Aşık Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aşık Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kıtlık Destanı

Nesini söyleyim canım efendim
Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhâl eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim

Karşılaşma Nedir?

  • En az iki âşığın doğaçlama olarak bir topluluk önünde saz eşliğinde yaptıkları manzum söyleşidir.
  • Âşık edebiyatının en zor ve halk tarafından en çok ilgi gören geleneklerinden biridir.
Karşılaşma / Atışma / Deyişme
  • Âşık edebiyatında "karşılaşma" genel bir kavramdır.
  • Bu gelenek; "karşılaşma", "atışma" ya da "deyişme" gibi farklı isimlerle anılsa da bunlar birbirlerinden küçük farklarla ayrılmaktadır.
  • Bir tür yarışma olan karşılaşmada "galip gelme", atışmada "eğlendirmedeyişmede ise "sohbet" esastır.
  • Bu gelenek, Karadeniz’de ise "karşıberi" ya da "atma türkü" olarak anılmakta olup daha çok mani esasına dayalıdır.

Âşık Feymani

Âşık Feymani
  • Cumhuriyet dönemi saz şairi.
  • Asıl adı Osman Taşkaya'dır.
  • 2 Mayıs 1942'de o zamanlar Adana iline bağlı olan Kadirli ilçesinin Azaplı köyünde doğdu.
  • İlkokul mezunu olan Feymani, âşıklığa küçük yaşlarda Karacaoğlan türküleri söyleyerek başladı.
  • İlk mahlası Çoban Osman'dır. Daha sonra rüyada bade içerek Feymani mahlasını aldı. Farsça bir sözcük olan "feyman" ahlakta olgunlaşma ve iyi ahlaka yönelme anlamındadır.
  • Eşi (Fatma / Mahremi) de kendisi gibi âşık olan Feymani, dört çocuk babasıdır.
  • Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli etkinliklere katılan sanatçı, birçok konser vermiş, katıldığı yarışmalarda da çok sayıda ödül almıştır.

Halk Şiirinde Kullanılan Aruzlu Türler

  • Türklerin İslam medeniyetinin etkisinde kaldıktan sonra kullanmaya başladıkları aruz ölçüsü zamanla halk şairlerini de etkilemiştir.
  • Bu etki özellikle 17. yüzyılda Âşık Ömer ve Gevheri ile görülmeye başlar. 19. yüzyıla gelindiğinde ise aruzla şiir söylemek özellikle şehirde yetişmiş âşıklar arasında oldukça yaygın bir hâle gelir.
  • Bu şiirlerde aruz oldukça zayıftır.
  • Bu tür şiirlerde belirleyici olan şekilden çok ezgidir.
  • Halk şairlerinin aruz vezni ile söyledikleri şiirlerle ortaya çıkan türler şunlardır: divan, selis, semai, kalenderi, satranç ve vezn-i aher.

Kuloğlu Mustafa

  • 17. yüzyıl saz şairi.
  • Asıl adı Mustafa'dır.
  • Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur.
  • 16. yüzyılın sonlarında doğup 17. yüzyılın ortalarında öldüğü tahmin edilmektedir.
  • IV. Murat'a yakın olan ozan, Padişah'ın ölümünden sonra Cezayir'e sürülmüş; Sultan İbrahim öldükten sonra İstanbul'a dönebilmiştir.
  • Kuloğlu, başta Gevheri olmak üzere birçok şairi etkilemiştir.
  • Âşık Ömer'in Şairname adlı eserine göre yaşadığı dönemde yaygın bir şöhrete sahiptir.
  • Şöhretine ve şairlikteki kabiliyetine rağmen çok az şiiri günümüze gelebilmiştir.
  • Şiirlerinde aşk ve kahramanlık konuları önemli bir yer tutar.
  • Aruzla yazılmış şiirleri olsa da sade bir dille söylediği âşık tarzı şiirlerinde daha başarılıdır.

Levnî (18. yy)

Minyatür
  • Minyatür sanatçısı, şair.
  • Edirne doğumlu sanatçının asıl adı Abdülcelil Çelebi'dir.
  • "Levnî" onun mahlasıdır. Arapça bir sözcük olan "levn" renk demektir.
  • Genç yaşta İstanbul’a gelen sanatçı, II. Mustafa zamanında nakkaşbaşılığa yükselmiştir. III. Ahmet döneminde de görevini sürdürmüştür.
  • Sanatçı, 1732'de İstanbul'da ölmüştür.
Sanat Anlayışı ve Önemi
  • Osmanlı minyatür sanatının son büyük temsilcisidir.
  • Divan şairi Nedim gibi o da Lale Devri'nin sembol isimlerinden biridir.
  • Resimleri ile devrin sosyal hayatı, giyim-kuşamı ve eğlencelerini yansıtmıştır.

Lugaz Nedir?

  • Cevabı genelde bir nesne olan manzum bilmece.
  • Lugaz (lügaz) bir çeşit söz oyunudur.
  • Söyleyenin zekâsı ve dili kullanmadaki yeteneğini ortaya koyan bu türdeki şiirler eğlenceye dayalıdır.
  • Genellikle aruzun "fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün" kalıbı ile yazılır.
  • Az da olsa düzyazı şeklinde yazılmış lugazlar da vardır.
  • Lugazlar, divanların son kısmında yer alır.
  • İsimleri konu alan lugazlara "muamma" denir.
  • Divan şiirinde ilk örnekleri 15. yüzyılda görülmüştür.
  • Özellikle 18. yüzyılda çok rağbet görmüştür.
  • Genellikle "kıta-i kebire" ya da kısa bir "mesnevi" şeklinde yazılır.
  • Lugazlar; ol nedir kim, ol ne kim, ol ne şey kim gibi sorularla başlar. 
  • Sonrasında adı gizlenen nesneyi buldurmak için onun bazı özellikleri sıralanır. 
  • Sonunda genellikle onu çözecek kişi için övgü dolu bir ödülün bulunduğu bir veya iki beyit bulunur. Burada övgünün yanında lügazın cevabını bilemeyenler için yergi de bulunabilir.
  • Kimi zaman ebced hesabından da yararlanılır. Bu durumda harflerin rakamsal karşılıkları kullanılarak sonuca ulaşılır.
  • Genel olarak yalın bir dille yazılır.
  • Divan edebiyatında Fuzuli, Bağdatlı Ruhi, Nabi, Şeyh Galip ve Nedim gibi önemli şairler de lugaz yazmıştır.
Lugaz Örnekleri
(Cevapları sayfanın sonundadır.)

I. Örnek

Ol nedür gel ey birâder vir haber
Karnı acıkdıkda nân ü guşt yer

Gerçi kim işitmez ammâ gûşı var
Ey birâder sanma kim mengûşı var

Mâderi sudur velî budur acîb
Su kaçar bundan dilâ budur garîb

Yine nev tarh eyledüm bu müşkili
Nermiyâ keşf idenün oldum kulı

Sözcükler

acıkdıkda: acıkınca
nân: ekmek
ü: ve bağlacı
guşt: et
guş: kulak
kim: ki bağlacı
menguş: küpe
mâder: anne
acib: hayret veren, şaşılacak şey
dilâ: ey gönül
nev: yeni
tarh: düzenlemek
müşkil (müşkül): zorluk, güçlük

II. Örnek

Ol nedür kim üç birâder her zamân
Birbiri ardınca olmışlar revân

Yılda bir kerre gelürler âleme
Makdemiyle kesb-i feyz eyler cihân

Kimseler görmiş degüldür yüzlerin
İsmi vardur cismi ammâ kim nihân

Birisi oldı havâya münkalib
Birisi âb içre tutdı âşiyân

Gördi bulmış her birisi yerlerin
Biri dahı eyledi hâki mekân

Serleri üç pâları beş anlarun
Kıl tefekkür eyledüm sana beyân

Sözcükler

revan: giden, akan
makdem: dönüp gelme
kesb-i feyz: bolluğa kavuşmak
kim: ki bağlacı
nihan: gizli
münkalib: dönen, dönmüş
âb: su
içre: içinde
âşiyân: yuva, ev, mesken
hâk: toprak
ser: baş, tepe, uç
pâ: ayak
anlarun: onların
tefekkür: düşünmek
beyân: açıklama, anlatma
III. Örnek

Nedür ol kim yapusı hâne hâne
İçinde tuḥfesi var dâne dâne

Açılmaz ḳapusı berkdür yapusı
Meger yıl yıl açıla yana yana

Sözcükler

hâne: bölük, göz, ev
tuhfe: hediye
dâne dâne: tane tane
berk: katı, sert
İlgili Sayfalar

👉 Divan Edebiyatı Ana Sayfa

👉 Muamma Nedir?

