Yerden göğe çıkmazlar, gökten yere inerler
1. Bu beyitte altı çizili sözle yapılan edebî sanat aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kinaye
B) Teşbih
C) Telmih
D) İstiare
E) Tevriye
1. Düz Uyak
2. Çapraz Uyak
3. Sarma Uyak
4. Örüşük Uyak
5. Mani Tipi Uyak
6. Koşma Tipi Uyak
7. Mesnevi Tipi Uyak
Aruz ölçüsüne göre üç çeşit hece vardır:
1. Açık (Kısa) Hece: Ünlü ile biten hecelere kısa/açık hece denir. Kısa heceler (.) işareti ile gösterilir:
a-ra-ba, o-ku-lu-mu
˙ ˙ ˙ ˙ ˙ ˙ ˙
2. Kapalı (Uzun) Hece: Ünsüz ya da uzun ünlü (â, î) ile biten heceler ise uzun/kapalı hecedir. Uzun heceler (-) işareti ile gösterilir:
â-şık, as-ke-rî
ˉ ˉ ˉ ˙ ˉ
3. Birleşik (Bir Buçuk) Hece: Arapça ya da Farsça kökenli "âb" (uzun ünlü+ ünsüz); "mâh" (ünsüz+uzun ünlü+ünsüz); "aşk" (ünlü+ünsüz+ ünsüz) ve "derd" (ünsüz+ünlü+ünsüz+ünsüz) gibi hece ve sözcüklerde görülür.
Aslında tek heceden oluşan bu tür hece/sözcükler, bir buçuk hece kabul edilir. Birleşik hece (- .) şeklinde gösterilir. Ancak içinde uzun ünlü bulunan ama sonu "n" ile biten heceler birleşik değil, uzun hece sayılır.
Aruz Kusurları
Ulama (vasl): Ünsüzle biten bir sözcüğün ünlü ile başlayan diğer sözcüğe bitişik okunmasıdır. Şiirde akıcılığı, dolayısıyla ahengi artıran bir unsur olması nedeniyle hafif kusurdur.
Ar tık de mir al mak gü nü...
ˉ ˉ ˙ ˉ ◡ˉ ˉ ˙ ˙
demir almak → de-mi-ral-mak
˙ ˙ ˉ ˉ
İmâle: Aslında kısa (açık) olan bir heceyi uzatarak okumak anlamına gelir. Açık hece, imâle ile uzatılarak okununca kapalı heceye dönüşür. Türkçede uzun ünlü olmadığından divan şiirinin özellikle ilk dönemlerinde imâleye sıkça başvurulmuştur.
Zihâf: Uzun okunması gereken bir ünlüyü ölçü nedeniyle kısa okumaktır. İmâlenin tersidir. Türkçede uzun ünlü olmadığından sadece Arapça ve Farsça kelimelerde zihâf yapılır. Divan şiirinde imâle kadar sık rastlanmayan zihâf, sözcüğün asıl ve alışılmış ahengini bozduğu ve kulağa hoş gelmediği için büyük aruz kusuru sayılmıştır.
Med: Birleşik (bir buçuk) heceler için geçerlidir. Şairler, iki kapalı hece arasında bir açık heceye ihtiyaç duydukları zaman medden yararlanmışlardır. Aslında tek hece olan şâh, mâh, derd, aşk gibi sözcük/hecelerin uzatılarak okumasına med denir. Aruz kalıbı bulunurken bu tür heceler bir uzun bir kısa (- .) olarak gösterilir.
Kuralları ve Uygulanışı
Örneğin, aşağıda verilen "Âyînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz" dizesindeki heceleri açık-kapalı diye işaretlediğiniz zaman hecelerin "iki kapalı, iki açık, iki kapalı, iki açık ve iki kapalı hece" olarak sıralandığını görürsünüz.
 yî ne si iş tir ki şi nin lâ fa ba kıl maz
ˉ ˉ ˙ ˙ ˉ ˉ ˙ ˙ ˉ ˉ ˙ ˙ ˉ ˉ
Şiirin tamamında hecelerin bu şekilde sıralanmış olması şiirin aruz ölçüsü ile yazıldığını gösterir.
mef û lü / me fâ î lü / me fâ î lü / fe û lün
ˉ ˉ ˙ ˙ ˉ ˉ ˙ ˙ ˉ ˉ ˙ ˙ ˉ ˉ
Konunun daha iyi anlaşılması için farklı aruz kalıplarıyla yazılmış şiirlerden birkaç örnek daha verelim. Aşağıdaki örnekleri incelerken tek uzun ünlüden oluşan ya da uzun ünlü ile biten hecelerin uzun (kapalı) hece sayıldıklarını ve son hecenin açık da olsa kapalı sayıldığını unutmayalım.
