25 Kasım 2017 Cumartesi

Divan Şiiri Nazım Türleri

  • Manzumelerin konu bakımından adlandırılmasına "nazım türü" denir.
  • Divan şiirinde bir konunun mutlaka belli bir nazım şekli ile anlatılması şartı yoktur. Ancak kimi konuların kimi nazım şekilleriyle çokça anlatıldığı görülür. Mersiyelerin terkibibent biçimiyle anlatılması gibi. 
  • Bunun yanı sıra surname ya da kırk hadis gibi bazı türlerin aynı ad ile mensur olarak da yazıldığı görülür.
  • Divan şiirindeki belli başlı nazım türleri şunlardır: 
  1. Tevhit
  2. Münâcât
  3. Naat
  4. Methiye
  5. Fahriye
  6. Hicviye
  7. Mersiye
  8. Mevlit
  9. Şehrengiz
  10. Hilye
  11. Lûgaz
  12. Muamma
  13. Surname
  14. Kırk Hadis
  15. Cülûsiye
  16. Rahşiye
  17. Iydiye
  18. Kıyafetname 
  • Tevhit: Sözlük anlamı "birleme, bir sayma, Allah'ın birliğine inanma" olan tevhid sözcüğü divan edebiyatında "Allah'ın varlığına ve birliğine dair yazılan manzume" anlamında kullanılmıştır. Tevhit genellikle kaside nazım şekli ile yazılır. 
  • Münâcât: Allah'a yakarış amacıyla yazılan manzume. Nesir olarak yazılanlara tazarruname denir. Genellikle kaside ile yazılsa da mesnevi, kıta, rubâî, terkibibend ve terciibend gibi nazım şekilleriyle yazılmış örnekler de vardır. Esas itibariyle münâcâtlar günahkârlık ve pişmanlık duygularının dile getirildiği şiirlerdir.
Kârım isyan heman Allah'ım
İşim olmakda yaman Allah'ım
Kaldı hayran dil ü can Allah'ım
Cürmüm olur mu nihan Allah'ım
Sana her halim ayan Allah'ım
Meded Allah'ım aman Allah'ım
  • Naat: Hz. Peygamber'i övmek ve ondan şefaat dilemek amacıyla yazılan manzume. Daha çok kaside nazım şekliyle yazılır. Divanların başında tevhit ve münâcâtlardan sonra yer alır.
  • Methiye: Divan şiirinde bir kimseyi övmek için yazılan manzume. Daha çok kaside nazım şekli ile yazılır. Methiye aynı zamanda kasidenin bölümlerinden birinin de  adıdır.  
  • Fahriye: Kelime anlamıyla övünme, büyüklenme, şöhret, erdem gibi anlamlara gelen fahriye, divan şairinin kendisini dolayısıyla sanatını övdüğü şiirdir. Kaside nazım şekli ile müstakil olarak yazılan fahriyeler olsa da divan şiirinde fahriye daha çok kasidenin bir bölümü olarak karşımıza çıkar.
  • Hicviye: Hiciv; şiir yoluyla alay etme, gülünç hale koyma, yerme anlamına gelir. Hiciv yoluyla yazılan manzumelere de hicviye denir. Divan şiirinde kaside, gazel, murabba, muhammes ya da kıta gibi birçok nazım şekli ile yazılsa da çoğunluğu kıta şeklindedir. 
  • Mersiye: Divan şiirinde ölen birinin ardından duyulan üzüntüyü dile getirmek ve o kişinin iyi taraflarını anlatmak üzere yazılan lirik şiirlerdir. Mersiye, İslamiyet öncesinde sagu, halk edebiyatında ise ağıt olarak bilinir. Divan şiirinde mersiyeler genellikle terkibibent nazım şekli ile yazılır. Örnekleri diğerleri kadar yaygın olmasa da yitirilen topraklar için “şehir mersiyeleri”, sevilen bir hayvanın ölümüyle “hayvan mersiyeleri”, vatanın olumsuz durumunu tasvir etmek için de “vatan mersiyeleri” de kaleme alınmıştır.
  • Mevlit: Hz. Peygamber'in doğumu, hayatı, gazaları, ahlakı, mucizelerini ve vefatını konu alan manzumelere denir. Mevlit sözcüğü aynı zamanda bu eserlerin okunduğu törenleri de ifade eder. Mevlit, mesnevi nazım şekli ile yazılır. Türk şiirindeki en ünlü mevlit şüphesiz Süleyman Çelebi'nin 15.yüzyılın başında yazdığı Vesiletü'n Necat adlı eseridir. Konusu nedeniyle didaktik - lirik özellikler gösteren mevlitler halka yönelik eserler olması nedeniyle sade bir dille kaleme alınmıştır.
  • Şehrengiz: Bir şehrin güzellikleri ve güzelleri hakkında yazılan manzum eserlerdir. Mesnevi nazım şekli ile yazılan bu tür eserlerin başında tevhit, münâcât, naat gibi bölümler bulunur. Sanat kaygısından uzak yazılan bu eserler, ele aldıkları şehrin sosyal hayatına ayna tutar. Haklarında şehrengiz yazılan şehirler İstanbul, Edirne, Bursa gibi eski medeniyet merkezleridir. (Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.)
  • Hilye: Hz. Peygamber'in fizikî özelliklerini anlatan manzum-mensur eser. Önceleri yalnızca Hz. Peygamber hakkında yazılan hilyeler, zamanla konu bakımından genişleyerek diğer peygamber ve dört halife hakkında da yazılmıştır. Hilyelerin kaynağını hadis ve tarih kitapları oluşturur.
  • Lûgâz: Manzum bilmece. Lûgâzda bulunması istenen nesneye ait ipuçları metin içinde belli kalıplara göre söylenir. Söyleyenin zekâsı ve dili kullanmadaki yeteneğini ortaya koyan lûgâzlar eğlenceye dayalıdır. Genellikle aruzun "fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün" kalıbı ile yazılır. Lûgâzlar, "Bir acayip nesne gördüm?, Ol nedir kim?" gibi sorularla başlar. Sayıları az olmakla beraber mensur yazılan lûgâzlar da vardır.
  • Muamma: Edebiyatta cevabı bir kişi adı olacak şekilde düzenlenmiş manzum bilmecedir. Muamma, lûgâzın bir çeşididir. Aşağıda cevabı Nâbî olan bir muamma örneği verilmiştir:
Bende yok sabr-ı sükûn, sende vefadan zerre
İki yoktan ne çıkar fikredelim bir kere 
(Nâ ve bî ,Farsçada yokluk ve olumsuzluk bildiren öneklerdir ki Türkçede de bazı sözcüklerde kullanılır: bîçare, nâmahrem gibi)
  • Surnâme: Osmanlı saray düğünleri ve şenlikleri hakkında manzum veya mensur biçimde yazılan eser. Surnameler şehzadelerin sünnet düğünleri ile hanım sultanların doğum ya da evlilik törenlerini konu alır. Surnameler, yazıldıkları dönemin sosyal hayatına dair önemli ipuçları verir. 
  • Kırk Hadis (Hadis-i Erbain): Hz. Peygamber'in söz ve hareketlerine hadis denir. Erbain ise Arapça kırk demektir. Hadis-i Erbain ise seçilen kırk hadis ile ilgili açıklayıcı bilgilerinden oluşan manzum veya mensur eserlere verilen isimdir. Kırk Hadis, din adamları tarafından mensur olarak yazılırken edebiyatçılar tarafından manzum olarak yazılmıştır.
Bir müselmânın aybını görsen
Anı setredip etmesen izhar
İki âlemde ayb-ü noksânın
Setreder ol müheymin-ü Settâr
 
