sidre ve Yüce Arş'ın hakkı için
O şerefli yolculuğun hakkı için
267.
Ol gice söyleşilen söz hakkıçün
Ol gice Hakkı gören göz hakkıçün
O gece konuşulan sözlerin hakkı için
O gece Hakk'ı gören gözün hakkı için
268.
Sırr-ı fürkan nûr-i a’zam hakkıçün
Kuds ü Kâ’be Merve Zemzem hakkıçün
Kur'an'ın sırrı, yüce nurun hakkı için
Kudüs, Kâbe, Merve ve Zemzem hakkı için
269.
Gözi yaşı hakkıçün âşıklarun
Bağrı başı hakkıçün sâdıkların
Gözyaşı hakkı için âşıkların
Gönül yarası hakkı için sadıkların
270.
Aşk odından ciğeri biryân içün
Derd ile kan ağlayan giryân içün
Aşk ateşinden ciğeri yananlar için
Dert ile kan ağlayan gözler için
271.
Sıdk ile yolunda kâim kul içün
Hazretüne toğru varan yol içün
Sadakatle yolunda duran kul için
Huzuruna doğru varan yol için
272.
Şol zaman kim müddet-i ömr ü hayât
Âhir ola ire hengâm-i memât
O zaman ki ömrühayatın müddeti
Son bulup, geldiğinde ölüm anı...
273.
Biz günahkâr âsi mücrim kulları
Yarlıgayup kıl günahlardan berî
Biz günahkâr, asi, suçlu kulları
Yargılayıp arındır günahlardan
274.
Afv idüp isyânumuz kıl rahmeti
Ol habîbün yüzi suyı hürmeti
Affedip isyanımızı, merhamet eyle
O Habib'in yüzü suyu hürmetine
275.
Sana lâyık kullar ile hemdem et
Ehl-i derdün sohbetine mahrem et
Sana layık kullar ile dost et
Dert ehlinin sohbetine dâhil et
Peygamber'in Ahlâkı
276.
İşid imdi nice virmiş ol Celil
Mustafâ’ya hulk-ı evsâf-ı cemîl
O Celil nasıl vermiş; dinle şimdi
Mustafa'ya doğuştan o güzel nitelikleri
277.
Hulk idi dâim işi bu halk ile
Halkı hod kul kılmış idi hulk ile
Halk içinde işi, daima güzel ahlaktı
Yaradılışı ile halkı kendine kul kılmıştı
277.
Hulk idi dâim işi bu halk ile
Halkı hod kul kılmış idi hulk ile
Halk içinde işi, daima güzel ahlaktı
Yaradılışı ile halkı kendine kul kılmıştı
278.
Tanrı'nun adını zâkirdi müdâm
Her ne Hak’dan gelse şâkirdi müdâm
Tanrı'nın adını zikrederdi daima
Hak'tan ne gelse şükrederdi daima
279.
Her kaçan yatsaydı ol Fahr-i cihân
Bir hasîr üzre yatardı ol hemân
Ne vakit yatsa o kâinatın gururu
Hemen bir hasır üstüne yatardı
280.
Hak didi tağları altun eyleyem
Dürlü ni’metlerle seni toylayam
Hak dedi dağları altın yapayım
Türlü nimetlerle seni doyurayım
281.
Ol Habîb-ullah didi yâ zi’n-niam
Ümmetüm-çün ben bu hâle râzıyam
O Habibullah dedi ey nimet sahibi (Habibullah: Allah'ın sevgili kulu)
Ümmetim için ben bu hâle razıyım
282.
Katlanuram anlarun-çün zahmete
Ümmetümi eyle lâyık rahmete
Katlanırım onlar için zahmete
Ümmetimi eyle layık merhamete
283.
Her kemâlât ile kâmil şâh idi
Anun içün ol habîb-ullah idi
Her faziletiyle eksiksiz şâh idi
Onun için o Habibullah idi (Habibullah: Allah'ın sevgili kulu)
284.
Ey dirîğâ dilümüzde da’vâ çok
Ara yirde hergizin bir manâ yok
Ne yazık dilimizde dava çok
Ancak ortada asla bir anlam yok
285.
Halk içinde adumuz hâs eyledük
Lîk halvetde gönül pas eyledük
Halk içinde adımızı has eyledik
Lakin yalnızlıkta gönlü pas eyledik
286.
Ümmet oldur sünnetin terk itmeye
Dimedüği yire hergiz gitmeye
Ümmet odur sünnetini terk etmeye
Demediği yere asla gitmeye
287.
Bu gün anun sünnetin terk idevüz
Yarın anda varıcağaz n’idevüz
Bugün onun sünnetini terk ederiz
Yarın oraya varacağız ne ederiz
288.
Yâ İlahî saklagıl îmânumuz
Virevüz îmân ile tâ cânumuz
Ya İlahi muhafaza et imanımızı
Ki verelim iman ile canımızı
289.
Kabrümüz îmân ile pür-nûr kıl
Mûnis-i gılmân ile hem hûr kıl
Kabrimizi iman ile nur dolu kıl
Cennet hizmetkârları ile birlik kıl
290.
Hem dahi mîzânumuz eyle sakîl
Cennete girmeğe lûtfun kıl delîl
Terazimizdeki sevapları da ağır kıl
Cennete girmeye lütfunu rehber kıl
291.
Mustafâ’ya hem-civâr it yâ Kerîm
Cennet-i Firdevs içinde yâ Rahîm
Mustafa'ya komşu et ya Kerim
Cennet bahçeleri içinde ya Rahim
292.
Lûtf ile göster bize dîdârunı
Nimetinle toylagıl kullarını
Cömertliğinle göster bize yüzünü
Ve nimetinle doyur biz kullarını
293.
Nûr-ı Ahmed izzetine ey Hudâ
Eyleme bizi Muhammed’den cüdâ
Peygamberlik nuru şerefine ey Hüda
Eyleme bizi Muhammet'ten cüda (cüda: ayrı, uzak)
294.
