Şiir Bilgisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir Bilgisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şiir Bilgisi Karma Test 9

Bizimkiler ışığa gem vurur da binerler
Yerden göğe çıkmazlar, gökten yere inerler
1. Bu beyitte altı çizili sözle yapılan edebî sanat aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kinaye
B) Teşbih
C) Telmih
D) İstiare
E) Tevriye

Şiir Bilgisi Karma Test 8

Yenik düşüyor her şey zamana
Biz büyüdük ve kirlendi dünya
1. Dizelerdeki altı çizili söz aşağıdaki edebî sanatlardan hangisine örnek olabilir?
A) Tevriye
B) Kinaye
C) Mecazımürsel
D) Teşbih
E) Teşhis

Şiir Bilgisi Karma Test 7

Salınarak yürü ceylan kuzusu
Kaçma maral kaçma ben avcı değilim
Seni sevmek imiş başım yazısı
Kaçma maral kaçma ben avcı değilim
1. Bu dizelerde "ceylan kuzusu ve maral" sözcükleriyle yapılan söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Teşbih (Benzetme)
B) İstiare (Eğretileme)
C) Tecahülüarif (Bilmezlikten gelme)
D) Tariz (Dokundurma)
E) Hüsnütalil (Güzel nedene bağlama)

Şiir Bilgisi Karma Test 6

"Bu zor günlerde Ahmet Bey'in kapısı hep açıktı."
1. Bu cümlede "kapısı açık" ifadesiyle yapılan söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tecahülüarif
B) Mübalağa
C) Kinaye
D) Mecazımürsel
E) Telmih

Edebi Sanatlar Konu Kavrama Testi 1

1. Aşağıdakilerin hangisinde benzetme (teşbih) yoktur?
A) Bir de bakmışım ki ölmüşüm
Dünya sönmüş başucumda
B) Gerdanında beni var
Sandım seher yıldızı
C) O yar geçmiş karşıma
Dal gibi sallanıyor
D) Benim de sevdiceğim
Kavrulmuş badem içi
E) Sevda ateşten bir gömlek
Giy giyebilir isen

Şiir Bilgisi Karma Test 5

1. Aşağıdaki dizelerin hangisinde ayraç içinde verilen söz sanatı yoktur?
A) Âdemde tahammül mü kor ey gözleri ahu (teşbih)
B) Felekler yandı ahımdan muradım şem’i yanmaz mı (mübalağa)
C) Ey Fuzuli eyledi her derde derman ol tabib (tecrit)
D) Katre katre deme kandır ki çıkar çeşmimden (tezat)
E) Ya Râb belâ-yı aşk ile kıl aşina beni (nida)

Şiirde Gelenek

  • Gelenek; kuşaktan kuşağa iletilen, kültürel kalıntı, alışkanlık, bilgi ve davranışlardır.
  • Gelenek kısaca kültürel birikimin hareketli döngüsüdür.
  • Şairlerin birçoğu gelenekten etkilenirken bazıları geleneği reddetmiştir.
  • Türk şiiri zengin ve köklü bir geleneğe sahiptir. 
  • Divan edebiyatı, halk edebiyatı ve modern şiir olmak üzere Türk edebiyatında üç gelenekten söz etmek mümkündür.

Şiir Bilgisi Karma Test 4

Yaşamak adına doğmuşuz
Sol yanında hisset yaşamın akışını
Yaşam koksun her sabah
Buram buram yaşam koksun
Damarlarındaki kan gibi
Her vakit hisset yaşamı
1. Verilen dizelerde aşağıdaki temalardan hangisi ağır basmaktadır?
A) Özlem
B) Aşk
C) Yaşama Sevinci
D) Ölüm Korkusu
E) Doğa

Şiir ve Zihniyet

  • Zihniyet; bir dönemdeki dinî, siyasi, sosyal, ekonomik, sivil, askerî hayatın duygu, anlayış ve zevk bütünüdür.
  • Daha kısa bir ifadeyle döneme ait hâkim zevk ve anlayışı ifade eder.
  • Her metin, ait olduğu devrin ahlaki ve estetik değer yargılarını taşır.
  • Şiirdeki tema, kullanılan dil ve oluşturulan imge dünyası temelde zihniyete bağlıdır.
  • Hiçbir sanatçı içinde doğduğu toplumun değer yargılarından bağımsız değildir. Her birey gibi sanatçı da içinde bulunduğu toplumun kültürü, gelenek-görenekleri ve değer yargılarıyla yetişir.
  • Şiirler incelenirken dönemin zihniyeti hakkında birçok ipucu elde edilebilir.
  • Zihniyet, dönemden döneme değişim gösterir.
  • Edebi eserler içinde bulunduğu zihniyetten etkilendiği gibi mevcut zihniyeti etkileme ve değiştirme gücüne de sahiptir.

