29 Nisan 2017 Cumartesi

Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889 - 1974)

Yakup Kadri Karaosmanoğlu
  • Türk romancı, gazeteci, şair ve diplomat.
  • Millî Edebiyat Dönemi ile Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatının en önemli yazarlardan biridir.
  • Edebiyata Fecriati topluluğunda küçük hikayeler ve mensur şiirler yazarak başlar. 
  • 1920 sonrası toplumcu bir çizgi izler. Balkan ve 1. Dünya Savaşları ile gelen yıkım onu Fecriati çizgisinden uzaklaştırmıştır.
  • Gazetelerde yazdığı yazılar ile Kurtuluş Savaşı'nı desteklemiştir.
  • Roman, öykü ve makaleleri ile Türk toplumunun Tanzimat’tan bu yana geçirdiği değişiklikleri anlatmış bir yazardır. 
  • 1921'de Ankara'nın çağrısı üzerine Anadolu'ya geçer.
  • Asıl ününü yazdığı romanlarla elde etmiştir.
  • 1934-1954 yılları arasında Arnavutluk, Çekoslavakya, Hollanda ve İran’da elçilik görevlerinde bulunmuştur. 
  • Zoraki Diplomat adlı eserinde bu görevleri sırasında yaşadıklarını, gözlemlerini ve düşüncelerini dile getirir.
Yazar Kadro dergisindeki yazıları nedeniyle ilk görev yeri olan Tiran’a gönderilerek ülkesinden uzaklaştırılmak istendiğini düşünür. Atatürk’ün kendisiyle bizzat görüşerek önemli bir göreve gönderildiğini söylemesi bile düşüncesini değiştirmeye yetmez. Yolculuğu sırasında hanımına “Vaktiyle Fizan vardı şimdi Tiran diyerek duygularını ifade eder.
  • 1955'te emekli olunca yurda dönerek çeşitli dergi ve gazetelerde yazılarını sürdüren yazar aktif bir siyasî yaşam sürmüştür. 
Romanları:
  • Hep O Şarkı: Abdülaziz devrinin hayatı. 
  • Bir Sürgün: II. Abdülhamit’in baskılı yönetimiyle savaşmak için Fransa’ya kaçan Jön Türkler ele alınmıştır.
  • Kiralık Konak: İlk romanıdır. Tanzimat’tan Birinci Dünya Savaşı’na kadar yetişen üç kuşak arasındaki çatışma anlatılır. Bir konakta geçen olayda konunun özünü alafrangalık oluşturur. Seniha ve Cemil gibi alafranga tipler, Naim Efendi ve Hakkı Celis gibi gelenekçi tiplerin karşısında çatışma unsuru olarak kullanılır. Seniha-Faik-Hakkı Celis üçgeni romanın iskeletini oluşturur. Romanda, Seniha’ya karşı ciddi duygular beslemeyen Faik’in onu elde etmesi karşısında Hakkı Celis’in çektiği ıstıraplar ve torununun geleceği uğruna onurunu bir yana bırakan Naim Efendi’nin çilesi anlatılır. 
  • Hüküm Gecesi: Roman, İkinci Meşrutiyet devrinin parti kavgaları üzerine kurulmuştur. Romanın merkezinde, siyasal makaleler yazan, muhalif gazeteci Ahmet Kerim bulunan metnin arka planında İkinci Meşrutiyet dönemindeki siyasal olaylar yer almaktadır. 
  • Nur Baba: Bektaşi tekkelerinin Meşrutiyet devrindeki durumu. Nur Baba; güzel sesli, kara sakallı, zevkine, şehvetine düşkün bir Bektaşi Şeyhidir. Gözlerinde ve sesinde kadınları büyüleyen bir güç vardır. Dergaha düşen güzel ve zengin kadınlar kendilerini ve servetlerini bu adama kaptırmaktadır. 