Bu kemâlât ile gör ol pak zât
Bulmadı mevtden bu âlemde necât
Bu faziletleriyle gör o temiz zat bile
Bulamadı ölümden kurtuluş bu âlemde
295.
Âşık isen sen eğer ey nîg-nâm
Aşk ile di es-salâtü ve’s-selâm
Ey iyi namlı, sen âşık isen eğer
Aşk ile söyle salatüselam
Peygamber'in Vefatı
296.
Gel berü ashâb u ihvân-ı safa
Gel berü erbâb-ı irfan u vefa
Gelin beri gönlü temiz dostlar
Gelin beri vefa ve irfan sahipleri
297.
İşbu göynüklü sözi gûş idelüm
Derd ile âh idüben cûş idelüm
İşte bu acıklı söze kulak verelim
Dertle ah ederek kendimizden geçelim
298.
Akıdalum gözümüzden yaşları
Tâzelensün bağrumuzun başları
Akıtalım gözümüzden yaşları
Tazelensin bağrımızın yaraları
299.
Her ki ol Sultân içün yaş indüre
Yaşı anun tamuyı söyündüre
Her kim o Sultan için yaş indire
Yaşı onun, cehennemi söndüre
300.
Gel berü sen dahi aşkun kıl beyân
Vaktidür ger var ise göster nişân
Gel beri sen dahi aşkını kıl beyan
Vaktidir eğer var ise göster nişan (nişan: belirti, iz)
301.
Pes bu nakl ile rivâyetidür haber
Kim bu fâni mülkde ol Hayr-ül-beşer
Şimdi bu nakille rivayet edilen haber
Ki bu fani dünyada o Hayr-ül-beşer
302.
Bir zaman kıldı nübüvvet pâk zât
Küfr mahv oldı vü dîn buldı hayât
Bir zaman peygamberlik etti, o temiz zat
Küfür mahvoldu ve din buldu hayat
303.
Altmış üç yaşına irdi çün Habîb
Ol Şerif ü ol Hasîb ü ol Nesîb
Altmış üç yaşına erdi o vakit Habib
O şerefli, o değerli, o temiz soylu
304.
Vakt irişdi dünyadan kıla sefer
Ol güneş yüzlü vü ol alnı kamer
Vakit erişti dünyadan kıla sefer
O güneş yüzlü ve o alnı kamer (kamer: ay)
305.
Mescid içre bir gün ol şâh-ı cihan
Oturup olmışdı hoş gevher-fişân
Mescit içinde bir gün o cihan şahı
Oturup hoş inciler saçmaktaydı (anlamlı ve güzel söz söylemek)
306.
Feth idüp sırr-ı maânî sözlerin
Bahr-ı tevhîdün saçardı dürlerin
Fethedip mana âleminin gizlerini
Tevhit denizine saçardı incilerini
307.
Geldi Cebrail Hakdan emr ile
Söyledi anda Resûle lûtf ile
Geldi Cebrail Hak'tan emir ile
Söyledi orada Resul'e incelik ile
308.
Didi sana Zü’l-celâl itdi selâm
Dir ki şöyle bilsün ol Hayr-ül-enâm
Dedi sana Cenabıhak etti selam
Der ki şöyle bilsin o Hayrulenam (tüm yaratılmışların en hayırlısı)
Bir zaman kıldı nübüvvet pâk zât
Küfr mahv oldı vü dîn buldı hayât
Bir zaman peygamberlik etti, o temiz zat
Küfür mahvoldu ve din buldu hayat
303.
Altmış üç yaşına irdi çün Habîb
Ol Şerif ü ol Hasîb ü ol Nesîb
Altmış üç yaşına erdi o vakit Habib
O şerefli, o değerli, o temiz soylu
304.
Vakt irişdi dünyadan kıla sefer
Ol güneş yüzlü vü ol alnı kamer
Vakit erişti dünyadan kıla sefer
O güneş yüzlü ve o alnı kamer (kamer: ay)
305.
Mescid içre bir gün ol şâh-ı cihan
Oturup olmışdı hoş gevher-fişân
Mescit içinde bir gün o cihan şahı
Oturup hoş inciler saçmaktaydı (anlamlı ve güzel söz söylemek)
306.
Feth idüp sırr-ı maânî sözlerin
Bahr-ı tevhîdün saçardı dürlerin
Fethedip mana âleminin gizlerini
Tevhit denizine saçardı incilerini
307.
Geldi Cebrail Hakdan emr ile
Söyledi anda Resûle lûtf ile
Geldi Cebrail Hak'tan emir ile
Söyledi orada Resul'e incelik ile
308.
Didi sana Zü’l-celâl itdi selâm
Dir ki şöyle bilsün ol Hayr-ül-enâm
Dedi sana Cenabıhak etti selam
Der ki şöyle bilsin o Hayrulenam (tüm yaratılmışların en hayırlısı)
309.
Kim ana ben katı müştak olmışam
Cümle halkı ana bende kılmışam
Ki ona ben çok müştak olmuşum (müştak olmak: özlemek, göreceği gelmek)
Cümle halkı ona hizmetkâr kılmışım
310.
Bu sözi çün kim işitdi ol Emin
Kalbi mahzun oldı ol şâhun hemîn
Bu sözü ne vakit ki işitti o Emin
Kalbi mahzun oldu o Peygamber'in
311.
Ol mükâhhal gözlerinden dökdi yaş
Cûş idüp ağladı yir gök tağ u taş
O sürmeli gözlerinden döktü yaş
Coşup ağladı yer-gök, dağ ve taş
312.
Cebrail gitdi vü ol sâhib-vefâ
Eyledi eve azimet Mustafa
Cebrail gitti ve o sahib-i vefa (vefa sahibi)
Eve doğru yola çıktı Mustafa
Kim ana ben katı müştak olmışam
Cümle halkı ana bende kılmışam
Ki ona ben çok müştak olmuşum (müştak olmak: özlemek, göreceği gelmek)
Cümle halkı ona hizmetkâr kılmışım
310.