Şiir Dili ve İmge

  • Şiir, coşku ve heyecana bağlı sanatsal metinlerdir.
  • Bir duygu veya düşünceyi anlatmaktan ziyade duyurmayı, hissettirmeyi amaçlar.
  • En eski sanat türlerinden biridir.
  • Şiir, az sözcük kullanarak yoğun anlamlar aktarır.
  • Ahenk, şiiri nesirden (düzyazıdan) ayıran en önemli ögedir.
  • Her kelimenin kendi ses değeri yanında, mısradaki diğer kelimelerle temasa geçmesinden kaynaklanan bir armoni değeri vardır.
  • Duygu, düşünce ve hayaller sonsuzken günlük konuşma dili sınırlıdır. Bu nedenle şiir dili mecaz, alegori, kinaye, teşbih, istiare, imge vb. unsurlardan yararlanır.

Şiirde Tema ve Konu

  • Tema, esere hakim olan temel düşünce, kavram, duygu ya da hayaldir.
  • Tem ya da izlek de denir.
  • Şiirde yapıyı meydana getiren birimler tema etrafında birleşir.
  • Tema soyut ve geneldir.
  • Tema metinlerden bağımsız olarak da vardır: ölüm, zaman, yaşama sevinci, aşk, savaş, doğa, özgürlük, hoşgörü, sonsuzluk, anne sevgisi vb. birer temadır.

Şiir Bilgisi Karma Test 3

Yaşlı gözler güler olmuş, saçı ak pak nineler
Demiyorlar, senelerdir bu yürekler inler
1. Yukarıdaki dizelerdeki kafiye türü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yarım uyak
B) Tam uyak
C) Zengin uyak
D) Tunç uyak
E) Cinaslı uyak

Şiir Bilgisi Karma Test 2

Herkes belasını azdı da buldu
İnsanda evvelki sadakat n'oldu
Eski sarayları beğenmez oldu
Yere sığmaz oldu sultan olanlar
1. Bu dizelerde aşağıdaki şiir türlerinden hangisine özgü nitelikler ağır basmaktadır?
A) Dramatik şiir
B) Pastoral şiir
C) Lirik şiir
D) Epik şiir
E) Satirik şiir

Şiir Bilgisi Karma Test 1

Kara gözlü yârım bana yanıp da
Geleni geçeni beni sanıp da
Ağlayı ağlayı kahırlanıp da
Gül benzini sakın soldurmayı gör
1. Bu dörtlükle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
A) 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır.
B) Redif vardır.
C) Tam uyak kullanılmıştır.
D) Ulama yapılmıştır.
E) Benzetme sanatından yararlanılmıştır.

Uyak Şeması (Düzeni)

  • Uyakların şiirdeki sıralanış biçimleri uyak düzenlerini oluşturur. 
  • Buna göre belli başlı uyak düzenleri şunlardır:
1. Düz Uyak
2. Çapraz Uyak
3. Sarma Uyak
4. Örüşük Uyak
5. Mani Tipi Uyak
6. Koşma Tipi Uyak
7. Mesnevi Tipi Uyak

Şiirde Ahenk

  • Şiirde ahenk; ölçü, kafiye-redif, iç kafiye, aliterasyon-asonans ile sese dayalı söz sanatlarıyla sağlanan uyumdur.
  • Şiirin okunuşu sırasındaki doğru vurgu ve tonlama da ahenge katkı sağlar.
  • Ahenk, şiiri nesirden (düz yazıdan) ayıran en önemli ögedir.

Şiir Bilgisi Çıkmış Sorular (pdf)

Ela gözlerine kurban olduğum
Yüzüne bakmaya doyamadım ben
İbret için gelmiş derler cihana
Noktadır benlerin sayamadım ben  
1. Bu dörtlükle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır? (2006 ÖSS)
A) 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır. 
B) Redif vardır. 
C) Tam uyak kullanılmıştır. 
D) Koşma türünün özelliklerini taşımaktadır. 
E) Benzetme sanatından yararlanılmıştır.