  • Sodom ve Gomore: Mütareke devrinde işgal altındaki İstanbul’da yaşanan ahlakî çöküntü işlenir. Batı hayranı Türkler, alafrangalığa özenen züppeler, emperyalistlerle iş birliği içinde olan kesimlerin yer aldığı geniş bir kesim ele alınır. Yazar kutsal kitaplarda lanetlenen iki şehrin adını romanına vermiştir. Sami Bey, İstanbul işgale uğradıktan sonra yabancılarla çıkar ilişkileri kurmuş biridir. Sami Bey’in kızı Leyla, babasının da etkisiyle yabancılarla samimi bir hayat sürmektedir. Leyla, yabancılara karşı düşmanca bir tutum takınan ve iyi bir eğitim almış olan Necdet ile nişanlıdır. Leyla işgal kuvvetleri subaylarından Captain Jackson Read ile arkadaşlığını ilerletir. Necdet, Leyla ve Read arasındaki yakınlığa daha fazla dayanamaz ve Leyla’dan ayrılır. Necdet’in kendisinden ayrılması üzerine Leyla, işgal kuvvetlerinden subaylar ve Amerikalı zenginler ile dostluğunu daha da arttırır. Kocasının ölümünün ardından Madam Jimson, Read ile yakınlaşır; bunun üzerine Leyla sinir krizleri yaşamaya başlar ve tedavi için Necdet’in de maddi desteği ile Avrupa’ya tedaviye gönderilir. Bu sırada Anadolu’da Milli Mücadele başarıya ulaşmış, İstanbul işgal kuvvetlerinden temizlenmiştir. Avrupa’dan dönen Leyla ile Necdet arasında da bütün bağlar kopmuştur. 
  • Yaban: Birinci Dünya Savaşı'nın bitimiyle birlikte Sakarya Savaşı'nın sonuna kadar olan sürede Anadolu'da bir köyün durumu ve milli mücadeleye ilişkin tavırları anlatılmaktadır. Romanda İstanbullu bir aydını temsil eden Ahmet Celal, yedek subay olarak katıldığı 1. Dünya Savaşı’nda bir kolunu kaybetmiştir. İstanbul’a İngilizlerin girmesi üzerine oraya dönemez ve emireri Mehmet Ali’nin çağrısına uyarak onun Orta Anadolu’nun Porsuk Çayı kıyısındaki köyüne gidip yerleşir. Köylü için Ahmet Celâl bir “yaban”dır. 
  • Ankara: Romanda, Kurtuluş Savaşı'ndan başlayarak 1940'lı yıllara kadar uzanan üç ayrı dönem ele alınmıştır. Yazar, Ankara'dan yola çıkarak Türkiye'deki sosyal gelişim ve değişimi yansıtmaya çalışmıştır. Romanın kahramanı Selma Hanım, bu üç dönemi birbirine bağlar. Selma Hanım'ın özel hayatında yaşadığı maceralı üç ayrı dönem, Ankara'nın da üç ayrı dönemini yansıtır. 
  • Panorama: Cumhuriyet’in ilanından sonraki dönem ile halkın inkılâplar karşısındaki tavrını anlatan Panorama, iki cilt olarak yazılmıştır. 1923 ve 1952 yıllarını kapsar. Ortada değişen bir yönetim şekli ve bu yönetimin getirdiği inkılâplar vardır ancak Anadolu insanı yenilikler karşısında mesafelidir. Romanda sadece inkılaplara karşı koyanların değil, halk ile bağını koparmış aydın kesim ile çıkar peşinde koşan siyasetçilerin de güçlü eleştirisi vardır. Romancının ülkenin geleceği için Ankara romanında beslediği umutlar Panorama’da sönmüş gibidir.
Diğer Eserleri:
  • Öykü: Bir Serencam, Rahmet, Mili Savaş Hikâyeleri
  • Mensur Şiirler: Erenlerin Bağından, Okun Ucundan
  • Anı: Zoraki Diplomat, Anamın Kitabı, Vatan Yolunda, Politikada 45 Yıl, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları
  • Tiyatro: Nirvana, Veda, Sağanak, Mağara
  • Monografi: Ahmet Haşim, Atatürk
İlgili Sayfalar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.