Bu sözi çün kim işitdi ol Emin
Kalbi mahzun oldı ol şâhun hemîn
Bu sözü ne vakit ki işitti o Emin
Kalbi mahzun oldu o Peygamber'in
311.
Ol mükâhhal gözlerinden dökdi yaş
Cûş idüp ağladı yir gök tağ u taş
O sürmeli gözlerinden döktü yaş
Coşup ağladı yer-gök, dağ ve taş
312.
Cebrail gitdi vü ol sâhib-vefâ
Eyledi eve azimet Mustafa
Cebrail gitti ve o sahib-i vefa (vefa sahibi)
Eve doğru yola çıktı Mustafa
313.
Hüzn ile girdi içerü evine
Fâtıma andaydı geldi yanına
Hüzün ile girdi içeri evine
Fatma oradaydı geldi yanına
314.
Didi iy cânum baba hâlün nedür
Hasta mı oldun vücûdun nicedir
Dedi ey cânım baba hâlin nedir
Hasta mı oldun vücudun nicedir
315.
Didi kim yâ Fâtıma yanar tenüm
Dosta ulaşmak diler cânum benüm
Dedi ki ey Fatma yanar tenim
Dosta ulaşmak diler canım benim
316.
Ol Habîbün gün gün artdı zahmeti
Düşdi ashâba gam u gussa katı
Gün gün arttı zahmeti o Habib'in
İçlerine çok keder düştü sahabenin
317.
Hastalkdan soldı ol bâğ-ı cemâl
Ol kemâlde bedr iken oldı hilâl
O güzellik bahçesi hastalıktan soldu
O olgun bir dolunay iken hilal oldu
318.
Hücreyi ashâb iderlerdi tavâf
Ağlaşırlardı turuban saff u saf
Dostları evi ederlerdi tavaf
Ağlaşırlardı durup saf saf
319.
Çün namâz vakti irişdi nâgehân
Okudı cümle müezzinler ezân
Zira namaz vakti erişti ansızın
Okudu cümle müezzinler ezan
320.
Ol ezânı işidüp ol mâh-rû
Turdı vü aldı namâz içün vuzû
O ezanı işitip o ay yüzlü
Durdu ve aldı namaz için abdest
321.
Katına geldi anun ol dem Bilâl
Didi kim fermân nedür yâ zü’l-cemâl
Huzuruna geldi onun o an Bilal
Dedi ki ferman nedir ya zü'l-cemal (güzellik sahibi)
322.
Ol Habîb didi Bilâl’a ey lâtîf
Bil ki oldum ben bugün gayet zaîf
O Habib dedi Bilal'e ey latif
Bil ki oldum ben bugün gayet zayıf
323.
Ben varımazam ikamet eylesün
Yirüme Bû Bekr imamet eylesün
Ben varamazsam ikamet eylesin
Yerime Ebubekir imamlık eylesin
324.
Ağlayu ağlayu ol derdlü Bilâl
Vardı ashâb katına hem çün hilâl
O dertli Bilal, ağlaya ağlaya
Bir hilal gibi vardı ashabın huzuruna (hilal gibi: zayıf, ince, solgun)
325.
Didi ey yârân bilün bedr-i tamâm
Cümlenüze eyledi çok çok selâm
Dedi ey dostlar bilin vakit tamam
Cümlenize eyledi çok çok selam
326.
Hem dahi Bû Bekr imâm olsun didi
Tâbi olsun ana ashâbum didi
Hem de Ebubekir imam olsun dedi
Tabi olsun ona ashabım dedi (tabi olmak: birinin kontrolü altına girmek)
327.
Çün işitdiler Bilâl'ün bu sözin
Her birisi toprağa urdı yüzin
Ne vakit ki işittiler Bilal'in bu sözünü
Her biri toprağa vurdu yüzünü
328.
Zâr u efgân idüben ağladılar
Kanı ya ol serverümüz didiler
Feryat edip gözyaşı döktüler
Nerede o önderimiz, dediler
329.
Böyle çün emr itdi Bû Bekr’e Resûl
Mustafâ emrini ol kıldı kabûl
Böyle emredince Ebubekir'e Resul
Mustafa'nın emrini o kıldı kabul
330.
Vardı mihrâba yirini yirini
Hâli gördi ol Habîbün yirini
Vardı mihraba yerine yerine (yerinmek: üzülmek)
Boş gördü o Habib'in yerini
331.
Çünki tekbîr itdi vü el bağladı
Döymedi çözdi elini ağladı
Ne vakit tekbir getirip el bağladı
Dayanamayıp çözdü elini, ağladı
332.
Bû Bekir didi imâm ol yâ Ömer
Kim özümden olmışam ben bî-haber
Ebubekir dedi imam ol ya Ömer
Ki kendimden olmuşum ben bihaber
333.
Sordı bildi anı ol Hayr-ül-enâm
K’olmadı Bû Bekr ashaba imâm
Sordu bildi onu o Hayrulenam
Ki olmadı Ebubekir ashaba imam
334.
Anı gördi Mustafâ sabr itmedi
Hem eser kıldı ol ayrulık odı
Onu gördü Mustafa dayanamadı
Hem ayrılık ateşi de onu bırakmadı
335.
Mustafâ didi ki tutun turayım
Ol yaranlarum katına varayım
Mustafa dedi ki tutun kalkayım
O dostlarımın yanına varayım
336.
Göreyim bir dahi ol yârânları
Kim dahi görmeyiserem anları
Göreyim bir daha o dostları
Ki bir daha göremem onları
337.
Hem beni anlar dahi görmeyiser
Sohbetlime dünyada irmeyiser
Hem beni onlar da göremez
Sohbetime dünyada eremez
338.
Gelünüz kim mescidüme varalum
Birbirümüzi toyınca görelüm
Geliniz ki mescidime varalım
Birbirimizi doyuncaya görelim
339.