Şiir Bilgisi Çıkmış Sorular (Çözümlü)

Ela gözlerine kurban olduğum
Yüzüne bakmaya doyamadım ben
İbret için gelmiş derler cihana
Noktadır benlerin sayamadım ben
1. Bu dörtlükle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır? (2006 ÖSS Edb.)
A) 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır.
B) Redif vardır.
C) Tam uyak kullanılmıştır.
D) Koşma türünün özelliklerini taşımaktadır.
E) Benzetme sanatından yararlanılmıştır.

Çözümü

A — E-la göz-le-ri-ne kur-ban ol-du-ğum — 11'li hece ölçüsü
B — doy-amadım ben — say-amadım ben — redif
C — Dizelerde tam uyağa örnek yok. ("y" - yarım uyak)
D — Koşmalar 11'li hece ölçüsüyle yazılır. Uyak şemasına bakıldığında koşmanın ilk dörtlüğü olduğunu söylemek mümkün. (a,b,c,b)
E — Sevgilinin ben'leri noktaya benzetilmiş.
Cevap C

Aruz Ölçüsü

  • Divan şiirinde ahengi sağlayan vezne (ölçüye) aruz denir.
  • Aruz, hecelerin uzunluk ve kısalığına dayanan bir ölçüdür.
  • Sözlük anlamı çadırın ortasına dikilen direktir.
  • Arap edebiyatına ait bir ölçüdür. Aruz ölçüsü edebiyatımıza doğrudan Arap edebiyatından değil, İran edebiyatından geçmiştir. 
  • Türkçe, yapı ve köken bakımından Arapçadan farklı bir dil olması nedeniyle aruz vezninin Türk şiirine uygulanması kolay olmamıştır.
  • Türk edebiyatında aruz ölçüsünün kullanıldığı ilk eser, 11.yüzyılda Yusuf Has Hacip tarafından yazılan Kutadgu Bilig'dir.
  • Dinî-tasavvufi halk edebiyatında Yunus Emre, Kaygusuz Abdal, Eşrefoğlu Rumi gibi isimler hece ölçüsünün yanında aruz ölçüsünü de kullanmıştır.
  • Âşık edebiyatında ise özellikle,17.yüzyıldan sonra, divan şiirinden etkilenen Aşık Ömer, Gevheri, Erzurumlu Emrah gibi bazı saz şairleri hecenin yanında aruz ölçüsünü de kullandılar.
  • Tanzimat şiirinde hece ölçüsü ile birkaç örnek verilse de aruz vezninden vazgeçilmemiştir.
  • Servetifünun şairleri, aynı şiirde değişik aruz kalıpları kullanarak serbest vezne zemin hazırlamışlardır.
  • Aruz veznini Türkçeye en iyi uygulayan şairler; Tevfik Fikret, Yahya Kemal Beyatlı  ve Mehmet Akif Ersoy'dur.
Aruz ölçüsüne göre üç çeşit hece vardır:
1. Açık (Kısa) Hece: Ünlü ile biten hecelere kısa/açık hece denir. Kısa heceler  (.) işareti ile gösterilir:
a-ra-ba, o-ku-lu-mu
˙   ˙   ˙     
˙   ˙   ˙   ˙
2. Kapalı (Uzun) Hece: Ünsüz ya da uzun ünlü (â, î) ile biten heceler ise uzun/kapalı hecedir. Uzun heceler (-) işareti ile gösterilir:
â-şık, as-ke-rî
 ˉ   ˉ    
ˉ    ˙   ˉ
3. Birleşik (Bir Buçuk) Hece: Arapça ya da Farsça kökenli "âb"  (uzun ünlü+ ünsüz); "mâh" (ünsüz+uzun ünlü+ünsüz); "aşk"  (ünlü+ünsüz+ ünsüz) ve  "derd"  (ünsüz+ünlü+ünsüz+ünsüz) gibi hece ve sözcüklerde görülür. 
