Edebiyatın Bilim Dallarıyla İlişkisi

Edebiyat, insanı derinlemesine ve her yönüyle anlatmayı amaçlar. Bu nedenle hem sosyal bilimlerden (tarih, psikoloji, coğrafya, felsefe, sosyoloji) hem dolaylı olsa da pozitif (deneysel) bilimlerden yararlanır. 
Bunun yanı sıra edebiyat, bilimsel çalışmalara da ilham kaynağı olabilmektedir.

Edebiyat - Tarih İlişkisi

Toplumların geçmişte yaşadıkları olayları sebep-sonuç ilişkisiyle inceleyen tarih, edebiyatın en çok etkileşim içinde olduğu bilim dalıdır. Tarih bilimi, özellikle tarihî belgenin olmadığı ya da yetersiz olduğu durumlarda edebiyattan yararlanır. Bu bağlamda edebiyat, tarihe kaynaklık eder.
Örneğin, bir edebî ürün olan Orhun Abideleri, aynı zamanda tarihî bir belgedir. Bunun yanı sıra Nedim'in şiirlerinin Lale Devri'ne, Tevfik Fikret'in Doksan Beşe Doğru, Han-ı Yağma gibi şiirlerinin İttihat ve Terakki iktidarındaki yıllara ışık tutması da bu duruma örnek olarak verilebilir.
Tarihî bir dönemi konu alan edebî eserler ise kurguyu sağlam bir zemine oturtabilmek için tarihten yararlanır. Tarihî roman ya da tarihî tiyatro bu etkileşimden doğmuştur. 
Tarık Buğra'nın Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarını konu alan Osmancık, Hüseyin Nihal Atsız'ın Göktürkleri konu aldığı Bozkurtlar adlı romanları ya da Turan Oflazoğlu'nun tarihî olay ve şahsiyetleri konu edindiği tiyatro eserleri (Kösem Sultan, Genç Osman, IV. Murat, Deli İbrahim...) bu duruma örnek olarak verilebilir.
Tarihçi, tarihî bir olaya bakarken objektif ve ön yargısız davranmak zorundadır. Sanatçı ise bu konuda daha özgürdür. Eserini yazarken konu aldığı döneme kendi bakış açısını yansıtabilir. 
Bunun yanı sıra edebî metinler -tarihî bir metne göre- okuyucu için daha ilgi çekici olabilmektedir. Özellikle romanlaştırılmış tarihin okuyuculara tarihi sevdirdiği de açıktır. Sonuç olarak bir edebî eserin tarih öğretmek gibi bir işlevi olmasa da tarih ilmini anlama ve sevdirme yolunda etkin bir rolü vardır.

Edebiyat - Psikoloji İlişkisi

Psikoloji, insan davranışlarını inceleyen bilim dalıdır. 
Edebiyat, sosyal bir varlık olan insanı anlatmaya çalışırken psikoloji ise onu anlamaya ve açıklamaya çalışır. 
Yazarlar psikolojiyi özellikle karakterlerini oluştururken kullanır. Bir yazar, psikoloji sayesinde insan ruhunun derinliklerine inerek gerçek hayattakine benzer karakterler yaratır.
"Psikolojik roman" da edebiyat ile psikoloji arasındaki ilişkinin ortaya çıkardığı bir türdür. Bu türü, diğer roman türlerinden ayıran özellik de karakterlerin ruhsal durumlarının ayrıntılı olarak tahlil edilmesidir. Zaten romana yön veren temel unsur, olay örgüsünden çok roman kahramanlarının psikolojileridir. 
Bilinç akışı ve iç monolog (konuşma) ise karakterin psikolojisinin yansıtılmasında yazarların en çok başvurduğu anlatım teknikleridir.
Mehmet Rauf'un Eylül adlı romanı edebiyatımızın ilk psikolojik romanı kabul edilmektedir. 
Halit Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu, Halide Edip'in Handan, Peyami Safa'nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur, Samiha Ayverdi'nin İnsan ve Şeytan, Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam adlı eserleri ise bu türün kayda değer örnekleridir.