Kim ölüm ayırısar sizden bizi
Didi dahi yaş ile toldı gözi
Ki ölüm ayıracak sizden bizi
Dedi dahi yaş ile doldu gözü
340.
Bu söz ile oda yakdı bunları
Kıldılar çok zâri vü efgânları
Bu söz ile ateşe attı onları
Ki çok ağlayıp ettiler figan
341.
Ol Habîbün sağ elin tutdı Ali
Sol elini İbn-i Abbâs ol velî
O Habib'in sağ elini tuttu Ali
Sol elini o İbn-i Abbas Veli
342.
Mescide geldi vü buldı hoş safa
İktidâ Bû Bekre kıldı Mustafâ
Mescide geldi ve buldu hoş sefa
Namazda uydu Ebubekir'e Mustafa
343.
Çün sahâbe hoş tamâm itdi namâz
Kıldılar ol Bî-niyâza çok niyâz
O vakit sahabe hoş kılıp namaz
O bi-niyaza ettiler çokça niyaz (bi-niyaz: duaya ihtiyacı olmayan, Allah)
344.
Hoş namazı kıldı ol Hayr-ül-enâm
Döndi ashaba yönin virdi selâm
Hoş namazı kıldı o Hayrulenam
Döndü ashaba doğru verdi selam
345.
Halikı zikr itdi evvel ol şefi
Didi oldur pâdişâh olun muti
O Şefaatçi önce Allah'ı zikretti
Dedi odur padişah, olun muti (boyun eğmek)
346.
Hem bilün kim mâsivâ fânî-durur
Dâim Allah’dur kim ol bâkî-durur
Hem biliniz ki bu dünya fanidir
Daim olan Allah'tır ki o bakidir (ölümsüz)
347.
Ol gidenler bize yeter i'tibâr
Kim bu yirde idemediler karâr
O ölenlerin bize verdiği ders yeter
Ki hiçbiri dünyada kılamadı karar
348.
Kankı dil bu evde biryân olmadı
Kankı göz bu derde giryân olmadı
Hangi gönül bu dünyada yanmadı
Hangi göz bu derde ağlamadı
349.
Bu sözi çün-kim sahâbî dinledi
Her biri efgân idüben inledi
Bu sözü ki sahabe dinledi
Her biri feryat edip inledi
350.
Ol şefâat ıssı ol sâhib-vefâ
Âhıret şâhı Muhammed Mustafâ
O şefaat sahibi, o vefa sahibi
Ahiret şahı Muhammet Mustafa...
351.
Anda ashâba nasihat eyledi
Hulkı lûtfiyle anları toyladı
Orada ashaba nasihat eyledi
Güzel huyu ile onları ağırladı
352.
Elvedâ olsun size didi dahi
Eyledi eve azimet ol sahi
Elveda olsun size dedi
O cömert, yola çıkıp eve gitti
353.
Tutuban girü Alî Abbâs ile
Geldi eve cümle ashâbı bile
Tekrar tutarak Abbas ile Ali
Geldi eve cümle ashabı ile
354.
Eve girdi gördi ol şâh-ı cihân
Tolmuş evün içi âh ile figân
Gördü o cihan padişahı girip eve
Dolmuştu evin içi feryat figan ile
355.
Fâtıma âh eyleyüben ağladı
Babasınun boynuna el bağladı
Fatma ah eyleyerek ağladı
Babasının boynuna el bağladı
356.
Didi derdlü yüreğümün çâresi
Gitdi onulmaz bu bağrum yâresi
Dedi: Dertli yüreğimin çaresi
Gitti, iyileşmez bu yürek yâresi (yâre: yara)
357.
Ağlayuban didi ey cânum baba
Gönlümün şâdîsi cânânum baba
Ağlayarak dedi ey cânım baba
Gönlümün sevinci cananım baba
358.
Ölme sen senün içün ben öleyim
Sen sağ ol ben sana kurbân olayım
Ölme sen, senin için ben öleyim
Sen sağ ol, ben sana kurban olayım
359.
Bir onulmaz derde uğratdun beni
Viriserem yoluna cân u teni
Bir devasız derde uğrattın beni
Veririm yoluna can ve teni
360.
Didi kim yâ Fâtma dinle sözüm
Kokula boynumı bir dem ey kızum
Dedi ki ya Fatma dinle sözüm
Kokla boynumu bir nefes ey kızım
361.
Dünyâyı terk itmeği kayırmazam
Bilürem kim bunda bâkî kalmazam
Dünyayı terk etmeyi tasa etmem
Bilirim ki burada ebedi kalamam
362.
Lîk seni n’ideyim kaldun garîb
Âşıkun hâli n’olur gitse habîb
Lakin seni ne edeyim kaldın garip
Aşığın hâli ne olur gitse habib
363.
Bu yetimlik kutlu olsun başuna
Dahi hasret eşüne yoldaşuna
Bu yetimlik kutlu olsun başına
Dahi hasret eşine yoldaşına
364.
Böyle diyüp yaş ile toldı gözi
Didi kanı ol iki körpe kuzı
Böyle deyip yaş ile doldu gözü
Dedi hani o iki körpe kuzu
365.
Yanuma gelsün Hüseyn ile Hasen
Kim bu gönlüm gamın anlardur kesen
Yanıma gelsin Hüseyin ile Hasan
Ki bu gönlün kederini onlardır kesen
366.
Ol iki mâhı varup getürdiler
Mustafâ’nın yanına yetürdiler
O iki ay yüzlüyü varıp getirdiler
Mustafa'nın yanına ulaştırdılar
367.
Didiler kim ey dede n’oldun bugün
Yüreğümüze bizüm urdun düğün
Dediler ki ey dede ne oldun bugün
Yüreğimize bizim vurdun düğüm
368.