Aslında tek heceden oluşan bu tür hece/sözcükler, bir buçuk hece kabul edilir. Birleşik hece (- .) şeklinde gösterilir. Ancak içinde uzun ünlü bulunan ama sonu "n" ile biten heceler birleşik değil, uzun hece sayılır.
Aruz Kusurları
Ulama (vasl): Ünsüzle biten bir sözcüğün ünlü ile başlayan diğer sözcüğe bitişik okunmasıdır. Şiirde akıcılığı, dolayısıyla ahengi artıran bir unsur olması nedeniyle hafif kusurdur.
Ar tık de mir al mak gü nü...
 ˉ   ˉ    ˙     ˉ ◡ˉ    ˉ      ˙    ˙    
demir almak → de-mi-ral-mak
                          ˙    ˙    ˉ     ˉ
İmâle: Aslında kısa (açık) olan bir heceyi uzatarak okumak anlamına gelir. Açık hece, imâle ile uzatılarak okununca kapalı heceye dönüşür. Türkçede uzun ünlü olmadığından divan şiirinin özellikle ilk dönemlerinde imâleye sıkça başvurulmuştur. 
Zihâf: Uzun okunması gereken bir ünlüyü ölçü nedeniyle kısa okumaktır. İmâlenin tersidir. Türkçede uzun ünlü olmadığından sadece Arapça ve Farsça kelimelerde zihâf yapılır. Divan şiirinde imâle kadar sık rastlanmayan zihâf, sözcüğün asıl ve alışılmış ahengini bozduğu ve kulağa hoş gelmediği için büyük aruz kusuru sayılmıştır.
Med: Birleşik (bir buçuk) heceler için geçerlidir. Şairler, iki kapalı hece arasında bir açık heceye ihtiyaç duydukları zaman medden yararlanmışlardır. Aslında tek hece olan şâh, mâh, derd, aşk gibi sözcük/hecelerin uzatılarak okumasına med denir. Aruz kalıbı bulunurken bu tür heceler bir uzun bir kısa (- .) olarak gösterilir.
Kuralları ve Uygulanışı 
  • Aruz ölçüsüne göre ilk dizede açık - kapalı heceler nasıl sıralandıysa diğer dizeler de o şekilde sıralanmalıdır.
  • Bir şiirin vezni en az iki dizeden hareket ederek bulunabilir. Tek dizeye bakarak vezin bulunmaz.
  • Hecelerin açık kapalı değerleri karşılıklı kontrol edilir. Gerekiyorsa önce ulama, yoksa imale yapılır. Zihaf çok az bulunduğu için en son o ihtimal düşünülür.
  • Dize sonlarına gelen heceler açık da olsa kapalı kabul edilir.
  • Dizelerdeki hece sayılarının eşit olması aruz ölçüsü için bir şart değildir. Yani kimi dizeler diğerlerinden bir hece eksik ya da fazla olabilir. Önemli olan hecelerin açık-kapalı olarak nasıl sıralandığıdır.
Örneğin, aşağıda verilen "Âyînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz" dizesindeki heceleri  açık-kapalı diye işaretlediğiniz zaman hecelerin "iki kapalı, iki açık, iki kapalı, iki açık ve iki kapalı hece" olarak sıralandığını görürsünüz. 
 yî ne si iş tir ki şi nin lâ fa ba kıl maz
ˉ   ˉ   ˙   ˙   ˉ  ˉ   ˙   ˙   ˉ   ˉ   ˙    ˙   ˉ     ˉ