Yararlanılan Kaynaklar
  • Nermî ve Bazı Lügazlarının Çözümü Üzerine, Ahmet Alkan
  • Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, İskender Pala
👉 Cevaplar: tencere, cemre (İlkbaharda suya, yere, havaya düştüğü söylenen sıcaklık.), fıstık

Destan Örneği

Savaş bitti hani yurduna giden
Gelmedi yiğitler tutsakta kaldı
Yâd illere düştü kurtar Yaradan
Kimi yaylak kimi kışlakta kaldı

Döğüş bu yıllarda işimiz değil
İl savaş etse de sen geri çekil
Kim öğüt verecek kesilirdi dil
Uslu doğrular hep uzakta kaldı

Alaman bizimle ortak dediler
İngiliz, Fransız oynak dediler
Kör Moskof çoksa da korkak dediler
Eski çamlar şimdi bardakta kaldı

Köyün gürbüzlerin bir bir aldılar
Büyük küçük bütün salgı saldılar
Bilgiçler şaştılar bakakaldılar
Öz söz erleri de ayakta kaldı

Akın akın bastı yâdlar ayağı
Obada yer kalmadı bize bayağı
Nasıl erimesin yürekler yağı
Askerler gelmedi batakta kaldı

Dağıldı dernekler köyler bulunmaz
Kuyuda koltukta bir er bulunmaz
Çift çubuk bozuldu işler bulunmaz
Var ise çorlular yatakta kaldı

Yaz gelmesin bu yıl bizim ülkeye
Kimler yan gelecek koyu gölgeye
Yaslan yaslı yaslı eski peykeye
Bir çocuk mu vardır kundakta kaldı

Bakımsız kaldı tarlalar bağlar
Issız ıssız ırmak boş yere çağlar
Analar yas tutar bacılar ağlar
Yavuklu yavrular ırakta kaldı

Yaktı yandırdı dün gece bizi
Komşumuz Kezban Durmuş’un kızı
Ansızdan inmiş içine sızı
Konu komşu bütün merakta kaldı

Gitti geldi sordu anladı Memiş
Gizir’in eline bir biti gelmiş
Çam dalı kardaşı sevimli İbiş
Aç susuz ölmüş çıplakta kaldı

Ağlardı kızcağız derdi vah yazık
Gönderdik orduya koymadık azık
Un bulgur kaftan yorgan taşıdık
Oğlan uşak bakın toprakta kaldı

Varmadı mı yoksa diktiğim gömlek
Kime giydirildi pamuklu yelek
Bilmem bize şimdi kim ne verecek
Ne üstte ne başta bacakta kaldı

Çekilen emekler hep gitti yele
Kardaşım gelseydin tınmazdım bile
Çalardık düğünün komşu kızıyla
Sevgilin yaslıdır bucakta kaldı

Her ne ise kalan olanlar oldu
Tanrının yazgısı yerini buldu
Gönül çiçekleri açmadan soldu
Koşmalar söylendi kulakta kaldı

İlgili Sayfalar

Halk Edebiyatı Şiir Örnekleri

Aşık (17.yy.)

  • 17.yüzyıl saz şairi.
  • Hayatı hakkında bilgi yoktur.
  • Yeniçeri âşıklarından olduğu sanılmaktadır. 
  • Yaşadığı devri gösteren delillerden biri, IV. Murat’ın (1623-1640) musahibi Musa Çelebi üzerine söylediği şiirdir. Sultan Murat bu şiire bir nazire yazmıştır. 
  • Diğer bir şiir ise, I. İbrahim (1640-1648) zamanında 1645’te yapılan Girit Seferi’ni anlatan şiiridir.
  • Şiirlerinde savaş, kahramanlık, aşk, gurbet, ölüm vb. temalar görülür.
  • Sade, içten bir dille söylediği şiirlerinde klasik şiirin etkisi az da olsa görülür.
Şiirlerinden
Semai

Güzel senden ayrılalı
Hayli zaman oldu gel gel
Bak gözümden akan yaşım
Âb-ı revân oldu gel gel

Böyle m’olur küsüp gitmek
Seni seveni terk etmek
Haram oldu yemek içmek
İşim figân oldu gel gel

Kurulu yaydır basılmaz
Gönül yârinden kesilmez
İçmeyince dert eksilmez
Boş kadehler doldu gel gel

Kul Âşık ider varmaya
Hâlinden haber almaya
Yetiş namazım kılmaya
Seni seven öldü gel gel

ab-ı revan: akarsu
figân: Bağırarak ağlama, inleme
Semai

Ulu ulu kervan geçmiş
Yollar gibi inilerim
Karlı karlı dağlar aşan
Seller gibi inilerim

Yücesinden er haykırmaz
Sığın geyiği böğürmez
Kuş uçmaz kulun yüğürmez
Dağlar gibi inilerim

Canım karılığa düşmüş
Kaynadı ciğerim taşmış
Hocasından ayrı düşmüş
Kullar gibi inilerim

Hayâlin benden dolundu
Ah ile bağrım delindi
İçinden beyi alındı
İller gibi inilerim

Yapıdan düşmüş bozulmuş
Top tüfek vurmuş ezilmiş
Kil’selerde haç yazılmış
Taşlar gibi inilerim

Miskin Âşık bilmez n’ider
Evliya gayretin güder
Subha değin tesbih eder
Diller gibi inilerim
sığın: alageyik
subh: sabah
İlgili Sayfalar
Yararlanılan Kaynaklar
  • Türk Halk Şiiri, Ankara Üniversitesi Yayınevi, Mustafa Sever
  • Türk Halk Şiirinden Seçmeler, Saim Sakaoğlu-Ali Berat Alptekin

Abdurrahim Karakoç (1932-2012)

Abdurrahim Karakoç
  • Şair ve yazar.
  • 7 Nisan 1932'de Kahramanmaraş'ın bir köyünde doğdu.
  • Bir süre çiftçilik ve marangozluk yaptı. 
  • İlkokuldan sonra okuyamadı, kendi kendini yetiştirdi.
  • 1984'te, uzun yıllar muhasip olarak çalıştığı Ekinözü Belediyesinden emekli oldu.
  • Sonrasında Ankara’ya yerleşti, bazı gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yaptı.
  • Şiirlerinden dolayı hakkında pek çok dava açılsa da hepsinden beraat etti.
  • 7 Haziran 2012 tarihinde Ankara’da öldü.