Ey n'olaydı böyle göricek sizi
Anamız toğurmamış olsa bizi
Ey ne olaydı böyle göreceğimize sizi
Anamız doğurmamış olsaydı bizi
369.
İşbu hâl içreyken irdi Cebrail
Didi kim sana selâm itdi Celil
İşte bu hâl içindeyken yetişti Cebrail
Dedi ki sana selam etti Celil (Allah)
370.
Sordı hâlüni dahi hem ol Çalab
Sor Habîbüm ne kılur didi taleb
Sordu hâlini dahi hem o Çalap (Allah)
Sor Habib'im ne eder dedi talep
371.
Ümmetümi dilerem Hak'dan didi
Dileğüm Hak’dan budur çokdan didi
Ümmetimi dilerim Hak'tan dedi
Dileğim Hak'tan budur çoktan dedi
372.
Gice gündüz bu-durur hem himmetüm
Kim bağışlaya bana Hak ümmettim
Gece gündüz budur hem dileğim
Ki bağışlaya bana Hak, ümmetim
373.
Gerü Hakk’a vardı geldi Cebrail
Didi kim gerü selâm itdi Celil
Döndü Hakk'a vardı geldi Cebrail
Dedi ki tekrar selam etti Celil
374.
Hak Teâlâ sana çok lûtf işledi
Ol yazuklu ümmetün bağışladı
Hak Teâlâ sana çok lütuf verdi
O günahkâr ümmetini bağışladı
375.
Didi maksûdum bu idi Hak’dan uş
Hâtırum şimdi igen hoş oldı hoş
Dedi işte muradım Hak'tan buydu
Gönlüm şimdi hoş, çok hoş oldu
376.
Olduğınca ömrinün hem müddeti
Dir idi kim ümmeti vâ ümmeti
Yaşadığı ömür boyunca hem
Derdi ki "ümmetim ümmetim"
377.
Hem kıyâmetde cemî’-i enbiyâ
Çağrışup nefsi vü vâ nefsi diye (nefsi nefsi: ben ben)
Hem kıyamette bütün peygamberler
Çağrışıp "kendi derdim" diyecekler
378.
İlle yüz urup Muhammed Hazrete
Eyde kim vâ ümmetâ vâ ümmetâ
Muhammet ise illa dönüp Allah'a
Diyecek ki "ah ümmetim ah ümmetim"
379.
Hem diye ey rahmeti çok rahmeti
Bana ümmetsüz gerekmez cenneti
Hem "Ey merhameti çok Rabb'im" diyecek
Ümmetim olmadan bana cennet ne gerek
380.
Ümmet isen hizmeti eyle temam
Aşk ile di es-salâtü ve’s-selâm
Ümmet isen hizmeti eyle tamam
Aşk ile söyle salatüselam
381.
Ger dilersiz bulasız oddan necat
Aşk ile derd ile idün es-salât
Kurtuluş dilerseniz eğer ateşten
Aşk ve şevkle salatüselam getirin
Fasıl
382.
Zî saadet zî beşaret zî safa
Kim bize kıla şefaat Mustafâ
O saadet, müjde ve sefa sahibi
Mustafa ki kılsın bize şefaat
383.
Nâgehân ol peyk-i Hazret Cebrail
İrdi vü didi selâm itdi Çelil
Ansızın o haberci Hazret, Cebrail
Yetişti ve dedi selam etti Celil
384.
Kara gussa tonların geymişdi ol
Anı öyle gördi vü sordı Resul
Kara keder elbiselerini giymişti o
Onu öyle gördü ve sordu Resul
385.
Didi Cebrail’e ey kardeş niçün
Kara gussa tonlann geydün bugün
Dedi Cebrail'e ey kardeş niçin
Kara keder elbiselerini giydin bugün
386.
Gördüğüm yokdı bu sûretde seni
Böyle niçün kıldunuz dinüz bunı
Seni bu kılıkta gördüğüm yoktu
Niçin böyle ettiniz, deyiniz bunu
387.
Didi kim geydük senünçün yâ Emin
Son inişümdür yire dahi hemîn
Dedi ki giydik senin için ey Emin
İşte bu da son inişimdir yere...
388.
Vahy içün iner değülem bir dahı
Vahy kat' oldı bugün Tanrı hakı
Vahiy için inecek değilim bir daha
Kesildi bugün vahiy Allah'ın emri ile
389.
Cümle gök ehli senünçün tutdı yas
Kara tonlar geydi cümle cinn ü nâs
Yas tuttu bütün gök ehli senin için
Kara elbiseler giydi her insan ve cin
390.
Cebrail geldükde sonra emr ile
Anda gelmiş idi Azrail bile
Cebrail geldikten sonra emir ile
Oraya gelmiş idi Azrail ile
391.
Taşradan içerüye kıldı nida
Didi kim yâ ehl-i beyt-i Mustafâ
Dışarıdan içeriye seslendi
Ey Mustafa'nın ailesi, dedi
392.
İznümüz var mı içeri girmeğe
Ol mübârek hub cemâli görmeğe
İznimiz var mı içeri girmeye
O mübarek güzel yüzü görmeye
393.
Fâtma didi ki kimsin ey aceb
Didi bir a’râbiyem ey hoş-edeb
Fatma dedi ki kimsiniz ey acep
Dedi bir Arabi'yim ey güzel edep
394.
Ağlayu ağlayu didi ey arab
Katı hastadur Resul çeker taab
Ağlaya ağlaya dedi: Ey Arap
Çok hastadır Resul, çeker eziyet
395.
Var işüne ey karındaşum arab
Bunda biz ağlaşuruz her rûz u şeb
Var git işine, ey kardeşim Arap
Biz ağlaşırız burada gece gündüz
396.
Bir dahi didi selâm olsun size
Vir içerü girmeğe destur bize
Bir daha dedi: Selam olsun size
Ver içeri girmeye destur bize
397.
Ol Habîbün hâli nedür göreyim
Ger icâzet olur ise gireyim
O Habib'in hâli nedir göreyim
Eğer müsaade olursa gireyim
398.
