10 Ekim 2019 Perşembe

Ateşten Gömlek

Halide Edip Adıvar'ın Kurtuluş Savaşı'nı konu alan romanı.
Eser, Millî Mücadele'yi konu alan ilk romandır.
Romanın adı Yakup Kadri'ye aittir. Yakup Kadri, Ankara'da Halide Edip'in evinde misafir iken Milli Mücadele hakkında Ateşten Gömlek adıyla bir roman yazacağını söylemiş, bu adı çok seven Halide Edip de bu roman adına sahip çıkmıştır. Sonrasında Yakup Kadri'ye bir mektup yazan Halide Edip romanın adı için arkadaşına hem teşekkür eder hem de af diler.
Roman, Sakarya Savaşı'ndan sonra yaralı olarak hastanede yatan hariciye memuru Peyami'nin ağzından yazılmış bir hatırat şeklinde kurgulanmıştır.

Özet

Avrupa görmüş, alafranga bir tip olan Peyami, hariciyede (dışişlerinde) memurdur. Yaşadığı değişim sonrası hariciyedeki rahat ve sorumsuz görevini bırakarak Anadolu'ya geçecektir. İki bacağını Sakarya'da kaybeden Peyami, İstanbul'daki eski şahsiyetinden "hikayemin başladığı ana kadar silik, cansız bir hariciye memuruydum" diye bahseder. Bu romanın ilk cümlesidir. 
Peyami, anne tarafından akrabası olan Cemal'i taşralı bulduğu için beğenmemektedir. Hatta Cemal'in kız kardeşi Ayşe ile evlendirilmesi söz konusu olduğunda Avrupa'ya kaçmıştır. Ayşe ise Mukbil Bey adlı bir hariciye memuruyla evlenerek İzmir'e yerleşmiştir.
Peyami, önceleri taşralı gördüğü Cemal ile sonradan dost olur. Cemal, Peyami'yi her gün hariciyeden alarak subay arkadaşlarının bulunduğu kıraathaneye götürür. Peyami, onları "basit" fakat "iyi" bulur. 
Burada İngiliz uçakları İstanbul'u bombalamaktadır. Bazıları Almanları, bazıları İttihatçıları suçlarken hâlâ savaşı kazanacağımızı umanlar da vardır. İstanbullu zarif bir subay olan Binbaşı İhsan ile Cemal pek anlaşamamaktadır. İhsan'ın ailesi de eski ve kibar bir İstanbul ailesidir. Yenilmiş bir milletin bu üç genci, İstanbul'da galiplerin davranışlarına boyun eğmek zorundadır. Peyami, bu iki vatansever subay karşında kendini ilk önceleri bir yabancı gibi hisseder.
İzmir'in işgali İstanbul'da büyük bir infiale neden olmuştur. Cemal için bu facianın bir de 
ferdi cephesi vardır. Yunanlılar eniştesini ve yeğenini öldürmüş, Ayşe'yi ise yaralamıştır. Kocasını ve oğlunu kaybeden Ayşe, kolu sargılı bir halde İzmir'den İstanbul'a gelir. Ayşe İstanbul'da Peyami, İhsan ve Cemal ile İzmir'in işgali nedeniyle düzenlenen Sultanahmet mitingine katılır.
Cemal ve İhsan'ın arkadaşları Ayşe'ye büyük bir hayranlık duyar. Ayşe, mitingden sonra Peyami'nin evinde İngiliz muhabir Mr.Cook ile karşılaşır. (Mr.Cook'un tasvirindeki ifadeler yazarın o devirde İngilizlere karşı duyduğu nefreti açıkça ortaya koyar.) Ayşe, Mr.Cook'un şahsında somutlaşan sömürgeci zihniyete karşı yaptığı çıkışla Milli Mücadele'nin sembolü haline gelecektir. Ayşe'nin yaptığından memnun olmayan sadece Peyami'nin annesidir.
