9 Ocak 2018 Salı

Yaradılış Destanı

Erlik
  • Eski Türklerin dünyanın yaratılışı hakkındaki duygu ve düşüncelerini anlatan destandır. 
  • En doğru ve eksiksiz metin Prof. W. Radloff tarafından Şamanî Altay Türkleri arasından derlenmiştir. 
  • Destanda Şaman dini inanışlarından önemli çizgiler vardır. Şaman dinine göre üç farklı âlem vardır, bunlar: Gökteki Nur Âlemi, Yeryüzü ve Yeraltındaki Karanlıklar Âlemi'dir. 
  • Destanda bütün varlıkların yaratıcısı olarak anlatılan Tanrı Karahan (Kayra) Han, on yedi kattan oluşan ve içinde güzellikleri ve iyi ruhları bulunduran Gök Âlemi'nin hâkimidir. Tanrı Karahan destanın farklı söylencelerinde karşımıza Ülgen adıyla çıkar.
  • Yeryüzünde insanlar, başka canlılar ve iyilik melekleri vardır. Ayrıca yeraltı aleminden gönderilmiş kötü ruhlar ve cinler de vardır. 
  • Yeraltı âlemi ise yedi ya da on dört tabakadan oluşan bir karanlıklar âlemidir. Bu âlemin hâkimi Erlik isimli şeytandır. 
  • Bu dine göre dünyada ölen iyi ruhlar bir kuş kılığına girerek Gökteki Nur Âlemine yani Uçmak'a (Cennet) yükselirler. Kötü ruhlar ise akrep, çıyan vb. bir hayvanın şekline bürünerek Karanlıklar alemine giderler.
  • Ana çizgileriyle Yaradılış Destanı şöyledir:
Daha hiçbir şey yokken Tanrı Karahan'la uçsuz bucaksız su vardır. Karahan'dan başka gören, sudan başka görünen yoktu. Ne toprak, ne sema, ne güneş, ne de ay vardı. Bütün tanrıların en büyüğü, varlıkların başlangıcı ve âdemoğlunun atası Tanrı Karahan'ın bu sudan âlemde canı sıkılıyordu. O, yalnızlık içinde düşünürken suda bir dalga oluştu ve Ak Ana  görünür oldu. Ak Ana Tanrı Karahan'a "Yarat" dedi ve yine suya gömüldü. Bunun üzerine Karahan kendisine benzer bir canlı yarattı ve ismine Kişi dedi. Karahan ve Kişi iki siyah kaz gibi rahatça su üzerinde uçuyorlardı. Fakat Kişi bu durumdan memnun değildi. O, Karahan'dan daha yükseğe uçmak istiyordu. Bu küstahlığı sebebiyle uçmak için gerekli olan kuvveti kaybederek derin ve sonsuz suya yuvarlandı. Tehlike içinde hemen boğulacak bir halde Tanrı Karahan’dan imdat diledi. Karahan, Kişi’ye derinlikten yükselmesini emretti. Kişi yükseldi. Bunun üzerine Kişi’nin üstüne oturarak batmaktan kurtulması için denizden bir yıldız yükseltti. Kişi artık uçamadığı için Karahan arzı yaratmayı düşündü. Kişi'ye suyun dibine dalarak dipten toprak çıkarmasını emretti ve çıkan toprağı su yüzüne serpti. Kişi toprağı sudan çıkarınca onun bir kısmını kendisine gizli bir yer yapmak için ağzına sakladı. Fakat sudan çıkınca ağzındaki toprak o kadar şişti ki eğer Tanrı Karahan tükürmesini emretmeseydi Kişi nefes alamayıp boğulacaktı. Karahan’ın yarattığı dünya dümdüz bir sahadan ibâretti ancak Kişi'nin ağzından çıkan toprak her tarafa fırlayarak bütün arzı bataklık ve tepeciklerle örttü. Bunun üzerine çok hiddetlenen Karahan, bu itaatsiz Kişi'ye “Erlik” adını verdi ve onu “Nur ve Işık” dairesinden kovdu.Karahan daha sonra arzda yaşayacak başka adamlar yarattı. Dokuz dallı bir ağacı yerden bitirerek her bir dalın altında bir adam yarattı ki, bunlar, dünyadaki dokuz insan cinsinin atalarıdır. Erlik arzın bu yeni sâkinlerinin o kadar güzel ve iyi olduklarını görünce onları kendisine vermesini Tanrı Karahan'dan istedi. Karahan razı olmadı. Erlik onları fenalığa sevk ederek kendisine çekti. Karahan, Erlik'in oyunlarına kolayca kapılan bu ahmaklara çok kızdı ve insanoğlunu kendi haline bırakmaya karar verdi. Erlik'i de yeniden lânetleyerek yeraltı âleminin üçüncü tabakasına kovdu. Kendisi için de semânın on yedinci tabakasını bütün sâkinleriyle birlikte yarattı ve böylece semânın en yüksek tabakasını kendisine yer olarak seçti. Kendi başlarına kalan insanlara da doğru yolu göstermesi için May-tere'yi gönderdi. Erlik güzel semâyı görünce o da kendisi için bir semâ yaratmaya karar verdi ve bu maksatla Karahan'ın iznini aldıktan sonra, kendi tebasını -yani aldattığı fena ruhları- orada iskân etti. Fakat bu fena ruhlar, Karahan’ın yarattığı arzdaki insanlardan çok iyi yaşıyorlardı. Bu hal Karahan'ın canını sıktı. Erlik'in semâsını yıkmak için kahraman Mandişere'yi gönderdi. Onun kuvvetli mızrak darbeleri altında gök inlediği zaman Erlik'in semâsı parça parça yarılarak toprağa düştü, o zamana kadar düz olan arz, düşen yıkıntılar sebebiyle bozularak büyük dağlar, derin boğazlar, balta girmez ormanlar meydana geldi. Karahan Erlik'i arzın en derin tabakasına sürdü ki, orada ne güneş, ne ay, ne de yıldız ışığı vardı. Karahan ona, dünyanın sonuna kadar orada oturmasını emretti.
İlgili Sayfalar
Alp Er Tunga 
Şu Destanı 
Ergenekon Destanı 
Bozkurt Destanı 
Attila Destanı 
Oğuz Kağan Destanı 
Türeyiş Destanı 
Göç Destanı 
Yaradılış Destanı'nın Farklı Bir Söylencesi 
Yararlanılan Kaynaklar
Karşılaştırmalı Türk Destanları, M.Necati Sepetçioğlu
Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Nihat Sami Banarlı 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.