Çün Muhammed sem’ine irdi nidâ
Didi kimdür taşradan iden sadâ
Muhammet'in kulağına erdi bir nida
Dedi: Kimdir dışarıdaki bu seda
399.
Fatma didi bir arabdur çağırur
Yâ Muhammed diyübeni ün urur
Fatma dedi: Bir Arap'tır, çağırır
"Ya Muhammet" diyerek seslenir
400.
Didi Ahmed ey gözüm nûrı benüm
Ol arabdur kabz iden ruhum benüm
Dedi Ahmet: Ey gözümün nuru benim
O Arap, teslim alacaktır ruhumu benim
401.
Ol gelendür hânümân iden harâb
Ol gelendür mülk ü mâl iden yebâb
O gelendir, haneleri harap eden
O gelendir, malı mülkü viran eden
402.
Ol gelendür halka itdüren figân
Ol gelendür göz yaşın kılan revân
O gelendir, halkı figan ettiren
O gelendir, gözyaşlarını akıtan
403.
Gideren nûrını şehlâ gözlerün
Hem sarartan rengini gül yüzlerün
Gideren nurunu ela gözlerin
Hem sarartan rengini gül yüzlerin
404.
La'l-veş dudaklarun rengin bozan
Nice benven diyenün ömrin kesen
Lal gibi dudakların rengini bozan
Nice benim diyenin ömrünü kesen
405.
Ayrulık odına yakan cânları
Bırakan toprağa nâzük tenleri
Ayrılık ateşine yakan canları
Bırakan toprağa nazik tenleri
406.
Yüzleri gül dilleri bülbülleri
Tûti gibi ol latif oğulları
Yüzleri gül, dilleri bülbülleri
Dudu gibi o güzel oğulları (dudu: dudu kuşu, papağan)
407.
Atalardan analardan ayıran
Ol durur ol taşra kapuda turan
Atalardan analardan ayıran
Odur, o dış kapıda duran
408.
Ol durur ol seni benden ayran
Yüreğine dürlü hançerler uran
Odur, o seni benden ayıran
Yüreğine türlü hançerler vuran
409.
Adı Azrâil-durur gelsün berü
Tur var aç kapuyı girsün içerü
Adı Azrail'dir, gelsin beri
Kalk git, aç kapıyı, girsin içeri
410.
Kimseden ol hîç destur istemez
Benden artuk kimseye böyle dimez
O hiç kimseden müsaade istemez
Benden başka kimseye böyle demez
411.
Fâtma ana kapı açdı revân
Ol melek girdi içerü ol zaman
Fatma, kapıyı açtı ona hemen
O melek girdi içeri o zaman
412.
Meskenetle hücreye girdi hemîn
Lutf ile virdi selâm öpdi zemin
Ancak bitkin bir hâlde eve girdi
İncelikle verdi selam, öptü yeri
413.
Didi ol vaktin ana ol müctebâ
Hoş geldün ey emin gel merhaba
O zaman, o seçilmiş insan dedi ona
Hoş geldin ey Emin, gel merhaba
414.
Sordı kabz içün mi geldün yâ melek
Yâ ziyâret midurur ancak dilek
Sordu: Ruhumu almak için mi geldin
Ey Melek! Yoksa ziyaret midir dileğin
415.
Didi gelmişem ziyâret itmeğe
Dahi kabz-ı rûh idüben gitmeğe
Dedi gelmişim ziyaret etmeye
Dahi ruhunu alıp gitmeye
416.
Hak buyurdı ben sana olam muti'
Sen ne dirsen anı tutam yâ şefi’
Allah buyurdu ki ben sana olayım tabi
Ne dersen onu yapayım ey şefaat sahibi
417.
Ger icazet olsa kabz-ı ruh idem
Olmaz ise hod gerü dönem gidem
Eğer iznin olursa ruhunu alayım
Olmaz ise kendim dönüp gideyim
418.
Ol melek bu sözi kılurken beyân
Anı hem dinlerken ol şâh-ı cihan
O melek, bu sözü beyan ederken
O cihan padişahı da onu dinlerken
419.
Didi tâvûs-ı melek ol Cebrail
Yâ Muhammed sana müştakdur Celil
Dedi meleklerin tavusu Cebrail:
Ey Muhammet seni özler Celil
420.
Çün bu sözleri işiteli Mustafâ
İtmeğe azm eyledi ahde vefâ
İşitince Mustafa bu sözleri
Ahde vefa etmeye karar verdi (ahde vefa: sözünde durma)
421.
Didi Azrail'e kim gel yâ melek
İşlegil her neyise Hak’dan dilek
Dedi Azrail'e ki gel ey Melek
Yap, her ne ise Hak'tan dilek
422.
Geldüğün işi bitür didi ana
Döndi söyledi sahâbından yana
Yapmak için geldiğin işi bitir dedi ona
Sonra döndü söyledi dostlarından yana
423.
Çok nasihat kıldı bunlara Resul
Tâ ola âsân cemî’-i toğru yol
Çok nasihat kıldı onlara Resul
Ki kolay olsun hepsine doğru yol
424.
Ümmetin te’kîd ile ısmarladı
Her nasihat kim gerekdi hep didi
Ümmetini tekrar tekrar Allah'a ısmarladı (emanet etmek)
Gerekli nasihatleri de hep tekrarladı
425.
Hem didi ashâba ol Hayr-ül-enâm
Ümmetüme kılasız benden selâm
Hem dedi ashaba Hayrulenam
Ümmetime ediniz benden selam
426.
Eydesiz kim şer'ümi komayalar
Nefse uyup dünyayı kavmayalar
Söyleyiniz ki şeriatımı bırakmasınlar
Nefse uyup dünyayı kucaklamasınlar
427.
Bilünüz ey âşıkân-ı Mustafâ
Hakka irdi anda cân-ı Mustafâ
Biliniz ey Mustafa'nın âşıkları
Hakk'a erdi orada Mustafa'nın canı
428.