Aşık Edebiyatı Nazım Türleri

  • Nazım türü, şiirin işlediği konuya göre aldığı isimdir.
  • Aşık edebiyatında koşma, semai, varsağı ve destan nazım şekilleri işledikleri konulara göre farklı adlar ile anılır.
  • Aşık edebiyatı nazım türleri; güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt ve öğütlemedir.
Güzelleme
  • Sevgilinin, doğanın ya da sevilen, beğenilen başka bir varlığın güzelliklerini övmek amacıyla söylenen şiirlerdir.
  • Modern şiirdeki lirik ve pastoral şiirlerle benzerlik gösterir.
Örnek Dörtlükler
    I
Çukurova bayramlığın giyerken
Çıplaklığın üzerinden soyarken
Şubat ayı kış yelini kovarken
Cennet dense sana yakışır dağlar
(nazım şekli: koşma)
II
Güzel ne güzel olmuşsun
Görülmeyi görülmeyi
Siyah zülfün halkalanmış
Örülmeyi örülmeyi
(nazım şekli: semai)
III
Behey ala gözlü dilber
Vaktın geçer demedim mi
Harami olmuş gözlerin
Beller keser demedim mi
(nazım şekli: varsağı)
IV  
Şu yalan dünyaya geldim geleli
Severim kır atı bir de güzeli
Değip on beşime kendim bileli
Severim kır atı bir de güzeli
(nazım şekli: koşma)
Koçaklama
  • Koçak, yiğit demektir.
  • Koçaklama; yiğitlik, savaş üzerine coşkun ve yiğitçe bir eda ile söylenen şiirlerdir (epik).
Örnek Dörtlükler
Dadaloğlu'm yarın kavga kurulur
Öter tüfek, davlumbazlar vurulur
Nice koç yiğitler yere serilir
Ölen ölür kalan sağlar bizimdir
(nazım şekli: koşma)
II
Ok atılır kalasından
Hak saklasın belasından
Köroğlu'nun narasından
Her yan gümbür gümbürlenir
(nazım şekli: semai)
Taşlama
  • Toplum ya da bireylerin aksayan yönlerini eleştiren, alaya alan şiirlerdir. 
  • Modern edebiyatta satirik, divan şiirinde hiciv olarak bilinir. 
Örnek Dörtlükler
I
Zengin nere varsa ırahat olur
Züğürdün her işi kabahat olur
Zenginin kefeni dokuz kat olur

Züğürt kefenine yen de bulamaz (nazım şekli koşma)

II

Sözün bilmez bazı nâdan elinden
Edep ağlar, erkan ağlar, yol ağlar
Bülbülün feryadı gonca gülünden
Gülşen ağlar, bülbül ağlar, gül ağlar
(nazım şekli: koşma)
III
Telli sazdır bunun adı
Ne ayet bilir ne kadı
Bunu çalan anlar kendi
Şeytan bunun neresinde 
(nazım şekli: semai)
Ağıt
  • Bir kişinin ölümünden duyulan acıyı anlatmak amacıyla söylenen şiirlerdir.
  • Halk edebiyatında toplumsal felaketler nedeniyle de ağıtlar söylenmiştir.
  • Ağıtların bir kısmı anonimdir.
  • Ağıt; İslamiyet öncesinde sagu, divan şiirinde ise mersiye olarak bilinir. 
Örnek Dörtlükler
I
Civan da canına böyle kıyar mı?
Hasta başın taş yastığa koyar mı?
Ergen kıza beyaz bezler uyar mı?
Al giy balam al giy, şalların hani?
Daha seyrangâha çıkamaz mısın?
Çıkıp da bağlara bakamaz mısın?
Kaldırsam ayağa kalkamaz mısın?
Ver bana tutayım ellerin hani?
(nazım şekli: koşma)
II 
Ağlayalım Atatürk'e
Bütün dünya kan ağladı
Süleyman olmuştu mülke
Geldi ecel can ağladı
Öğütleme
  • Öğüt vermek, tecrübeleri aktarmak, eski ustaları anlatmak için söylenen şiirlerdir (öğretici, didaktik).
  • Âşıklık geleneği içinde saz şairleri tecrübelerini, toplumun değer ve doğrularını dile getiren öğüt veren şiirler de söylemiştir.

    Örnek Dörtlükler
Mecliste arif ol kelâmı dinle
El iki söylerse sen birin söyle
Elinden geldikçe sen eylik eyle
Hatıra dokunup yıkıcı olma
(nazım şekli: koşma)
II
Kötülüğe iyilik et kin gütme
Doğru yoldan sapıp eğriye gitme
Mümkün ise karıncayı incitme
Vicdanını sızlatan şey suç oğlum
İlgili Sayfalar

Aşık Edebiyatı Sanatçıları Test 1

17.yüzyıl Yeniçeri âşıklarındandır. Şiirleri, divan şiiri etkisinden uzaktır. Halk zevkine bağlı, sade ve doğal bir söyleyişe sahiptir. Onu önemli kılan katıldığı savaşlarda gördükleri yanında yaşadığı devrin tarihî ve sosyal birçok olayını ele alıp işlemesidir. Şöhretinin yayılmasını sağlayan en önemli şiiri ise "Genç Osman Destanı"dır.
1. Bu parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Köroğlu 

B) Dadaloğlu 
C) Aşık Ömer
D) Kayıkçı Kul Mustafa 
E) Dertli

— 17.yüzyılın en önemli âşıklarından biridir. Saz şairleri arasında en çok şiiri olan odur. Divan şiirinin etkisiyle yazmış olduğu şiirleri de vardır ancak ona asıl ününü sağlayan koşma, semai, varsağı türlerinde sazıyla söylediği şiirlerdir.
2. Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Dadaloğlu 
B) Karacaoğlan
C) Ruhsati
D) Aşık Ömer 
E) Seyrani

“Hakkımızda devlet etmiş fermanı / Ferman padişahın dağlar bizimdir.” dizeleriyle ünlü göçebe âşıktır. Türkmenlerin Avşar boyundan olan ozan, Osmanlı yönetimi tarafından yerleşik düzene geçmeye zorlanan göçebe Türkmenlerin sesi olmuştur.
3. Parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Köroğlu 
B) Dadaloğlu 
C) Dertli 
D) Seyrani 
E) Sümmani

Seyrani, daha çok taşlamalarıyla tanınsa da aynı zamanda kuvvetli bir hikmet şairidir. Sosyal ve siyasi olayları şiirlerinde bilgece ifade eden ozan, düşüncelerini nasihat ifade eden atasözü ve deyimler ile desteklemiştir.
4. Aşağıdakilerden hangisi parçada anlatılanlar için örnek oluşturamaz?
A) Sağ gözden sol göze yoktur faide
    Bak kendi başının selametine
B) Bal tutan elbet de parmağın yalar
    Cismine hüsnünden sor ne bulaştı
C) Aşkın ateşidir göğsümü yakan
     Bahtına erer mi cebrini çeken
D) Cihanı ibretle kıldım temaşa
     Kaştan göze medet yok gözden kaşa
E) Kendi rızasıyla kurda bir koyun
    Veren var mı göster çoban içinde

Elinde sazıyla Anadolu'da birçok yer gezen ozan, daha çok gezdiği yerleri ve buralarda gördüğü güzelleri şiirine konu etmiştir. "Ölmeden bir dem sürmek" dizesi onun hayata bakışını özetler. Şiirlerinde maddi hazları ve güzellere düşkünlüğünü pervasızca dile getirmesi bakımından Lale Devri şairi Nedim ile büyük benzerlik gösterir.
5. Parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Karacaoğlan 
B) Erzurumlu Emrah 
C) Aşık Ömer
D) Seyrani 
E) Gevheri