Şiirin tamamında hecelerin bu şekilde sıralanmış olması şiirin aruz ölçüsü ile yazıldığını gösterir. 
  • Açık ve kapalı hecelerin dizelerdeki sıralama düzenleri aruz kalıplarını oluşturur.
  • Yukarıda örnek olarak verilen dizenin yazıldığı aruz kalıbı şöyledir:
mef û lü / me fâ î lü / me fâ î lü / fe û lün
  ˉ    ˉ  ˙      ˙    ˉ  ˉ ˙      ˙    ˉ  ˉ  ˙    ˙  ˉ   ˉ
  • Aruz kalıplarını oluşturan bu sözcüklerin herhangi bir anlamı yoktur. Dikkat edilirse (açık-kapalı düzeni) kalıbın tek fonksiyonu dizedeki sıralamayı gösteriyor olmasıdır. 
  • Aruzda 80'den fazla kalıp olmasına karşın Türk edebiyatında sadece 29 kalıp öne çıkmıştır. 
  • Aruz ölçüsüyle yazılmış bir dizeyi ölçünün kalıplarına göre ayırma ve ölçüye uygun olarak okuma işine takti denir.
Konunun daha iyi anlaşılması için farklı aruz kalıplarıyla yazılmış şiirlerden birkaç örnek daha verelim. Aşağıdaki örnekleri incelerken tek uzun ünlüden oluşan ya da uzun ünlü ile biten hecelerin uzun (kapalı) hece sayıldıklarını ve son hecenin açık da olsa kapalı sayıldığını unutmayalım. 
Örn.1
  • Gülü târîfe ne hâcet ne çiçektir biliriz 
Gü  lü  tâ  rî    fe  ne  hâ  cet   ne  çi  çek  tir    bi  li  riz
fe     i   lâ tün / fe   i    lâ   tün / fe    i   lâ   tün / fe   i  lün  
˙       ˙   ˉ    ˉ  /   ˙    ˙    ˉ      ˉ  /   ˙    ˙    ˉ     ˉ   /   ˙   ˙    ˉ
Örn. 2 
  • Cümlemizin vâlidemizdir vatan
  • Herkesi lutfuyla odur besleyen
Cüm  le  mi  zin    vâ    li  de  miz  dir  va  tan
müf    te   i   lün / müf   te   i   lün / fâ    i    lün
  ˉ       ˙     ˙    ˉ   /   ˉ       ˙    ˙    ˉ   /  
ˉ    ˙     ˉ    
Her   ke   si   lut    fuy   la   o   dur   bes   le   yen
müf   te     i   lün / müf  te    i   lün /   fâ     i     lün   
                                                    ˉ       ˙     ˙    ˉ   /   ˉ       ˙    ˙    ˉ   /     ˉ      ˙      ˉ 
Örn. 3 
  • O dehâ öyle toplamış ki bizi 
  • Yedi yüzyıl süren hikâyemizi
O  de  hâ  öy     le   top  la  mış  ki  bi  zi
fa   i    lâ   tün / me   fâ   i    lün / fa  i   lün 
˙     ˙     ˉ     ˉ   /   ˙     ˉ    ˙      ˉ  /   ˙   ˙    ˉ
Ye  di  yüz  yıl     sü  ren  hi  kâ   ye  mi  zi
fa    i    lâ    tün / me   fâ    i   lün /  fa   i   lün
˙     ˙     ˉ      ˉ   /   ˙      ˉ     ˙      ˉ  /   ˙   ˙     ˉ
Örn.4  
  • Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
  • Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Çat ma, kur ban   o  la yım, çeh   re  ni ey naz    lı   hi lâl!
  ˉ     ˙      ˉ     ˉ      ˙   ˙    ˉ       ˉ       ˙   ˙   ˉ     ˉ       ˙    ˙   ˉ
Fâ    i     lâ   tün / Fe i   lâ     tün / Fe  i   lâ  tün / Fe   i  lün
Kah ra man ır kı ma bir gül! Ne bu şid det, bu ce lâl?
  ˉ     ˙     ˉ    ˉ   ˙    ˙    ˉ    ˉ      ˙    ˙   ˉ     ˉ      ˙    ˙    ˉ
Türk Şiirinde Kullanılan Bazı Aruz Kalıpları
  • Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün
  • Mefâilün / Feilâtün / Mefâilün / Fa’lün (Feilün)
  • Mef’ûlü / Mefâilün / Feûlün
  • Feilâtün (Fâilâtün) / Feilâtün / Feilâtün / Feilün  (Fa’lün)
  • Mefâilün / Feilâtün / Mefâilün / Feilün
  • Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün
  • Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün
  • Mef’ûlü / Fâilâtü / Mefâîlü / Fâilün
  • Fe û lün / Fe û lün / Fe û lün / Feûl
  • Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün
  • Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün
İlgili Sayfa
👉 Şiir Bilgisi Ana Sayfa

