25 Haziran 2019 Salı

Aruz Ölçüsü

  • Divan şiirinde ahengi sağlayan vezne (ölçüye) aruz denir.
  • Aruz, hecelerin uzunluk ve kısalığına dayanan bir ölçüdür.
  • Sözlük anlamı çadırın ortasına dikilen direktir.
  • Arap edebiyatına ait bir ölçüdür. Aruz ölçüsü edebiyatımıza doğrudan Arap edebiyatından değil, İran edebiyatından geçmiştir. 
  • Türkçe, yapı ve köken bakımından Arapçadan farklı bir dil olması nedeniyle aruz vezninin Türk şiirine uygulanması kolay olmamıştır.
  • Türk edebiyatında aruz ölçüsünün kullanıldığı ilk eser, 11.yüzyılda Yusuf Has Hacip tarafından yazılan Kutadgu Bilig'dir.
  • Dinî-tasavvufi halk edebiyatında Yunus Emre, Kaygusuz Abdal, Eşrefoğlu Rumi gibi isimler hece ölçüsünün yanında aruz ölçüsünü de kullanmıştır.
  • Âşık edebiyatında ise özellikle,17.yüzyıldan sonra, divan şiirinden etkilenen Aşık Ömer, GevheriErzurumlu Emrah gibi bazı saz şairleri hecenin yanında aruz ölçüsünü de kullandılar.
  • Tanzimat şiirinde hece ölçüsü ile birkaç örnek verilse de aruz vezninden vazgeçilmemiştir.
  • Servetifünun şairleri, aynı şiirde değişik aruz kalıpları kullanarak serbest vezne zemin hazırlamışlardır.
  • Aruz veznini Türkçeye en iyi uygulayan şairler; Tevfik FikretYahya Kemal Beyatlı  ve Mehmet Akif Ersoy'dur.
Aruz ölçüsüne göre üç çeşit hece vardır:
1. Açık (Kısa) Hece: Ünlü ile biten hecelere kısa/açık hece denir. Kısa heceler  (.) işareti ile gösterilir:
a-ra-ba, o-ku-lu-mu
˙   ˙   ˙     
˙   ˙   ˙   ˙
2. Kapalı (Uzun) Hece: Ünsüz ya da uzun ünlü (â, î) ile biten heceler ise uzun/kapalı hecedir. Uzun heceler (-) işareti ile gösterilir:
â-şık, as-ke-rî
 ˉ   ˉ    
ˉ    ˙   ˉ
3. Birleşik (Bir Buçuk) Hece: Arapça ya da Farsça kökenli "âb"  (uzun ünlü+ ünsüz); "mâh" (ünsüz+uzun ünlü+ünsüz); "aşk"  (ünlü+ünsüz+ ünsüz) ve  "derd"  (ünsüz+ünlü+ünsüz+ünsüz) gibi hece ve sözcüklerde görülür. 
Aslında tek heceden oluşan bu tür hece/sözcükler, bir buçuk hece kabul edilir. Birleşik hece (- .) şeklinde gösterilir. Ancak içinde uzun ünlü bulunan ama sonu "n" ile biten heceler birleşik değil, uzun hece sayılır.
Aruz Kusurları
Ulama (vasl): Ölçü gereği dizedeki ilgili sözcüğün sonunda bulunan ünsüz harfin kendinden sonra gelen ve ünlüyle başlayan sözcüğe bitişik okunmasıdır. Şiirde akıcılığı, dolayısıyla ahengi artıran bir unsur olması nedeniyle hafif kusurdur.
Ar tık de mir al mak gü nü...
 ˉ   ˉ    ˙     ˉ ◡ˉ    ˉ      ˙    ˙    
demir almak → de-mi-ral-mak
                          ˙    ˙    ˉ     ˉ
İmâle: Aslında açık olan bir heceyi uzatarak okumak anlamına gelir. Açık hece, imâle ile uzatılarak okununca kapalı heceye dönüşür. Türkçede uzun ünlü olmadığından divan şiirinin özellikle ilk dönemlerinde imâleye sıkça başvurulmuştur. 
Zihâf: Uzun okunması gereken bir ünlüyü ölçü nedeniyle kısa okumaktır. İmâlenin tersidir. Türkçede uzun ünlü olmadığından sadece Arapça ve Farsça kelimelerde zihâf yapılır. Divan şiirinde imâle kadar sık rastlanmayan zihâf, sözcüğün asıl ve alışılmış ahengini bozduğu ve kulağa hoş gelmediği için büyük aruz kusuru sayılmıştır.
Med: Birleşik (bir buçuk) heceler için geçerlidir. Şairler, iki kapalı hece arasında bir açık heceye ihtiyaç duydukları zaman medden yararlanmışlardır. Aslında tek hece olan şâh, mâh, derd, aşk gibi sözcük/hecelerin uzatılarak okumasına med denir. Aruz kalıbı bulunurken bu tür heceler bir uzun bir kısa (- .) olarak gösterilir.
Kuralları ve Uygulanışı 
  • Aruz ölçüsüne göre ilk dizede açık - kapalı heceler nasıl sıralandıysa diğer dizeler de o şekilde sıralanmalıdır.
  • Bir şiirin vezni en az iki dizeden hareket ederek bulunabilir. Tek dizeye bakarak vezin bulunmaz.
  • Hecelerin açık kapalı değerleri karşılıklı kontrol edilir. Gerekiyorsa önce ulama, yoksa imale yapılır. Zihaf çok az bulunduğu için en son o ihtimal düşünülür.
  • Dize sonlarına gelen heceler açık da olsa kapalı kabul edilir.
  • Dizelerdeki hece sayılarının eşit olması aruz ölçüsü için bir şart değildir. Yani kimi dizeler diğerlerinden bir hece eksik ya da fazla olabilir. Önemli olan hecelerin açık-kapalı olarak nasıl sıralandığıdır.
Örneğin, aşağıda verilen "Âyînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz" dizesindeki heceleri  açık-kapalı diye işaretlediğiniz zaman hecelerin "iki kapalı, iki açık, iki kapalı, iki açık ve iki kapalı hece" olarak sıralandığını görürsünüz. 
 yî ne si iş tir ki şi nin lâ fa ba kıl maz
ˉ   ˉ   ˙   ˙   ˉ  ˉ   ˙   ˙   ˉ   ˉ   ˙    ˙   ˉ     ˉ