Hem halk hem divan tarzında şiirler yazmıştır. Hacimli bir divana sahip olmasına rağmen özellikle Sergüzeştnâme adlı eserindeki destan ve koşmaları ile tanınmıştır. 1828–1829 yılları arasındaki Osmanlı – Rus Savaşı sonrasında yazdığı “Vardım ki yurdundan ayak götürmüş” dizesiyle başlayan koşması ile ünlüdür.
6. Parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Erzurumlu Emrah 
B) Ercişli Emrah 
C) Dadaloğlu
D) Âşık Ömer 
E) Bayburtlu Zihni

I. Dertli
II. Bayburtlu Zihni
III. Âşık Ömer
IV. Seyrani
V. Dadaloğlu
7. Numaralanmış olarak verilen halk şairlerinden hangisi farklı bir yüzyılda yaşamıştır?
A) I    B) II    C) III    D) IV     E)V

Aşık ve divan edebiyatımızı bütünüyle birbirinden farklı ve uzak gibi göstermek pek doğru değildir. Hece ölçüsüyle yazdıkları şiirleri, divanlarına koyan divan şairleri olduğu gibi bazı halk şairleri de divan geleneğinde yazdıkları şiirlerini divan haline getirmişlerdir. Bunların başında (I) Aşık Ömer, (II) Dertli, (III) Seyranî, (IV) Dadaloğlu ve (V) Erzurumlu Emrah’ı sayabiliriz.
8. Parçada numaralanmış yerlerin hangisinde bir bilgi yanlışlığı yapılmıştır?
A) I    B) II    C) III    D) IV    E)V

17.yüzyılın önemli saz şairinden biridir. Hayatı hakkındaki bilgiler kısıtlıdır. Gezgin bir saz şairi değildir. Koşma ve semailerinde o dönemdeki halk Türkçesinin zenginlik ve incelikleri görülür. Divan şiiri nazım şekilleriyle ve aruzla yazdığı şiirlerinde ise ağır sayılabilecek bir Türkçe kullanmıştır. Asıl ününü âşık tarzı şiirleriyle kazanmıştır. Bir iki şiiri dışında sosyal konulara pek yer vermeyen şairin ele aldığı en önemli tema aşktır.
9. Parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Gevheri 
B) Seyrani 
C) Dadaloğlu
D) Ercişli Emrah 
E) Kayıkçı Kul Mustafa

I. Âşıkların piri olarak kabul edilmektedir.
II. Yiğitliğin ve kavganın şairidir.
III. Daha çok taşlama türündeki şiirleriyle ünlüdür.
IV. Divan şiirinden ve tasavvuftan etkilenmemiştir.
V. Şiirlerinde yiğitlik, savaş, aşk ve doğa sevgisi temalarını işlemiştir.
10. Köroğlu ile ilgili verilen numaralanmış yerlerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?
A) I    B) II    C) III    D) IV    E)V

I. Çoğunlukla âşık edebiyatı ürünlerini içeren uzunlamasına açılan ensiz defterlerdir.
II. Aşıklık geleneğinde, dörtlükleri birbirine bağlayan dizelerdeki uyaklara denir.
III. Aşık fasıllarında şiir biçiminde yazılan ve cevabı beklenen bilmecelerdir.
IV. Saz şairlerinin mahlaslarını son dörtlükte kullanmasına denir.
11. Yukarıda tanımı verilmeyen terim aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ayak 
B) Cönk 
C) Tapşırma 
D) Muamma 
E) Çöğür

Sâkıyâ câmında nedir bu esrar
Kıldı bir katresi mestâne beni
Şarab-ı lâlinde ne keyfiyet var
Söyletir efsane efsane beni
12. Bu dizeler aşağıdaki halk şairlerinden hangisine ait olabilir?
A) Dertli 
B) Dadaloğlu 
C) Pir Sultan Abdal
D) Köroğlu 
E) Kayıkçı Kul Mustafa

13. Aşağıdakilerden hangisi bir ordu şairidir?
A) 
Aşık Ömer
B) 
Karacaoğlan
C) 
Dadaloğlu
D) 
Seyrani
E) 
Bayburtlu Zihni

14. Aşağıdakilerden hangisi 19. yüzyılda yaşamış âşıklardan biri değildir?
A) 
Dertli
B) 
Dadaloğlu
C) 
Erzurumlu Emrah
D) 
Gevheri
E) 
Ruhsati

Âşık edebiyatında rüyada dolu (şerbet, su vb.) içme bir gelenektir. Rüyasında pir (Hızır, İlyas, üçler, beşler, yediler vs.) elinden dolu içen halk şairlerine — denir. Bu rüya, kişinin âşıklık özellikleri (saz çalma, doğaçlama şiir söyleme) kazanmasında önemli bir etkendir. Âşık gördüğü rüya sayesinde manevi bir değişime de uğrar.
15. Parçada bırakılan boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Badeli âşık
B) Göçebe âşık
C) Mutasavvıf şair
D) Saz Şairi
E) Kalem şairi

19.yüzyıl Türk halk şiirinin önde gelen isimlerindendir. Yaşadığı konar-göçer hayat, iskân konusunda Osmanlı Devleti ile düştüğü ayrılıklar şiirlerinin ana temasını oluşturur. Bu sebepledir ki lirik şiirlerinde bile doğal hayata dair unsurlar ve kavga yüklü betimlemeler görülmektedir.
16. Parçada sözü edilen saz şairi aşağıdakilerden hangisidir?
A) 
Karacaoğlan
B) 
Gevheri
C) 
Dadaloğlu
D) 
Köroğlu
E) 
Kayıkçı Kul Mustafa

17. yüzyılda yaşayan ozan hem bir aşk hikâyesi kahramanı hem de âşık edebiyatının ünlü saz şairlerinden biridir. Hikâyeye göre âşık bir babanın çocuğudur ve pir elinden bade içmiştir. Şiirlerinden sadece hece ölçüsünü kullanmış, divan şiirinden etkilenmemiştir. 
Genellikle aşk ve sevgi üzerine şiirler söyleyen şairin şiirleri sanat gösterme endişesinden uzaktır. 
17. Parçada sözü edilen saz şairi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Köroğlu
B) 
Ercişli Emrah
C) 
Aşık Ömer
D) 
Dertli
E) 
Kayıkçı Kul Mustafa

Bazı saz şairleri belli bir nazım türünde yazdığı şiirlerle ünlüdür. Örneğin (I) Gevheri ve (II) Dadaloğlu koçaklama; (III) Karacaoğlan, güzelleme; (IV) Bayburtlu Zihni, ağıt; (V) Seyrani ise taşlama türünde yazdığı şiirlerle ünlüdür.
18. Parçadaki numaralanmış saz şairlerinden hangisi bilgi yanlışlığına neden olmuştur?
A) I   B) II   C) III   D) IV   E) V

19. Aşağıdaki saz şairlerinden hangisinin şiirlerini divan şiiri etkisiyle yazdığı söylenemez?
A) 
Aşık Ömer
B) 
Dertli
C) 
Kayıkçı Kul Mustafa
D) 
Erzurumlu Emrah
E) 
Seyrani

Şairnâmeler, âşıklar tarafından genellikle on bir hece ile yazılan / söylenen, çağdaşı yahut kendilerinden önce yaşamış olan şairlerin mahlaslarına ve onları niteleyen birtakım vasıflarına yer verilen şiirlerdir. Şairnâmeler, divan şairlerinden bahseden Şuara Tezkireleri kadar olmasa da şairlerimizin memleketi, adı, tarikatı, fiziki ve ruhi yapısı gibi vasıflarını yansıtmaları bakımından önemlidir. Âşık Edebiyatında ise, ilk şairnâme örneğini — ortaya koymuştur.
20. Parçada bırakılan boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Köroğlu
B) Âşık
C) Gevheri
D) Karacaoğlan
E) Aşık Ömer

👉 Bu testi pdf olarak indirmek için tıklayınız.