Edebiyat - Coğrafya İlişkisi

Edebiyatla etkileşim içinde bulunan diğer bir bilim dalı da coğrafyadır. Özellikle mekânı merkez alan edebî eserlerde coğrafi betimlemeler yoğun şekilde görülür.
Birçok romanda mekân sadece mekân değildir. Mekân hem karakterin kaderini belirleyen hem de ahlaki, kültürel ve politik anlamlarla yüklü bir anlatı alanıdır. Edebiyat da bu alanı anlatı yoluyla görünür kılıp yeniden üretmekte ve yorumlamaktadır. Bu durumda mekân, maddi bir varlık olmanın ötesinde, manevi bir değer hâline gelir.
Örneğin Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur romanında İstanbul, mekân olmanın ötesinde bir anlama sahiptir. İstanbul’un caddeleri, sokakları, çarşıları, yalıları, kahveleri, mimari yapısı, tarihi eserleri, kültürü gibi her şey romanda kendine yer bulur.
Benzer durum Cengiz Aytmatov'un eserleri için de geçerlidir. Gün Olur Asra Bedel adlı romanı, Aytmatov’un coğrafyayı anlatının merkezine yerleştirdiği en çarpıcı eserlerden biridir. Eserde "Kırgız coğrafyası" hem kültürel hafızanın taşıyıcısı hem de ideolojik çatışmaların somutlaştığı bir alan olarak kurgulanır.
Bunların yanı sıra coğrafya, bir öğretici metin olan gezi yazılarında coğrafya bilgisinin geliştirilmesine dolaylı katkı sunar.

Edebiyat - Sosyoloji İlişkisi

Sosyoloji (toplum bilimi), toplumsal yaşamı bilimsel verilerle anlamaya ve açıklamaya çalışan bir sosyal bilimdir. 
Edebiyat ile sosyolojinin ortak noktası ise insandır. Yöntemleri farklı olsa da sanatçılar da tıpkı sosyologlar gibi toplumu ve toplumla bireyin karşılıklı ve karmaşık ilişkisini anlamaya çalışır.
İki disiplin arasındaki ilişki karşılıklıdır. Sanatçı, içinde yaşadığı toplumun davranış biçimlerini eserine aktarırken sosyoloji biliminden yararlanabilir. 
Edebî eserlerin toplum hayatındaki rolü de sosyologlar için bir araştırma alanıdır.

Edebiyat - Felsefe İlişkisi

Felsefe; her türlü varlık üzerine, düşünme, bilme, tanıma, öğrenme, anlama, anlamlandırma ve açıklama eylemi ve etkinliğidir. Daha kısa bir ifadeyle insanın gerçeği bulma arayışıdır.
Felsefe; merak etme, sorgulama, araştırma, anlama, problemleri çok boyutlu olarak görebilme esasına dayanır.
Yöntemleri farklı olsa da felsefe ve edebiyat birbirini besleyip zenginleştiren iki alandır. İlk filozofların eserlerini şiir olarak yazmaları, felsefenin başlangıçta edebiyatla iç içe olduğunu gösterir.
İkisinin de temel kaynağı, insan ve insanın etkileşim içinde olduğu her şeydir. Soyut kavramlarla ifade edilmesi zor olan pek çok felsefi sorun, edebî eserlerle daha anlaşılır ve somut hâle gelir.
Nitekim Kafka, Tolstoy, Camus, Sartre, Dostoyevski gibi birçok yazar; edebiyatın felsefeye yaklaştığı eserler vermiştir.
Edebî metinler ise dönemin düşünce akımlarını ve toplumsal sorunlarını yansıtarak felsefenin inceleme alanına veri sağlar.

İlgili Sayfalar

👉 Güzel Sanatlar ve Edebiyat

👉 Zanaat-Sanat Ayrımı

Yararlanılan Kaynaklar

Edebiyat Eseri Toplumun Aynasıdır: Edebiyat ve Sosyoloji İlişkisi Üzerine, Ejder Çelik
Edebiyat-Tarih İlişkisi ve Edebî Eserin Tarihselliği Üzerine Tartışmalar, Abdulmecit Canatak
Disiplinlerarasılık Bağlamında Edebiyat-Psikoloji İlişkisi ve Çocuk Edebiyatından Psikolojiye Bir Katkı: Peter Pan Sendromu, Müzeyyen Altunbay
Psikolojik Roman, Romana Yansıyan Yazar ve Türk Edebiyatındaki Bazı Örnekleri Üzerine Bir İnceleme, Yunus Ayata-Necati Tonga
Coğrafya Penceresinden Dil ve Edebiyat, Barış Taş
Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel Romanının Coğrafi İncelenmesi, Hilal Bulut
Felsefe Nedir, Bilgi Nedir?, Hüseyin Gazi Topdemir

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretebilmemiz için hem "Takip Et" butonuna tıklayarak hem de yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.