Mürg-ı kuds uçdı kafesden şâhvâr
Gülsitân-ı kudsde eyledi karâr
O büyük mübarek kuş uçup kafesten
Kutsal gül bahçelerinde eyledi karar
429.
Cebrail üstinde turup dirdi âh
Bu cihânı terk idüp gitdün i şâh
Cebrail üstünde durup dedi ah
Bu dünyayı terk edip gittin ey Şah
430.
Âh idüp eydürdi Bû Bekr-i rızâ:
Kanı ya ol Mustafâ vü Murtazâ
Ah edip dedi rıza sahibi Ebubekir:
Hani ya o Mustafa ve Murtaza
431.
Zâri ile çağırup dirdi Ömer:
N’idevüz sensüz biz ey Hayr-ül-beşer
Ağlayıp sızlanarak dedi Ömer
N'ederiz sensiz biz ey Hayr-ül-beşer
432.
Derd ile Osmân-ı ummân-ı hayâ
Dirdi kanı şâh-ı cümle enbiyâ
Dert ile derdi edep deryası Osman:
Nerededir şahı cümle peygamberlerin
433.
Hem Ali eydürdi kim yâ Mustafâ
Gitdi âlemden cemâlünsüz safâ
Hem Ali söylerdi ki ya Mustafa
Cemalin ile gitti âlemden sefa
434.
Hasret ile dir Hüseyn ile Hasen
N’idevüz biz ey dede gitdün çü sen
Hasret ile der Hüseyin ile Hasan
Ne ederiz biz ey dede gittin sen
435.
Gitdünüz siz bizi kim ohşayısar
Kurret-ül-aynî bize kim diyiser
Gittiniz siz, bizi kim okşayacak
Gözümün nuru, bize kim diyecek
436.
Fâtıma’yla Âişe kılup figân
Dirler idi el-amân ü el-amân
Fatma ile Ayşe kılıp figan
Derler idi el aman el aman
437.
Cümle er avret dahi bay ü fakr
Her biri bir derde olmışdı esir
Cümle kadın-erkek dahi zengin ve fakir
Her biri bu derde olmuştu esir
438.
Kimisinün gözleri giryân idi
Kimisinün ciğeri biryân idi
Kiminin gözleri yaş dolu idi
Kiminin ciğeri yanar idi
439.
Bu firak odına her kim uğradı
Uğraduğınun yüreğin toğradı
Bu ayrılık ateşine her kim uğradı
Uğradığının yüreğini doğradı
440.
Didiler budur çü hâl n'itmek gerek
Tanrı emrine yarağ itmek gerek
Dediler mademki budur hâl, ne etmek gerek
Tanrı emrine uyup sefer hazırlığı yapmak gerek
441.
Hoş yarağ idüp yuyup götürdiler
Mustafâ’yı kabrine yetürdiler
Hazırlık yapıp, güzelce yıkadılar
Mustafa'yı kabrine ulaştırdılar
442.
Üç gün anda kodılar peygamberi
Tâ namâzını kıla her ins ü peri
Üç gün orada koydular peygamberi
Ki namazını kılsınlar her insan ve peri
443.
Enbiyâ ervâhı hâzır geldiler
Yirler ü gökler melekler toldılar
Peygamber ruhları huzura geldiler
Meleklerle doldu yerler ve gökler
444.
Muttasıl üç gün namâzın kıldılar
Çün namâzın kıluban tağıldlıar
Art arda üç gün namazını kıldılar
Namazdan sonra da dağıldılar
445.
Nice kim vâcibdi eyle kıldılar
Tanrı takdirine hayrân kaldılar
Nasıl ki vaciptir öyle kıldılar
Tanrı takdirine hayran kaldılar
446.
Döndiler cümle sahâbî câzi’ûn
Didiler inâ ileyhi râci’ûn
Döndü feryat eden cümle sahabe
Dediler: "Kuşkusuz ona döneceğiz"
447.
Gerü dönüp çün eve geldi bular
Hep sahâbî bir yire cem’ oldılar
Geri dönüp ne vakit ki eve geldi onlar
Tüm sahabe bir yere toplandılar
448.
Mustafâ’yı bulmadılar ortada
Canı bunlarun gerü yandı oda
Mustafa'yı bulamayınca orada
Ateşe yandı onların canı bir daha
449.
Gerü gözyaşın revân eylediler
Gerü feryâd u figân eylediler
Yine gözyaşlarını akıtıp
Yine feryat ve figan ettiler
450.
Didiler birbirine kim n’delüm
Çünki Hak emri-durur sabr idelüm
Dediler birbirlerine ki ne edelim
Çünkü Allah'ın emridir sabredelim
451.
Ger dilersiz bulasız oddan necât
Aşk ile derd ile idün es-salât
Kurtuluş dilerseniz eğer ateşten
Aşk ve şevkle salatüselam getirin
Kitabın Sonu
452.
Her beden kim yaradılur can bulur
Gayetine iricek noksan bulur
Her beden ki yaratılır can bulur
Nihayete erince de yokluk bulur
453.
Her ki câme geydi yâhud pîrehen
Âhir-ül-emr ana sardılar kefen
Her kim elbise yahut gömlek giyer
İşi sonunda ona kefen saracaklar
454.
Âh mevt senün elünden âh âh
Ne gedâ kurtulur elünden ne şâh
Ah ölüm! Senin elinden ah ah
Ne yoksul kurtulur elinden ne şah
455.
Fürkatinden âh peygamberlerün
Hasretinden âh ol serverlerün
Ayrılığından ah peygamberlerin
Hasretinden ah o reislerin
456.
Âh ol âlimlerün mevtinden âh
Ah ol âriflerün fevtinden âh
Ah o âlimlerin ölümünden ah
Ah o ariflerin kaybından ah
457.