İlgili Sayfalar

👉 Bilinmesi Gerekenler

Cevaplar

1.D  2.D  3.B  4.C  5.A  6.E  7.C  8.D  9.A  10.C  11.E  12.A  13.A  14.D 15.A  16.C  17.B 18.A 19.C  20.E

Aşık Edebiyatı Nazım Şekilleri

Aşık edebiyatında temel olarak dört nazım biçimi (şekli) kullanılmıştır: koşma, semai, varsağı ve destan.
Koşma
  • Saz şairlerinin en çok kullandığı nazım şeklidir. 
  • 11'li hece ölçüsü ile söylenir. 
  • Durak olarak da 6+5 ya da 4+4+3 tercih edilir. 
  • Dörtlük sayısı 3 ile 6 arasında değişir. 
  • Uyak düzeninde ilk dörtlük üç farklı şekilde görülür. 
  • Uyak düzenindeki değişmeyen özellik ise dörtlüklerin son dizelerinin birbiriyle uyaklı olmasıdır. Diğer dörtlükler de ilk dörtlüğe göre şekillenir.
Uyak düzeni: 
1.şekil: abab / cccb / dddb ...
2.şekil: abcb / dddb / eeeb ...
3.şekil: aaab / cccb / dddb ...
Saklarım gözümde güzelliğini - a
Her neye bakarsan sen varsın orda - b
Kalbimde gizlerim muhabbetini - a
Koymam yabancıyı sen varsın orda - b
 
Aşkımın temeli sen bir âlemsin - c
Sevgi muhabbetsin dilde kelamsın - c
Merhabasın dosttan gelen selamsın - c
Duyarak alırım sen varsın orda - b
Semai
  • Hece ölçüsünün 8'li kalıbıyla söylenir. 
  • Durak olarak da 4 + 4 tercih edilir. 
  • Dörtlük sayısı 3 ile 5 arasında değişir. 
  • Kendine ait bir ezgisi vardır. 
  • Uyak düzeni koşma ile aynıdır.
İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül hayran olmuş
Gezer Elif Elif diye 
 
Elifin uğru nakışlı
Yavru balaban bakışlı
Yayla çiçeği kokuşlu
Kokar Elif diye diye..
Varsağı
  • Varsak, Maraş'tan Antep'e kadar yayılmış bir Türk boyunun adıdır. 
  • Varsağı ise bu boyun âşıkları tarafından özel bir ezgi ile söylenen şiirlerdir. 
  • Genellikle 8'li hece ölçüsü ile söylense de de 11'li hece ölçüsüyle söylenen varsağılar da vardır. 
  • Genellikle bre, hey, behey gibi yiğitçe bir eda veren ünlemlerle başlar. 
  • Dörtlük sayısı ve uyak düzeni bakımından koşmaya benzer.
Yürü bre Bulgar Dağı
Senden yüce dağ olmaz mı
Sen yaylanın güzelisin
Yanakların al olmaz mı 
 
Karac'oğlan seni gördüm
Düşünü hayıra yordum
Bugün güzellere sordum
Güzellere kul olmaz mı
Destan
  • Koşma gibi genelde 11'li hece ölçüsü ile söylenir.
  • Ancak az da olsa 8'li hece ölçüsü ile söylenen destanlar da vardır. 
  • Uyak düzeni koşma gibidir. 
  • Dörtlük sayısı kimi örneklerde 100'ü bulur. 
  • Destanın konusu, günlük hayatta karşılaşılabilecek küçük bir olaydan toplumu derinden etkileyen (savaş, yangın, deprem...) büyük bir olaya kadar çok çeşitli olabilir. 
  • Bunların yanı sıra sadece güldürme maksadıyla yazılan mizahî destanlar da vardır. (pire destanı, esnaf destanı, iki avrat destanı gibi)
Dikkat: Âşık edebiyatı nazım şekli olan destan ile sözlü edebiyat ürünü olan ve toplumları derinden etkileyen olayların anlatıldığı destanlar birbirinden farklıdır.
Pire Destanı'ndan...  
Hey gaziler bir seyrana uğradım
Söylenecek dinlenecek hal değil
Dokuz kişi bir pireyi kovalar
Ardı sıra erilecek hal değil
Destan örnekleri için tıklayınız.
ek bilgi: Âşık edebiyatında divan, selis, semai, kalenderî, satranç, vezn-i âhar gibi aruz ölçüsü ile yazılan nazım şekilleri de vardır.
İlgili Sayfalar

