21 Ekim 2019 Pazartesi

Bilinç Akışı

  • Roman ve hikâyede kullanılan bir anlatım tekniğidir.
  • Tekniğin en başarılı ve yetkin örnekleri 20. yüzyıl romanında görülür. Bu teknik özellikle modernizmin ortaya çıkışı ile kullanılmaya başlanmıştır.
  • Bireyin ve bireyin iç dünyasının merkeze alan modern romanın ortaya çıkışıyla gelişen bir tekniktir.
  • Bu teknik daha çok Sigmund Freud'un psikanaliz kuramı ile serbest çağrışım metoduna dayanır.
  • Modern edebiyatın öncü yazarları James Joyce, William Faulkner ve Virginia Woolf bu tekniğin en başarılı uygulayıcılarıdır.
Özellikleri
  • Bu teknikte kahramanın duygu ve düşünceleri aracısız ve doğal bir şekilde verilir.
  • Anlatıcının devreden çıkması nedeniyle göstermeye bağlı bir tekniktir.
  • Düşünce ve duygular aktarılırken mantıksal düzen aranmaz.
  • Anlatım çağrışımlara dayalıdır.
  • Bu teknikte anlatılanlar çoğu zaman sayıklamayı andırır şekildedir.
  • Bilinç akımında kişideki zaman ve mekân olgusu ortadan kalkar. 
  • Bu teknik sayesinde bilinçaltının görünmeyen kısmı açığa çıkarılarak roman psikolojik anlamda derinlik kazanır.
  • Dil bilgisi kuralları çoğu zaman göz ardı edilir.
  • Düşünceler yazıya cümle, kelime grubu, sadece bir kelime, hecelemeler veya ses taklitleri şeklinde dökülebilir.
Türk Edebiyatında Bilinç Akışı
Bilinç Akışı Örnekleri
Örnek 1
Kedinin yalayışını dinledi. Jambonlu yumurta, istemez. Bu sıcaklarda iyi yumurta hak getire. Şöyle temiz güzel bir su içeyim. Perşembe: Buckley'den koyun böbreği de alınmaz bugün. Tereyağında pişirirdim, karabiberli falan. En iyisi, Dlugacz'dan domuz böbreği almak. Çayın suyu kaynayadursun. Kedinin yalayışları yavaşladı, fincan tabağını tertemiz yapmış. Dilleri niçin sert olur öyle? Daha iyi yalayabilsin, tüm girintilerini kabın. Yiyebileceği bir şey? Çevresine bakındı. Yok. (Joyce, Ulysses)
Örnek 2
Bayram:
Bizim Veligil bunlar!.. Şuna bak. Salkımsaçak. Bir de kalkmış, eşyalarımın yarısını sana yükleyeceklerdi Balkız. Ben çocuklardan birini almayınca eşyaların yarısını, hele o televizyonu bize yükleyivermek için amma direttiydi bu Veli. Oğlum, sen ne diyorsun be?.. Kıyabilsem Balkız'ıma, ben kendim için, hısım akrabam, eşim dostum için, değil mi ya, yüklenirdim bir iyice. Bak, amcamız hastaymış da ona bile eli boş gidiyoruz. Hasta adam kravatı, gömleği ne yapsın? Bari başucuna bir radyo alsaydım, pilli... Yükleyecek olsam ben, değil mi ya a Veli, seni mi beklerdim? Ford'un da iyice canına okunmuş... Gördün ya Balkız? Bunlar bizden bir gün önce çıkmadılar mıydı yola? Ee, arızalanmışlardır tabii... Çocukların da ikide bir çişi gelmiştir. Hadi canım! Lafa bak lafa! Çocuklardan birini yanıma alacakmışım... Tükrüğünü, sümüğünü yeni kılıfımıza silecek de... Kapılarımızı ayaklarıyla, camlarımızı elleriyle çizip kirletecek de... Adam kendi bile oturmaya kıyamıyor, değil ki...
(Adalet Ağaoğlu, Fikrimin İnce Gülü)
"İç Monolog"dan Farkı
Bilinç akımına en yakın teknik iç monologdur. Çoğu zaman iç içe geçmiş bu iki teknik, bazı farklarla birbirlerinden ayrılır:
  • İç monologda zihinsel tutarlık varken bilinç akışında düşünce ve duygularda mantıksal düzen aranmaz.
  • İç monologda dil bilgisi kurallarına ve noktalama işaretlerine dikkat edilirken bilinç akışında dikkat edilmez.
İlgili Sayfalar
  • Fikrimin İnce Gülü Romanında Bilinç Akışı Tekniği, Tülay Karatekin

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.