Fürkatinden ah yetim olanlarun
Giryesinden kimsesüz kalanlarun
Ayrılığından ah yetim olanların
Gözyaşından kimsesiz kalanların
458.
Çün sefer kıldı cihândan Mustafâ
Dünyadan hiç kimse ummasun vefa
Ne vakit ki sefer kıldı dünyadan Mustafa
Dünyadan hiç kimse ummasın vefa
459.
Her ki geldi dünyaya gitmek gerek
Biz dahi yol yarağın itmek gerek
Her gelenin dünyaya, gitmesi gerek
Bizim de yol hazırlığı yapmamız gerek
460.
Mustafâ’dan ibret alun siz dahı
Birünüz kalmayısar Tanrı hakı
Mustafa'dan ibret alın dahi siz
Allah emriyle kalmayacak hiçbiriniz
461.
Her ne denlü çok yaşarsa bir kişi
Akıbet ölmek-durur anun iş
Ne kadar çok yaşasa da bir kişi
Neticesi ölmektir onun işi
462.
İmdi gelün ölmedin eylen yarak
Tâ ki hazretde yüzünüz ola ak
Şimdi gelin ölmeden yapın hazırlık
Ta ki huzurda yüzünüz ola ak
463.
Her kim ola âkil ü devletlü er
Vâiz u nâsih ana ölüm yeter
Her kim ki ola akıllı ve talihli bir er
Ölüm, vaiz ve nasihatçi olarak yeter
464.
Bilürüz çünkim ölürüz âkıbet
Çürüyüp toprak oluruz âkıbet
Biliriz çünkü ölürüz sonunda
Çürüyüp toprak oluruz sonunda
465.
Bir yaramaz fi’li tağyir itmedük
Âhiret bâbında tedbîr itmedük
Bir yaramaz işi değiştiremedik
Ahiret için hazırlık edemedik
466.
İmdi gel isyânumuz arz idelüm
Ağlamağa göz yaşın karz idelüm
Şimdi gel isyanımızı arz edelim
Ağlamaya gözyaşını borç verelim
467.
Akıdalum gözümüzden yaşları
Tâzelensün bağrumuzun başları
Akıtalım gözümüzden yaşları
Tazelensin bağrımızın yaraları
468.
Sad hezârân hasret ü hayf ile âh
Ömrümüz isyân ile oldı tebâh
Hasret ve dertle binlerce ah edelim
Ki ömrümüz mahvoldu isyanla
469.
Nefse uyup işledük bî-had günâh
Bilmezüz kim ne kılavuz yâ İlâh
Nefse uyup işledik sınırsız günah
Bilmeyiz ki ne yapalım Ey İlah
470.
Cümlemüz isyânumuzı bilmişüz
Hazretüne rahmet uma gelmişüz
Hepimiz isyanımızı bilmişiz
Rahmet umup huzura gelmişiz
471.
Kapuna eksüklik ile geldük uş
Yüzümüz kara elümüz dahi boş
Eksiklik ile geldik işte kapına
Elimiz dahi boş, yüzümüz kara
472.
Bize ger rahmet kıl u ger oda yak
Gitmeyiserüz kapından bir ayak
Bize ister rahmet kıl ister ateşe yak
Ki gitmeyeceğiz kapından bir ayak
473.
Ol Muhammed hürmetiyçün kim adun
Anun adıyla bile koşa kodun
Ki adını o Muhammet hürmeti için
Onun adıyla bile eş koydun
474.
Halk-ı âlemden anı itdün güzîn
Kıldun anı rahmeten li’l-âlemin
Halkından kıldın seçkin kıldın onu
Âlemlere rahmet kıldın onu
475.
Bize anun izzetine izzet it
Fazlun ile cümlemüze rahmet it
Bize onun hürmetine merhamet et
Lütfunla cümlemize rahmet et
476.
Dâima kullar işi isyân olur
Pâdişahdan afv ile ihsân olur
Daima kulların işi isyan olur
Padişahtan af ile ihsan olur (ihsan: bağışta bulunma)
477.
Ol ki bizden yaraşur kılduk anı
Sen sana yaraşurın kıl yâ Ganî
O ki bizden yaraşır kıldık onu
Sen, sana yaraşırını kıl ey Gani (gani: mutlak zengin / Allah)
478.
Rahmetünden ger bize ihsân ola
Pâdişahluğuna ne noksan ola
Merhametinden eğer bize ihsan ola
Padişahlığına ne noksan ola
479.
Hem Süleyman-ı fakire rahmet it
Yoldaşın imân u yirin cennet it
Hem bu fakir kulun Süleyman'a rahmet et
Yoldaşın, iman ve yerini cennet et
480.
Tanrı’dan yüz bin durûd ile selâm
Mustafâ’nun rûhına her subh u şâm
Tanrı'dan yüz bin dua ile selam
Mustafa'nın ruhuna her sabah akşam
481.
Olsun âline dahi ashâbına
Tabiîn ensâr u hem ahbâbına
Selam olsun ailesine dahi ashabına
Ona tabi olanlara, ensara ve ahbabına
482.
Ümmetinden râzı olsun ol mu'în
Rahmetü’llâhi aleyhim ecma'în
Rabb'im ümmetinden razı olsun
Rahmeti hepsinin üzerine olsun
İlgili Sayfalar
Benzer Sayfalar
👉 Hürriyet Kasidesi (Günümüz Türkçesiyle)
Yararlanılan Kaynak
Mevlid (Vesilet-ün-Necat) Süleyman Çelebi, Haz. Faruk K. Timurtaş, İstanbul 1990
Yararlanılan Kaynak
Mevlid (Vesilet-ün-Necat) Süleyman Çelebi, Haz. Faruk K. Timurtaş, İstanbul 1990
Not: Eser, günümüz Türkçesine aktarılırken yukarıda adı geçen eserin "Yeni ve Değişik Metin" kısmındaki kısaltılmış metin esas alınmıştır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretebilmemiz için hem "Takip Et" butonuna tıklayarak hem de yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.