5 Mart 2017 Pazar

Mesnevi

  • Divan şiirinde her beyti kendi arasında (aa / bb / cc / ...) kafiyeli olan nazım şekli.
  • Mesnevi nazım şekli, kafiye bulmada sağladığı kolaylık nedeniyle, genellikle hikâye niteliği taşıyan uzun eserlerin yazılmasında kullanılmıştır.
  • Mesnevi ile genellikle klasik aşk hikayeleri, cenk destanları ya da dini-tasavvufî eserler yazılır.
  • Mesnevilerde bir beyit sınırlaması yoktur. Mevlana'nın içinde yüzlerce hikaye anlattığı nazım şekli gibi adı da Mesnevi olan eseri, yaklaşık 26000 beyit iken Şeyhi'nin bir hiciv örneği olan Harname adlı eseri sadece 126 beyittir.
  • Mesneviler, aruzun kısa kalıplarıyla yazılır.
  • Türk edebiyatının mesnevi ile yazılan ilk eseri Kutadgu Bilig'tir.
  • Baki ve Nedim mesnevi nazım şekli ile eser vermemiştir.
  • Mesneviler genellikle şu bölümlerden oluşur: dibace (ön söz), tevhid (Allah'ın birliği), münacaat (Allah'a yakarma ve af dileme), naat (Hz.Peygamberin anlatıldığı), miraciye (Miraç hadisesi), medhiye, sebeb-i telif (eserin yazılma nedeni), asıl konu ve hâtime (sonuç)
Hamse
  • Bir şairin beş mesnevisinden oluşan yapıtına hamse denir. 
  • Türk edebiyatında, Fars edebiyatının etkisiyle 14. yüzyıldan itibaren hamse yazılmaya başlanmıştır. 
  • Türk edebiyatındaki mesneviler genellikle nazîre, tercüme ya da bu eserlerden alınan konuların zenginleştirilmesi yoluyla yazılmıştır. 
  • Farsça ve Türkçe hamselerde en çok tekrar edilen konu “Leylâ ve Mecnûn” kıssasıdır.
  • Türk edebiyatında hamse yazan ilk şair Ali Şîr Nevâî’dir (öl.1501).
  • Anadolu’da yazılan ilk hamse ise Hamdullah Hamdi’ye (öl.1503) aittir. 
  • Öte yandan hamse sahibi şairlerimizden Taşlıcalı Yahyâ tamamen yerli hayatını konu alan orijinal mesnevileri ile dikkat çeker.
Şeyhî'nin Harname adlı eserinden:

Bir eşek var idi zâif ü nizâr
Yük elinde katı şikeste vü zâr

Gâh odunda vü gâh suda idi
Dün ü gün kahr ile kısuda idi

Ol kadar çeker idi yükler ağır
Ki teninde tü komamışdı yağır

Nice tü kalmamışdı et ü deri
Yükler altında kana batdı deri

Eydür idi gören bu sûretlu
Tan degül mi yürür sünük çatlu

Dudağı sarkmış u düşmiş enek
Yorılur arkasına konsa sinek
 
...
Günümüz Türkçesi
  1. Zayıf-nahif (cılız, geberik) bir eşek vardı, yük çekmekten anası ağlardı.
  2. Bazen odun çekmeye, bazen su taşımaya giderdi. Gece ve gündüz, (sahibinin zorla iş gördürmesinden) üzüntüde ve sıkıntı da idi.
  3. O kadar ağır yükler taşırdı ki yaralar teninde tüy bırakmamıştı.
  4. Tüy de ne ki? Et ve derisi dahi kalmamıştı. Teri, yükler altında kana belenmişti.
  5. Onu bu şekilde gören: “Şaşılacak şey; birbirine çatılmış kemikler (iskelet) yürüyor” derdi.
  6. Dudağı sarkmış, çenesi düşmüştü, arkasına sinek konsa yorulurdu.
... eserin devamı için tıklayınız
Edebiyatımızın ünlü mesnevileri:
  • Kutadgu Bilig (Yusuf Has Hâcib) 11.yy
  • Mesnevi (Mevlana - Farsça) 13.yy
  • Risaletü'n Nushiye (Yunus Emre) 13.yy
  • Mantıku't Tayr (Gülşehri - tercüme) 14.yy
  • Garipnâme (Âşık Paşa) 14.yy
  • İskendernâme (Ahmedî) 14.yy
  • Vesiletü'n Necât (Süleyman Çelebi) 15.yy
  • Leyla ile Mecnun (Ali Şir Nevai) 15.yy
  • Leyla ile Mecnun (Fuzuli) 16.yy
  • Beng-ü Bâde (Fuzuli) 16.yy
  • Hayriye (Nabi) 18.yy
  • Hayrabat (Nabi) 18.yy
  • Hüsn-ü Âşk (Şeyh Galip) 18.yy
  • Mihnet-Keşan (Keçecizade İzzet Molla) 19.yy
Yararlanılan Kaynaklar için Kaynakça sayfasına bakınız.

İlgili Sayfalar 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.