Ayşe Gedikpaşa'da bir eve taşınır. Peyami, on sene evvel taşralı diye evlenmekten korktuğu Ayşe'yi tanıdıkça ona karşı hayranlık duymaya başlar. Ayşe, tüm parasını İzmir'in kurtuluşu için harcamıştır. Kendi geçimini sağlamak için de dikiş dikip ders vermektedir.
Tifoya yakalanan Peyami, bir süre kendini bilmeden yatar. Baygın halde yatarken de İngiliz bombardıman uçakları ile Mr.Cook'un sevimsiz yüzünün hakim olduğu kabuslar içinde çırpınır.
Peyami kendine geldikten sonra gizlenmek zorunda kalan Ayşe'yi aramaya başlar. Ayşe ise Anadolu'ya geçmeye kararlıdır. Üsküdar'da İzmirli bir kadının Millî Mücadele'ye verdiği destek nedeniyle arandığını öğrenen Peyami perişan olur. Serbestçe Anadolu'ya geçemeyeceğini anlayan Ayşe, Peyami ile buluşur. Sonrasında köylü kıyafetiyle Anadolu'ya geçerler. Bu arada İhsan da Anadolu'ya geçmiştir. Ayşe daha yoldayken hemşirelik görevine başlar. Onu hem askerler hem de köylüler sever. Sevmeyen sadece İngilizlerin öldürdüğü bir çavuşun kızı olan Kezban'dır.
Peyami ile İhsan, hasta bakıcılık yapan hemşire Ayşe’yi içten içe sevmeye başlamışlardır. Bu aşk, her ikisi için de bir "ateşten gömlek" olmuştur. Kezban da İhsan'ı sevmektedir. 
Ayşe Eskişehir'e gider. Peyami, zabit vekili olabilmek için İhsan'ın yanında kalır. Peyami'nin eğitimini Mehmet Çavuş üstlenir. Mehmet Çavuş ateşli bir çetecidir. Düzenli ordu fikri onu korkutmaktadır. İhsan'ın birliğine katılmak isteyen Kezban'ın Mehmet Çavuş'la karşılaşması büyük bir tehlike yaratır. İhsan ise askerleri arasında kadınları ve çok gençleri istemez. Kezban'a göz koyan Mehmet Çavuş, İhsan'a olan öfkesi yüzünden henüz millî kuvvetlere katılmamış olan bir köyü, Millî Mücadele kuvvetleri aleyhine kışkırtır. İsyanı bastırmaya çalışan İhsan ve Peyami köylüler tarafından yakalanır. Kezban kaçarak orduya haber verir. İhsan ve Peyami kurtulur ancak Kezban kaybolur. Mehmet Çavuş ise asılır.
Ayşe, Sakarya Savaşı'na hemşire, Peyami ise Rumca tercüman ve fotoğrafçı olarak katılır. Romanın hazin taraflarından biri de İhsan ile Ayşe arasındaki aşktır. Ancak yoğun geçen savaş günleri bu aşkın önündeki en büyük engeldir. Ayşe, ordu İzmir'e girdikten sonra İhsan'la evlenmeyi vaat eder. Ancak İhsan'ın hava değişimi için Ankara'da bulunduğu sırada başka bir kadınla nişanlandığı dedikodusu Ayşe'nin İhsan'dan uzaklaşmasına neden olur. 
Savaşta İhsan ve Ayşe şehit düşer. Cemal ve Peyami bu ilk şehitleri takip eder. Roman, insanda buruk bir lezzet bırakan ironik bir konuşmayla sona erer:
"İki doktor çok uzun ve fenni bir tartışmadan sonra beyninden kurşun çıkarken ölen   Peyami'nin ateşten gömleğine çetin ve Latince bir isim koydular."

İlgili Sayfalar


Halide Edib Adıvar  
Vurun Kahpeye Özet
Seviyye Talip Özet
Yolpalas Cinayeti Özet
Türk'ün Ateşle İmtihanı (Alıntılar)
Milli Mücedele Dönemini Konu Alan Eserler

Yararlanılan Kaynak

Halide Edip Adıvar'ın Eserlerinde Doğu ve Batı Meselesi, İnci Enginün

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.