Dört yıl kaldığı Paris’te tıp eğitiminin yanında edebiyatla da ilgilenir. 1894 yılında İstanbul'a döndüğünde Fransız şiirine benzeyen şiirleri ile dikkat çeker.
Bütün şiirlerini aruzla yazmış, heceyi küçümsemiştir.
Servetifünun edebiyatının roman ve öykü alanındaki en önemli ismidir.
Türk edebiyatında Batılı roman tekniğine uygun ilk romanları yazan Halit Ziya, modern Türk romanının kurucusu kabul edilir.
Realizmin bütün ilkelerini başarılı bir şekilde uygulamıştır.
Anlatımı tekdüzelikten kurtarmak için devrik ve eksiltili cümleler kullanmıştır.
Sanatlı ve ağır bir dil kullanan sanatçı Arapça-Farsça sözcük ve tamlamalara sıkça yer vermiştir.
Öykülerinde dili romanlarına göre daha sadedir.
Türk romanında olayı ön plana çıkaran anlayış Halit Ziya ile değişerek kahramanların iç dünyasını sanatlı bir tarzla anlatmaya dayanan yeni bir anlayış benimsenmiştir.
Eserlerinde toplumsal mesaj verme endişesi yoktur.
Sürekli yakınma, karamsarlık, hayal kırıklığı, mutluluğu arayıp bulamama ve aşk romanlarının başlıca konularıdır.
Romanlarında ruh çözümlemelerine önem veren sanatçı, karakter yaratmada oldukça başarılıdır.
Romanlarında sadece İstanbul'u ele alan yazar; aydın, öğrenim görmüş, sanat ve edebiyattan anlayan kişileri ve çevrelerini ele alır.
Öykülerinde ise Anadolu ve köy yaşamına yer vererek halkın yaşayış ve adetlerini işlemiştir.
Türk edebiyatında mensur şiirin ilk yetkin örneklerini veren sanatçıdır.
Yazar ayrıca anılarını da Kırk Yıl, Saray ve Ötesi ile Bir Acı Hikâye adlı kitaplarda toplamıştır.
Roman:Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, Sefile, Nemide, Bir Ölünün Defteri, Ferdî ve Şürekası, Nesl-i Ahir.
Eserlerinde genel olarak sosyal çevreye ve olaya değer vermeksizin bireyin iç dünyasını esas aldı.Milli Mücadele döneminde millî kuvvetlere yardım etmek amacıyla İzmir'den İstanbul'a geçen genç bir subayın mücadelesini anlattığı Halâs'ı bu anlamda diğer romanlarından ayırmak gerekir.
Kendisine asıl ünü sağlayan romanı Eylül, edebiyatımızın ilk psikolojik romanı olarak kabul edilmektedir.
Servetifünun hareketinin genel karakterine uygun olarak romantik duyguları, hayalleri ve aşkı işler.
Dili, Servetifünun sanatçılarına göre daha sadedir.
Eserlerinde sıkça gramer ve söz dizimi hataları görülür.
Halit Ziya'yı örnek alsa da onun kadar sağlam bir üsluba sahip değildir.
Romanları: Ferdâ-yı Garâm, Eylül, Genç Kız Kalbi, Karanfil ve Yasemin, Böğürtlen, Son Yıldız, Define, Kan Damlası, Halâs
Hikâye ve roman yazarı, edebiyat eleştirmeni, gazeteci, çevirmen, milletvekili.
1901’de Tevfik Fikret’in dergiden ayrılması üzerine kısa bir süre derginin yazı işlerini yürüttü. Aynı yıl Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk”adlı yazısı nedeniyle dergi kapatıldı.
Topluluğun diğer sanatçıları gibi "Sanat sanat içindir" anlayışına sahiptir.
Servetifünun döneminde yazdığı şiirlerde "sanat sanat içindir" anlayışına sahiptir. Ancak bu dönemin önemli şairleri arasında gösterilmez.
O daha çok bir nesir(düz yazı)ustasıdır.
Asıl tanınması II. Meşrutiyet sonrası yazdığıtarih, eleştiri, mektupveanıtüründeki eserlerle olmuştur.
1908'den sonra yazdığı şiirlerdevatan-millet sevgisiöne çıkar. Sosyal konulara da yer verdiği bu dönemde Servetifünun edebiyatından büyük ölçüde ayrılır.
Bu dönem eserlerinde vatan şairi Namık Kemal’in edebiyattaki takipçisi gibidir.
Nükteleri ile de meşhurdur.
Şiir Kitapları:Gizli Figanlar, Firâk-ı Irâk, Malta Geceleri
Şiirlerinde öne çıkan tema aşktır. Siyasi nedenlerle uzun süre yurt dışında yaşamak zorunda kalan şairin yaşadığı sıkıntı ve üzüntüler şiirlerinde kendini belli eder.
Tabiat onun şiirlerinde fondan ibarettir.
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte dilini sadeleştiren şair, hece ölçüsüyle de şiirler yazmıştır.
Şiir:Leyal-i Girizan, Bağ Bozumu, Kıvılcımlı Kül, Kargalar, İki Kaside, Bir Mektubun Cevabı ve Hüseyin Avni Ulaş'a
Servetifünundöneminden başlayarak Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar eser vermiş olsa da daha çokServetifünun sanatçısıolarak bilinmektedir.
İkinci Meşrutiyet sonrası yazdığı kahramanlık şiirleriyle meşhurdur.
Servetifünûn döneminde bireysel temaların yanında sosyal konulara da yer veren sanatçı, özellikle 1908'den sonra bu tür konulara daha çok yer vermiştir.
Dil ve edebiyata dair düşüncelerini ele aldığı birçok eser verdi.
"Yeni Lisan" makalesiyle başlayan dilde sadeleşme hareketine karşı çıkarak Osmanlıcayı savunmuştur.
Şiirlerini Zilal-i İlham adlı eserinde toplamıştır.
Servetifünun topluluğuna 1899'daTevfik Fikret'in teşvikiyle dahil oldu.
Batılı eleştiri anlayışını benimseyen sanatçı Servetifünûn edebiyatının tenkit (eleştiri) alanındaki en önemli ismidir.
Derinlemesine bir görüşle yalnız kusurları değil başarılı tarafları da bularak yapıcı bir eleştiri tarzı oluşturmuştur.
Yazılarında edebîeserlerin bilimsel metotlarla incelenmesi gerektiğini belirtti. Bunu başarmak için sosyoloji ve psikolojiden yararlanılmasını da zorunlu gördü.
Servet-i Fünun dergisinde yayımlanan yazılarının bir kısmınıHayat ve Kitaplarbaşlığı altında kitaplaştırmıştır.
Pozitivizmin Türkiye'de tanınmasını sağlayan önemli isimlerden biridir.
Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretebilmemiz için hem "Takip Et" butonuna tıklayarak hem de yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretebilmemiz için hem "Takip Et" butonuna tıklayarak hem de yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.