9 Haziran 2017 Cuma

Aşık Edebiyatı

  • Âşık edebiyatı, özellikle 16.yüzyılın başında daha çok âşık ya da saz şairi adı verilen ve saz eşliğinde din dışı konuları işleyen ozanların yarattığı bir edebiyattır. 
  • Bu geleneğin temelleri, İslâm öncesi döneme kadar uzanmaktadır (âşık, ozan, halk şairi, saz şairi - şaman, kam, baksı).
  • Halk edebiyatının bir şubesi olarak kabul edilen bu edebiyat günümüzde varlığını devam ettirmektedir.
  • Âşıkların bir kısmı köylerde, bir kısmı konargöçer aşiretlerde, bir kısmı asker ocaklarında, bir kısmı da kasaba ve şehirlerde yaşamış kişilerdir.
Cönk
  • Âşıklık sözlü bir gelenek olsa da ürünler, kimi kişilerce defterlere yazılarak bir araya getirilmiştir. Bunlar uzunlamasına açılan, ensiz defterlerdir. 
  • Çoğunlukla âşık edebiyatı ürünlerini içeren bu defterlere cönk denir. 
  • Cönklerde çeşitli şairlere ait destan, koşma, semai ve varsağılar bulunur. 
  • Bu yönüyle cönkleri halk şiiri antolojileri olarak görmek mümkündür. 
Âşık Edebiyatında Saz
  • Âşıkların büyük bir çoğunluğu saz çalar. Saz, âşığın ayrılmaz bir parçasıdır. 
  • İlk âşıklar çöğür adı verilen sazı çaldıklarından kendilerine “çöğürcü” de denmiştir.
  • Çağlar boyunca farklı şekil, yapı ve isimlerle anılan sazların ilk atası "kopuz"dur.
  • Ancak sayıları az da olsa bazı âşıklar doğaçlama şiir söylese de saz çalmaz. (bkz. Ruhsati)
  • Bazılarının ise ne sazı ne de doğaçlaması vardır ancak geleneğe uygun olarak heceyle şiir yazarlar. Bu tür âşıklara kalem şairi denir.
  • Âşıklar, düz konuşmayla şiir söylemeyi “dilden söylemek”, saz eşliğinde şiir söylemeyi de “telden söylemek” şeklinde ifade eder.
Bâdeli Âşıklar
  • Hak âşıkları da denir. Bunlar rüya motifi sonucunda âşık olmuşlar ve tasavvufi konuların ağırlıkta olduğu şiirler söylemişlerdir.
  • Kimi âşıklar saz çalıp söylemeye, rüyasında gördüğü bir pirin elinden bâde içerek başladığını söyler. Bu tür âşıklar, halkın inanışına göre ilham kaynağı “ilâhî” olan âşıklardır. 
  • Sanatçının âşıklık yeteneklerini ilahî bir güce bağlamak istemesi aslında dini-tasavvufi halk edebiyatının gelenek üzerindeki etkisidir. Ancak bu durumun âşık edebiyatı üzerindeki etkisi zayıf kalmış ve onun din dışı özelliğini bozmamıştır. (ayrıntılı bilgi için bkz. bâdeli âşık)
Karşılaşma
  • Karşılaşma; iki veya daha fazla âşığın bir dinleyiciler önünde sazlı sözlü deyişmesi, atışmasıdır. Karşılaşmalar bir anlamda âşıkların seyirci önünde birbirlerine üstünlük sağlamak amacıyla girdikleri sınavdır.
  • Söze usta, yaşlı ya da misafir olan başlar. Karşılaşma, dinleyicilerin ya da âşıkların belirlediği ayak ile başlar.
Ayak, Ayak Açmak
  • Âşıklık geleneğinde, dörtlükleri birbirine bağlayan dizelerdeki uyaklara "ayak" denir. 
  • Ayak açma; âşık karşılaşmalarında, âşıklardan biri tarafından ilk dörtlüğün ikinci dizesinden başlayarak her dörtlük sonunda tekrarlanacak olan uyağın söylenmesi.