Örn.1
Gü lü tâ rî fe ne hâ cet ne çi çek tir bi li riz
fe i lâ tün / fe i lâ tün / fe i lâ tün / fe i lün
˙ ˙ ˉ ˉ / ˙ ˙ ˉ ˉ / ˙ ˙ ˉ ˉ / ˙ ˙ ˉ
Örn. 2
Cüm le mi zin vâ li de miz dir va tan
müf te i lün / müf te i lün / fâ i lün
ˉ ˙ ˙ ˉ / ˉ ˙ ˙ ˉ / ˉ ˙ ˉ
Her ke si lut fuy la o dur bes le yen
müf te i lün / müf te i lün / fâ i lün ˉ ˙ ˙ ˉ / ˉ ˙ ˙ ˉ / ˉ ˙ ˉ
Örn. 3
O de hâ öy le top la mış ki bi zi
fa i lâ tün / me fâ i lün / fa i lün
˙ ˙ ˉ ˉ / ˙ ˉ ˙ ˉ / ˙ ˙ ˉ
Ye di yüz yıl sü ren hi kâ ye mi zi
fa i lâ tün / me fâ i lün / fa i lün
˙ ˙ ˉ ˉ / ˙ ˉ ˙ ˉ / ˙ ˙ ˉ
Örn.4
Çat ma, kur ban o la yım, çeh re ni ey naz lı hi lâl!
ˉ ˙ ˉ ˉ ˙ ˙ ˉ ˉ ˙ ˙ ˉ ˉ ˙ ˙ ˉ
Fâ i lâ tün / Fe i lâ tün / Fe i lâ tün / Fe i lün
Kah ra man ır kı ma bir gül! Ne bu şid det, bu ce lâl?
ˉ ˙ ˉ ˉ ˙ ˙ ˉ ˉ ˙ ˙ ˉ ˉ ˙ ˙ ˉ
Türk Şiirinde Kullanılan Bazı Aruz Kalıpları
Nazım Birimi
Şiirde dizelerin diğer dizelerle bir araya gelerek oluşturdukları bütüne denir. Başka bir ifadeyle şiirde dizelerin kümeleniş şekillerine (ikili, üçlü gibi) göre aldığı isimdir. Genel olarak bir şiirin nazım birimi beyit, bent ya da dörtlüktür.
Bir şiire ait olmasına karşın hem anlamı hem de güzelliği ile dikkat çeken mısralara ise "mısra-ı berceste" (sıçramış dize) ya da "şeh mısra" denir.
Aşağıda bir mısra-ı berceste örneği verilmiştir:
"O mâhiler ki deryâ içredür deryâyı bilmezler"
"Ger derse Fuzûlî ki “güzellerde vefâ var
Aldanma ki şâir sözü elbette yalandır"
Gül hazin, sümbül perişan, bağzarın şevki yok
Derd-nâk olmuş hezâr-ı nağmekârın şevki yok
Ah eder, inler nesim-i bîkararın şevki yok
Başka bir haletle çağlar, cûybârın şevki yok
Geldi amma neyleyim, sensiz baharın şevki yok
Nazım Şekli (Biçimi)
Bir şiirin nazım birimi, birim sayısı, ölçüsü, kafiye şeması kimi zaman da konusuna göre aldığı isimdir. Her geleneğin kendine ait nazım şekli vardır:
Divan edebiyatı: gazel, kaside, mesnevi, rubai, şarkı, murabba...
Halk edebiyatı: mani, türkü, koşma, semai, varsağı, destan...
Batı etkisindeki Türk edebiyatı: sone, terzarima, triyole, balad
Divan edebiyatı: tevhit, münacat, naat, methiye, mersiye, hicviye...
Halk edebiyatı: güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt...
İlgili Sayfa
👉 Şiir Bilgisi Ana Sayfa