  • Cülûsiye: Şehzadelerin tahta çıkmaları üzerine yazılan şiir. Cülûsiyelerde yeni hükümdarın tahta çıkması nedeniyle ülkenin mutluluk, huzur ve refaha kavuştuğu, halkın sevinç duyduğu vurgulanır ve Allah'a şükredilirdi. Gazetenin yaygınlaşmaya başladığı 19.yüzyılda nesir olarak da yazılmaya başlanan cülusiye, öncesinde daha çok kaside nazım şekliyle yazılmıştır.
  • Rahşiye: Atlar için yazılan kaside ve mersiyelere verilen isimdir. Kasidelerin nesip bölümünde kimi zaman atlardan bahsedilir. Söz konusu edilen atlar olağanüstü özelliklere sahip olarak gösterilir. (Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.)
  • Iydiye: "Iyd" bayram demektir. Bayramın gelişi nedeniyle bir devlet büyüğünü över nitelikte yazılan kasidelerdir. Kasidelerin nesip/teşbib bölümünde, bayramın konu edildiği bu tür kasidelere ıydiye ya da bayramiye denilmiştir. (Ayrıntılı bilgi için tıklayınız)
  • Kıyafetnâme: İnsanların saç, göz, kulak, el gibi organları ile dış görünüşlerine bakılarak onların karakterlerini ortaya koyan bilim dalına kıyâfet ilmi, bu bilimin verilerini ele alan manzum eserlere de kıyâfetnâme denmiştir. Beden yapısı ile insan kişiliği arasındaki ilişkiler çok eski çağlardan itibaren ilgi çekmiş ve 18.yüzyıla kadar bu konuda çeşitli araştırmalar yapılmıştır.
Yararlanılan Kaynaklar 
  • Divan Şiirinde Fahriye, Tûbâ Işınsu İsen
  • Türk Edebiyatı'nda Hilye ve Cevri'nin "Hilye-i Çar Yar-ı Güzin"i, Abdulkadir Erkal
  • Şeyhi ve Hadis-i Erbain Tercümesi, Prof. Dr. Sadık Cihan
  • Kıyâfet-Nâme-i Cedîde Hakkında, Dr. Mehmet Kırbıyık
  • Lugaz ve Nedîm’den Bir Örnek, Sibel Üst
  • Türk Edebiyatında Mersiyeler, M. Zeliha Stebler Çavuş
  • Mevlit ve Türk Edebiyatında Mevlit Türü, Semra Alyılmaz
  • Sûrnâmelerde 1582 Şenliği, Gülsüm Ezgi Korkmaz
  • Şehrengizler ve Bursa Şehrengizlerinde Güzeller, Emine Tuğcu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.