Cumhuriyet Dönemi Halk Şiiri

  • Sayıları azalsa da halk şairleri usta-çırak ilişkisi içerisinde yetişmeye devam etmiştir.
  • Genel olarak saz eşliğinde şiirler söylemişler ancak saz çalmayıp geleneğe uygun şiirler yazan şairler de yetişmiştir. (Abdürrahim Karakoç gibi)
  • Bu dönem halk şairleri geleneksel konular yanında güncel konuları da işlemiştir.
  • Dil; divan şiirinin doğal ömrünü tamamlaması, dilde sadeleşme hareketi ve ulus-devlet anlayışına bağlı olarak bir önceki yüzyıla göre daha sadedir.
  • Şiirlere ad verilmeye başlanmıştır. 
  • 1966'da düzenlenmeye başlanan Konya Âşıklar Bayramı'nın düzenli hâle gelmesi hem farklı bölgelerden gelen âşıkların tanışmasına hem de âşıkların geniş çevrelerce tanınmasına vesile olmuştur.
  • Sanayileşme, kentleşme, ulaşım, ekonomi, eğitim ve iletişim alanlarında meydana gelen hızlı değişimler geleneğe olan ilgiyi azaltmıştır.
  • Cumhuriyetle birlikte halk şiiri geleneğinden beslenen modern şiir anlayışları ortaya çıkmıştır.
Aşık Veysel (1894 – 1973)
  • Asıl adı, Veysel Şatıroğlu.
  • Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde doğdu.
  • Âşık Veysel’i geniş kesimlere tanıtan ilk isim Ahmet Kutsi Tecer'dir.
  • Şiirlerindeki doğal söyleyiş, ezgilerinin orijinal oluşu, seçtiği konular ve birleştirici üslubu onun şöhret kazanmasını sağlayan önemli faktörlerdir.
  • Aşık Veysel; aşk, gurbet, yaşam, ayrılık, yalnızlık, doğa, toprağa bağlılık, din-tasavvuf, eğitim, çağdaşlık, memleket sevgisi gibi hemen her konuda şiir söylemiştir.
  • Kara Toprak, Uzun İnce Bir Yol, Güzelliğin On Para Etmez, Sazıma ve Dostlar Beni Hatırlasın en çok bilinen şiirleridir.
👉 Aşık Veysel hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Aşık Daimî (1932-1983)
  • Şiirlerinde Alevi-Bektaşi öğretisini ön planda tuttu.
  • Rüyasında pir elinden bade içen Daimi, badeli âşıktır.
  • Eserlerinde dinî-tasavvufi temaların yanı sıra geri kalmışlık, yurt sevgisi, memleket özlemi, adalet, mezhep çatışmaları, aşk gibi konulara da yer verdi.
  • Atışma yapmak, hikâye anlatmak ya da sazlı muamma çözmek gibi âşıklık geleneğine ait bazı unsurlara rağbet etmedi.
  • "Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım", "Kainatta Bir Zerreyim", "Mademki Ben Bir İnsanım" ve "Bir Seher Vaktinde İndim Bağlara" gibi türküleriyle meşhurdur.
👉 Aşık Daimî hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Murat Çobanoğlu (1940 - 2005)
  • 1971’de Halk Ozanları Kahvesini kurarak usta âşıkların bir araya gelmesini ve genç âşıkların yetişmesini sağlamıştır.
  • Aşıklık geleneğinin doğaçlama söyleme, atışma yapma, muamma çözme, leb-değmez ve hikaye anlatma gibi tüm unsurlarını başarıyla uygulayan bir saz şairidir.
  • Hikaye anlatmakla kalmamış, kendisi de birçok hikaye tasnif etmiştir.
👉 Murat Çobanoğlu hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Şeref Taşlıova (1938 – 2014)
  • 1964 yılında Kars Radyosuna halk şairi olarak girerek yaklaşık on yıl, bu radyoda çeşitli programlar yaptı.
  • Tasnif ettiği birçok halk hikâyesi ve binin üzerinde şiiri vardır.
  • Saza hakimiyeti ve güçlü doğaçlaması ile tanınır.
  • UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2008 yılı için Yaşayan İnsan Hazinelerinden biri olarak seçilmiştir.
👉 Şeref Taşlıova hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Aşık Reyhani (1934 – 2006)
  • Toplumsal yerginin ağır bastığı şiirleri ile tanındı.
  • Hikaye anlatıcısı olarak da kendinden söz ettirmeyi başaran sanatçının tasnif ettiği hikayeler de vardır.
  • Sanatçının başarılı olduğu alanlardan biri de muamma çözme ve askı indirmedir.
  • Ne Ey Oldu Gardaş, Öldün Kurtuldun” şiiri ile meşhurdur.
Aşık Mahzuni Şerif (1943 – 2002) 
  • Saz şairi, âşık.
  • Alevi-Bektaşi geleneğine bağlıdır.
  • Şiir anlayışı daha çok Pir Sultan Abdal'a yakındır.
  • Halk sorunlarını toplumcu bir bakış açısıyla ele almıştır.
  • Siyasi ve toplumsal konularda yazdığı taşlamalarla ünlüdür.
  • Çok bilinen eserlerinden bazıları: İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım, Yuh Yuh, Dostum Dostum, Nem Kaldı, Mevla'm Gül Diyerek İki Göz Vermiş...
Neşet Ertaş (1938 – 2012)
  • Abdallık geleneğinin son büyük temsilcisidir. 
  • "Bozkırın Tezenesi" olarak da anıldı (tezene: mızrap).
  • Bağlamadaki kendine has tavrı üniversitede ders olarak verildi, bunun yanı sıra birçok teze konu oldu. 
  • "Garip" mahlasıyla âşık tarzı şiirler yazmıştır. 
  • Şiirlerinde aşk, doğa, gurbet, gariplik, dert, özlem, ölüm, din anlayışı ve zamandan yakınma gibi çok çeşitli konuları ele almıştır.
  • "Zülüf Dökülmüş Yüze", "Zahidem" ve "Gönül Dağı" en tanınmış eserleridir.
Abdürrahim Karakoç (1932 – 2012)
  • Kalem şairidir. 
  • Sazı ve doğaçlaması olmayan Karakoç, geleneğe uygun olarak heceyle şiirler yazmıştır.
  • Aşk ve gurbet temaları dışında sosyal konular üzerine yazdığı taşlamaları ile ünlüdür.
  • “Mihriban” ve “Unutursun Mihribanım” en tanınmış eserleridir.
Âşık Feymani (1942)
  • Asıl adı Osman Taşkaya'dır.
  • Badeli âşıktır.
  • Tasavvufi yönü ağır basan âşık, özellikle nasihatname (öğütleme) türündeki şiirleriyle tanınmaktadır.
  • Âşık Feymani, âşık tarzı içinde yer alan türlerin (atışma, hikâye anlatma, muamma çözme vs.) tamamına yakınında usta malı eserler vermiştir.
  • Şiirlerinde hece, durak ve kafiye açısından son derece başarılıdır.
  • Âşıklığının yanı sıra usta bir hikâye anlatıcısıdır.
  • Feymani, sağlığında adına şenlikler düzenlenen ilk âşıktır.

Şeref Taşlıova (1938 - 2014)

Şeref Taşlıova
  • Cumhuriyet dönemi saz şairi.
  • Ardahan'a bağlı Çıldır'ın Gülyüzü köyünde doğdu. 
  • 7 yaşında babasız kaldı. Çevresinin teşvikiyle türkü söylemeye başladı. 
  • Âşıklıkla ilgili ilk bilgi ve terbiyesini, Âşık Kasım’dan aldı. Aşık Gülistan ve Aşık Müdami'nin çıraklığını yaptı. Aşık Müdamî ile yurdu gezdi. 
  • 1964 yılında Kars Radyosuna halk şairi olarak girerek yaklaşık on yıl, bu radyoda çeşitli programlar yaptı.
  • Konya Âşıklar Bayramı başta olmak üzere yurdun dört bir tarafında düzenlenen âşıklar şölenlerine, festivallere, yarışmalara katılıp yüzün üzerinde birincilik kazandı.
  • Yurt dışında ülkemizi başarıyla temsil etti. İlk olarak 1971 yılında sanat elçisi olarak Almanya’ya giden Taşlıova, sonrasında birçok ülkeye giderek çeşitli etkinliklere katıldı.
  • Şiirleri ve aşıklık geleneğine dair yazıları, çeşitli dergi ve antolojilerde yayımlandı.
  • Folklor ve halk edebiyatı üzerine yapılan sempozyum ve kongrelerde tebliğler sundu. 
  • 1990 yılında, Kültür Bakanlığının teklifi üzerine Sivas Devlet Türk Halk Müziği Korosuna sanatçı olarak atandı. 2003 yılında emekliye ayrıldı.
  • Taşlıova, 20 Eylül 2014'te Ankara'da, tedavi gördüğü hastanede ölmüştür.
  • Aşıklık geleneğinin doğaçlama söylemek, atışma yapmak, hikaye anlatmak gibi tüm dallarında hüner sahibi bir saz şairidir.
  • Tasnif ettiği birçok halk hikâyesi ve binin üzerinde şiiri vardır. 
  • Saza hakimiyeti ve güçlü doğaçlaması ile tanınır. 
Eserleri ve Aldığı Bazı Ödüller
  • Şiirlerinin bir kısmı Kültür Bakanlığı tarafından "Gönül Bahçesi" adıyla yayımlandı (1990).
  • Sanatçı tarafından derlenen hikayeler “Halk Hikayeleri” adıyla Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanmıştır (2008).
  • 1991'de Müzik-San Vakfı tarafından; 1996'da da Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “Yılın Sanatçısı” seçildi. 
  • 2000 yılında Türksav tarafından “Türk Dünyasına Hizmet Ödülü” ile ödüllendirildi. 
  • UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2008 yılı için Yaşayan İnsan Hazinelerinden biri olarak seçilmiştir.
Ben Bir Şeyda Bülbül
Ben bir şeyda bülbül gibi güldür figanım benim,
Dilerse dosta fedadır can ile cananım benim,
Bu sevdanın düşkünüyüm yıllar yılı ağlarım,
Mecnun gibi sahralarda çöldür mekânım benim.
Ah ederim gece gündüz feryadım dilimdedir,
Âşıklığı tanıtırım sanatım âlemdedir,
Bu gönlümün dert ortağı bir sazım elimdedir,
Her zaman kuruludur meclis divanım benim.
Adıma Şeref demişler künyedeki bu yazı,
Dergâhına çevirmişim gönül içimde güzü,
Kazamıza Çıldır derler köyümüze Gülyüzü,
Her tarafı dolaşırım Kars'tır vatanım benim.
İlgili Sayfalar
Yararlanılan Kaynaklar
  • Aşık Şeref Taşlıova'nın Hayatı, Sanatı ve Eserleri, Alper Karadeniz
  • Aşık Şeref Taşlıova, Türk Dili, Nail Tan