  • Karşılaşmalarda rakip âşığın açılan ayakla cevap vermesi geleneğin esaslarındandır. 
(Atışma örneği için tıklayınız)
Muamma Asma
  • Muamma; âşık fasıllarında âşıkların yeteneklerini, kültürel birikimlerini ve sezgiye dayalı güçlerini ölçmek amacıyla şiir biçiminde yazılan ve cevabı beklenen bilmecelerdir. 
  • Muamma, özellikle Anadolu'da "askı" sözcüğü ile anılmaktadır.
Öne Çıkan Üç Özellik
Âşıklık geleneği içinde, yukarıda anlatıldığı gibi, farklı tarz ve anlayışlar görülse de âşık edebiyatında belirleyici olan ve onu dini tasavvufi halk edebiyatından ayıran üç özellik vardır:
  1. Ürünlerin saz eşliğinde,
  2. doğaçlama (irticalen) söylenmesi ve
  3. din dışı konuların işlenmesi
Usta - Çırak İlişkisi
  • Bir kişinin âşık olabilmesi için, usta bir âşığın çırağı olarak onun yanında bulunup tecrübelerinden yararlanması gerekir.
  • Bu süre içinde âşık; usta malı şiirler söylemeyi, hikaye anlatmayı, doğaçlama şiir söylemeyi, iyi saz çalmayı, atışma yapmayı, dinleyicinin gönlünü hoş tutmayı ve diğer incelikleri öğrenir.
  • Çıraklık devrini tamamlayan âşığa, ustası tarafından bir de mahlas verilir. Mahlas, âşık edebiyatında sanatçının eserlerinde gerçek adı yerine kullandığı takma adıdır.
  • Saz şairlerinin mahlaslarını son dörtlükte kullanmasına tapşırma denir. Tapşırma; kendini tanıtma, bildirme, arz etme anlamına gelir. 
Âşık Edebiyatında Konu 
  • Bu edebiyat Türk halkının yaşayış, duyuş ve düşünüşünden beslenen millî bir edebiyattır. 
  • Aşk, doğa güzellikleri ve sevgisi, gurbet, ayrılık, yiğitlik, toplumsal sorunlar ve olaylar bu şiirin belli başlı konularıdır. 
  • Bu konular, soyut kavramlara başvurulmadan gerçeklik anlayışı ile işlenmiştir.
Âşık Edebiyatında Dil 
  • Saz şairleri ürünlerini genelde duru, sade bir Türkçe ile vermiştir. 
  • Ancak 17. yüzyıl ve sonrasında kimi saz şairleri divan şiirinin etkisiyle Arapça - Farsça sözcüklere de yer vermiştir. Gevherî ve Âşık Ömer daha çok bu yönleriyle bilinen önemli âşıklardır.
Âşık Edebiyatında Anlatım
  • Divan şiirinin aksine biçim değil içerik ön plandadır. 
  • Eserler genelde söz oyunlarından uzak yalın bir anlatıma sahiptir. 
  • Bütün ozanların kullandığı kalıplaşmış ifadeler (mazmun) vardır. Örneğin, sevgilinin suna ya da yeşil başlı ördeğe benzetilmesi gibi. Bunun yanında sevgilinin boyu servi, dişleri ise incidir. 
  • Âşık edebiyatı ürünleri müzikten (ezgilerinden) ayrı düşünülemez. 
  • Ozanlar eserlerini genel olarak saz eşliğinde ve doğaçlama söyler.
Âşık Edebiyatında Ölçü
  • Asıl ölçü hecedir. Özellikle 17.yüzyıldan sonra divan şiirinden etkilenen bazı saz şairleri aruz ölçüsünü de kullanmışlar hatta divan tertip etmişlerdir.
Devamı 🔻
Aşık Edebiyatı Nazım Şekilleri ve Türleri 
İlgili Sayfalar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.