Şiirin tamamında hecelerin bu şekilde sıralanmış olması şiirin aruz ölçüsü ile yazıldığını gösterir. 
  • Açık ve kapalı hecelerin dizelerdeki sıralama düzenleri aruz kalıplarını oluşturur.
  • Yukarıda örnek olarak verilen dizenin yazıldığı aruz kalıbı şöyledir:
mef û lü / me fâ î lü / me fâ î lü / fe û lün
  ˉ    ˉ  ˙      ˙    ˉ  ˉ ˙      ˙    ˉ  ˉ  ˙    ˙  ˉ   ˉ
  • Aruz kalıplarını oluşturan bu sözcüklerin herhangi bir anlamı yoktur. Dikkat edilirse (açık-kapalı düzeni) kalıbın tek fonksiyonu dizedeki sıralamayı gösteriyor olmasıdır. 
  • Aruzda 80'den fazla kalıp olmasına karşın Türk edebiyatında sadece 29 kalıp öne çıkmıştır. 
  • Aruz ölçüsüyle yazılmış bir dizeyi ölçünün kalıplarına göre ayırma ve ölçüye uygun olarak okuma işine takti denir.
Konunun daha iyi anlaşılması için farklı aruz kalıplarıyla yazılmış şiirlerden birkaç örnek daha verelim. Aşağıdaki örnekleri incelerken tek uzun ünlüden oluşan ya da uzun ünlü ile biten hecelerin uzun (kapalı) hece sayıldıklarını ve son hecenin açık da olsa kapalı sayıldığını unutmayalım. 
Örn.1
  • Gülü târîfe ne hâcet ne çiçektir biliriz 
Gü  lü  tâ  rî    fe  ne  hâ  cet   ne  çi  çek  tir    bi  li  riz
fe     i   lâ tün / fe   i    lâ   tün / fe    i   lâ   tün / fe   i  lün  
˙       ˙   ˉ    ˉ  /   ˙    ˙    ˉ      ˉ  /   ˙    ˙    ˉ     ˉ   /   ˙   ˙    ˉ
Örn. 2 
  • Cümlemizin vâlidemizdir vatan
  • Herkesi lutfuyla odur besleyen
Cüm  le  mi  zin    vâ    li  de  miz  dir  va  tan
müf    te   i   lün / müf   te   i   lün / fâ    i    lün
  ˉ       ˙     ˙    ˉ   /   ˉ       ˙    ˙    ˉ   /  
ˉ    ˙     ˉ    
Her   ke   si   lut    fuy   la   o   dur   bes   le   yen
müf   te     i   lün / müf  te    i   lün /   fâ     i     lün   
                                                    ˉ       ˙     ˙    ˉ   /   ˉ       ˙    ˙    ˉ   /     ˉ      ˙      ˉ 
Örn. 3 
  • O dehâ öyle toplamış ki bizi 
  • Yedi yüzyıl süren hikâyemizi
O  de  hâ  öy     le   top  la  mış  ki  bi  zi
fa   i    lâ   tün / me   fâ   i    lün / fa  i   lün 
˙     ˙     ˉ     ˉ   /   ˙     ˉ    ˙      ˉ    ˙   ˙    ˉ
Ye  di  yüz  yıl     sü  ren  hi  kâ   ye  mi  zi
fa    i    lâ    tün / me   fâ    i   lün /  fa   i   lün
˙     ˙     ˉ      ˉ   /   ˙      ˉ     ˙      ˉ    ˙   ˙     ˉ
Örn.4  
  • Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
  • Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Çat ma, kur ban   o  la yım, çeh   re  ni ey naz    lı   hi lâl!
  ˉ     ˙      ˉ     ˉ      ˙   ˙    ˉ       ˉ       ˙   ˙   ˉ     ˉ       ˙    ˙   ˉ
Fâ    i     lâ   tün / Fe i   lâ     tün / Fe  i   lâ  tün / Fe   i  lün
Kah ra man ır kı ma bir gül! Ne bu şid det, bu ce lâl?
  ˉ     ˙     ˉ    ˉ   ˙    ˙    ˉ    ˉ      ˙    ˙   ˉ     ˉ      ˙    ˙    ˉ
Türk Şiirinde Kullanılan Bazı Aruz Kalıpları
  • Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün
  • Mefâilün / Feilâtün / Mefâilün / Fa’lün (Feilün)
  • Mef’ûlü / Mefâilün / Feûlün
  • Feilâtün (Fâilâtün) / Feilâtün / Feilâtün / Feilün  (Fa’lün)
  • Mefâilün / Feilâtün / Mefâilün / Feilün
  • Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün
  • Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün
  • Mef’ûlü / Fâilâtü / Mefâîlü / Fâilün
  • Fe û lün / Fe û lün / Fe û lün / Feûl
  • Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün
  • Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.