Murat Çobanoğlu (1940 - 2005)

Murat Çobanoğlu
  • Cumhuriyet dönemi saz şairi.
  • 1940 Kars doğumludur.
  • İlk ustası babası Âşık Gülistan'dır. 
  • Babası ile düğünlere katılmaya başlayan Çobanoğlu, önceleri usta malı deyişler söylemiş, babasından öğrendiği hikâyeleri anlatmıştır. 
  • Saz çalmayı 13,14 yaşlarında öğrenen ozan, ilk zamanlar  "Devranî" ve "Yananî" mahlaslarını kullanır. 
  • Yirmi yaşından sonra da Âşık Reyhanî’nin teklifiyle “Çobanoğlu” mahlasını kullanmaya başlar.
  • 1952’de gördüğü bir rüyada bade içmiş, kendi deyişlerini de söylemeye başlamıştır.
  • 1966 yılından başlayarak Konya Aşıklar Bayramına katılan sanatçı, birçok kez çeşitli dallarda birincilikler alır.
  • 1969 yılında çıkardığı “Kiziroğlu Mustafa Bey” isimli plağı ile tanınmaya başlar.
  • 1971’de Halk Ozanları Kahvesini kurarak usta âşıkların bir araya gelmesini ve genç âşıkların yetişmesini sağlamıştır.
  • 1991’den itibaren Âşık Şeref Taşlıova ile birlikte, “Kültür Bakanlığı Sivas Halk Müziği Korosu” sanatçısı olarak görev yapmıştır.
  • Kars Halk Ozanları Derneğinin kurucuları arasında yer almıştır. 
  • Çobanoğlu, 26 Mart 2005'te Ankara’da vefat etmiştir.
  • Aşıklık geleneğinin doğaçlama söyleme, atışma yapma, muamma çözme, leb-değmez ve hikaye anlatma gibi tüm unsurlarını başarıyla uygulayan bir saz şairidir.
  • Hikaye anlatmakla kalmamış, kendisi de birçok hikaye tasnif etmiştir.
  • Çobanoğlu’na ait 85 semai, 18 varsağı, 112 koşma, 79 türkü, 24 destan ve 26 divanî olmak üzere toplam 344 şiir tespit edilmiştir.
"Olur" Redifli Divani'si 
Her ne yaparsan yap sabur et derman olur
Kuldan kula çare yoktur yardımcı Rahman olur
Benlik etme bu dünyada gelenler göçmededir
Bugün gördüğün bir geda yarın da sultan olur
Bir kulak ver hey efendim gizli olan sırrına
Bugün ömrün geçti amma umut var mı yarına
El kiridir gelir gider sen aldanma varına
Kimlere kalmış bu âlem bir gün de viran olur
Çobanoğlu feryad ile ne düşmüşsün bu hâle
Dört tane misafir gelir seni götürür yola
Gücün yeter diye dostum değme bir mazlum kula
Altundan sarayın olsa sonu kabristan olur
İlgili Sayfalar
Yararlanılan Kaynak
  • Millî Folklor, Murat Çobanoğlu, Bayram Durbilmez