Şiirde Yapı

  • Şiirde yapı konusuna geçmeden nazım, manzume ve manzum eser kavramlarını hatırlamakta fayda var. Edebiyatta ölçülü ve kafiyeli sözlere "nazım" denir. Nazımla ortaya konmuş kısa eserlere "manzume", uzun olanlara ise "manzum eser" denir.
  • Şiirde yapı; dize, beyit, bent ya da dörtlük gibi birimlerin bir araya gelmesiyle oluşur.
  • Bu birimler, ait oldukları geleneğin özelliklerine göre farklı şekillerde bir araya gelerek nazım şekillerini oluşturur.
  • Her geleneğin kendine özgü bir nazım şekli vardır. 
Nazım Birimi
Şiirde dizelerin diğer dizelerle bir araya gelerek oluşturdukları bütüne denir. Başka bir ifadeyle şiirde dizelerin kümeleniş şekillerine (ikili, üçlü gibi) göre aldığı isimdir. Genel olarak bir şiirin nazım birimi beyit, bent ya da dörtlüktür.  
  • Dize (mısra): Şiirin her satırına dize ya da mısra denir. Mısra en küçük nazım birimidir. Bir şiirin parçası olabildiği gibi özellikle divan şiirinde tek başına da kullanılabilir. Anlamı kendi içinde tamamlanan tek mısralara "mısra-ı âzâde" (bağımsız dize) denir. Bu tip mısralar divanların sonunda ayrı bir bölüm olarak verilir. Aşağıda bir mısra-ı âzâde örneği verilmiştir:

  • "Ne ararsan bulunur derde devâdan gayrı"
Bir şiire ait olmasına karşın hem anlamı hem de güzelliği ile dikkat çeken mısralara ise "mısra-ı berceste" (sıçramış dize) ya da "şeh mısra" denir. 
Aşağıda bir mısra-ı berceste örneği verilmiştir:
"O mâhiler ki deryâ içredür deryâyı bilmezler"
  • Beyit: Aynı ölçü ile yazılmış, anlamca birbirine bağlı iki mısradan oluşan nazım birimi. Beyt (beyit), Arapçada "ev" demektir. Beyit, divan şiirinin temel nazım birimidir. Divan şiirinde en çok kullanılan gazel, kaside, mesnevi gibi nazım şekillerinin nazım birimi beyittir. İki mısrası birbiriyle kafiyeli olan beyitlere "musarra" denir. Beyti oluşturan mısralar birbiriyle kafiyeli değilse buna da "ferd" ya da "müfred" denir. Aşağıda Fuzuli'nin bir gazelinden alınmış bir beyit örnek olarak verilmiştir:
"Ger derse Fuzûlî ki “güzellerde vefâ var
Aldanma ki şâir sözü elbette yalandır"
  • Bent: Aynı ölçüdeki üç ya da daha çok mısranın oluşturduğu birime denir. Bentler çoğu zaman üç, dört, beş, altı mısralık bölümlerden oluşur. Aşağıya Recaizade Mahmut Ekrem'in "muhammes" nazım şekli ile yazdığı şiirden bir bent örnek olarak alınmıştır.
Gül hazin, sümbül perişan, bağzarın şevki yok
Derd-nâk olmuş hezâr-ı nağmekârın şevki yok
Ah eder, inler nesim-i bîkararın şevki yok
Başka bir haletle çağlar, cûybârın şevki yok
Geldi amma neyleyim, sensiz baharın şevki yok
  • Dörtlük: Dört dizeden oluşan nazım birimidir. Divan şiirinde dört mısradan oluşan birimlere de bent denir. Dörtlük daha çok Türk şiirinde özellikle halk edebiyatında kullanılan bir terimdir.
Nazım Şekli (Biçimi)
Bir şiirin nazım birimi, birim sayısı, ölçüsü, kafiye şeması kimi zaman da konusuna göre aldığı isimdir. Her geleneğin kendine ait nazım şekli vardır:
Divan edebiyatı: gazel, kaside, mesnevi, rubai, şarkı, murabba...
Halk edebiyatı: mani, türkü, koşma, semai, varsağı, destan...
Batı etkisindeki Türk edebiyatı: sone, terzarima, triyole, balad
  • Uyarı: Bazı nazım şekilleri ele aldıkları konulara göre ayrıca isimlendirilir. Şiirlerin konularına göre aldığı bu isim bize nazım türünü verir. Örneğin, bir kaside Allah'ın birliğini anlatıyorsa nazım türü "tevhit", Hz. Muhammed'i övmek için yazıldıysa "naat" tır. Edebiyatımızdaki belli başlı nazım türleri şunlardır:
Divan edebiyatı: tevhit, münacat, naat, methiye, mersiye, hicviye...
Halk edebiyatı: güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt...
İlgili Sayfa 
👉 Şiir Bilgisi Ana Sayfa