24 Şubat 2021 Çarşamba

Günlük (Günce)

  • Kişinin duygu, düşünce ve izlenimlerini tarih belirtilerek günü gününe yazmasıyla oluşan yazı türü, günce.
  • Bu türdeki yazılardan oluşan defter ve esere de günlük (günce) denir.
Özellikleri
  • Kişisel hayatı konu alan öğretici metin türlerinden biridir.
  • Günü gününe ve tarih belirtilerek yazılır.
  • Günlük; genel olarak kişinin içini dökerek rahatlama ve kimseyle paylaşamadığı duygularını anlatma isteğinden doğar. Bu nedenle kişiye özeldir. 
  • Günlüklerin merkezinde kişinin kendisi vardır. 
  • Günlüklerde gün içinde yaşanan her şey yer almaz. Kişi, gün içinde yaşadıklarından yazmaya değer bulduklarını kaleme alır.
  • Başkasına okutma ya da yayımlama düşüncesi olmadan yazıldıkları için genelde estetik kaygılar içermez.
  • Ancak yayımlanması için yazılan edebî günlükler de vardır.
  • Günlükler her gün ara vermeden yazılabileceği gibi, belli aralıklarla da yazılabilir. 
  • Yaşananlar sıcağı sıcağına yazıldığı için çoğu zaman subjektif ve geçici yargılar içerir.
  • Günlüklerde yazan kişinin hayatına ve yaşadığı döneme dair pek çok ipucu yer alır. Bu durum yazarın samimiyetine, toplumla ilişkisine, gözlem gücüne ve dili kullanmadaki başarısına göre değişkenlik gösterir.
  • Özellikle ünlü kişilerin ve sanatçıların günlükleri tarihî belge değeri taşır.
Bakış Açısına Göre
  • Günlükler yazarın bakış açısına göre "içe dönük" ya da "dışa dönük" olarak ikiye ayrılabilir.
  • İçe dönük günlüklerde yazar; acılarını, dertlerini, kaygılarını, kısaca başkalarıyla paylaşamadığı iç dünyasını anlatır.
  • Dışa dönük günlüklerde ise yazarın daha çok toplumla olan ilişkisi, sosyal hayatta yaşadıkları ve bunların kendi üzerindeki etkileri öne çıkar.
Dünya Edebiyatında Günlük
Günlük türünün dünya edebiyatında yaygın bir tür haline gelmesi 19. yüzyıldadır. Türkçeye de çevrilen önemli günlükler şunlardır:
  • Franz Kafka — Günlükler
  • Andre Gide — Günlük
  • Charles Baudelaire — Apaçık Yüreğim
  • Albert Camus — Defterler
  • Stefan Zweig — Günlükler
Türk Edebiyatında Günlük
Rûznâme
  • Farsça bir sözcük olan rûznâme, rûz (gün) ve nâme (mektup) sözcüklerinden oluşmuş birleşik bir sözcüktür. 
  • Rûznâme, Osmanlı padişahlarının gündelik faaliyetlerini anlatan defterlerdir.
  • Bunlar, padişahların sır kâtipleri tarafından kaleme alınır.
  • Günlük türüyle benzerlik gösteren bu defterler, tarihî birer belgedir.
  • Ruznameler; dönemin siyasi olaylarını, padişahın günlük hayatını, saray ve çevresi ile İstanbul'un sosyal hayatını yansıtması bakımından önemlidir.
  • Günümüze ulaşan en kapsamlı ruzname, III. Selim'in Sır Katibi Ahmet Faiz Efendi tarafından kaleme alınmıştır.
  • Günü gününe alınan notlara da yer veren vakayiname, sefaretnâme ve seyahatnameler günlük türüyle benzerlikler gösterir.
İlk Örnekler
Modern günlüklerin ilk örnekleri Tanzimat’tan sonra görülür. Tanzimat sonrasının öne çıkan günlükleri şunlardır:
  • Direktör Ali Bey (öl.1899) — Seyahat Jurnali: Yazarın Hindistan'a yaptığı gezinin izlenimlerini içeren eser, ilk günlük örneği olarak kabul edilmektedir.
  • Nigâr Hanım (öl.1918) — Hayatımın Hikâyesi
  • Ömer Seyfettin (öl.1920) — Balkan Harbi Hatıraları (günlük şeklinde)
Cumhuriyet Dönemi
  • Günlük türünün bu dönemdeki en önemli iki ismi Nurullah Ataç ve Salah Birsel'dir. 
  • Özellikle Nurullah Ataç, Günce adıyla yayımladığı eseriyle günlük türünün yaygınlaşmasını sağlamıştır. 
  • Cumhuriyet döneminde günlük türünün öne çıkan yazar ve eserleri şöyledir:
  • Salah Birsel — Hacivat Günlüğü, Yaşlılık Günlüğü, Aynalar Günlüğü, Papağanname
  • Oktay Akbal — Anılarda Görmek, Geçmişin Kuşları
Günlük - Anı Ayrımı
  • Günlüğü anıdan ayıran en önemli ölçü zamandır. 
  • Günlükler gün içinde yaşananların sıcağı sıcağına yazıya dökülmesi ile oluşurken anılar üstünden uzun yıllar geçmiş olayların hafızada kaldığı şekilde aktarılmasıyla oluşur. 
  • İki tür arasındaki diğer önemli bir fark yazılma amaçlarıdır. 
  • Günlükler insanların kendi kendileriyle dertleşme ihtiyacından kaynaklanan bir türdür ve kişiye özeldir. Edebiyatçıların okunsun diye yazıp kitap olarak bastıkları günlükleri bir kenara koyarsak günlükler başkaları okunsun diye yazılmaz. Anıda ise böyle bir durum söz konusu değildir.
Örnek Metinler
I.
3 Aralık 1958
Bu defteri seviyorum. Benden sonra okunacağını düşünüyorum. Hoşuma gidiyor. Geçen zamanım görülecek sanıyorum... (Ahmet Hamdi Tanpınar, s.131)
8 Mayıs 1961
Gece yarısı öksürükle uyandım ve ilk defa gelecek seneye çıkamam korkusu aklıma geldi. Ciddiyetle geldi. Hiçbir şeyi bitiremeden ölmek istemiyorum. O kadar eser ve kullanmadığım o kadar kelime varken... (Ahmet Hamdi Tanpınar, s.278)
II.

3 Ocak Cuma (1969)
Radyoda Brassens'in şarkısı: "Mutlu aşk yoktur." Çok şey istemek değil mi bu? Hem aşk hem mutluluk... Aşk varsa her şey onun içindedir; mutsuzluk, mutluluk. Yoksa aşk, hiçbir şey "var" olamaz elbet. Mutluluk da!.. Branssens'in şarkısı etkiledi beni. Duygularla etkileniyor kişi. Ama sağduyu yetişiyor ardından. Hem aşk olacak hem de "mutlu" bir aşk olacak!.. Nerede bu bolluk, nerede, nerede?(Geçmişin Kuşları, Oktay Akbal)
İlgili Sayfalar 
Yararlanılan Kaynaklar
  • Kavram Kargaşası Çerçevesinde Edebi Tür Olarak "Hatıra", Banu Altınova
  • Anadolu Üniversitesi, Cumhuriyet Dönemi Türk Nesri
  • Mahremiyet Bölgesinde Kişilik İnşası: Günlüklerin Türsel Özellikleri ve Tarihi Gelişimi, Nesrin Aydın Satar
  • TDV İslam Ansiklopedisi Ruzname Maddesi, Fikret Sarıcaoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.