Aşık Edebiyatı Sanatçıları Özet Anlatım

Köroğlu (16.yy.)
  • Saz şairi, destan kahramanı.
  • Âşıkların piri olarak kabul edilmektedir.
  • Yiğitliğin ve kavganın şairidir.
  • Daha çok koçaklama türündeki şiirleriyle ünlüdür.
  • Divan şiirinden ve tasavvuftan etkilenmemiştir.
  • Şiirlerinde yiğitlik, savaş, aşk ve doğa sevgisi temalarını işlemiştir.
  • Şiirlerini oldukça sade bir dille yazmıştır.
👉 Köroğlu hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Kuloğlu Mustafa (17. yy.)
  • Saz şairi.
  • Kuloğlu, başta Gevheri olmak üzere birçok şairi etkilemiştir.
  • Âşık Ömer'in Şairname adlı eserine göre yaşadığı dönemde yaygın bir şöhrete sahiptir.
  • Şiirlerinde aşk ve kahramanlık konuları önemli bir yer tutar.
  • Aruzla yazılmış şiirleri olsa da sade bir dille söylediği âşık tarzı şiirlerinde daha başarılıdır.
Karacaoğlan (17.yy.) 
  • Saz şairi.
  • Elinde sazıyla Anadolu'da birçok yer gezen ozan daha çok gezdiği yerleri ve buralarda gördüğü güzelleri şiirine konu etmiştir.
  • "Ölmeden bir dem sürmek" dizesi onun hayata bakışını özetler. ("dem sürmek" neşe içinde bir ömür sürmek anlamındadır.)
  • Dilindeki sadelik ve akıcılık onun her dönemde sevilerek ve anlaşılarak okunmasını sağlamıştır.
  • Benzetmeleri basit, kurgulardan ve hayallerden uzak, gerçek dünyadan alınmış,  somut şeylerdir.
  • Şiirlerinde maddî hazları ve güzellere düşkünlüğünü pervasızca dile getirmesi bakımından Lale Devri şairi Nedim (18.yy) ile büyük benzerlik gösterir.
  • Karacaoğlan’ın şiirlerinde beşerî aşk dışında ayrılık, gurbet, tabiat, yoksulluk, zamandan şikâyet gibi konuları da işler.
  • Türk edebiyatında, Karacaoğlan daha çok güzellemeleri ile tanınmaktadır.
👉 Karacaoğlan hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Kayıkçı Kul Mustafa (17.yy.) 
  • Yeniçeri âşıklarındandır.
  • Şiirleri, divan şiiri etkisinden uzaktır. 
  • Halk zevkine bağlı, sade ve doğal bir söyleyişe sahiptir.
  • Kul Mustafa'yı önemli kılan katıldığı savaşlarda gördükleri yanında yaşadığı devrin tarihi ve sosyal birçok olayını ele alıp işlemesidir.
  • Kayıkçı Kul Mustafa'nın şöhretinin yayılmasını sağlayan en önemli şiiri "Genç Osman  Destanı"dır.
👉 Kayıkçı Kul Mustafa hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Aşık (17.yy.)
  • Saz şairi.
  • Hayatı hakkında bilgi yoktur.
  • Yeniçeri âşıklarından olduğu sanılmaktadır. 
  • Şiirlerinde savaş, kahramanlık, aşk, gurbet, ölüm vb. temalar görülür.
Aşık Ömer (17.yy.) 
  • Bir ordu şairi olan Âşık Ömer, Konya doğumludur.
  • Eline sazını alıp çok genç yaşlarda sefere çıkan Âşık Ömer’in uzun bir yaşamı olduğu ve çok gezdiği şiirlerinden anlaşılmaktadır.
  • Saz şairleri arasında en çok şiiri olan odur (1500 - 2000).
  • Dili diğer halk şairlerinden biraz ağırdır.
  • Âşık Ömer, bir medrese eğitimi almamıştır. Buna rağmen Farsça ve Arapçayı  öğrenmiş ve başta Fuzulî olmak üzere klasik edebiyatın önemli şairlerini okumuştur.
  • Divan şiirinin etkisiyle yazmış olduğu tevhid, naat, gazel, kaside ve murabbaları vardır.
  • Kusurları olsa da aruz veznini kullanmakta başarılıdır.
  • Şiirlerini topladığı bir Divan'ı vardır.
  • Âşık Ömer, hayatının son zamanlarında yazdığı Şairnâme isimli eserinde saz şairlerinin yanında divan şairlerine de yer vererek bu konudaki bilgisini ortaya koymuştur.
👉 Aşık Ömer hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Gevheri (17.yy.)  
  • Saz şairi. 
  • 17.yüzyılın Karacaoğlan ve Aşık Ömer'le birlikte üç önemli saz şairinden biridir. 
  • Hayatı hakkındaki bilgiler kısıtlıdır.
  • Hem hece hem aruzla şiirler yazmıştır.
  • Divan şiiri nazım şekilleriyle ve aruzla yazdığı şiirlerinde ağır sayılabilecek bir Türkçe kullanmıştır.
  • Asıl ününü âşık tarzı şiirleriyle kazanmıştır.
  • Gevherî kendisinden sonra yetişen pek çok şairi etkilemiş ve bunlar tarafından üstat kabul edilmiştir. 
  • Bir iki şiiri dışında sosyal konulara pek yer vermez.
  • Şiirlerindeki en önemli tema aşktır.
  • Bazı şiirleri bestelenmiştir. 
👉 Gevheri hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Ercişli Emrah (17.yy.)  
  • Saz şairi, halk hikayesi kahramanı. 
  • Doğum ve ölüm tarihleri yanında doğum yeri de tam olarak tespit edilememiştir. 
  • Ercişli Emrah bâdeli bir aşıktır. 
  • Sadece hece ölçüsünü kullanmış, divan şiirinden etkilenmemiştir. 
  • Şiirleri sanat gösterme endişesinden uzaktır. 
  • Oldukça sade bir dil kullanan Ercişli'nin şiirlerinde bölge ağzıyla ilgili birçok sözcük yer almaktadır. 
  • Şiirlerinde genellikle aşk ve sevgi konusu işlemiştir. 
  • Onun yaşadığı aşk macerası etrafında meydana gelen Emrah ile Selvihan Hikâyesi Türk halk hikâyeleri içinde en sevilenlerin başında yer alır.
👉 Ercişli Emrah hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Levnî (18.yy.)
  • Minyatür sanatçısı, şair.
  • Hem divan hem de âşık edebiyatı tarzında şiirler yazmıştır.
  • Hem aruz hem hece ölçüsünü kullanmış, daha çok hecede başarılı olmuştur.
  • Atasözlerini nazma çekmek Levnî ile başlamıştır.
  • Âşık edebiyatı sahasındaki en ünlü eseri Atalar Sözü Destanı'dır.
Dadaloğlu (19.yy.)  
  • Göçebe âşık.
  • Türkmenlerin Avşar boyundandır. 
  • Osmanlı yönetimi tarafından yerleşik düzene geçmeye zorlanan göçebe Türkmenlerin sesi olmuştur. 
  • Çukurova ve Toroslarda yaşayan boyların iç çekişmeleri ve Osmanlı ile mücadelelerini konu alan koçaklama türündeki şiirleriyle ünlüdür. 
  • Şiirlerini oldukça sade bir Türkçe ile yazmıştır. 
  • Sadece hece ölçüsü ile yazmıştır.
  • Divan şiirinden etkilenmemiştir.
  • Şiirlerinde doğallık ve içtenlik ön plandadır. 
👉 Dadaloğlu hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
 Dertli (19.yy.) 
  • Saz şairi.
  • Dertli de hem aruz hem hece vezniyle şiirler söylemişse de onun başarılı olduğu tür hece ölçüsüdür.
  • Divan şiirinden ve tasavvuftan etkilenmiştir.
  • Divan şiiri etkisiyle şiirlerinde Arapça, Farsça tamlamalar çokça görülür.
  • Tasavvuf temalı şiirlerin yanı sıra sosyal konularda söylediği hiciv ve mizah içeren şiirleriyle tanınmıştır.
  • Köyünden sazıyla çıkan Dertli, İstanbul, Konya, Mısır gibi birçok yerde bulunmuş ve zamanla Alevi-Bektaşi anlayışına yaklaşmıştır.
👉 Dertli hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Erzurumlu Emrah (19.yy.)  
  • Saz şairi.
  • Medrese eğitimi almıştır. 
  • Emrah gezdiği yerlerde birçok çırak yetiştirmiş ve adıyla anılan âşık kolunun kurucusu olmuştur. 
  • Hem tasavvuf hem de divan edebiyatına ilgi duymuştur.
  • Özellikle divan şiiri etkisiyle yazdığı şiirlerinde dili ağırdır.
  • Ona asıl şöhretini kazandıran hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerdir.
  • Şiirlerindeki temel konular aşk, gurbet, ayrılıktır. 
  • Her şeyden önce bir aşk şairidir.
👉 Erzurumlu Emrah hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Seyrani (19.yy.)  
  • Medrese eğitimi aldı.
  • Taşlamaları ile ünlüdür.
  • Seyrani'nin hiciv (taşlama) şairi olmasının yanında, kuvvetli bir hikmet şairidir.
  • Bu nedenle düşüncelerini nasihat ifade eden ayet, hadis ya da atasözü ve deyimler (irsalimeselile destekler.
  • Divan şiirinden etkilenmiştir.
  • Daha çok hece ölçüsü olmak üzere aruz ile de şiirler söylemiştir.
👉 Seyrani hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Bayburtlu Zihni (19.yy.) 
  • Hem halk hem divan tarzında şiirler yazmıştır.
  • Divan tarzı şiirleri çok daha fazla olmasına rağmen âşık tarzında yazdığı şiirlerle meşhurdur.
  • Özellikle Sergüzeştnâme adlı eserindeki destan ve koşmaları ile tanınmıştır.
  • Şiirlerinde aruzu da heceyi de başarıyla kullanmıştır.
  • Şiirlerinde döneminde yaşanan olaylara sıklıkla yer vermiştir.
  • Daha çok içinde yaşadığı devirden ve karşılaştığı haksızlıklardan şikayet eden hicviyeleri ve memleket hasretini dile getiren koşmalarıyla dikkati çekmiştir.
  • Dili, hece ile yazdığı şiirlerde kısmen sade iken aruzla yazdığı şiirlerinde yer yer Türkçe olmaktan çıkar.
👉 Bayburtlu Zihni hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Ruhsati (19.yy.)  
  • Sivas'ın Kangal ilçesinin Deliktaş köyünde doğdu.
  • Doğaçlama (irticalen) söyleyen ancak saz çalmayan bir aşıktır. 
  • Bâdeli bir âşıktır (bkz.bâdeli âşık).
  • Şiirlerinin çoğunu hece ölçüsü ile söylemiştir.
  • Birçok halk şairi gibi aruz ölçüsüyle yazdığı şiirlerinde pek başarılı olamamıştır. 
  • Sade bir dil kullanmıştır.
  • Nakşibendi tarikatına mensup olan âşık, geleneğin dışına çıkarak dinî-tasavvufi içerikli şiirler de söylemiştir.
👉 Ruhsati hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Sümmânî (19, 20.yy.)  
  • Bâdeli âşıktır.
  • Şiirlerinde daha çok hece ölçüsünü kullanmıştır.
  • Aruz vezniyle yazdığı az sayıdaki şiirde başarılı sayılmaz.
  • Divan şiirinden ve tasavvuftan etkilenmiştir.
  • Şiirlerinde daha çok aşk, ayrılık, hasret, ölüm, tabiat, din, zamandan şikayet, bazı tarihî ve mahallî olayları işlemiştir.
  • Kendi adıyla anılan bir âşık kolunun kurucusudur.
👉 Sümmani hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
İlgili Sayfalar